18 °C

Rakiplerinin de çok agresif hareket ettiğini söyleyen Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç: Finansta agresif büyür fırsatlara bakarız

Rakiplerinin de çok agresif hareket ettiğini söyleyen Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç: Finansta agresif büyür fırsatlara bakarız

Rakiplerinin de çok agresif hareket ettiğini söyleyen Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç: Finansta agresif büyür fırsatlara bakarız

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, finans sektöründe agresif büyüme planları yaptıklarını belirterek, "Organik büyümenin yanında eğer önümüzü bir fırsat gelirse bunu tabii ki çok ciddi bir şekilde değerlendirmeyi planlıyoruz" dedi. Uni Credit Grubu'nun tarihinde ikinci defa kendi ülkesi dışında gerçekleştirdiği yönetim kurulu toplantısına ev sahipliği yapan Yapı Kredi'nin 2008'de tamamen büyümeye odaklanacağını kaydeden Mustafa Koç, global ekonomik göstergelerin olumsuz yönde değiştiği ve piyasaların çalkantılı olduğu bir dönemde Türkiye ekonomisinin bir olgunluk sınavı verdiğini, vermeye de devam ettiğini bildirdi. Mustafa Koç, Yapı Kredi Bankası'nın hissedarı Uni Credit'in dün İstanbul'da gerçekleştirilen yönetim kurulu toplantısı öncesinde düzenlenen basın toplantısında, Koç Topluluğu'nun 82 yıllık tarihinde, yabancı ortaklarla yapılan işbirliklerinin büyük bir uyum ve başarıyla sürdürüldüğünü hatırlattı. Yapı Kredi'yi her alanda lider yapacağız Uni Credit ile ortaklığın bu başarı öyküsünde ayrı bir yeri bulunduğunu aktaran Koç, Türk bankacılık sektörüne yoğun yabancı sermaye ilgisinin olmadığı dönemlerde başlayan bu ortaklığın, organik büyüme ile hedeflerine ulaştığını, Koçbank'ın inorganik büyüme ihtiyacı doğduğunda, buna Yapı Kredi Bankası'nın da dahil olduğunu kaydetti. Böylelikle finans alanında kararlı ve net bir şekilde vizyonlarını ortaya koyduklarını dile getiren Koç, "Yapı ve Kredi Bankası'nı, Türkiye'de her alanda liderlik konumuna yükseltmeyi amaçlıyoruz. Bu doğrultuda emin adımlarla ilerliyoruz. Hamlelerimizi buna göre gerçekleştirmeye çalışıyoruz" diye konuştu. Uni Credit ile 2002'de ortaklığa imza attıkları dönemde Türkiye ekonomisinin çalkantılı bir gündemi bulunduğunu ve şartların bugünkünden çok daha farklı olduğunu belirten Koç, buna rağmen Uni Credit yöneticilerinin Türkiye'nin potansiyelini fark ettiklerini ve ortak bir vizyon oluşturduklarını söyledi. Mustafa Koç, Türkiye'nin gücü ve ekonomisiyle Uni Credit için stratejik olarak önemli bir konumda olduğunu vurgulayarak, Uni Credit Yönetim Kurulu toplantısının İstanbul'da yapılmasının grubun Türkiye ve ortaklığa verdikleri önemin dikkat çekici bir göstergesi olduğunu ifade etti. Türkiye olgunluk sınavı verdi vermeye de devam ediyor Mustafa Koç, Yapı ve Kredi Bankası'nın uluslararası piyasalar tarafından da takdir edildiğini dile getirerek, bankanın The Banker tarafından Türkiye'de yılın bankası seçildiğini ifade etti. Küresel belirsizliklere karşın makro görünümü nispeten güçlü, orta vadede belirtilerin çok olumsuz olmadığı bir dönemden geçildiğine dikkati çeken Mustafa Koç, faizlerin yavaş da olsa düşmesi ve iç talebin kısmen canlanmasıyla 2008 için yüzde 5 olan büyüme hedefinin gerçekleşmesini, finans sektöründe ise istikrarlı ve pozitif bir ortamın devamını beklediklerini aktardı. Sarsıntıdan en az etkilenecek şekilde konumlanıyoruz Koç, "Global ekonomik göstergelerin olumsuz yönde değiştiği ve piyasaların çalkantılı olduğu bir dönemde Türkiye ekonomisi bize göre bir olgunluk sınavı verdi ve bu sınavı vermeye de devam ediyor" şeklinde konuştu. Konuşmasında global dalgalanmalara da işaret eden Koç, şunları aktardı: "ABD'de başlayan ve global ekonomide etkileri görülecek dalgalanmaları, durgunluk eğilimlerini son derece yakından takip ediyoruz. Riskin arttığı dönemlerde gereken tedbirleri hemen alacak ve olası bir sarsıntıdan en az etkilenecek şekilde kendimizi konumluyoruz. Yurtdışı finansal piyasalardaki çalkantıya rağmen, kredi büyümesi, sağlam aktif kalitesi, sağlıklı gelir artışı, şube sayısındaki artış gibi olumlu gelişmeler iyimserliğimizi artırıyor. Önümüzdeki dönemde Uni Credit ile birlikte çok daha büyük başarılara imza atacağımıza inanıyorum." Rakipler çok agresif bizim görevimiz de zor Mustafa Koç, "Rakiplerimiz zorluklardan biri olacak. Rakipler çok agresif o yüzden çok zorlu görevimiz var. 2-3 sıra üste çıkma gibi zorlu görevimiz var. Ancak, bunu yapabileceğimize inanıyorum" şeklinde konuştu. Uni Credit ile Yapı Kredi Bankası'nın, Uni Credit'in aktif olduğu bölgelerde banka satın alma çalışması bulunup bulunmadığı konusunda ise Koç, Undi Credit'in Koç Grubu ile ortaklığının diğer ülkelerden farklı olarak yüzde 50-50 şeklinde olduğunu belirterek, "Şu anda bir tek Türk pazarına odaklanmış durumdayız. Organik büyümenin yanında eğer önümüzü bir fırsat gelirse bunu tabii ki çok ciddi bir şekilde değerlendirmeyi planlıyoruz. Çünkü finans sektöründe, hem kendileri hem de biz, agresif bir şekilde büyümeyi hedefliyoruz" dedi. 2009 sonunda bin şubeli banka olacak Yapı Kredi Murahhas Üyesi ve Genel Müdürü Tayfun Bayazıt, 2009 sonunda şube sayılarını 1.000'e yükseltmeyi planladıklarını söyledi. Geçen yıl, hedeflerinden daha fazla, 82 şube şube açtıklarını ifade eden Bayazıt, 2007 yılını 67 ilde 676 şube ile kapattıklarını, şube ağının yüzde 64'ünün en büyük 4 ilde bulunduğunu, en büyük 10 ilde de yüzde 11'lik şube pazar payına sahip olduklarını aktardı. 2008'de 160 adet şube açmayı planladıklarını, ocak sonu itibariyle bu yıl 15 yeni şube açtıklarını kaydeden Bayazıt, "2009 sonunda 1.000 şubeye ulaşmış bir satış teşkilatını yakalamayı hedefliyoruz" dedi. Yapı Kredi'nin ise 2008'de pazar paylarını artırmaya devam etmesini öngördüklerini, konut kredileri, destek kredileri ve taşıt kredilerinde pazar paylarını artırmaya başladıklarını söyledi. Bayazıt, KOBİ'lere kullandırdıkları kredilerin 2007'de yüzde 57 oranında büyüdüğünü, KOBİ kredilerinin toplam kredilerdeki payının da 2007 sonunda yüzde 13'e ulaştığını kaydetti. Bayazıt, konut ve destek kredileri başta olmak üzere bireysel krediler ve KOBİ kredilerinin büyümenin ardındaki itici güçler olacağını, ayrıca kredi kartlarındaki liderliklerini de daha da güçlendireceklerini ifade etti. Bayazıt, mevduattaki pazar paylarının yüzde 10'lar seviyesinde bulunduğunu, ancak sektörün genelinde tasarrufların çekilmesi konusunda sıkıntı yaşandığını ve mevduattaki artış oranının kredi artış oranının gerisinde kaldığını belirtti. Sendikasyon kredilerine ilişkin olarak da Bayazıt, ağustos ayında 700 milyon dolarlık, ekim ayında ise 800 milyon dolarlık olmak üzere iki adet sendikasyonları bulunduğunu aktardı. Bayazıt, tekrar borçlanma ihtiyacı oluştuğu takdirde bir sorun olmayacağını, bunların kısa vadeli sendikasyonlar olduğunu söyledi. Türk bankacılık sektörünün dış fonlara bağımlılığının düşük olmasının büyümenin sürmesi açısından olumlu olduğunu vurgulayan Bayazıt, "Bol ve ucuz likiditeden Türk bankaları faydalanmış olsa da sektörün büyümesinde dış kaynaklar payı önemli boyutta değildi. Bu durumda 2008'de Türkiye'nin ülke riski bir önceki yıla göre fazla değişmedi" dedi. Türk meslektaşlarımızdan çok şey öğrendik Uni Credit Yönetim Kurulu Başkanı Dieter Rampl, Uni Credit için Türkiye'nin yalnızca önemli bir iç piyasa değil, aynı zamanda gelecekteki planları için önemli bir ortak olduğunu ifade etti. Türkiye'nin rekabete açık ve istikrarlı piyasası, kurumsal yönetişimdeki başarısı ile son yıllarda doğrudan yabancı yatırımlar tarafından da desteklenen bir başarı hikayesi yarattığını ifade eden Rampl, kendilerinin de bu başarı hikayesine bir miktar katkıda bulunduğu düşüncesinde olduğunu söyledi. Rampl, Türkiye'deki meslektaşlarından çok şey öğrendiklerini ve Uni Credit'in Avrupa'da üçüncü, dünyada onuncu büyük banka konumuna dönüşmesinde büyük destek sağladıklarını belirterek, global iş açısından da her iki tarafın Orta Asya bölgesinin önemini kavradığını, bu bölgenin yakın gelecekte uluslararası ekonominin yeni liderleri haline geleceğini dile getirdi. Sektörde daha da büyüme potansiyelimiz yüksek Uni Credit CEO'su Alessandro Profumo da, Türkiye'ye geldikleri 2002 yılından sonraki süreçte doğru seçimi yaptıklarını anladıklarını belirtirken, Türkiye'nin yüksek nüfusuna karşın bankacılık sektöründe penetrasyonun az olması nedeniyle büyük potansiyel içerdiğini kaydetti. Türkiye'de bankacılık sektöründe çalışan kalitesinin, altyapının ve ürün geliştirme kapasitesinin çok yüksek olduğunu dile getiren Profumo, birleşmenin ardından büyüme atağına geçtiklerini, son çeyrekteki rakamların çok olumlu olduğunu ve pazar paylarını bütün sahalarda geri kazandıklarını söyledi. Profumo, şu anda üçüncü ya da dördüncü sırada yer aldıkları için çok rahat bir pozisyonda bulunduklarını, daha yüksek bir pozisyona ilerleme şansına sahip olduklarını vurguladı. Profumo, Yapı Kredi'nin lider olma hedefine işaret ederek, "3 ya da 4 sıra yukarıya doğru gidebiliriz. 2009 sonundaki 1.000 şubeye ulaşma hedefimiz var. İki büyük paydaşımızı da arkamıza alarak zaman içinde liderlik hedefine ulaşmak istiyoruz" dedi. Dramatik yavaşlama olmaz bazılarının likidite sorunu olur Alessandro Profumo, "Global krizin olduğu bir ortamda Türkiye ekonomisi için olumlu düşünmenizin nedeni nedir?" sorusunu ise şöyle yanıtladı: "ABD ekonomisiyle ilgili resesyon tartışmaları var, ancak diğer taraftan Asya hâlâ çok önemli bir biçimde büyümeye devam ediyor. Bir yavaşlama olacak ama dramatik bir yavaşlama olmayacaktır. Dünya ekonomik krizi demeyi tercih etmiyorum. Bir finansal kriz var demek istiyorum. Belli ülkelerde belli oyuncular için likidite sorunu olabilir." Türkiye'de büyüme beklentisinin devam ettiğini ve bunun Avrupa ile güçlü ilişkileri olan bir çok ülke için geçerli oluğunu belirten Profumo, "Türkiye'nin stratejik konumu, özellikle doğrudan yabancı yatırımlar için çok önemli. Türkiye, Batı Avrupa ve bazı aynı enlemde yer alan ülkelerden farklı bir konuma sahip" dedi. Bankacılıkta mevduat yüzde 19 krediler yüzde 25 artış gösterir Tayfun Bayazıt, Merkez Bankası'nın faiz indirimlerinin artık çok daha ölçülü olduğunu, eskisi gibi agresif olmadığını, bundan dolayı fiyatlara yansımanın da aynı ölçüde gerçekleştiğini söyledi. Bayazıt, küresel piyasalardaki gelişmelere değinerek riskten kaçınmanın arttığını söyledi. Bayazıt, 2007 yılında faizlerin düşmesi ve iç talebin canlanmasıyla büyüme hızının yüzde 4,9 olmasını beklediklerini söyledi. Bayazıt, küresel bir şok olmaması ve uluslararası mal fiyatlarındaki artışın durması halinde de enflasyonun yüzde 6,1'e gerilemesini öngördüklerini kaydetti. Bu yıl bankacılık sektöründe istikrarlı ve olumlu ortamın süreceğini öngördüklerini aktaran Bayazıt, sektördeki toplam mevduatın yüzde 19, toplam kredilerin yüzde 25, tüketici kredilerinin yüzde 38, kredi kartlarının yüzde 18 ve ticari kredilerin yüzde 22 oranında artmasını beklediklerini ifade etti. Koç'un açık pozisyonu 5 milyar dolar, para eşit şekilde dağılacak Mustafa Koç, Migros'un piyasa değerinin yüzde 10 kadar üzerinde satıldığına işaret ederek "Bu alımın bilhassa bir yatırım fonu tarafından yapılması, gerek Koç Topluluğu, gerek Migros, gerekse Türk ekonomisine duyulan güvenin çok önemli bir işaretidir" dedi. Migros'un satışından gelecek para ile öncelikle açık pozisyonunun kapatılacağını, ardından odaklandıkları 4 sektörde konumlarını güçlendirmeyi ve derinleştirmeyi düşündüklerini ifade eden Koç, "Migros'tan gelecek olan kaynak, Koç Holding'in bilançosunu çok ciddi şekilde rahatlatacaktır. Koç Holding'in bugünkü açık pozisyonu yaklaşık 5 milyar dolar kadardır. Koç Grubu büyüklüğünde bu, tamamen yönetilebilir bir rakamdır ve bunun dolar karşılığı da vardır" diye konuştu. Birtakım gündemler reformların önüne engel teşkil etmemeli Mustafa Koç, Türkiye'de sosyal güvenlik reformu gibi bir an önce uygulamaya konması gereken reformlar olduğunu kaydederek, "Çünkü öteledikçe bu iş karşımıza ileride geometrik olarak büyüyen bir canavar olarak çıkacak. Bunu da finans sektörü ne şekilde karşılar veya kaldırabilir o da bir muamma..." görüşünü dile getirdi. Bu nedenle reformların üzerine ciddi şekilde eğilmek gerektiğini vurgulayan Koç, "Son zamanlarda kamuoyunu meşgul eden birtakım gündemlerin de bu reformların önünde bir blok veya engel teşkil etmemesi lazım geldiğini düşünüyorum" dedi. Dieter Rampl'a 1 Türkiye'nin bölgesinde üstlendiği rolü takdir ediyoruz Türkiye'nin potansiyelini tanıyan ilk gruplardan biri olduklarını kaydeden Dieter Rampl, "Jeopolitik açıdan bakıldığında Uni Credit Grubu, Türkiye'nin, Ortadoğu bölgesindeki ilişkilerin normalizasyonu açısından sağladığı desteği de takdir etmekte. Bu ilişkilerin normalleşmesi sonucunda bölgede sosyal ve ekonomik gelişme ve uzlaşma da başlayacaktır. Bu, gerçekten çok zor ama mümkün bir süreçtir" dedi. Rampl, bu sürecin sadece Ortadoğu'yu değil, Akdeniz Bölgesi'ndeki bütün ülkeleri kapsayacağını ifade etti. Türkiye'nin Doğu ile Batı arasında bir buluşma noktası ve köprü oluşturduğuna işaret eden Rampl, Türkiye'nin bu özelliğinin, bu yıl Avrupa Kültürlerarası Diyalog Yılı'nın başlamasıyla daha da önem kazanacağını belirtti. Uni Credit, Türkiye'nin AB Sürecine derinden inanıyor Dieter Rampl, AB'ye katılma yolunda daha büyük adımlar atacak bir ülke göremediğini ifade ederek şöyle konuştu: "Çok zor ve karmaşık bir süreç olduğunu biliyorum. Uni Credit Grubu'nun derinden inandığı bir süreç bu. Her zaman bu alandaki desteğimizi sürdüreceğiz. Türkiye, AB'ye ihtiyaç duyuyor. AB de aynı derecede Türkiye'ye ihtiyaç duyuyor. Türkiye, sadece Avrupa ile Asya arasında bir köprü oluşturmakla kalmıyor. Aynı zamanda dünün Avrupasıyla, yarının Avrupası arasında da bir köprü rolünü üstleniyor. Daha büyük, daha sağlam ve daha açık bir Avrupa... Bu Avrupa, ancak Türkiye'nin varlığıyla, geleceğe daha huzurla ve tarihin kendisine verdiği rolü gerçek anlamda oynamanın rahatlığıyla bakabilecektir." Sonsuza kadar burada yatırımcı kalabiliriz Uni Credit Grubu olarak da çok güçlü bir uluslararası pozisyona ulaştıklarını belirten Profumo, "Türk şirketlerinin yurtdışında büyümesi için de kapasiteye sahibiz. Yabancı doğrudan yatırımın (kuvvetli bir mevcudiyetimiz olan ülkelerden) Türkiye'ye yönlendirilmesi anlamında da güçlü olduğumuzu söyleyebiliriz" dedi. Profumo, 2002 yılında Türkiye'ye gelirken bazı şüpheleri olduğunu belirterek, "Biz Türkiye'ye yatırım yaptığımız zaman hırslarımız, hedeflerimiz vardı. Koç Grubu bize destek oldu. Aslında hiçbirimiz Türkiye'de bu kadar büyümeyi beklemiyorduk. Türkiye'de uzun vadeli yatırımcıysanız, 6 yılın ardından durum nereye gider diye bir şüphe vardı. Ama bu kadar sürenin ardından baktığımız zaman, uzun vadeli değil, belki sonsuza kadar burada yatırımcı kalabiliriz. Bu kadar önemli bir ülke" diye konuştu. Profumo, grup içindeki en fazla müşterilerinin 7 milyon ile Türkiye'de bulunduğunu, Türkiye'yi Polonya ve İtalya'nın takip ettiğini kaydetti.