19 °C

'Bir barış havzası oluşturmanın vakti geldi'

Başbakan Davutoğlu, "Türkiye-AB ilişkilerindeki olumlu atmosferin adaya da yansıyıp, Türklerin, Yunanlıların ve Rumların bir barış havzası oluşturmasının vaktinin geldiğini düşünüyoruz" dedi

'Bir barış havzası oluşturmanın vakti geldi'

Başbakan Davutoğlu, 64. Cumhuriyet Hükümeti'ni kurduktan sonra, gelenek olduğu üzere ilk ziyaretini KKTC'ye yapmaktan büyük mutluluk ve gurur duyduğunu dile getirdi. 

Görüşmelerin tam bir ortak anlayış ve perspektif içerisinde gerçekleştiğini vurgulayan Davutoğlu, "Birinci husus, Türkiye-Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki ilişkilerdir ki zaten herhangi bir Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, başbakanlık görevini üstlendikten sonra eğer ilk ziyaretini KKTC'ye yapmayı gelenek haline getirmişse, bu şu anlama gelir; Türkiye, bir ülke olarak, bir millet olarak her zaman Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Türklerin hür iradesiyle kurulan KKTC'nin yanındadır" ifadesini kullandı. 

'KKTC halkı örnek bir tavır sergilemiştir'

"Bütün imkan ve kapasiteleriyle, her şeyiyle, her zaman olduğu gibi KKTC'nin yanında olduğumuz mesajını, ana vatandan, Anadolu'dan Kıbrıs'a, KKTC'li soydaşlarımıza getirmekten de büyük mutluluk duyuyorum" diyen Davutoğlu, şöyle devam etti: 

"Bu çerçevede Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin sağlam demokrasisi, ekonomisi ve çok sağlam kültürel altyapısıyla güçlü şekilde ayakta durması, hepimizin ortak hedefidir. Bugün Avrupa demokrasilerinde az görülen olgunlukta, her zaman kendi iradesiyle yöneticilerini belirlemiş olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkı bu anlamda ulaştığı siyasi olgunluk bağlamında örnek bir tavır sergilemiştir ve Sayın Akıncı'nın Cumhurbaşkanı seçilmesi sonrasında da bu demokratik atmosferin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde en belirgin şekilde yaşıyor olmasından ve hükümet yapısı itibarıyla da geniş tabanlı bir hükümet kurulmuş olmasından büyük memnuniyet duyduk." 

'Türkiye Cumhuriyeti'nin tavrı açıktır'

Ahmet Davutoğlu, gelecek dönemde 4 yıl boyunca KKTC'ye her türlü katkıyı vermeye devam edeceklerini, görüşmelerde ele alınan ikinci hususun ise KKTC ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi arasında yürüyen müzakereler olduğunu belirtti. 

Davutoğlu, müzakereleri çok kapsamlı şekilde ele aldıklarını dile getiren Davutoğlu, son gelinen aşamayı, Kasım ayında 6 kez liderlerin bir araya gelerek yaptıkları görüşmelerdeki intibaları KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı'dan dinlemekten ve bilgi almaktan büyük mutluluk duyduğunu kaydederek, "Görüşlerimizi paylaştık. Türkiye Cumhuriyeti'nin bu konudaki tavrı açıktır" dedi. 

"Aynen 2004 yılında, Annan Planı ve referandumunda olduğu gibi kalıcı, adil, barışçıl bir çözümün oluşması yönünde her türlü katkıyı vermeye hazırız" ifadesini kullanan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Bu çözüm için de iki kesimliliğe, adil ve siyasi eşitliğe dayalı yeni bir Kıbrıs Cumhuriyeti'nin doğması ve iki kurucu devlet temelinde birlikte yaşamanın güzel bir örneğini sergilemesi hepimizin ortak hedefidir. Bugün çevrede yaşanan büyük krizlere baktığımızda Suriye'de, Lübnan'da, Filistin'de, bütün Doğu Akdeniz'de, hatta daha geniş coğrafyada yaşanan krizlere baktığımızda Kıbrıs'ta yürüyen müzakerelerin, bir krizden bir çözüme gitmek bağlamında olumlu yönde seyreden tek süreç olduğu aşikar. Bu olumlu sürecin en kısa zamanda netice alacak şekilde nihayete ermesi hepimizin dileğidir. Bu müzakerelerde biz her zaman KKTC'nin ve Sayın Akıncı'nın yanında yer aldık, bundan sonra da yer almaya devam edeceğiz. 

Gönül ister ki 2004 yılında muhtemel ulaşabilecek bir çözüme 'hayır' diyen Kıbrıs Rum Kesimi, bu kez daha olumlu bir tavır takınsın ve kaybedilen bu 11 yıldan sonra adaya kalıcı barış ve istikrar getirecek, iki halka bir arada, ortak bir adada yaşama imkanı verecek olan bir çözüme gidilmesinin önü açılsın. Bu noktada BM'nin yürütmekte olduğu görüşmelere, Türkiye şimdiye kadar olduğu gibi katkı vermeye devam edecektir. Diğer garantör ülkelerle birlikte Türkiye Cumhuriyeti, Kıbrıs'taki çözümün asli unsurlarından biridir ve bu katkıyla nihai çözüme ulaşılması konusunda gereken adımları atmakta tereddüt etmeyecektir." 

Daha geniş bir bağlamda bakıldığında, Doğu Akdeniz'in çok zengin doğal kaynakları ve önemli stratejik konumuna rağmen son dönemde bir kriz bölgesi olarak anıldığına işaret eden Davutoğlu, şöyle konuştu: 

"Suriye'de 4-5 milyon insanın göç etmek zorunda kaldığı, yoğun bir iç savaşın yaşandığı, şehirlerin tarumar edildiği ortamda, Lübnan'da iç barışın tam olarak kurulamadığı, Filistin'de iki devletli çözümün hayata geçirilemediği bir Doğu Akdeniz coğrafyası içinde Doğu Akdeniz'in iki asli unsuru olan Türkiye ve Yunanistan, onların adadaki uzantıları anlamında Türk ve Rum, Kıbrıs Rum halkı eğer bir araya gelebilir ve bir çözüme ulaşabilirlerse bu, Doğu Akdeniz'in gelecekteki kaderini değiştirecek ve Doğu Akdeniz'i bir refah bölgesi haline getirecek olumlu bir gelişme olur." 

'Birlikte bir barış havzası oluşturulması yönünde adım atma vakti'

KKTC'de hem Kıbrıslı Türklerin barış ve huzur içinde yaşaması hem de Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin çıkarlarının korunması anlamında her türlü tedbiri aldıklarını ve almaya devam edeceklerini vurgulayan Davutoğlu, "Nihayet geçtiğimiz pazar günü, Avrupa Birliği-Türkiye Zirvesi'nde açıkça ortaya çıktığı gibi Türkiye-AB ilişkileri son derece olumlu atmosferle yeni bir döneme girmiş bulunuyor. Orada gördüğümüz olumlu atmosferin adaya da yansıyıp, ta tarihin derinliğinden bu yana Avrupa halkları arasında yer alan Türk ve Yunanlıların, Rumların hep beraber Avrupa kıtası içinde birlikte bir barış havzası oluşturulması yönünde adım atmaları vaktinin geldiğini biz düşünüyoruz." 

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.