Küba reformu Türk şirketleri için fırsat olabilir: 10 bin km mesafedeki adaya ‘ilk giden’ kazanacak

Ağır ekonomik kriz ve enerji ablukası altında ezilen Küba, 65 yılın ardından devlet tekelindeki stratejik alanları özel sektöre ve yabancı yatırımcılara açma kararı aldı. Akaryakıttan ilaca, inşaattan konut finansmanına kadar uzanan 176 maddelik tarihi reform paketi, Türk iş dünyası için de pazar kapılarını aralayacak. Küba’nın liberalleşme adımlarında pazarda ‘ilk’ olanlar kazanacak.

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
Küba reformu Türk şirketleri için fırsat olabilir: 10 bin km mesafedeki adaya ‘ilk giden’ kazanacak

Nurdoğan A. ERGÜN
nurdogan.arslan@dunya.com

Küba, yarım asırdan faz­la süredir devam ettir­diği katı devlet merke­ziyetçi ekonomik modelde ‘kırıl­ma noktası’ sayılabilecek radikal bir dönüşüm başlatıyor. Parla­mentoda kabul edilen 176 mad­delik reform paketi ile ülke eko­nomisinde tarihi nitelikte adım­lar atılmaya başlandı. ABD’nin artan enerji ablukası, derinleşen ekonomik kriz ve temel ihtiyaç maddelerindeki tedarik sıkıntı­ları nedeniyle hükümet, devlet tekelindeki birçok stratejik sek­törü özel sektöre ve yabancı ya­tırımlara açma kararı aldı. Ka­rarlaştırılan 176 tedbirden 110’u uygulamaya konulurken kalan kısmın eylül ayı itibarıyla devre­ye girmesi planlanıyor. Reform paketiyle, akaryakıt dağıtımın­dan araç ithalatına, eczane işlet­meciliğinden lojistik terminal­lerine ve konut finansmanına kadar birçok kritik alan özel gi­rişimcilerin ve yabancı serma­yenin kullanımına sunulacak. 65 yıldır sosyalist sistemle yöneti­len Küba’nın liberalleşme adım­ları, yeni pazarlar arayan Türk ihracatçıları ve girişimcileri için de stratejik fırsatlar sunuyor. Uzmanlar, pazara ilk giren oyun­cunun kazanacağına vurgu ya­parken dikkat edilmesi gereken­ler noktasında da uyarıyor.

Kritik sektörlerde serbestleşme hamlesi

Alınan kararlar doğrultusun­da adada yıllardır devlet tekelin­de olan pek çok ticari alan, yerli KOBİ’lerin ve yabancı yatırım­cıların erişimine açılıyor. Böy­lece, ülkede hâlihazırda aktif nüfusun üçte birinden fazlasını istihdam eden 15 binin üzerin­de küçük ve orta ölçekli işletme­nin (KOBİ) ticari hareket alanı büyütülecek. Yine bu hamle ile akaryakıt istasyonlarının işle­tilmesi, toptan ticareti, ithalatı ve pazarlanması özele devredi­liyor. Yenilenebilir enerji (güneş panelleri, depolama sistemle­ri) projeleri teşvik ediliyor. Yaş­lı araç parkı ve aksayan nakliye ağını canlandırmak adına tica­ri araç ve otomobil ithalatında­ki kısıtlamalar esnetilirken, li­man ve taşıma terminallerinin özel işletmelere devrinin önü açılıyor. Akut ilaç krizini aşmak amacıyla eczane işletmeciliği, tıbbi sarf malzemesi dağıtımı ve yaşlı bakım evleri özel sektöre açılıyor. Şehirlerde ikinci konut sahibi olma hakkı getirilirken, ülke tarihinde ilk kez konut alımlarında ipotekli finansman modeli uygulanacak. Strate­jik olmayan veya belirli koşulla­rı karşılayan madencilik saha­larında özel sektör ve yabancı sermaye ortaklıklarına izin ve­rilecek. Tarımda ise toprak mül­kiyeti devlette kalmaya devam edecek ancak yerli/yabancı çift­çiler, kooperatifler ve özel şir­ketlere verilen arazi kullanım haklarının (kiralama/işletme) kapsamı ve süreleri genişleti­lecek. Devlet, temel eğitim, ge­nel sağlık hizmetleri, telekomü­nikasyon altyapısı, savunma ve en önemli ihraç kalemi olan tü­tün üretimini kendi kontrolünde tutmaya devam edecek.

Enerji, makine, otomotivde önemli fırsatlar

Küba parlamentosunun onay­ladığı reform paketi ile devletin 65 yıldır tekelinde tuttuğu akar­yakıt, lojistik, ilaç, araç ithalatı ve konut finansmanı gibi kritik alanları özel sektöre ve yabancı yatırımcılara açması, Türk fir­maları için de adada ilk giden oyuncu avantajını elde etmek için bir fırsat olarak görülüyor. Söz konusu liberalleşme adım­ları, Küba pazarına girmek veya payını büyütmek isteyen Türk ihracatçıları ve girişimcileri için her türlü zorluğuna rağmen stra­tejik fırsatlar barındırıyor. Oto­büs, hafif ticari araç, kamyonet, yedek parça ve akü tedarikinde Türk sanayisi doğrudan teda­rikçi konumuna gelebilir. Türki­ye’nin güçlü jenerik ilaç ve me­dikal üretim kapasitesi, adadaki eczane zincirleri ve ecza depola­rı için hızlı tedarik kaynağı oluş­turabilir. Jeneratör, güneş ener­jisi paket sistemleri ve mortga­ge hamlesiyle hareketlenmesi beklenen konut sektörüne yöne­lik inşaat malzemeleri ihracatı öne çıkan diğer başlıklar. Ayrı­ca Türk tarım makineleri, sula­ma sistemleri ve gübre üreticile­ri için fırsatlar mevcut. Küba’da Türk turizm yatırımcıları için yeni imkanlar bulunuyor.

Yaklaşık 130 milyar dolar­lık ekonomik büyüklüğe sahip Küba’nın yıllık ithalat rakamı 8-10 milyar dolar arasında de­ğişiyor. Türkiye ile Küba ara­sındaki dış ticaret dengesinde Türkiye lehine bir seyir izlen­se de gerçek potansiyelin çok gerisinde bir rakam ortaya çı­kıyor. Ticaret Bakanlığı’nın son verilerine göre, Türkiye’nin Kü­ba’ya ihracatı 160 milyon dola­rın biraz üzerine çıkmış durum­da. Ülkeden yapılan ithalat ise 16 milyon dolar civarında. Re­form hamlesiyle Türk ürünleri ve yatırımlarının ada ülkesin­de çok daha yukarılara çıkma­sı bekleniyor. Ancak uzmanlar, Türkiye ile Küba arasındaki dış ticareti etkileyen önemli unsur­lardan birinin üçüncü ülkeler aracılığıyla yapılan ticaret oldu­ğuna dikkat çekiyor. Buna göre, Türkiye’de üretilen bazı ürün­ler Küba’ya üçüncü ülkeler ara­cılığıyla geliyor. Bu ürünler Kü­ba’ya Türkiye tarafından değil, üçüncü ülkelerce, genellikle Av­rupa tarafından ihraç ediliyor.

“Temel gıda ürünlerinde acil ihtiyaç var”

Küba’nın içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi durum nedeniyle ülkede en büyük ihtiyacın un, makarna, yağ gibi temel gıda maddeleri olduğunu söyleyen DEİK Türkiye-Küba İş Konseyi Başkan Yardımcısı İdris Zırh, Küba tarafının enerji veya farklı emtiadan ziyada öncelikli gıda talep ettiğini aktardı. Bugün Küba ile doğrudan ticarette bir takım zorluklar yaşandığını kaydeden Zırh, mevcut durumda Türkiye’den yapılan un, makarna ve bisküvi ihracatının çoğunlukla pazarı elinde tutan İspanyol şirketleri üzerinden yürütüldüğünü ifade etti. Finansal altyapı yetersizlikleri nedeniyle alternatif ticaret yöntemlerinin gündeme geldiğini anlatan Zırh, bazı takas modellerinin değerlendirildiğini belirtti. Küba’da Çin’in finansal ve lojistik olarak çok baskın bir rol oynadığını ifade eden Zırh, Çinlilerin bölgede e-ticaret ve lojistik merkezleri kurma projeleri olduğunu aktardı. Türk firmalarının Çinli firmalarla farklı iş birlikleri geliştirebileceğini kaydeden Zırh, kısa vadede olmasa da orta ve uzun vadede Küba’nın bölgeye açılan kapı olabileceğini söyledi. Zırh, Sonbahar döneminde DEİK kanalıyla Küba’ya bir ziyaret gerçekleştireceklerini ve yerel temaslar üzerinden ticari imkânları incelemeye devam edeceklerini sözlerine ekledi.

Küba’yı liberalleşme reformuna ne götürdü?

Kararın arkasında Küba’da yaşanan ağır ekonomik kriz yatıyor. Yakıt yetersizliği nedeniyle toplu taşıma ve çöp toplama gibi hizmetlerin durma noktasına gelmesi, uzun süren elektrik kesintileri, ilaç/gıda tedarikindeki aksamalar ve pesodaki değer kaybı hükümeti pazar ekonomisi adımları atmaya zorladı. Küba yönetimi, yıllık 10 milyar dolara dayanan ithalat faturasını ve tedarik krizini hafifletmek amacıyla başta enerji olmak üzere birçok stratejik alanı özel sektöre ve yabancı yatırımcıya açma kararı aldı.

Pazarda karşılaşılabilecek riskler nasıl bertaraf edilebilir?

ABD ambargosu (OFAC): Dolar bazlı ödemelerin Amerikan banka sistemine takılma riski.

Çözüm stratejisi: İşlemlerin kesinlikle Euro veya Sterlin bazlı yürütülmesi, ambargo kapsamı dışındaki bankalarla çalışılması.

Kur dalgalanması ve döviz riski: Küba Peso’sundaki değer kayıpları ve yerel KOBİ’lerin döviz erişim kısıtı.

Çözüm stratejisi: Peşin ödeme, akreditif veya döviz kazanma kapasitesi olan (turizm/ihracat) özel işletmelerle çalışılması.

Lojistik ve taşıma: Doğrudan hat azlığı ve navlun maliyetleri.

Çözüm stratejisi: Bölgesel aktarma merkezleri (Panama, Kolombiya veya Serbest Bölgeler) üzerinden konsolide sevkiyat.

Küba’nın ithalatındaki ilk 9 ülke

Venezuela (Petrol ve enerji ürünleri ağırlıklı)

Çin (Elektronik, ticari araçlar, makineler)

İspanya (Gıda, makineler, tüketim malları-Küba’nın AB’deki en büyük ortağı)

Brezilya (Tavuk eti, mısır, gıda maddeleri)

Rusya (Petrol, buğday, ağır sanayi ve araç)

Meksika (Gıda, kimyasal ürünler)

ABD (Ambargo muafiyeti kapsamındaki tarım ve gıda ürünleri - özellikle dondurulmuş tavuk)

İtalya/Almanya (Sanayi makineleri ve ekipmanlar)

Türkiye (Un, nişasta, yağ, sabun/temizlik maddeleri ve plastik)