KASAD Başkanı Duran: Bize yer gösterilsin 5 yılda yüzde 50 büyürüz

Karton ambalaj sektörü, “kümelenme” modeli ile küresel arenada vites artırmak istiyor. İstanbul’daki yüksek arazi maliyetleri ve fiziksel alan yetersizliği nedeniyle sektörün “sıkışma” noktasına geldiğini kaydeden KASAD Başkanı Alican Duran, “Biz koşmaya hazırız yeter ki engeller kaldırılsın” dedi.

KASAD Başkanı Duran: Bize yer gösterilsin 5 yılda yüzde 50 büyürüz

Nurdoğan A. ERGÜN
nurdogan.arslan@dunya.com

Avrupa pazarındaki daral­maya karşı pazar hacmi 100 milyar doları aşan ABD pazarında Çin’den boşalan alanı doldurmak isteyen Türki­ye kağıt ve karton ambalaj sek­törü, büyüme ve yeni yatırımlar için arazi desteği bekliyor. Tüm dünyada e-ticaretin hızlı büyü­mesi ve geri dönüşüm trendiyle kağıt, karton ambalaj olan tale­bin hızla arttığını ifade eden Ka­ğıt, Karton Ambalaj Sanayicileri Derneği (KASAD) Başkanı Ali­can Duran, bu yeni döneme ha­zırlık için yatırımların kaçınıl­maz olduğunu belirtti. Sektörün fiziki olarak sıkıştığını ve İstan­bul’da sanayi arsası fiyatlarının metrekarede bin dolar gibi ula­şılamaz seviyelere geldiğini söy­leyen Duran, kümelenme modeli için destek çağrısı yaptı. Duran, “Marmara Bölgesi’nde teşvikli bir ambalaj ihtisas organize sa­nayi bölgesi kurulursa, sektör olarak 5 yıl içinde tonaj bazın­da en az yüzde 50 büyüme taah­hüt ediyoruz. Biz koşmaya hazı­rız, yeter ki önümüzdeki fiziki ve finansal engeller kaldırılsın” di­ye konuştu. Türkiye’de kağıt ve karton ambalaj sektörünün eko­nomik büyüklüğü 4 ile 5 milyar dolar arasında değişiyor. Bunun yüzde 40’ını ihracattan sağlayan sektörde, son iki yıldır iç pazarda büyüme eğilimi dikkat çekiyor.

“ABD tek başına devasa pazarımız olabilir”

Türkiye’nin karton ambalaj sektöründe Avrupa’nın üçüncü büyük üreticisi olduğunu kay­deden Duran, ancak AB pazarın­da rekabetin sıkıntılı olduğunu söyledi. Türkiye için “asıl pazar ABD” değerlendirmesi yapan Duran, “Dünya pazarına baktı­ğımızda en büyük alıcı Ameri­ka. Bizim GTİP kodumuz 4819, 4820’de dünyanın en büyük alı­cısı açık ara Amerika. Burada­ki en büyük tedarikçi de Çin’di. Ama son dönemde Çin ile olan ticaret savaşları ve tarifelerden dolayı arayış başladı. Türkiye, Çin’den doğacak boşluğu dol­durabilecek en iyi ülke. Ameri­ka’nın tüm büyüklüğünü Tür­kiye şu an için kaldıramaz. Ama keşke iş oraya kadar gelse. Şu an­da pazarda yüzde 1 bile değiliz. 10 yıl önce pazarda hiç yoktuk. Türkiye karton ambalajını Ame­rika’yla doğru bir eşleşme yapa­bilirsek başka bir boyuta geçe­riz. ABD sektörü uçurur” dedi. Duran, bu ay sonunda 9 firma ile URGE kapsamında ABD’ye gide­ceklerini aktararak, 20 tane po­tansiyel alıcı ile görüşeceklerini açıkladı. Kağıt karton ambalajda yıllık 100 milyar doları aşan bir büyüklüğe sahip olan ABD paza­rına Türkiye’nin ihracatı 15 mil­yon dolarlar seviyesinde.

“Kur ve enflasyon makası sermayemizi eritiyor”

Öte yandan ihracatçının en büyük sorununun değerli TL ve yüksek maliyetler olduğunu di­le getiren Duran, son iki yıldaki tabloyu matematiksel bir çıkmaz olarak tanımladı. Duran, “Enflas­yon giderlerimiz yüzde 190 artar­ken, dolardaki artış yüzde 60’lar­da kaldı. Aradaki yüzde 30’luk bariyer doğrudan cebimizden gitti. Avrupa’daki rakibimiz dev­let destekli yenileme yatırımla­rı yaparken biz maliyet artışları­nı müşteriye yansıtamıyoruz. Bu aritmetiğin içinden çıkmak çok zor” diye konuştu. Bu tablo içe­risinde ihracatçının “fiyat vere­mez” hale geldiğini söyleyen Du­ran, şu yorumları yaptı: “Sektör olarak yüzde 30’luk bir sermaye kaybı yaşıyoruz. İhracat kont­ratlarımız genellikle 1 ile 3 yıllık uzun vadeli anlaşmalar. Bugün Avrupa’daki müşterimize gidip Türkiye’deki enflasyonu anlata­rak yüzde 30-40 zam isteyemi­yoruz. Avrupalı rakibimiz, böl­gedeki resesyon nedeniyle zaten düşük kârla çalışmaya razı. Biz ise içeride artan işçilik ve ener­ji maliyetlerini kura yansıtama­dığımız için rekabet gücümüzü her geçen gün kaybediyoruz.” Bu baskılara rağmen karton ambalaj sektörünün 2025 yılını tonajda “kayıpsız” kapattığını söyleyen Duran, ham madde fiyatları gibi alanlarda önemli bir gelişme ol­mazsa 2026 yılı için de “durağan geçer” yorumunu yaptı.

Pandemi sonrası dönemde İtal­ya ve İspanya gibi rakip ülkele­rin, Avrupa Birliği’nden aldıkla­rı yüzde 60’a varan hibelerle tüm makine parkurlarını yeniledikle­rini ifade eden Duran, “Bugün bir İspanyol ambalaj firmasının nak­liye dahil fiyatının, Türkiye’deki üretim fiyatımı zorladığını görü­yorum. Adamlar hibe destekle­riyle en modern teknolojiyi kur­dular, insana bağımlılığı azalttı­lar ve verimliliği zirveye taşıdılar. Biz ise bugün aynı yatırımı yap­maya kalksak, karşımıza çift ha­neli euro ve dolar faizleri çıkıyor. Adil olmayan bir yarışın içinde­yiz. Biz gemiyi yüzdürmeye çalı­şıyoruz ama rakiplerimiz rüzgarı arkasına almış.”

“Maliyetler, yabancı yatırımcıyı kaçırıyor”

Ambalaj sektörünün önemli bir kayıp vermediğini ancak sek­tördeki yabancı yatırımcılardan bazılarının çıktığını hatırlatan Alican Duran, yine çıkışlar olaca­ğı yönünde duyumlar aldıklarını aktardı. Oluklu mukavvada Av­rupalı büyük bir üreticinin Kara­man’daki fabrikasını kapattığını belirten Duran’ın aktardığı bilgi­lere göre, özellikle Avrupa mer­kezli firmalardaki çıkış dikkat çekiyor. “Yabancı yatırımcı gitti­ği ülkede fonksiyonelliği kaybe­derse kalmaz” diyen Duran, Tür­kiye’deki artan maliyetler nede­niyle çıkışlar yapıldığını söyledi.

“Krizler bize, fırtınalı denizde kaptan olmayı öğretti”

Türk iş insanlarının “fırtına­lı denizlerde kaptan” olmayı öğ­rendiği yorumunu yapan Duran, şöyle devam etti: “Dünyada bir araştırma yapılsa bu kadar de­ğişken parametreyi kontrol ede­bilen yapısıyla Türk iş insanla­rı ilk üçe girer. Bugün bir Avru­palı rakibe baktığımızda adamın uğraştığı konular siparişini doğ­ru alıp, doğru üretip, doğru fiya­ta satmak. Olması gereken yani. Ama biz finansla ayrı, kurun ha­reketleriyle ayrı, korumacılıkla ayrı, ham maddecinin tutumuy­la ayrı uğraşıyoruz. ‘Her fabrika bir kaledir’ diyerek üretimi ayak­ta tutmaya çalışıyoruz. Hepimiz gönüllü hizmet elçisi, marka el­çisi gibi çalışıyoruz.”

“Savaş baskılarını fiyatta hissetmeye başladık”

Ortadoğu’daki savaş nedeniyle Çin’den gelen hammaddelerde fiyat baskısının oluşmaya başladığını söyleyen Alican Duran, “Şu anda Çin’den karton getiren tüccarlar fiyat farkını hemen istemeye başladılar. Doğal gaz sıkıntısı nedeniyle Avrupa’daki bir-iki şirket de enerji yansıması olarak hemen fiyat artışı yaptı. Şu anda çok radikal değil ama böyle giderse çok daha sıkıntılı olur. Yine de plastik gibi diğer ambalaj sektörü hammaddelerine göre en azından biz ulaşabiliyoruz. Burada hammadde tedarikçilerinin de fırsatçı olmaması lazım. Tüm sektör paydaşlarının beraber kazanıp beraber kaybetmesini doğru buluyorum” dedi.

“Selülozdan karton üretecek tesis yatırımı şart”

Türkiye’de üretilen kartonun yüzde 60’ının geri dönüşümlü kağıttan elde edildiğini ve bu anlamda ham madde açığı yaşanmadığını söyleyen Alican Duran, “Bu, lojistik krizlere karşı en büyük kalkanımız” dedi. Ancak geri kalan yüzde 40’lık kısım, yani yüzde 100 selüloz bazlı yüksek kaliteli kartonların hala ithal edildiğini belirten Duran’a göre, yıllık 350 bin tonluk bu ithalatı bitirecek yerli tesis yatırımı, ülkenin cari açığı için ‘yılan hikayesine’ dönen ama mutlaka çözülmesi gereken bir konu.

“Sektörde büyüme tsunami gibi olacak”

E-ticaretin hız kesmeyen yükselişiyle kağıt ve karton ambalaj sektörünün hızlı büyüdüğünü dile getiren Alican Duran, özellikle sürdürülebilirlik talebi ve bu alandaki düzenlemelerin sektörün önünü açtığını belirtti. “Büyük bir tsunami geliyor. Geçmişte yaptığımız doğrular, geleceğin doğrusu olmayacak” diyen Duran, geri dönüşüm rüzgarının sektörün önünü açacağını vurguladı. Duran, “Bu sektörün önü çok açık, geleceğin alanı olacak. Türkiye de merkez olmak için güçlü bir aday. Yeter ki bu dönemden güçlü çıkalım” dedi.

Kısa ve orta vadede talepler

1. İhtisas organize sanayi bölgesi (OSB): Marmara Bölgesi’nde sektöre özel teşvikli bir OSB kurulması talep ediliyor.

2. Yüzde 100 selüloz karton fabrikası: Türkiye’nin yıllık 300-350 bin ton ithal ettiği selüloz bazlı karton için yerli bir üretim tesisinin kurulması, cari açığı kapatmak adına en kritik yatırım olarak görülüyor.

3. Amerika pazarına odaklanma: Çin’den doğan boşluğu doldurmak için ABD pazarı “altın fırsat” olarak nitelendiriliyor. Pazarda görünür olmak için daha çok teşvik ve destek bekleniyor.