TİAD Başkanı Akyüz: Golü Çin’den beklerken Japonya ve Tayvan’dan geldi
TİAD Başkanı Murat Akyüz, Çin’in makine sektöründeki yükselişine karşı önlem alınırken Japonya, Kore ve Tayvan’ın da küresel pazarlara yönelmesine dikkat çekti. Akyüz, “Biz Çinlilerden gol yiyeceğiz derken Japon, Koreli ve Tayvanlı da Çin’de fabrika kurdu, oradan satmaya başladı” dedi.
Takım tezgahları sektöründe teknoloji, otomasyon ve verimlilik başlıkları öne çıkarken, Türkiye’nin küresel rekabette daha güçlü bir konuma gelmesi için makineleşme yatırımlarının artırılması gerektiği belirtiliyor. Takım Tezgahları Sanayici ve İş İnsanları Derneği (TİAD) Başkanı Murat Akyüz, Türkiye’nin hem makine imalatında hem de fuarcılıkta önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyledi. 28 Eylül-3 Ekim tarihlerinde İstanbul Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek MAKTEK Avrasya 2026 Fuarı öncesi bir basın sohbet toplantısı düzenleyen Akyüz, sektörün teknoloji seviyesinin geldiği noktayı anlatırken, “En küçük makinem 3 ton, en büyük makinem 70 ton” dedi. Yeni nesil takım tezgâhlarında yapay zekâ, robotik sistemler ve hassas ölçüm cihazlarının giderek daha fazla kullanılacağını belirten Akyüz, “Bizim makineler yapay zekâdan bir tık akıllı. O yüzden süper zekâ olduğunda bu sizin faydanıza olacak” ifadelerini kullandı.
“Makineyi doğru alıyoruz, takımı yanlış alıyoruz”
Türkiye’de düzenlenen fuarların, dünyadaki teknolojik gelişmeleri yakından takip edebilmek açısından önemli olduğunu belirten Akyüz, yurt dışındaki fuarlarda görülen teknolojilerin Türkiye’de de sergilenmesini hedeflediklerini söyledi. Çin, Kore, Tayvan ve Almanya başta olmak üzere 30’dan fazla ülkeden 105 yabancı firmanın fuara katıldığını aktaran Akyüz, Türkiye’nin ulaşılabilir bir fuar destinasyonu olmasının da önemli bir avantaj olduğunu ifade etti.
Makine yatırımlarındaki dönüşümün Kovid-19 sonrasında hızlandığını anlatan Akyüz, Türkiye’de özellikle kapasite artışına yönelik ciddi yatırımlar yapıldığını söyledi.
Özellikle savunma sanayii gibi stratejik sektörlerde seri üretimin yanı sıra, yüksek hassasiyet gerektiren ve her parçanın farklı bir makineyle işlendiği üretim modellerinin de bulunduğunu belirten Akyüz, “Bir makine bir parça üretiyorsa ve amortismanını çıkarıyorsa o makine ona yetiyor. Her parça için ayrı makine alınıyor” dedi.
Ancak asıl sorunun yalnızca makine yatırımı olmadığını vurgulayan Akyüz, verimlilikte makinenin, takımın ve ölçüm sistemlerinin doğru eşleştirilmesinin kritik olduğunu söyledi. Akyüz, “Makineyi doğru alıyoruz, takımı yanlış alıyoruz. Takım doğru, makine yanlış oluyor. Veya ölçümü yanlış yapıyoruz. Böyle verimsizlik durumları var” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin çalışma sürelerinde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında bulunduğunu, ancak verimlilikte aynı noktada olmadığını belirten Akyüz, “Verimlilik için makineleşme ve otomasyon lazım” yorumu yaptı
Akyüz, Türk makine sanayisinin küresel rekabette daha güçlü hale gelebilmesi için şirketler arasında daha fazla iş birliği yapılması gerektiğini de söyledi. “Yerli ve milli” yaklaşımın önemli olduğunu ancak bazı alanlarda tek başına yeterli olmayabileceğini belirten Akyüz, Çinli şirketlerle iş birliklerinin de kategorik olarak reddedilmemesi gerektiğini ifade etti.
Başarısızlık hikâyelerinden de örnek veren Akyüz, konkordato sürecindeki bir şirketin Çinli bir firma ile hibrit ortaklık kurarak Türkiye’de montaj faaliyetlerine başladığını ve konkordatodan çıktığını anlattı. “Çin’e karşı bu kadar önyargılı olmayalım. İş birliğini arayalım, sonra Çinlilerle yapalım” diyen Akyüz, Baykar’ın İtalya örneğine benzer şekilde Türkiye’deki makine şirketlerinin de yurt dışında satın alma ve ortaklık imkanlarını değerlendirebileceğini söyledi.
“Çin rekabeti Japonya ve Kore’yi de harekete geçirdi”
Çin’in makine sektöründeki ağırlığının artmasına karşı Tayvan, Japonya ve Güney Kore’nin yeni tedbirler almaya başladığını belirten Akyüz, Çin’e yönelik ilave vergilerin beklenenin aksine farklı sonuçlar doğurabildiğine dikkat çekti. Çin’in Türkiye’deki makine pazarındaki payının yüzde 5’lerden yüzde 20’lere yükseldiğini belirten Akyüz, “Sadece Çinli'ye vergi koymayalım, vergiyi herkese yapalım derken ilave vergi Çinli'ye yaradı” değerlendirmesini yaptı. Japonya’nın 17 kritik sektörü belirleyerek teşvikler açıkladığını, makine sektörünün de bu alanlar arasında yer aldığını belirten Akyüz, Japon makinelerinin Türkiye satışlarında ilk yedi ayda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 57 artış yaşandığını söyledi.
“Çinliler'den gol yiyeceğiz derken Japonya ve Kore teşvikler sektörü desteklemeye başladı, Tayvanlılar ise Çin’de fabrika kurup oradan satmaya başladı” diyen Akyüz, Avrupa’nın da önlem almaya çalıştığını ancak daha yavaş hareket ettiğini ifade etti.
“İşçilik avantajına güvenemeyiz”
Türkiye’nin takım tezgahları ihracatında geçmişte 1,5 milyar dolar seviyelerini gördüğünü, bugün ise yaklaşık 1 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu belirten Akyüz, küresel rekabette Türkiye’nin aldığı payın da sınırlı kaldığını söyledi. Avrupa sanayisinin ise giderek bir “açık hava müzesi” haline gelme riski taşıdığını savunan Akyüz, Türkiye özelinde de sanayicinin üzerindeki finansman ve işçilik maliyetlerinin rekabet gücünü zorladığını ifade etti. Türkiye’nin geçmişte düşük işçilik maliyetlerini önemli bir avantaj olarak kullandığını ancak bunun sürdürülebilir olmadığını belirten Akyüz, “İşçilik düşük diye ona güveniyorduk ama bu bitecek” dedi.
Akyüz, buna karşılık Türkiye’nin yüksek katma değerli üretim, otomasyon ve servis hizmetleriyle rekabet avantajı yaratabileceğini belirtti. ABD’ye yakın zamanda 16 makine sattıklarını anlatan Akyüz, “ABD'li yüzde 5 pahalı alsa da yüzde 50 pahalı satıyor. Servis hizmeti, saat ücretleri çok fazla” diyerek, Türkiye’nin makine üretimindeki maliyet avantajının yanında servis ve katma değer tarafında da fırsat bulunduğuna dikkat çekti.
"Fuar maliyetleri rekabet gücümüzü etkiliyor”
TÜYAP Fuarcılık Grubu İcra Kurulu Başkanı Zeynep Ünal Öztop ve TÜYAP Fuarlar Yapım A.Ş. Genel Müdürü İlhan Ersözlü de, fuar maliyetlerinin Türkiye ile Avrupa arasındaki rekabette önemli bir başlık olduğunu vurguladı. Türkiye’de metrekare başına fuar maliyetinin yaklaşık 55 euro seviyesinde olduğunu, Almanya’da ise bu tutarın 350-380 euro seviyelerine çıktığını söyleyen Ersözlü, Türkiye’de fuarcılık sektöründe yaklaşık 280 şirket bulunduğunu, bunların yaklaşık yarısının aktif olduğunu belirtti. Ersözlü, gelişmiş ülkelerde devlet desteği olmadan uluslararası fuarlara katılımın oldukça zor olduğunu ifade etti. Ersözlü, fuarcılığın Türkiye ekonomisine katkısına ilişkin UFI tarafından hazırlanan çalışmaya da dikkat çekti. Buna göre 2025 yılında Türkiye’de 456 fuar düzenlenirken, fuarlara yaklaşık 19,8 milyon ziyaretçi geldi ve 65 bin katılımcı firma yer aldı. Satılan fuar alanı 3,33 milyon metrekareye ulaşırken, sektörün ekonomiye yaklaşık 7,5 milyar euroluk katma değer sağladığı belirtildi. Fuarcılığın doğrudan ve dolaylı olarak seyahat, konaklama, ulaşım ve yiyecek-içecek sektörlerini de etkilediği, yaklaşık 68 bin 500 kişiye doğrudan istihdam sağlandığı ve tam zamanlı/yarı zamanlı toplam istihdam etkisinin 135 bine ulaştığı kaydedildi.