Mısırda fiyat düştü, Çukurova’da ‘Hasat Şenliği’ buruk başladı

TMO’nun mısır destek alım fiyatını açıklamaması nedeniyle Çukurova’da ‘Mısır Hasat Şenliği’ buruk başladı. Üreticiler fiyatların daha da aşağı düşmemesi için fiyatların bir an önce açıklanmasını isterken, sanayici şeker kotasından yakındı

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

SERGÜL KESKİN 
ADANA 

Yeni sezonda tarihi rekoltenin beklendiği mısırda ilk hasat Adana’da düzenlenen Mısır Hasat Şenliği ile başladı. Ancak üretici, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) bu yıl müdahale alım fiyatını açıklamamasına tepkili. Geçen yıl müdahale alım fiyatının 68 kuruş olarak açıklandığını, ancak bu yıl fiyat açıklanmadığı için piyasada kilo fiyatının 64 kuruşa düştüğünü belirten üreticiler, fiyatın daha da düşmemesi için bir an önce fiyatın açıklanmasını talep ediyor. Piyasada fiyatın maliyet altında oluşmasından yakınan üreticiler, TMO’nun 74-75 kuruş civarında fiyat açıklanmasını bekliyor. 

Sanayici ‘kota’dan şikayetçi 
Sektördeki haksız rekabetten, yanlış ithamlardan ve mısır şekeri için konulan kotadan yakınan sanayici, bir de Danıştay’ın verdiği yürütmeyi durdurma kararının şokunu yaşıyor. 2014-2015 sezonunda nişasta bazlı şeker (NBŞ) kotasının sadece yüzde 30 arttırıldığını belirten Nişasta ve Glikoz Üreticileri Derneği (NÜD) Başkanı Rint Akyüz, Danıştay’ın tarihinde görülmemiş bir süratle “yürütmenin durdurulması” kararı vermesi nedeniyle sektör olarak bu kotayı da kullanamadıklarını belirterek, “Bu saatten sonra kaybımızın telafisi mümkün değil. Bu karardan, Türkiye’ye ihracat yapan ülkelerin dışında hiç kimsenin bir kazancı olamaz” eleştirisinde bulundu. Akyüz, TMO’nun açıkladığı fiyatın siyasi olduğunu, asıl fiyatın arz ve talebe göre piyasada belirlenmesi gerektiğini söyledi. 

Rint Akyüz, mısırda bereketli bir yıl yaşandığını, son yıllarda yaşanan ciddi verim artışının da etkisiyle bu yıl 6.5 milyon ton rekolte beklediklerini söyledi. Mısırda 10-15 yıl öncesine göre üç misli üretim artışı olduğunu dile getiren Akyüz, bunda nişasta sanayicisinin her yıl üreticiden aldığı 1.3 milyon tona yakın düzenli mısır alımının katkısının büyük olduğunu söyledi. 

Yüzde yüz yerli mısır kullanıyoruz 
Akyüz, nişasta sanayicilerinin üretimlerinde Türk çiftçisinin yüzde yüz yerli mısırını kullandıklarını, Biyogüvenlik Yasası nedeniyle yasaklanan GDO’ya karşı da Türkiye genelinde 22 ilden tüm mısır hasadını temsil edecek şekilde birinci ve ikinci hasat öncesi tarlalardan farklı numuneler toplayarak akredite bir laboratuvarda afl atoksin de dahil analize tabi tuttuklarını anlattı. Bu işlemler için 2 yılda yarım milyon liraya yakın bir kaynak ayırdıklarını ve 2 yıllık araştırma sonuçlarına göre, mısırda GDO’nun olmadığını, aflatoksin miktarının ise azalma gösterdiğini açıklayan Akyüz, böylece çiftçinin ürününü ve sanayinin ham maddesinin kalitesini garanti altına aldıklarını vurguladı. Akyüz, tüm bu çabalarına karşın pazarda yapılması gereken rekabeti pazar dışına taşıyan, suni gündemler yaratan, kamuoyunu kasıtlı yanlış bilgiyle kirleten lobilerin tüm enerjilerini aldığını söyledi. Bunun en güzel örneğinin ‘mısır şekeri sağlığa zararlıdır’ söyleminin olduğunu dile getirerek bunu ‘bilim dışı yalan’ olarak nitelendiren Akyüz, “Piyasada ticari anlamda satılan saf früktoz yok. Şeker kamışı, şeker pancarı ve mısırdan üretilen şeker aynı. Sofra şekerinin yarısı früktoz, yarısı da glikoz. Mısır şekerinde ise bu oranlar yüzde 42-58 ve 55-45 şeklinde. Doğada meyvelerde de değişen oranlarda früktoz ve glikoz bulunuyor. Früktoz sıvı ürün, doğrudan meşrubat sanayiinde kullanıyor” diye konuştu. 

Kota kayıtdışını teşvik ediyor 
Bu kısır çekişmelerle uğraşırken, AB ülkelerinin 2017’de kalkacak şeker kotasına kendisini hazırladığını ve Türkiye’nin rekabet şansının gittikçe zorlaşacağını anlatan Akyüz, “Şu anda yüzde 27 kapasite ile çalışıyoruz. Bu çok ciddi bir kayıptır. Artık Türkiye’de kotaların kalkması lazım” diye konuştu. Rint Akyüz, kota sisteminin kayıtdışını da teşvik ettiğini, nişasta sanayiinin 2001’de 461 bin ton satışı varken, bugün kota ile 232 bin tona mahkum edilldiğini vurgulayarak, “İhtiyaç 900 bin tona yaklaştı. Öyle veya böyle bu ihtiyaç, bir şekilde temin ediliyor. Yani biz, çok ciddi bir şekilde kayıt dışını teşvik etmiş oluyoruz. Yaşanan haksız rekabetin boyutu inanılır gibi değil” dedi.

Kaybımızın telafisi mümkün değil
Bu yıl pancar verimindeki düşüş nedeniyle Ekonomi Bakanlığı’nın şeker ithalatına izin verdiğini ve 100 bin tona yakın şeker ithal edildiğini anlatan Akyüz, bu gelişmenin yaşandığı ortamda sanayiciler olarak yüzde 50 kota artışı beklerken yüzde 30 kota artışı sağlandığını ve bunun şokunu yaşarken Danıştay’dan tarihinde görülmemiş bir süratle yürütmeyi durdurma kararı verdiğini hatırlattı. Akyüz, “2014/15 pazarlama yılı 31 Ağustos itibariyle bitti ve 1 Eylül itibarıyla 2015/16 pazarlama yılı, yani yeni kota yılı başladı. Artık dava lehimize sonuçlansa bile kaybımızın telafi si mümkün değil. Bu karardan Türkiye’ye ihracat yapan ülkelerin dışında hiç kimsenin bir kazancı olamaz. Diğer bir deyişle, bizim kotamızın artışı kimseye zarar vermiyor, kotamızın artmaması veya iptali de kimseye yaramıyor. Pancar şekerinin bu işten kayıp veya kazancı yok. Hele davayı açanların ise hiç ilgisi yok. Bana göre herkes şapkasını önüne koyup bir kez daha düşünmeli. Ülkemizin, çiftçimizin, tarım ve gıda sektörümüzün daha fazla kaybetmeye tahammülü yok.”

Bu konularda ilginizi çekebilir