'Pazarlama bakmak değil, görmektir...'

Hayat Kimya Strateji ve Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Aysel Aydın pazarlamayı seçmesinde merak eden, daha fazla öğrenmek isteyen yapısının etkisi olduğunu söylüyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Bugün konuğum profesyonel hayatın en kuvvetli isimlerinden Aysel Aydın. Hayat Kimya’nın tepe yöneticilerinden biri olan Aysel Hanım, kimya sektörünün genç yaşta adetâ duayenlerinden biri hâline gelmiş. Bugün “kağıt” dendiği zaman sadece Türkiye’de değil, küresel anlamda da bilinen isimlerden biri. Bir başka özelliği de var. Çocuklarına düşkün bir anne aynı zamanda. Elleriyle büyüttüğü markaları da çocukları gibi seviyor. Başarmak DNA’sında var Aysel Hanım’ın. Paylaşmasak olmazdı...

- Okuyucuların anlaması için tam olarak ne yaptığınızı kısaca anlatır mısınız?

Hayat Kimya’da Strateji ve Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyorum. Bingo, Molped, Molfix, Papia, Familia, Joly markalarımızı 100’e yakın ülkede tüketicilerle buluşturuyoruz. Türkiye, Mısır, İran, Cezayir ve Rusya’da üretim yapıyoruz. Hayat Kimya’nın Türkiye, Ortadoğu, Kuzey & Orta Afrika ve Doğu Avrupa’daki tüm pazarlama faaliyetlerinden sorumluyum. Aynı zamanda markalarımızın global marka olma yolunda hızla ilerlemesi için yeni potansiyel pazarların araştırılması ve yeni ülke yatırım kararları için gerekli fizibilite süreçlerinin yönetilmesi de ana sorumluluklarım arasında. 12 yılı geride bıraktığım Hayat Kimya’nın üyesi olmak ve bu süreçlerin bire bir gelişmesine, büyümesine tanıklık etmek benim hayatımın gerçekten en özel deneyimlerinden biri. Markalarımızın başarısını izlerken, çocuklarının başarısını izleyen bir anne gururu yaşıyorum.

- Yaptığınız işi seçmenizde yaşadıklarınız mı etkili oldu, yoksa çocukluktan gelen bir motivasyon mu?

Çocukluğumdan bu yana aile işlerimiz dolayısıyla ticaretin içinde büyüdüm. Pek çok çocuğun aşina olmadığı satış, sipariş, sevkiyat, piyasaların durumu gibi terimler bizim evde sık konuşulurdu. Çocukluğum bu kavramları dinleyerek, neden-sonuç ilişkilerini gözlemleyerek geçti. Bu farklı bakış açısı DNA’ma işledi ve meslekte kariyer basamaklarını daha hızlı çıkmamı sağladı. P azarlamayı seçmemde merakla gelen azmim de etkili oldu. Etrafımda olanı biteni anlamaya çalışan, merak eden, daha fazla öğrenmek isteyen bir yapım vardı. Hâlâ değişen dijital dünyaya uyum sağlamak, gelecek trendleri öngörebilmek, öncü olabilmek için pazarlama dünyasını yakından takip ediyorum.

“GİDECEĞİ LİMANI BİLMEYENE HİÇBİR RÜZGÂR YARDIM ETMEZ...”

- Anne ve babanızın, ailenizin hayattaki seçimlerinize etkisi oldu mu? Nasıl bir ailede büyüdünüz?

Ailem hayatımda kendi kararlarımı almayı, hayallerim ve sezgilerim doğrultusunda ilerlemeyi öğretti. Montaigne’nin “Gideceği limanı bilmeyene hiçbir rüzgârdan yardım gelmez” sözü her kararımda bana ışık tuttu. Babam ticaretle uğraşıyordu. Annem ise etik değerler doğrultusunda çocuklarını yetiştirmeye özen gösteren biriydi. Şimdiye geldiğimde düşünüyorum da, meslek konusunda bana yön veren birisi olsaydı bundan daha iyisi olur muydu? Sanırım olmazdı. Kişinin ömür boyu yapacağı işi seçmesinde, kalbinin sesini dinlemesi, gerçekten neyi yapmaktan mutlu olduğu çok önemli.

- Bu işi yapmaya ne zaman karar verdiniz?

İTÜ Kimya Mühendisliği’nde okurken gördüm ki kimya her işin doğasında vardı. Üniversitedeyken bir markayı yönetmek istiyordum. O zaman marka yöneticisi gibi kavramlar yoktu, ürün müdürü vardı. Bir ürünü sıfırdan; kaliteden satışa kadar sıfırdan ele alabileceğim ve sonuçlarını ölçümleyebileceğim bu meslek beni heyecanlandırırdı. Mezuniyetten sonra master yaparken Otacı’da işe başladım. Tüm operasyonlarının içinde bilfiil yer alma şansım oldu. Sonra da kariyerim hep bu alanda gelişti. Ne mutlu bana ki Hayat Kimya’da kağıt kategorisinde yer alan tüm markalar ben şirkete geldikten sonra doğdu. Bu markaların isminden, üretimine kadar her sürece kendim bizzat katkı sağladım. Bu sektörde çok az pazarlamacının yaşayabileceği bir deneyim ve çok büyük bir şans...

- Başka hangi mesleği tercih ederdiniz?

Yaptığım işi çok seviyorum. Bakmakla görmek arasında fark vardır. Bu meslek benim görmemi sağladı. Hayat Kimya’nın global organizasyonu ise farklı ülkelerdeki kadınları, çocukları, toplumları tanımamı ve farklı bir bakış açısıyla tüm süreçleri değerlendirmemi sağladı. Tekrar mesleğimi seçme şansım olsa, yine bu işi yapardım.

“ANALİTİK DÜŞÜNME YETENEĞİ ÖNEM KAZANACAK...”

- Bu işte eğitimin, ilişkilerin ve tecrübenin payı yüzde kaçtır?

İyi bir eğitim almak, yabancı dil bilmek işin artık olmazsa olmazı. Yanı sıra bu işte çevrenizle kurduğunuz iletişim, sosyal zekânız, empati yeteneğiniz, ilişkileri yönetme ve yönlendirme beceriniz, sizi başarıya taşıyan faktörler arasında.

- Bu işte ekmek var mı? Girişimciler nereden başlamalı?

Yeni dönemde marka yönetecek kişilerin profilinde çok sağlam iletişim becerilerinin yanı sıra analitik düşünme yeteneği de önem kazanacak. Rekabetçi zekâsını kullanarak pazardaki değişimleri öngörebilen, stratejiler geliştirebilen, bilgi teknolojilerine hakim kişiler bu meslekte başarılı olacaklar. Biz pazarlamacılar, gençlere 100 yıldan uzun süren bir pazarlama bilgi birikimi bırakacağız. Onlar bu birikimi alıp, günümüzün teknolojilerinden faydalanıp markaları daha fazla hayatla iç içe geçirecek yöntemler geliştirecekler.

- Hiç unutamadığınız bir anı var mı? Sizi çok güldüren ya da şaşırtan, belki de kızdıran...

1994 yılında, ilk işimde, Seda Sayan’ın sunduğu bir kadın programına davetli 2 konuktan biri şifalı bitkilerle tedavi uygulayan bir kişi, diğeriyse benim patronum Niyazi Kurtsan’dı. Niyazi Bey, nur içinde yatsın, programa kendisi yerine çıkmamı ve Otacı’yı temsil etmemi istemişti. Çok gençtim, kamera karşısına geçecek olmak beni heyecanlandırdı ve endişelendirdi. Program günü bitkileri karıştırıp çeşitli şifa reçeteleri yazan kişi karşısında, ben, geleneksel tedavi yöntemlerini modern teknolojiyle birleştiren ürünlerin kullanımının doğruluğunu savunuyordum. Ar-Ge’nin önemi, cildi tahriş etmeyecek içeriklerin kritik olduğuna değiniyordum. Niyazi Bey program bitiminde beni ayakta alkışlamıştı. Program çok ses getirmişti. Sonrasında Türkiye’nin dört bir yanından mektup aldım. O günleri hatırladığımda yaşadıklarım, başardıklarım bana güven veriyor.

- Yaptığınız işte küresel olarak öne çıkmış isimler veya kurumlar var mı?

Pazarlama duygulara hitap eden, duygularla tüketici arasında iletişim, ilişki kuran bir kavram. FMCG ve telekomünikasyon özellikle bu işin en iyi uygulanabildiği sektörler arasında. Çok başarılı projeler ortaya koyan şirketler, hem globalde hem ülkemizde mevcut.

- İleride çocuklarınız bu işi yapsın ister misiniz ?

Oğlum Efe 11, kızım Görkem ise 18 yaşında. Kızımı bu işi yapması konusunda yönlendiriyorum. Pazarlamanın bakmakla görmek arasındaki farkı yarattığını düşünüyorum. Eğer bakan değil gören olursa eminim ki her şekilde başarı bu işi yapsa da yapmasa da arkasından gelir.

“BAŞARI DAİMA NÜANSLARDA GİZLİ...”

- Sosyal medya yaptığınız işte ne kadar etkili?

Dijital medya günümüzün olmazsa olmaz iletişim mecralarından biri. Türkiye, Avrupa’nın en genç internet kullanıcılarına sahip pazarlar arasında. Bu nedenle markalar sadece dijital mecraya özel kampanyalar hazırlıyor. Daha samimi, daha sıcak, her gün konuşan ve dinleyen bir tonda iletişimini gerçekleştiriyor. Özellikle hedef kitlesi daha genç olan markalar, dijital platformlarda sürekli iletişim sağlıyor, kullanıcılarıyla aynı dili konuşuyor. Sadece markalar değil aynı zamanda klasik medya mecraları da dijitalden besleniyor ve entegre oluyor. Pek çok veri internete referans veriyor, kullanıcılarından gelecek tüm geri bildirimleri oradan hızlı bir şekilde geri topluyor. Trendlere uymak, tüketiciyi doğru ve etkin bir şekilde dinlemek, hızlı aksiyon almak günden güne önem kazanıyor.

- Yaptığınız iş dünden bugüne ne kadar değişti?

Tabii ki çok değişti. Ürünler, hizmetler ve şirketler giderek birbirine benzedikçe ve rekabet arttıkça, pazarlamada ve iletişimde kullanılan klasik yöntemler değişti. Doğru hedef kitleye doğru yerde ulaşabilecek yaratıcı medyanın kullanımı giderek önem kazanıyor. Tüketiciyle markalarınız artık sadece süpermarket veya bakkal rafında buluşmuyor. E-ticaret ve S-ticaret’le beraber online satış sitelerini, dijital hesaplarınızı satış alanı olarak konumlandırabiliyorsunuz. Konuşacak o kadar çok kanal, mecra ve yönetmeniz gereken farklı kaynaklar var ki... Stratejiyi baştan akılcı biçimde konumlandırabilirseniz tüketiciyle aranızda duygusal bağ yaratabiliyorsunuz. Bana kalırsa başarı nüanslarda gizli... Tüketicinin kalbinde yer bulacak projeler ortaya koymak, inovatif ve yaratıcı yaklaşımların dur durak bilmediği gerçeğini kabul etmek gerekiyor.