21 °C

TSKB Genel Müdürü Eroğlu, tarihlerinin en yüksek kredi plasmanlarını 2007'de yaptıklarını söyledi / Bu bizim krizimiz değil umarım ithal etmeyiz

TSKB Genel Müdürü Eroğlu, tarihlerinin en yüksek kredi plasmanlarını 2007'de yaptıklarını söyledi / Bu bizim krizimiz değil umarım ithal etmeyiz

TSKB Genel Müdürü Eroğlu, tarihlerinin en yüksek kredi plasmanlarını 2007'de yaptıklarını söyledi / Bu bizim krizimiz değil umarım ithal etmeyiz

Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) Genel Müdürü Halil Eroğlu, artık Türkiye'nin kendine özgü krizler yaşamayacağını belirterek "Ucunu göremediğimiz bir likidite problemi var ve bunun ne zaman biteceğini ne kadar zarar vereceğini bilmiyorum. Bu 3-5 aydan önce geçmez ama şunu söyleyebilirim ki bu bizim krizimiz değil ve umarım ithal etmeyiz. Yurtdışı kötü ise biz de rahat olmayız" dedi. TSKB'nin 2007 yılı performansının değerlendirildiği ve 2008 beklentilerinin açıklandığı basın toplantısında konuşan Eroğlu, bankanın orta ve uzun vadeli kredi kullandırımı açısından 2007'de tarihindeki en yüksek seviyelere eriştiğini, geçen yıl içinde toplam kredi plasmanının 1 milyar 100 milyon dolar olarak gerçekleştiğini ifade etti. Eroğlu, "2008'de 1 milyar 100 milyon dolardan daha az plasman yaparız. 1,1 milyar dolar çok iddialı ve büyük. Likiditenin buna engel olacağını düşünüyorum. 1,1 milyar doların çok kolay olmadığı kanaatindeyim. Onun için de temkinliyiz" diye konuştu. Eroğlu, TSKB'nin aktiflerinin geçen yıl 2006'ya göre yüzde 20 büyüdüğünü, toplam aktiflerinin 4,9 milyar YTL'ye ulaştığını ve kredi portföyünün de dolar bazında yüzde 36 artarak 2,4 milyar dolara yükseldiğini kaydetti. Eroğlu, 2006 sonu itibarıyla 106 milyon YTL olan net kârın yüzde 39 artışla geçen yıl 147 milyon YTL'ye ulaştığını, 2002'de 11 milyon dolar olan net kârın 11,5 kat artış kaydettiğini belirterek, bankanın 2007'de ortalama öz sermaye getiri oranının yüzde 22,2, aktif getiri oranının ise yüzde 3,3, vergi ve karşılık öncesi brüt kârın da 170 milyon YTL olduğunu bildirdi. Enerji ve lojistik öncelikli sektörler 2007'de 2 milyar 393 milyon dolar olan kredilerde enerji ve lojistiğin öncelikli sektörler olarak yer aldığını kaydeden Eroğlu, toplam bin 145 megavat için 715 milyon dolar tutarında kredi limiti tahsis edildiğini, Türkiye'nin her bölgesinde baraj finanse ettiklerini anlattı. Eroğlu, Türkiye'nin geleceğinde enerji ve lojistik sektörlerinin çok önemli rol oynadığını vurgularken, TSKB'nin bu sektörlere sağladığı fonların hızla arttığını ve geçen yıl kullandırılan kredilerin başlıca sektörlerinin enerji ve lojistik olduğunu bildirdi. TSKB'nin son 3 yılda 68 enerji üretim ve dağıtım projesine 400 milyon dolar finansman sağladığını belirten Eroğlu, söz konusu projelerin yarısının çevre kredisi olarak değerlendirilebilecek yenilenebilir enerji ve doğalgaz dağıtım projeleri olduğunu söyledi. 2008 yılında uluslararası piyasalardan yaklaşık 1 milyar-1 milyar 100 milyon dolar bir borçlanma öngördüklerini, bunun 500-600 milyon dolarının uluslarüstü kuruluşlardan, kalan bölümün de uluslararası piyasalardan olacağını söyledi. Köprü ve otoyollara olan talep sürüyor Danışmanlık yaptıkları otoyol ve köprülerin özelleştirilmesinde 5 yabancı firmanın otoyollara talip olduğunun hatırlatılması üzerine de Eroğlu, "Talep devam ediyor, artar. Onlara likidite sıkıntısı olmaz" dedi. Eroğlu sözlerini şöyle sürdürdü: "İki bin kilometre yolumuz, iki tane köprümüz var. Çok genç, dinamik ve her yıl yüzde 7'ye yakın büyüyen bir ekonomimiz var. Araba sayısı belli... Söz konusu uluslararası kuruluşlar ve yurtiçinde de bildiğiniz bütün firmaların talebi olacağını düşünüyoruz. Özelleştirme İdaresi Başkanı Metin Kilci, televizyonlarda mayıs ayında ihaleye çıkacaklarını ve imtiyaz devir sözleşmesi olacağını söyledi. Biz, strateji raporumuzu ÖİB'ye sunduk. Oradaki çalışmalar devam ediyor. Biz, her şeyiyle hazır durumdayız. Bütçe açısından bu özelleştirmeler önemli..." Halka arzlar ikinci yarıya sarkar Eroğlu, kurumsal finansman faaliyet alanları kapsamında halka arzlara değinirken de, "Elimizde 3 tane firmamız var. Yılın ikinci yarısına doğru gerçekleşebileceğini öngörüyoruz" dedi. Eroğlu, bir holding için de eurobond ihracı için 6 aydır çalıştıklarını belirterek uluslararası piyasalardaki dalgalanmanın alacağı yöne göre hareket edecekleri bilgisini verdi. Halka arzlarda yurtiçine satılabilecek rakamın yüzde 30 civarında olduğunu, geri kalan bölümün yurtdışına satıldığını belirten Eroğlu, halka arzlarda yurtdışına satışın hayati önem taşıdığını, yurtdışındaki sermayeye ihtiyaç bulunduğunu kaydetti. Çalkantı önümüzü görmemizi engelliyor Eroğlu, bir soru üzerine, beklentilerde olumlu olmaya devam ettiğini, hâlâ bir siyasi istikrar olduğunu düşündüğünü ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü: "İçeride ana konularda bir sıkıntı olmadığı kanaatindeyim. Ama bu sefer uluslararası piyasalarda bu kadar net değilim. Neden? Çünkü maalesef ne olduğunu bilemediğimiz, tam önünü göremediğimiz uluslararası piyasalarda bir likidite problemi var. Bu likidite probleminin tam rakamını kavrayamadığımız için bu problemin 3 ayda mı, 6 ayda mı geçeceğine, bunun dünya ekonomisinde ne kadar bir durgunluğa yol açacağına tam karar veremiyorum. En erken 3-5 ayda geçer. Ama şunu söyleyebilirim; bu kriz bizim krizimiz değil. Bu kriz başkalarının krizidir. Artık bizim tek başımıza krizimiz olmaz. 2001'den önceki krizler sadece bizimdi. Bundan sonra olacaksa her beraber, dünyayla beraber olur." Eroğlu, "Türkiye'de AB, IMF çıpasının hangi iktidar olursa olsun devam etmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü AB ve ABD ile siyasi olarak gerilim yaratacak iktidarların, ekonomik olarak da çok rahat edemeyeceği kanaatindeyim. Çünkü ülkemizin bir sermaye yetersizliği var" diye konuştu. Ülkenin menfaatinin, siyasi istikrardan, toplumsal uzlaşmadan ve Batı ile iyi ilişkiler olmasından geçtiğini ifade eden Eroğlu, "Onun için iyimser olmaya devam ediyorum. Ama bu temkinliliği hepinizin hissettiğini zannediyorum. Uluslararası piyasalarda olanı net göremiyorum" dedi. Eroğlu, Citi, Deutsche, Commerzbank gibi büyük bankaların 3 aylık bilançolarının ve FED'in o zamana kadar yapacağı faiz indirimlerini gördükten sonra uluslararası piyasalardaki resmin netleşeceğini anlattı. Enerjiye giden para cari açık kadar Yatırım iştahında eksilmenin olmadığını belirten Eroğlu, son üç yıldır petrol fiyatlarının yükseldiğine dikkat çekerek "Türk ekonomisi, öncelikle enerji meselesini halletmek zorunda. Bulabildiğimiz her şeyden elektrik üretmek, her enerjiyi mutlaka kullanmamız lazım. Enerji sektörüne 4 yıldır finansman sağlıyoruz. Finanse etmeye devam edeceğiz. Yatırım iştahında bir problem görmüyorum. Paranın ne dini vardır, ne imanı vardır. Nerede getirisi yüksekse oraya gider. Likiditeyi arayacağız. Ama bu sefer likiditenin bedeli geçmiş yıllara göre daha fazla olacak. 5 yıldır öncelikle enerji lojistik ağırlıklı iş yapıyoruz. Enerjiniz yoksa limanınız, deponuz, havaalanınız, demiryolunuz yoksa ekonominizin büyümesi de mümkün değildir" dedi. Türkiye'nin enerjide dışa bağımlı olmasının cari açık üzerinde baskı oluşturduğuna işaret eden Eroğlu, bu yıl Türkiye'nin enerjiye cari açığı kadar para ödediğini ifade etti. Eroğlu, Türkiye'nin enerji problemini öncelikle halletmesi gerektiğini vurguladı. Merkez bu ay indirir bir dahaki ay bekler Halil Eroğlu, bugün yapılacak Merkez Bankası Para Politikası Kurulu'ndan, 25 baz puanlık faiz indirimi beklediklerini söyleyerek "Biz, bu ay olur, gelecek ay olmaz, diyoruz. Artık arka arkaya faiz indirimleri gelmeyeceğini düşünüyorum" dedi. Eroğlu, 2008 için yüzde 6,6 civarında enflasyon öngördüklerini ve yıl sonunda MB faizinin yüzde 14.25'e gerilemesini beklediklerini söyledi. Eroğlu, enflasyon konusunda ana sıkıntının nisan ayına kadar olacağını, enerji maliyetleri dolayısıyla ilk 3 ayda enflasyonun düşmeyeceğini, nisan ayından sonra düşme eğilimi bulunduğunu kaydetti. Kârlılık açısından 2008 2007 yılı kadar iyi olmaz Halil Eroğlu, 2007'nin Türk bankacılık sektörünün kârları açısından iyi bir yıl olduğunu, TSKB'nin kârını açıkladığını, diğerlerinin de çok güzel bilançolar açıklayacağını ifade etti. Eroğlu, "2008, kârlılık anlamında bu kadar iyi olmaz. Ama büyüme ve gelişme anlamında herhangi bir sıkıntı olacağını düşünmüyorum. Bankacılık sektörümüz sağlıklı bir konuma geldi" şeklinde konuştu.