Demir-çelikte kritik tarih yaklaşıyor

AB ülkeleri tarafından ithal edilecek sanayi ürünlerine, karbon emisyonlarına göre ek vergi getiren paketten demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre ve elektrik sektörlerinin etkilenmesi bekleniyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

AB’nin iklim değişikliği ile mücadele kapsamında hayata geçirdiği kanun ve uygulamaların Türkiye çelik sektörüne etkilerini değerlendiren KPMG Türkiye Metal ve Maden Sektör Lideri Burak Yıldırım, “AB ülkeleri tarafından ithal edilecek sanayi ürünlerine, karbon emisyonlarına göre ek vergi getiren paketten ilk olarak demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre ve elektrik sektörlerinin etkilenmesi bekleniyor” uyarısında bulunarak 2026 yılına işaret etti.

KPMG’nin küresel çapta çelik sektöründe yaşanan gelişmelerin yer aldığı “Çelik Sektörel Bakış - 2022” raporunda verilen bilgilere göre AB, Paris İklim Anlaşması hedefleri doğrultusunda 2019 yılında Yeşil Mutabakatı ilan ederek 2050 yılına kadar karbon nötr olma hedefini ortaya koydu. 2021 yılında ise İklim Kanunu ve beraberinde 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarını yüzde 55 oranında azaltma hedeflerini ilan etti. 2021'de ise Sınırda Karbon Düzenlemesi (SKD) olarak belirtilen mekanizmayı açıklayarak Türkiye’yi de bu sürece dahil etmiş oldu.

Sertifika gerekecek
Emisyon Ticaret Sistemi kurallarına göre AB'deki üreticiler belirlenen eşik değerlerin üzerinde karbon salımı yapması durumunda karbon sertifikalarına ihtiyaç duyuyor. Bu durum üreticilere önemli maliyetler doğururken AB’ye mal satan ve herhangi bir emisyon ücreti ödemeyen diğer ülkelere karşı rekabet gücünü yitirmesine neden oluyordu.

Bu dezavantajı engellemek adına AB SKD mekanizmasını kurguladı. SKD mekanizması ile AB dışına kayan üretimden kaynaklı karbon kaçağının ortadan kaldırılması hedeflenmektedir. Bu sebeple AB dışından satın alınan bazı mallara karbon fiyatlandırması uygulanması planlanıyor.

Sertifika zorunluluğu ek maliyet getirecek

Türkiye çelik sektörünün bu sürece hazırlıklı olması gerektiğinin farkında olduğunu söyleyen Yıldırım, açıklamasının devamında şunları söyledi: “AB 2026 yılına kadarki süreyi ön hazırlık dönemi olarak belirlemiş olup bu süreçte ithalatçıların üretim teknolojisini (cevherden veya hurdadan) ve üretimde kullanılan enerji karşılığı karbon emisyonlarını raporlaması bekleniyor.

1 Ocak 2026 tarihinden itibaren üreticiler için sertifika temini zorunlu olacak, bu da beraberinde ihracatçılara maliyet olarak yansıyacaktır. AB uygulamaları ile uyumlu olacak şekilde kendi ETS sistemimizi kurma konusu öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. Bununla beraber toplanacak karbon vergileri ile oluşacak fon yine sektör oyuncularının sürdürülebilirlik projelerini desteklemek amacıyla değerlendirilebilir. 

Diğer yandan teknolojik yatırımlar ile ham madde kaynaklarının takip sistemini oluşturarak 2026 yılına kadar altyapı olarak da hazır olmamız gerekiyor. Bu şekilde bir yapılanma ile 2026 sonrası SKD devreye girdikten sonra karşılaşacağımız maliyetleri minimuma indirme fırsatımız olacaktır.”