17 °C

Çiçek: Meclis'in yetkisine müdahale edilmiştir

Çiçek: Meclis'in yetkisine müdahale edilmiştir

Çiçek: Meclis'in yetkisine müdahale edilmiştir

ANKARA - Hükümet Sözcüsü Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Anayasa Mahkemesi'nin başörtüsü düzenlemesini iptal kararıyla ilgili olarak, "TBMM'nin 411 gibi büyük çoğunlukla aldığı karar var. Dolayısıyla Meclis'in yetkisine tedahül edildiği, müdahale edildiği noktasında da ciddi tartışmalar var. Bizim dışımızda tartışmalar var, parti olarak ya da hükümet olarak. Dolayısıyla, evvela bu konuyu TBMM'nin gündemine almasında, bunu bir değerlendirme konusu yapmasında fayda var, senatodan evvel. Demek ki ortada böyle bir sorun var" dedi. Açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Çiçek, "TBMM Başkanı'nın senato önerisine nasıl yaklaşıyorsunuz" sorusunu, "Bu konuyu gündemde tartışırken bir başka konuyla bağlantılı olarak değerlendirmemiz gerekiyor. Çünkü Sayın Başkan da 'müstakil, yeni bir senato kurulsun' düşüncesiyle, teklifiyle bu basın toplantısını yapmadı" şeklinde yanıtladı. Yine kamuoyunun büyük ölçüde algıladığı şekliyle "TBMM'nin yetki alanına tedahül olduğunu, TBMM Başkanı Toptan'ın da bunu böyle kabul ettiğini" vurgulayan Çiçek, şunları kaydetti: "TBMM'nin görev alanı büyük ölçüde daraltılmıştır. Meseleye böyle bakıldığında Anayasa'nın 7. Maddesi'nin bir anlamı var mıdır, yok mudur? Evvela TBMM'nin buna bir bakması gerekecektir. Konuyu Meclis'in kendi yönünden mutlak surette değerlendirmesi lazım. 7. Madde, 'yasama yetkisini kullanmak TBMM'ye aittir. Bu yetki devredilemez' der. Dolayısıyla bu tartışma var. TBMM'nin 411 gibi büyük çoğunlukla aldığı karar var. Dolayısıyla Meclis'in yetkisine tedahül edildiği, müdahale edildiği noktasında da ciddi tartışmalar var. Bizim dışımızda tartışmalar var, parti olarak ya da hükümet olarak. Dolayısıyla evvela bu konuyu TBMM'nin gündemine almasında, bunu bir değerlendirme konusu yapmasında fayda var, senatodan evvel. Demek ki ortada böyle bir sorun var. İkincisi bu sorun yazılıp çizildiği şekliye sadece AK Parti'nin sorunu değil, demokrasi sorunu. Türkiye'de kuvvetler ayrılığının niteliğinin ve niceliğinin günümüz şartlarında ve gelinen noktada ne ifade ettiği ya da ifade etmediği ile de ilgili bir sorun var. Türkiye'de gerçekte bir kuvvetler ayrılığı bu karardan sonra var mıdır, kalmış mıdır? Böyle bir sorun var. Evvela bunun netleşmesi lazım. Üçüncüsü, Türkiye'de demokrasi nereye gidiyor, demokrasinin standardı ne? Böyle bir sorun var. Bütün bunların cevabı verilirken senato bir anlam ifade ediyor mu etmiyor mu? buna bakmak lazım. Bu sorulanla ilgili bir değerlendirmeyi TBMM yapmalıdır. Sayın Başkan da bunları değerlendirmek üzere basın toplantısını yaparken senatoyu gündeme getirmiştir. Onun için bu sorulan soruların ya da gündeme gelen konuların cevaplandırılması gerekir." Çiçek, herkesin kabul ettiği gibi bir demokratik ülkede yine Anayasa'daki hüküm gereği, herkesin yaptığı işin anayasa içinde ve anayasa çerçevesinde kalmasının şart olduğunu belirterek, "Aksi olduğu takdirde hem işlem tartışmaya açılır, hem kurumlar kendi varlık sebeplerini tartışmaya açmış olurlar. Demek ki önemli tartışılacak konular vardır" diye konuştu. Cemil Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantının ardından yaptığı açıklamada, iki teknik nitelikte kanunun tasarısının toplantıda görüşüldüğünü söyledi. Bunlardan birinin Türkiye İstatistik Kanunu'nda değişiklik yapılmasıyla ilgili tek maddelik olduğunu belirten Çiçek, tasarının yasalaşması durumunda, dış ticaret istatistikleriyle ilgili bilgilerin ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından açıkça talep edilmedikçe, gizli değil açık olacağını söyledi. Çiçek, "Yani açıklık kural, gizlilik istisna olacaktır. İlgili Kurum 'ben bu verilerin kamuya açıklanmasını istemiyorum' diye talepte bulunmadığı sürece bu bilgiler kamuoyunun bilgisine sunulacaktır. Bu da bu bilgilerin kamuoyu tarafından açıkça bilinmesi, şeffaflık açısından önemlidir" diye konuştu. İkinci tasarının, Milli Eğitim Bakanlığı'nın teşkilat kanununda değişikliği öngördüğünü anlatan Çiçek, "Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü'ne bağlı olarak uzaktan eğitim ve açık öğretim yoluyla eğitim yapan kuruluşlar da bu genel müdürlüğe bağlanmış oluyor. Bu da teknik zaruretten doğuyor" dedi. Çiçek, "Bunun dışında son günlerde gündemde olan konularla ilgili çok kapsamlı değerlendirmeler yaptıklarını" ifade etti. Açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Çiçek, "TBMM Başkanı'nın senato önerisine nasıl yaklaşıyorsunuz" sorusunu, "Bu konuyu gündemde tartışırken bir başka konuyla bağlantılı olarak değerlendirmemiz gerekiyor. Çünkü Sayın Başkan da 'müstakil, yeni bir senato kurulsun' düşüncesiyle, teklifiyle bu basın toplantısını yapmadı" şeklinde yanıtladı. Toptan'ın, Anayasa Mahkemesi'nin geçtiğimiz hafta Anayasa'nın 10 ve 42. maddesindeki değişiklikle ilgili verdiği karardan sonra o kararla bağlantılı olarak açıklama yaparken yeni bir teklif de getirmiş olduğunu belirten Çiçek, şöyle devam etti: "Dolayısıyla bu ikisini birbirinden ayırmak lazım. Şu an gündemde olan 10 ve 42 ile ilgili değerlendirme var. İkincisi, Sayın Başkan'ın bu değerlendirmeyi yaparken getirdiği yeni bir teklif var, o da senato teklifidir. Bu şu anda bizim hükümet olarak gündemimizde yok, parti olarak gündemimizde yok. Sayın Başkan'ın gündeme getirdiği bir konudur, ama esas öbür konu Türkiye'nin gündemindedir. Bence o konunun üzerinde ciddiyetle durulması gerekmektedir. Çünkü, TBMM'nin 411 milletvekilinin kabul oyuyla yaptığı bir yasama işlemi var. Bildiğiniz gibi Anayasa değişikliği ve Anayasa'ya yeni bir madde ilave edilmesi işi doğrudan doğruya TBMM'nin işidir ve milletvekillerinin teklifiyle olur. Bu nedenle, TBMM'nin ortaya çıkan ihtiyaç sebebiyle 411 milletvekili, -bu aşağı yukarı Meclis'in 4'te 3 çoğunluğundan daha fazladır- yani yüzde 80'lik bir ekseriyetle kabul ettiği bir Meclis tasarrufu var, bunu iptal etmiştir. Gerekçeleri bilmiyoruz. Gerekçe yayımlandıktan sonra tabiatıyla neye nasıl baktı, neden böyle bir sonuca vardı, o ayrıca bir değerlendirme konusudur, ama şu an algılanan şekliyle, yazılıp çizilen, tartışılan şekliyle 10 ve 42 ile Anayasa Mahkemesi önemli bir karar aldı." Yine kamuoyunun büyük ölçüde algıladığı şekliyle "TBMM'nin yetki alanına tedahül olduğunu, TBMM Başkanı Toptan'ın da bunu böyle kabul ettiğini" vurgulayan Çiçek, şunları kaydetti: "TBMM'nin görev alanı büyük ölçüde daraltılmıştır. Meseleye böyle bakıldığında Anayasa'nın 7. Maddesi'nin bir anlamı var mıdır, yok mudur? Evvela TBMM'nin buna bir bakması gerekecektir. Konuyu Meclis'in kendi yönünden mutlak surette değerlendirmesi lazım. 7. Madde, 'yasama yetkisini kullanmak TBMM'ye aittir. Bu yetki devredilemez' der. Dolayısıyla bu tartışma var. TBMM'nin 411 gibi büyük çoğunlukla aldığı karar var. Dolayısıyla Meclis'in yetkisine tedahül edildiği, müdahale edildiği noktasında da ciddi tartışmalar var. Bizim dışımızda tartışmalar var, parti olarak ya da hükümet olarak. Dolayısıyla evvela bu konuyu TBMM'nin gündemine almasında, bunu bir değerlendirme konusu yapmasında fayda var, senatodan evvel. Demek ki ortada böyle bir sorun var. İkincisi bu sorun yazılıp çizildiği şekliye sadece AK Parti'nin sorunu değil, demokrasi sorunu. Türkiye'de kuvvetler ayrılığının niteliğinin ve niceliğinin günümüz şartlarında ve gelinen noktada ne ifade ettiği ya da ifade etmediği ile de ilgili bir sorun var. Türkiye'de gerçekte bir kuvvetler ayrılığı bu karardan sonra var mıdır, kalmış mıdır? Böyle bir sorun var. Evvela bunun netleşmesi lazım. Üçüncüsü, Türkiye'de demokrasi nereye gidiyor, demokrasinin standardı ne? Böyle bir sorun var. Bütün bunların cevabı verilirken senato bir anlam ifade ediyor mu etmiyor mu? buna bakmak lazım. Bu sorulanla ilgili bir değerlendirmeyi TBMM yapmalıdır. Sayın Başkan da bunları değerlendirmek üzere basın toplantısını yaparken senatoyu gündeme getirmiştir. Onun için bu sorulan soruların ya da gündeme gelen konuların cevaplandırılması gerekir." Çiçek, herkesin kabul ettiği gibi bir demokratik ülkede yine Anayasa'daki hüküm gereği, herkesin yaptığı işin anayasa içinde ve anayasa çerçevesinde kalmasının şart olduğunu belirterek, "Aksi olduğu takdirde hem işlem tartışmaya açılır, hem kurumlar kendi varlık sebeplerini tartışmaya açmış olurlar. Demek ki önemli tartışılacak konular vardır" diye konuştu.