Tuvaldeki milyon dolarlar
Dünyanın en prestijli sanat buluşması Art Basel, 43 ülkeden 290 galeriyi ve 4 binin üzerinde sanatçıyı İsviçre’de bir araya getirdi. Picasso’nun zirve ortağı olduğu fuarda, David Hockney’e saygı duruşunda bulunan eserlerden devasa enstalasyonların sergilendiği 'Unlimited' bölümüne kadar birçok çarpıcı sanat eseri yer aldı.
Elvin GÜRENLİ
elvin.gurenli2001@gmail.com
İsviçre’nin Basel kentinde 1970 yılında kurulan ve küresel sanat dünyasının en önemli buluşması olarak kabul edilen Art Basel'in 55’inci edisyonu, 43 ülkeden 290 galeriyi ve 4 binin üzerinde sanatçıyı biraraya getirdi.
Fuar boyunca yalnızca Messe Basel fuar alanı değil, tüm şehir sanat dünyasının merkezi haline geldi. Koleksiyonerler, müze yöneticileri, danışmanlar, sanatçılar ve galericiler için Basel, bir kez daha yılın en önemli buluşma noktası oldu.
Ancak Art Basel Basel 2026'yı özel kılan yalnızca ziyaretçi yoğunluğu değildi. Fuar boyunca açıklanan satış rakamları, küresel sanat piyasasının ekonomik belirsizliklere rağmen güçlü kalmaya devam ettiğini ortaya koydu.

35 milyon dolarlık Picasso
Fuarın en yüksek satışı Hauser & Wirth standında gerçekleşti. Pablo Picasso'nun 1963 tarihli “Le peintre et son modèle dans un paysage” adlı eseri 35 milyon dolara satıldı.
Aynı galeride Gerhard Richter'in bir eseri 20 milyon dolar karşılığında alıcı bulurken, Cy Twombly'nin çalışmaları 5 milyon ve 2,5 milyon dolar seviyelerinde satıldı. Louise Bourgeois'nın “Les Fleurs” adlı eseri de 2,5 milyon dolara yeni sahibine ulaştı.
David Hockney'e yoğun ilgi
Haziran ayı başında hayatını kaybeden David Hockney'nin eserleri fuarın en çok konuşulan işleri arasındaydı.
GRAY Gallery, sanatçının “Studio Interior #2” adlı eserini 8,5 milyon dolara satarken, Galerie Lelong & Co. da Basel Exclusive kapsamında sunduğu bir Hockney eserini yaklaşık 1 milyon euroya sattığını açıkladı.
Sanatçının vefatının ardından eserlerine yönelik ilginin belirgin biçimde arttığı görülüyor. Birçok galerici ve danışman, önümüzdeki dönemde Hockney piyasasının daha da hareketlenmesini bekliyor.
Fuar, koleksiyonerlerin hala modern ve savaş sonrası dönem ustalarına yönelmeye devam ettiğini ortaya koydu.
Almine Rech, Pablo Picasso’nun “Satyre, Pan et nymphe” adlı eserini 6–6,5 milyon dolar aralığında satarken, fuarın dikkat çeken diğer işlemleri arasında Serge Poliakoff ve Martha Jungwirth’in eserleri de yer aldı. Her iki sanatçının işleri, 600 bin ila 700 bin euro bandında alıcı buldu.
Thaddaeus Ropac standında Pierre Soulages'ın bir tablosu 3 milyon doların üzerinde satılırken, Helen Frankenthaler'in “Sudden Wave” adlı eseri yaklaşık 3 milyon dolar, Lucio Fontana'nın “Concetto Spaziale, Attese" adlı çalışması ise 1,8 milyon euro seviyesinde satıldı.
Sprüth Magers da Josef Albers'in ikonik “Homage to the Square” serisinden bir eseri 2,5 milyon euro karşılığında alıcı buldu.

Çağdaş sanat piyasası da hareketliydi
Basel'de dikkat çeken noktalardan biri de çağdaş sanatçıların güçlü performansı oldu.
David Kordansky Gallery, Jonas Wood'un “Nintendo #4” adlı eserini 1,5 milyon dolara satarken, Adam Pendleton'ın yeni işleri yaklaşık 300 bin dolar seviyesindeydi.
David Zwirner ise Elizabeth Peyton'ın yeni eserini 1,2 milyon dolara satarken Luc Tuymans, Chris Ofili ve Dana Schutz gibi isimlerin eserleri de fuar boyunca güçlü satışlar gerçekleştirdi.
Perrotin'in yalnızca VIP gününde 41 eser sattığını açıklaması ise fuarın genel temposunu özetleyen verilerden biri oldu.

Sınırların ötesinde bir deneyim
Art Basel’in en dikkat çekici bölümlerinden biri olan "Unlimited"”(Sınırsız), bu yıl da fuarın geleneksel stand formatına sığmayacak ölçekteki projelere ev sahipliği yaptı. İlk kez küratörlüğünü New York’taki MoMA PS1 Direktörü Ruba Katrib'in üstlendiği bölümde, 59 büyük ölçekli çalışma yer aldı.
Yaklaşık 16 bin metrekarelik alana yayılan Unlimited, yalnızca heykel ve enstalasyonlardan oluşan bir sergi değil; performanslar, video işleri ve mekana özgü üretimlerle adeta bağımsız bir müze deneyimi sundu. Katrib'in kurgusu, savaş sonrası dönemden günümüze uzanan sanatçıları bir araya getirerek çağdaş dünyanın politik, sosyal, ekolojik ve psikolojik gerçeklikleri üzerine çok katmanlı bir diyalog kurmayı amaçladı. Böylece ölçek, yalnızca görsel bir etki yaratmanın ötesine geçerek izleyiciyi düşünmeye ve deneyimin içine dahil olmaya davet eden bir araç haline geldi.
Bölümde Isa Genzken'in hava yolculuğunu güvenlik, gözetim ve kırılganlık kavramları üzerinden ele alan yerleştirmesi, Helen Marten'in CGI teknolojisiyle ürettiği sürreal video çalışması ve Ed Ruscha'nın dil ile görsellik arasındaki ilişkiyi araştıran anıtsal eseri öne çıkan projeler arasında yer aldı. Tarihsel referanslar da bölümün önemli bir parçasıydı; Bruce Nauman'ın ikonik labirent enstalasyonu ile Oskar Schlemmer'in Bauhaus dönemine uzanan heykeli geçmiş ve günümüz arasında güçlü bir bağ kurdu. Öte yandan Theaster Gates, binlerce sake şişesinden oluşturduğu yerleştirmesiyle ritüel ve kolektif hafıza kavramlarını incelerken, Tracey Emin aile, kayıp ve kişisel tarih üzerine kurduğu duygusal anlatısıyla dikkat çekti. Bölümün en çok konuşulan işlerinden biri ise Alfredo Jaar'ın medyanın gerçekliği nasıl şekillendirdiğini sorgulayan enstalasyonu oldu. Yıllar içinde Art Basel'in en önemli çekim noktalarından biri haline gelen Unlimited, bu yıl da çağdaş sanatın yalnızca piyasa değerini değil, düşünsel ve kültürel etkisini de görünür kılan bölümlerden biri olarak öne çıktı.

Sanat bütün şehre yayıldı
Art Basel haftası uzun zamandır yalnızca ana fuar alanından ibaret değil. Şehir genelinde gerçekleşen yan etkinlikler, birçok ziyaretçi için en az fuarın kendisi kadar önemli hale gelmiş durumda. Genç galerilerin ve yükselen sanatçıların buluşma noktası olan Liste Art Fair Basel, haftanın en yoğun ziyaret edilen etkinliklerinden biriydi. Birçok koleksiyoner ve danışman için Liste, geleceğin yıldızlarını keşfetmenin en önemli adresi olmayı sürdürüyor.
Basel Social Club ve MAZE Design Basel gibi bağımsız organizas-yonlar da şehrin farklı noktalarında sanat haftasının enerjisini artıran etkinlikler arasında yer aldı. Müzeler de dikkat çekti
Basel haftasında yalnızca galeriler değil, müzeler de güçlü sergilerle öne çıktı. Kunstmuseum Basel, Helen Frankenthaler'in Avrupa'daki en kapsamlı sergilerinden birine ev sahipliği yaparken, Fondation Beyeler'deki Pierre Huyghe sergisi sanat çevrelerinde en çok konuşulan duraklardan biri oldu. Teknoloji, biyoloji ve yapay zeka gibi güncel konuları odağına alan bu sergi, sanat dünyasında geleceğe ilişkin tartışmaların da merkezinde yer aldı. 35 milyon dolarlık Picasso satışı, 20 milyon dolarlık Richter işlemi ve fuar boyunca açıklanan onlarca önemli satış, Art Basel'in küresel sanat piyasasının nabzını tutmaya devam ettiğini bir kez daha gösterdi. Basel 2026, sanat piyasasının ekonomik açıdan dirençli kalmayı sürdürdüğünü ortaya koyarken, aynı zamanda yeni koleksiyoner kuşakları, değişen sergileme modelleri ve teknolojinin etkisiyle dönüşmeye devam eden bir sanat dünyasına da işaret etti.