Enerji savaşları batarya yarışını hızlandırdı: Türkiye depolamada kritik eşiğe geliyor
Orta Doğu'daki savaşın enerjide arz güvenliği riskini büyütmesi, batarya depolama yatırımlarını küresel ölçekte hızlandırdı. Çinli büyük batarya üreticilerinin piyasa değerleri bu süreçte yaklaşık yüzde 20'lik artış yaşarken, Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre 2030'a kadar batarya depolama kapasitesinin 14 kat artması bekleniyor. Türkiye ise yenilenebilir enerji hamlesi ve hızlanan projeleriyle Avrupa'nın öne çıkan depolama merkezlerinden biri olmaya hazırlanıyor.
Orta Doğu'da patlak veren savaş enerji piyasalarını yeniden şekillendirirken, petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedarik zincirindeki aksama, enerji güvenliği risklerini daha görünür hale getirdi.
Batarya depolama kapasitesine yatırımlar yüzde 400 artacak
Enerji depolama sistemleri arz şoklarına karşı elektrik sistemlerinin esnekliğini artıran ve şebeke istikrarını destekleyen kritik bir altyapı unsuru olarak öne çıkarken Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, küresel batarya depolama kapasitesinin 2023'e kıyasla 14 kat artarak 2030'da 1200 gigavata ulaşması, bu yönde yatırımların da yüzde 400 artması bekleniyor.
Londra merkezli düşünce kuruluşu Ember'e göre, Türkiye de üretimde payı artan rüzgar ve güneş enerjisini destekleyerek şebeke güvenliğini artıracak batarya projelerinde Avrupa'da öne çıkıyor. Türkiye, bugüne kadar mevcut güneş ile rüzgar kapasitesinin yüzde 83'üne denk gelen 33 gigavatlık proje kapasitesi tahsis etti.
Çinli batarya üreticilerinin hisselerinde yüzde 20'lik artış
Enerji Depolama Sistemleri Derneği (EDSİS) Yönetim Kurulu Başkanı Can Tutaşı, yenilenebilir enerjiye entegre edilen batarya depolama sistemleriyle enerji arz güvenliğinin güçlendiğini dile getirdi.
Son dönemde yaşanan gelişmelerin ardından Çinli büyük batarya üreticilerinin piyasa değerlerinde yaklaşık yüzde 20'lik artış yaşandığını belirten Tutaşı, "Bu artış yaklaşık 70 milyar dolarlık bir değere karşılık geliyor. Çok kısa sürede gerçekleşen bu yükseliş, batarya teknolojilerinin stratejik hale geldiğini gösteriyor" diye konuştu.
Sürecin şu ana kadar batarya tedarik zinciri üzerinde büyük bir etkisi olmadığını aktaran Tutaşı, "Tedarik zincirinde şu an için tıkanıklık yok, ancak ilerleyen dönemlerde yaşanmayacağı anlamına gelmiyor." ifadesini kullandı.
Türkiye'de bataryalı depolama sistemleri
Türkiye'de yenilenebilir arttıkça sistem yönetiminin de daha kritik hale geldiğini belirten Tutaşı, 2022 yılında olası riskleri yönetebilmek amacıyla depolama yönetmeliğinin, 2025'te de ilk bataryalı sistemlerin devreye alındığını belirtti.
Bugüne kadar tahsis edilen 33 bin megavatlık depolama kapasitesine değinen Tutaşı, şunları kaydetti:
"Bu oldukça büyük bir miktar. Yerli yatırımcı çok istekliydi. Nitekim kapasitenin yaklaşık 10 katı başvuru yapıldı. Kapasite kurulumlarında henüz yolun başında olsak da, 2026 sektör açısından kritik bir kırılma noktası olacak. İdari süreçleri tamamlanmış projeler için 2026 artık yatırım ve devreye alma dönemi olacak. Bu kapsamda, 33 bin megavatlık kapasitenin yaklaşık yüzde 10'una karşılık gelen 2-3 bin megavatlık bölümünün 2026'da devreye alınmasını bekliyoruz."
Tutaşı, güneş projelerinde idari süreçlerin daha hızlı ilerlediğini, rüzgar projelerinin devreye girmeye başlamasıyla sektördeki büyümenin hızlanacağını vurguladı.
Üretim santraline bağlı olmayan müstakil depolama tesisleri için ise yaklaşık 6-7 bin megavatlık kapasite tahsis edildiğini, bu tesislerin özellikle sanayinin yoğun olduğu bölgelerde kritik rol üstleneceğini dile getiren Tutaşı, depolama yatırımlarının coğrafi dağılımında dengeli ve şebeke odaklı bir planlama yapıldığını söyledi.
Tutaşı, "Türkiye'nin enerji stratejisinin bir parçası olan batarya depolama sistemleri bugün geldiğimiz noktada artık çok daha kritik bir unsur haline geldi. 2035'te elektrik kurulu gücünde geçen yıla oranla yüzde 65'lik artış bekleniyor ve bunun yarısından fazlasının yenilenebilir kaynaklardan karşılanması hedefleniyor. Bu hedefe ulaşabilmek için de batarya depolama sistemlerinin devreye alınması zorunlu." ifadelerini kullandı.
Yerli batarya hücresi üretimi için çalışmalar başladı
Tutaşı, Çin ve Avrupa başta olmak üzere birçok yabancı yatırımcı ve teknoloji üreticisinin Türkiye’de batarya projelerine ilgi gösterdiğini, bunun ülkeye güçlü bir ticaret ve teknoloji akışı sağladığını belirtti. Türkiye’nin Avrupa ile Orta Doğu arasında köprü konumunun batarya sistemleri için önemli avantaj sunduğunu vurgulayan Tutaşı, bu nedenle donanım ve yazılım tarafında hızlı adımlar atıldığını ve yurt dışından teknoloji transferinin eş zamanlı yürütüldüğünü ifade etti.
Uzak Doğu'nun batarya üretimindeki ağırlığına dikkat çeken Tutaşı, Türkiye'de yerli batarya hücresi üretimi için çalışmaların başladığını ve entegrasyonla kısmi yerli ürünlerin ortaya çıktığını söyledi. Bu alanda en kritik farkın yazılım olduğunu belirten Tutaşı, yerli enerji yazılımlarının geliştirildiğini ve ihracata başlandığını, Avrupa'da Uzak Doğu yazılımlarına getirilen kısıtlamaların Türkiye için yeni fırsatlar yarattığını dile getirdi.