"Sam Amca" 14 şirkete ortak oldu
Trump yönetimi son bir yılda çelikten yarı iletkene, nadir toprak elementlerinden nükleere kadar uzanan alanlarda 14 şirkete doğrudan devlet hissesi alarak dikkat çekti. Enerji Bakanı Chris Wright’ın “Venezuela petrol sektöründe ABD’nin hisse alması gerçek bir ihtimal” açıklaması, Washington’un devlet eliyle yatırım ve kontrol politikasını yeni bir aşamaya taşıyabileceği tartışmalarını alevlendirdi.
ABD’nin “serbest piyasa” söylemiyle büyüyen geleneksel ekonomik yaklaşımı, Başkan Donald Trump döneminde farklı bir yöne evriliyor. Beyaz Saray, stratejik sektörlerde sadece düzenleyici ya da teşvik edici rol üstlenmekle yetinmiyor; giderek daha fazla şekilde doğrudan ortak konumuna geçiyor. Bu eğilimin bir sonraki durağı olarak ise, siyasi belirsizliklerle yıpranmış Venezuela’nın petrol varlıkları öne çıkıyor.
CBS’e konuşan Enerji Bakanı Chris Wright, ABD’nin Venezuela petrol sektöründe hisse alıp almayacağı sorusuna, Nicolás Maduro’nun devrilmesinin ardından bunun “çok gerçek bir ihtimal” olduğunu söyledi. Bu mesaj, Washington’un Venezuela’da yalnızca yatırımcıları teşvik etmekle kalmayıp, doğrudan “hissedar devlet” modelini gündeme taşıdığı şeklinde yorumlandı.
Devletin yatırımcı gibi davranması
Venezuela, zayıflamış petrol altyapısı ve devasa yer altı kaynakları nedeniyle Trump’ın dikkatini çekebilecek yeni bir cephe olabilir.
Cato Institute’tan Scott Lincicome’un aktardığına göre Trump yönetimi, son bir yılda 14 şirkette devlet adına doğrudan pay sahibi oldu. Bu şirketler; çelik, nadir toprak mineralleri, yarı iletkenler ve nükleer enerji gibi stratejik sektörlere yayılıyor. Bu portföyün 2026’da daha da büyümesi beklenirken, “devletin yatırımcı gibi davranması” Cumhuriyetçi cephede de tartışma yaratıyor.
Yönetim üzerinde baskın bir etki
Bazı Cumhuriyetçiler, hükümetin özel sektörde hissedar olmasını partinin 1960’lardan bu yana savunduğu serbest piyasa çizgisine aykırı görüyor. Kuzey Carolina Senatörü Thom Tillis, devletin bir şirkette yüzde 10 hisse almasının bile yönetim üzerinde baskın bir etki yaratacağını savunarak bunun “kaygan bir zemin” olduğunu söyledi.
ABD’nin Venezuela’nın devlet petrol şirketi PDVSA’da hisse alması senaryosu, ülkenin geçmişteki kamulaştırma ve el koyma sicili nedeniyle daha da karmaşık. Hugo Chávez döneminde devletleştirme dalgası büyürken, 2010’da Caracas’taki bazı kuyumcu mağazalarının canlı yayında verilen bir talimatla kamulaştırıldığı hatırlatılıyor. 2007’de petrol sektörüne uzanan bu süreçte ExxonMobil ve ConocoPhillips daha küçük paylarla ve tazminatsız çalışmayı kabul etmeyip ülkeden çekilmiş, ardından Venezuela’ya dava açmıştı.
Bu tarihsel arka plan, Venezuela’nın uzun süredir “yatırılamaz” bir ülke olarak görülmesine yol açıyor.
ExxonMobil krizi ve Trump’ın tepkisi
Geçen hafta Beyaz Saray’daki görüşmede ExxonMobil CEO’su Darren Woods’un Venezuela’yı “yatırılamaz” diye nitelemesi, Trump’ın beklediği büyük anlaşma gösterisini boşa düşürdü. İddiaya göre Trump, iki gün sonra ExxonMobil’i dışlama fikriyle flört etti. Ayrıca Venezuela petrol gelirlerinin ABD’de tutulan hesaplarda alacaklıların taleplerinden korunmasına yönelik bir kararname yayımladı.
“Devlet hissesi değil, hukuk ve güvenlik istiyoruz”
ABD petrol sektörünün ana lobi gücü American Petroleum Institute (API) Başkanı Mike Sommers ise Venezuela’ya yatırım için devletin finansal destek vermesine gerek olmadığını söyledi. Sommers’e göre sektörün önceliği istikrarlı hükümet, güvenlik, hukukun üstünlüğü ve kapitalizmin işlemesi.
API’nin Washington’daki yıllık enerji toplantısında da benzer şekilde, Venezuela’da büyük yatırımların ancak güvence, uzun vadeli istikrar ve el koyma riskinin ortadan kalkmasıyla mümkün olacağı vurgulandı. Sommers, şirketlerin özellikle Maracaibo Gölü ve Orinoco Kuşağı gibi bölgelere ilgi duyduğunu ifade etti.
Kontrol etme isteği artıyor
Trump’ın sosyal medyada “Venezuela’nın geçici başkanı” diye anıldığı bir meme’i paylaşması da yazıda sembolik bir mesaj olarak yorumlandı.
Enerji profesörü Carolyn Kisseau ise bu yaklaşımı “küstahtan da öte, neredeyse silah gibi kullanılan bir kaynak diplomasisi” olarak nitelendiriyor: "Amaç yalnızca kaynak çıkarmak değil, çıkarma sürecini de kontrol etmek."
Çip savaşında yeni perde: Gelişmiş yarı iletkenlere yüzde 25 vergiBilim ve Teknoloji
Trump’tan Powell’a uyarı: Faizi indir, yoksa çok geç olacakEkonomi