Bakan Şimşek dünyaya seslendi: Seyre tabi olmak yerine iki alana yatırım yapılmalı

IMF ve Dünya Bankası toplantılarında konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Olayların seyrine tabi olmak yerine, öngörülü ve iyi tasarlanmış bir yaklaşımla hareket etmek zorundayız. Bunun yollarından birisi de yeni koridorlara ve ilave tedarik zincirlerine yatırım yapmaktan geçiyor” dedi.

Bakan Şimşek dünyaya seslendi: Seyre tabi olmak yerine iki alana yatırım yapılmalı

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, küre­sel ekonomideki par­çalanma eğilimlerine rağmen ülkeler arasındaki karşılık­lı bağımlılığın süreceğini vur­gulayarak, “Ne komşularımız­dan ne de küresel tedarik zin­cirlerinden kopabiliriz. Ancak riskleri azaltmaya ve fırsatla­rı çeşitlendirmeye yatırım yap­mak zorundayız” dedi. Bakan Şimşek, Uluslararası Para Fo­nu (IMF)-Dünya Bankası Ba­har Toplantıları kapsamında düzenlenen “Parçalanan Bir Dünyada Ekonomik Entegras­yonun Geleceği” başlıklı panel­de konuştu. Kriz öncesi küre­sel ekonomik modelin istikrarlı bir jeopolitik ortama dayandı­ğını ancak artık bu durumun geçerliliğini yitirdiğini belir­ten Şimşek, risklerin kriz boyu­tuna ulaşmadan yönetilmesi­ni sağlayacak bir çerçevenin ta­sarlanması gerektiğini söyledi. Enerji bağımlılığının bu çerçe­vede ilk akla gelen başlıklardan biri olduğunu vurgulayan Şim­şek, Türkiye’nin Hürmüz Boğa­zı’ndaki gelişmelere maruziye­tinin oldukça sınırlı kaldığını ifade etti. Türkiye’nin enerji arz güvenliğinde güçlü bir çeşitlen­dirme stratejisi izlediğini belir­ten Şimşek, sıvılaştırılmış do­ğal gaz (LNG) kapasitesine ya­pılan yatırımları ve Anadolu’ya uzanan geniş boru hattı ağını bu stratejinin temel bileşenleri olarak öne çıkardı.

“Bizim için fırsatlar olduğunu düşünüyoruz”

Şimşek, gelecek dönemde ila­ve ticaret koridorlarına ihtiyaç duyulacağını vurgulayarak Orta Koridor’un en verimli seçenek­lerden biri olacağını düşündük­lerini söyledi. Türkiye’nin Dün­ya Bankası ile toplam 8,1 milyar dolarlık kritik bir finansman anlaşması imzaladığını belir­ten Şimşek, söz konusu proje­nin Asya’yı İstanbul Boğazı üze­rinden demir yoluyla Avrupa’ya bağlayacağını aktardı. Şimşek, ayrıca Basra Körfezi ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerini Tür­kiye’nin altyapı ağına yeniden bağlamak amacıyla Irak ile gö­rüşmelerin yürütüldüğü bilgi­sini verdi. Şimşek, “Dolayısıyla olayların seyrine tabi olmak ye­rine, öngörülü ve iyi tasarlanmış bir yaklaşımla hareket etmek zorundayız. Bunun yollarından birisi de yeni koridorlara ve ila­ve tedarik zincirlerine yatırım yapmaktan geçiyor” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin son 20-25 yılda fiziksel altyapıya yaklaşık 400 milyar dolarlık yatırım ger­çekleştirdiğini aktaran Şimşek, şu değerlendirmelerde bulun­du: “Avrupa ve Batı ile bağları­mız güçlü, bununla birlikte dün­yanın geri kalanıyla da aktif bi­çimde etkileşim kuruyoruz. Bu ikili konum, Türkiye’yi bölge­si için doğal bir risk azaltma ve üretimi çeşitlendirme platfor­mu haline getiriyor. Dolayısıy­la bizim için fırsatlar olduğunu düşünüyoruz. Evet, küresel eko­nomi şu anda ciddi bir sorunla karşı karşıya ancak biz kısa va­denin ötesine bakıyoruz ve önü­müzde çok sayıda fırsat olacağı­na inanıyoruz.”

”Gümrük Birliği’nin güncellenmesini umuyoruz”

Ticaretteki parçalanmaya ve­rilecek yanıtın “izolasyon” ol­maması gerektiğini vurgulayan Şimşek, bu tabloyu yönetmenin yollarından birinin “bölgesel entegrasyonu güçlendirmek” olduğunu belirterek yeni kori­dorlara yapılan yatırımların da yumuşak stratejik gücün bir bi­leşeni olduğunu aktardı. Tür­kiye’nin Avrupa Birliği (AB) ile tam ekonomik entegrasyonu­nu derinleştirmeye devam et­mek istediğinin altını çizen Şimşek, Avrupa’daki iç siyasi dinamiklerin bu süreci sınırla­dığını ifade etti. Şimşek, Avru­pa’daki iç siyasi kaygıların aşıl­ması ve Türkiye-AB Gümrük Birliğinin hizmetler, tarım ve kamu alımlarını da kapsayacak şekilde güncellenmesi yönün­de beklentilerini dile getirdi. Bu koşullar altında Avrupa ile mevcut ticaret hacminin 10-20 yıl içinde rahatlıkla iki katına çıkabileceğini ifade eden Şim­şek, “AB tarafında ilerlemenin sınırlı kalması nedeniyle artık yakın coğrafyamıza da odakla­nıyoruz. Orta Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika, AB kadar ge­lişmiş olmasa da hızla büyüyen pazarlar ve hepsi yakın komşu­larımız. Dost ülkelere ve yakın coğrafyaya üretim kaydırma (friendshoring ve nearshoring) açısından önümüzde ciddi bir alan var.” diye konuştu.

“Bölgeler arasında tercih yapmak zorunda değiliz”

Afrika’yı da önemli bir coğrafya olarak gördüklerini belirten Şimşek, kıtadaki devasa altyapı yatırımlarının ve hizmet ile mal tedarikini besleyen demografik yapının burada çok sayıda fırsat sunduğunu kaydetti. Şimşek, “Kısa vadede önceliğimiz, Türkmenistan’ı doğal gaz koridorumuza bağlamak ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasından olumsuz etkilenen güney komşularımızı kuzeye yönelen koridorları değerlendirmeye teşvik etmek olacak” dedi. Türkiye’nin AB ülkeleri dahil toplam 54 serbest ticaret anlaşmasına sahip olduğuna dikkati çeken Şimşek, “Dolayısıyla bir tercih yapmak zorunda değiliz. Avrupa ve genel olarak Batı ile bağlarımızı korurken Doğu ve Afrika ile ilişkilerimizi de güçlendirmek istiyoruz” değerlendirmesini yaptı. Ülkeler arasındaki karşılıklı bağımlılığın süreceğini ve tam anlamıyla izolasyonun mümkün olmadığını vurgulayan Şimşek, “Ne komşularımızdan ne de küresel tedarik zincirlerinden kopabiliriz. Ancak riskleri azaltmaya ve fırsatları çeşitlendirmeye yatırım yapmak zorundayız. Başka seçeneğimiz yok, şoklarla karşılaştık ve bunlardan ders çıkarmak durumundayız. ifadelerini kullandı.

“Zorlu dönemin güçlenerek aşılacağı mesajını vurguladık”

Bakan Mehmet Şimşek, IMF-Dünya Bankası Bahar Toplantıları kapsamında yoğun ve verimli temaslarda bulunduklarını belirterek, “Tüm görüşmelerimizde, Türkiye’nin güçlü ve dayanıklı ekonomisi, stratejik konumu ve yüksek potansiyeliyle bu zorlu dönemi güçlenerek aşacağı mesajını vurguladık” ifadesini kullandı. Şimşek, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı: “Birçok kuruluş ve yatırım bankasının ev sahipliğinde binden fazla yatırımcıya ülkemizin ekonomik görünümünü anlattık, MÜSİAD ile birlikte reel sektör temsilcileriyle bir araya geldik. Dünya Bankası, Asya Altyapı Yatırım Bankası, Asya Kalkınma Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü başkanlarıyla görüştük. Kredi derecelendirme kuruluşlarıyla temaslarda bulunduk. Türkiye’yi Orta Koridor’un merkezi haline getirecek IN-RAIL projesine imza attık. Birçok ülkenin maliye bakanı ile ikili görüşmeler yaptık. Münih Güvenlik Konferansı’nda küresel güvenlik ve transatlantik işbirliğine dair görüşlerimizi paylaştık. G20, IMFC, FATF ve İklim için Maliye Bakanları Koalisyonu toplantılarına katıldık. Tüm görüşmelerimizde, Türkiye’nin güçlü ve dayanıklı ekonomisi, stratejik konumu ve yüksek potansiyeliyle bu zorlu dönemi güçlenerek aşacağı mesajını vurguladık.”