Tekstil ve hazır giyimde ‘iyileşme’ takvimi bir çeyrek kaydı: 100 bin kişi daha işini kaybetme riski altında
İkinci yarıda tekstil ve hazır giyim sektöründe beklenen toparlanma umudu, son çeyreğe kaldı. Savaşın tetiklediği enerji fiyatlarındaki artış, enflasyon üzerinde baskı oluştururken, sanayicinin “ucuz finansman” hayali de rafa kalktı. Sektör paydaşları, dengelenme sağlanmazsa kapasite ile birlikte oluşacak yeni istihdam kayıplarına dikkat çekiyor
Nurdoğan A. ERGÜN
nurdogan.arslan@dunya.com
Türkiye’nin ihracat lokomotifi tekstil ve hazır giyim sektörü, küresel jeopolitik gerilimler ve iç maliyet baskısı arasında sıkıştı. Sektör temsilcileri, bahar aylarında beklenen toparlanmanın yerini “bekle-gör” havasına bıraktığını, iyileşme takviminin ise bir çeyrek daha ötelendiğini belirtiyor. 2025 yılını hem üretim hem ihracat hem de istihdam anlamında dramatik kayıplarla kapatan Türkiye tekstil ve hazır giyim sektörü, bu yılın ikinci yarısında enflasyonun, düşeceği ve faizlerin gevşeyeceği bir senaryoya odaklanmıştı. Ancak, savaşın tetiklediği petrol ve enerji fiyatlarındaki artış, enflasyonun üzerinde yeni bir baskı oluşturdu. Bu bozulma, Merkez Bankası’nın faiz indirim takvimini ötelemesine neden olurken, sanayicinin nefes almasını sağlayacak “ucuz finansman” hayali, rafa kalktı. Sektör paydaşlarının ifadelerine göre, bir yılda 5 binden fazla firmanın kapandığı ve 400 binin üzerinde istihdamın kaybedildiği sektörde, 100 bin kişi daha işini kaybetme riskiyle karşı karşıya.
Alım randevularının yüzde 20’si iptal edildi
Sektör temsilcilerinin ifadelerine göre, ana pazar olan Avrupa’daki tüketicilerin harcama refleksleri, jeopolitik krizle birlikte anında “temel ihtiyaç” sınırına çekildi. Her ne kadar 350- 500 adetlik siparişlerde bir hareket görülse de büyük siparişlerin askıya alındığını belirten sektör liderleri, alım gruplarının Türkiye randevularını yüzde 20’lere varan oranda iptal ettiğine dikkat çekiyor. Bu durum, haziran ayında beklenen toparlanma sinyallerinin eylül-ekim dönemine, yani yılın son çeyreğine sarkmasına neden oldu. Diğer yandan sezonluk bir sektör olan hazır giyimde, gelecek sezon siparişleri ve koleksiyon görüşmelerinin yapıldığı “kritik iki hafta” savaşın gürültüsü arasında kaynadı. Dolayısıyla mart ve nisan aylarında netleşmesi gereken büyük hacimli kontratlar, “belirsizlik” nedeniyle yapılamadı. Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) Koordinatör Başkanı Fikret Kileci, İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkan Yardımcısı Mustafa Paşahan, TOBB Konfeksiyon ve Hazır Giyim Sanayi Meclisi Başkanı Şeref Fayat ve Konfeksiyon Yan Sanayicileri Derneği (KYSD) Başkanı Murat Özpehlivan, sektörün önündeki riskleri ve çözüm önerilerini anlattı.
Savaş uzarsa, sanayide ‘iyileşme’ süreci de uzar
Ortak görüş, bölgedeki savaşın özellikle ana pazar olan Avrupa’da tüketici reflekslerini olumsuz etkilediği yönünde. Şeref Fayat, savaşın uzaması durumunda iyileşme beklentilerinin son çeyreğe sarkabileceğini belirterek, “Bu savaş nedeniyle bir çeyrek kaybedeceğiz. Avrupa’daki bilinçli tüketici, temel ihtiyaç dışı harcamaları anında kesiyor” değerlendirmesinde bulundu. Murat Özpehlivan ise, hammadde fiyatlarındaki artışın ve navlun maliyetlerinin enflasyonist baskıyı artırdığını, bunun da siparişlere negatif yansıdığını vurguladı.
“Derdimiz ‘kur artsın’ değil, denge istiyoruz”
‘Yüksek enflasyon, yüksek faiz, düşük kur’ politikasının getirdiği maliyetlere değinen ve sektörün temel sorununun sadece döviz kuru olmadığını ifade eden Mustafa Paşahan, asgari ücret maliyetlerinin dolar bazında son üç yılda 600 dolardan bin 500 dolar seviyelerine çıktığını belirtti. Paşahan, “Biz ‘kur artsın’ demiyoruz, enflasyon, faiz ve kur dengeli gitsin istiyoruz. Rekabetçiliğimizi fiyat odaklı değil, model fabrika ve dijital dönüşümle geri kazanmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.
“Suriye partnerliği yeni üretim modeli olabilir”
Sektörün geleceğine dair en dikkat çekici öneri ise üretim modelinin değişmesi yönünde oldu. TİM Tekstil Sektör Kurulu Başkanı da olan Fikret Kileci, Türkiye’nin artık devasa ve yüksek istihdamlı fabrikalar yerine daha butik ve kompakt işlere odaklanması gerektiğini dile getirdi. Kileci, “İş bizim işimiz, tasarım bizim. Ancak emek-yoğun tarafında Suriye gibi yeni partnerliklerden faydalanmalıyız. Tıpkı geçmişte İtalya ve Fransa’nın bize yaptığı gibi” diyerek bir model önerdi. Benzer bir öneri daha önce Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği’nin (TGSD) stratejik yol haritasında da gündeme getirilmişti. Tüm zorluklara rağmen Türkiye’nin üretim altyapısı ve hız avantajıyla Avrupa için vazgeçilmez olduğunu vurgulayan sektör paydaşları, 2026’nın ikinci yarısından itibaren bir toparlanma beklerken, asıl büyüme ivmesinin 2027 yılında yakalanacağı konusunda ise hemfikir.
Kanada’daki hareket, Fırat’taki üreticiyi etkiliyor
GAİB Koordinatör Başkanı Fikret Kileci, hazır giyim ve tekstil sektöründeki küresel belirsizliğe karşı “itidal” çağrısı yaparken, sektörün hayatta kalması için radikal bir model değişimi gerektiğini vurguladı. Dünyanın her yerinde bir karmaşa yaşandığını belirten Kileci, pazar daralması ve maliyet baskısı nedeniyle toparlanma beklenen sürecin bir çeyrek daha ötelendiğini işaret etti. Küresel ekonomideki bağın koparılamaz noktaya geldiğini belirten Kileci, “Eskiden bir yerdeki savaş o bölgeyi etkilerdi, şimdi Kanada’daki bir hareket Fırat’ın kenarındaki üreticiyi etkiliyor. Ciddi bir belirsizlik ve ‘bekle-gör’ havası var. Bu ortamda telaşa kapılmadan itidalli olmak zorundayız” dedi. Sektörün kendi içindeki plansız büyümesini de eleştiren Kileci, “Hesapsız, kitapsız, fizibilite değil de ‘gözibilite’ yaparak yapılan tüm işler baş aşağı olur. Artık 5-10 bin kişilik dev fabrikalarla fiyat odaklı iş yapma devri kapandı. Daha niş, daha özellikli ve kompakt işlere dönmeliyiz” ifadelerini kullandı.
Asıl sorun savaş değil, bizdeki maliyet baskısı
İHKİB Başkan Yardımcısı ve başkan adayı Mustafa Paşahan, sektörün içinden geçtiği zorlu süreci değerlendirerek, asıl meselenin jeopolitik krizlerden ziyade bozulan ekonomik dengeler olduğunu söyledi. Paşahan, Türkiye’nin üretim gücüne olan inancını yinelerken, acil bir “dengeleme” çağrısında da bulundu. Sektörün son 3 yılda 400 bin istihdam kaybettiğine dikkat çeken Paşahan, temel sorunun “maliyet makası” olduğunu belirtti. Kur baskılandığı halde enflasyonda bir düşüş yaşanmadığını ifade eden Paşahan, sektörün sadece bir ekonomi başlığı olmadığını, sosyal bir kale olduğunu vurguladı. Özellikle Anadolu’daki kadın istihdamına vurgu yapan Paşahan, “Diyarbakır’da, Ağrı’da hazır giyim dışında hangi sektörde yüzde 50’den fazla kadın çalıştırabilirsiniz? Anadolu’daki fabrikalar kapanırsa bu insanları nereye götüreceksiniz?” diyerek sektörün gözden çıkarılamayacağını ifade etti. Savaşın etkilerinin kısa süreceğini ve Avrupa’nın hız-kalite avantajı nedeniyle Türkiye’den vazgeçmeyeceğini söyleyen Paşahan, 2026’nın ikinci yarısından itibaren bir toparlanma beklediğini ancak bunun için Ankara’nın sektörün dinamizmini destekleyecek adımları atması gerektiğini belirtti.
Bu yıl kapasiteyi korursak 2027’de yüzde 10 büyürüz
TOBB Konfeksiyon ve Hazır Giyim Sanayi Meclisi Başkanı Şeref Fayat, savaşın başlamasıyla birlikte ana pazarda “pandemi benzeri” bir harcama kesintisi yaşandığını anlattı. Fayat, “İhracat PMI verileri şubatta umut vericiydi ancak mart tablosu değişti. AB’deki bilinçli tüketici, enerji maliyetlerindeki artış korkusuyla temel ihtiyaç dışı harcamaları anında kesti. Bu durum bize net bir çeyrek kaybettirdi” dedi. Sektörün son 3 yılda 12 bin işletme ve 400 bin istihdam kaybettiğini hatırlatan Fayat, en büyük riskin “üretim tezgahlarını” kaybetmek olduğunu vurgulayarak “Bu yıl önceliğimiz büyümek değil kapasiteyi korumak olmalı” dedi. Fayat, bu yıl yüzde 5-6 küçülme ve yüzde 5’lik istihdam kaybı öngördü.
Temel sorun faiz, diğerlerini sanayici çözer
KYSD Başkanı Murat Özpehlivan’a göre, sanayicinin asıl sorunu kur veya hammadde değil, sürdürülemez hale gelen faiz oranları. Sektörün yaklaşık 100 bin kişiye istihdam sağladığını ancak iş kaybı nedeniyle kapasitelerin zorunlu olarak aşağı çekildiğini ifade eden Özpehlivan, şöyle devam etti: “Buradan aşağısı artık alarm seviyesi. Firmalar yüksek faiz yükü altında varlıklarını tüketti. Artık ilave kaynak ihtiyacı ve borçların makul oranlarla ötelenmesi hayati önem taşıyor. Yüzde 50’lerin üzerinde faizle sanayicinin nefes alması çok zor. Faiz sorunu çözülürse diğerleri sanayicinin esnekliğine kalır.” Özpehlivan, enflasyon kaygısıyla Avrupa’dan gelen siparişlerde negatif etki hissetmeye başladıklarını da bildirdi
Sektörel talep ve gelecek öngörüleri
TALEP EDİLEN DESTEKLER
1- İstihdam desteği:
6 bin TL’ye çıkarılsın
2- Asgari ücret desteği:
Bin 270 TL’den 2 bin 500 TL’ye çıkarılsın
3- Enerji/SGK:
Cari fazla veren sektörlere pozitif ayrımcılık yapılsın
4- Finansman:
KGF kredileri hızlı ve uygun faizle erişime açılsın
5- Döviz dönüşüm desteği:
Yüzde 3’ten yüzde 10’a çıkarılsın, özel kur uygulansın
SEKTÖREL ÖNGÖRÜLER
1- Kayıp riski:
Dengelenme olmazsa bu yıl 100 bin kişi istihdam kaybı olur
2- Büyüme:
2026’nın son çeyreğinden itibaren toparlanma, 2027 ikinci çeyrekte büyüme başlar
3- Pazar inancı:
Avrupa, hız ve kalite nedeniyle Türkiye’den vazgeçmez