27 °C

Türkiye’nin 'yoksul sayısı' 29 milyon kişi!

Dar gelirlilerin iş dışındaki kişisel çalışması yoksul sayısını artırıyor. Sadece gelir-gider yöntemiyle yapılan TÜİK yoksulluk verilerine "zaman yoksullarının" dahil edilmesi halinde yoksul sayısı 7.6 milyon kişi artarak 29 milyona ulaşıyor

Türkiye’nin 'yoksul sayısı' 29 milyon kişi!

MEHMET KARA

ANKARA - TOBB ETÜ Sosyal Politikalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Sosyal Politikalar Platformu tarafından yayınlanan bir araştırmada, sadece gelir ve gider üzerinden hesaplanan yoksulluğun gerçek durumu yansıtmadığı vurgulandı. Araştırmada, çalışan kişilerin, çalışma saatleri bittikten sonra, ev işi, çocuk bakımı, eğitim, sağlık gibi faaliyetleri yürüttüğü ve bu kişilerin uzun çalışma saatleri nedeniyle 'zaman yoksulu' haline geldikleri belirlendi. Çalışmaya göre, gelir-gider üzerinden yapılan hesaplamaya ilave olarak 7.6 milyon kişi daha bu yeni faktörle birlikte 'yoksul' hale geliyor ve toplam sayı 29 milyona ulaşıyor. 

Ankara Üniversitesi SBF Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Emel Memiş'in çalışmasında, Türkiye’de zaman yoksullarının da dahil olmasıyla 1 milyon 752 bin hanenin daha yoksul sayılması gerektiği belirlendi. Sadece gelir-gider yöntemiyle yapılan TÜİK yoksulluk verilerinde yoksul hanelerin sayısı 4 milyon 234 bin olarak görülüyor. Zaman yoksullarının dahil edilmesi halinde yoksul hane sayısı 5 milyon 986 bine çıkıyor. Yoksul sayısı da 7.6 milyon kişi artarak 29 milyona ulaşıyor. 

En fazla kadınlar etkileniyor 

Zaman yoksulluğunu dikkate alan hesaplamalarda, bu yoksulluktan en fazla etkilenen kesimin kadınlar olması dikkat çekti. Çalışan kadınların yüzde 68’inin, çalışan erkeklerin ise yüzde 42’sinin zaman yoksulu olduğu belirlendi. Geleneksel rolleri ve cinsiyet ayrımcılığı gibi unsurlar sebebebiyle bir işte çalışsa da çocuk bakımı, hane bakımı gibi işlerin genellikle kadınlar tarafından yürütülmesi bu gelişmenin başlıca nedeni olduğu vurgulandı. Çalışmada, kısmi çalışma ve tam zamanlı çalışmaya yönelik ayrıma bakıldığında ise kadınların daha da zaman yoksulu haline geldiği belirlendi. Buna göre, tam zamanlı çalışan kadınların yüzde 70’i, erkeklerin ise yüzde 37’si zaman bakımından yoksul. Türkiye’de en yaygın çalışma saati olan haftalık 36-50 saat arasında çalışan kadınların yoksulluk oranı erkeklere kıyasla altı kat daha fazla ölçüldü. 

tblooo.jpg

'Zaman yoksulluğu dikkate alınmalı' 

Çalışmada, çalışma hayatına yönelik sosyal politikalar oluşturulurken, sadece gelir ve gider analizine bağlı yoksulluk hesaplamasının değil daha kapsamlı bir yaklaşımın belirlenmesi gerektiği belirtildi. Yrd. Doç. Dr. Memiş çalışmaya ilişkin yaptığı yorumda, "Yeni yöntemle yaptığımız ölçüm, Türkiye’de giderek artan sosyal bakım hizmetleri açığının altını iyice çiziyor. Bu çerçevede sosyal bakım hizmetlerinin devlet tarafından sağlanması ve yaygınlaştırılması, sosyal destek programlarının içerik ve kapsamının yeniden düşünülmesi gerek. Örneğin eşitsiz, cinsiyetçi işbölümü ve piyasada ayrımcı tutumlar sebebiyle ortaya çıkan zaman açığı, kadınları çok etkiliyor. Kadın istihdamını destekleyici politikaların zaman açığını önleyici olması gerekli. Sosyal destek politikaları istihdamdan kopuk. Oysa işgücü piyasasında uzun çalışma saatleri, düşük ücretler, sosyal bakım hizmetleriyle ilgili eksiklikler söz konusu. Sosyal destek politikaları, zaman yoksulluğunu azaltıcı yönde belirlenmeli” diye konuştu. Çalışmada, sosyal politika uygulamaları açısından iki unsur daha öne çıktı. Buna göre, çalışma hayatına yönelik sosyal içerikli destek politikalarında genellikle kentlerdeki çalışma ortamı dikkate alınırken, kırda da yoksulluğun özellikle zaman açığı dikkate alındığında yüzde 52 gibi çok yüksek seviyelere ulaştığına dikkat çekildi. Ayrıca, tam zamanlı- yarı zamanlı çalışmalarda da bu unsurun dikkate alınması gerektiği, yarı zamanlı çalışmanın kadınların zaman yoksulluğuna maruz kalmasına yarar sağlamadığı belirtildi.

Zaman yoksulluğu neden hesaplanıyor?

Yrd. Doç. Dr. Emel Memiş'in araştırmasında yoksulluğun asgari refah düzeyini sağlayacak gıda, barınma, eğitim, sağlık gibi temel gereksinimlerin karşılanma düzeyine bakılarak ölçüldüğü hatırlatıldı. Buna karşılık, bireylerin yaşamlarını sürdürebilmelerinde, çocuk bakımı ve hane bakımı hizmet ihtiyacının karşılanmasının en az diğerleri kadar yaşamsal ve belirleyici olduğu, yeni yaklaşımda, her hane için gerekli hane içi hizmet ihtiyaçlarının gelir/tüketim ihtiyaçlarıyla birlikte incelendiği belirtildi. Yeni yöntemle, hanelerin büyüklüğüne ve hanedeki fertlerin özelliklerine göre değişen hane içi bakım ihtiyaçlarını ve gerekli zamana sahip olup olmadıklarını tespit ediyor ve yeterli zamanı olmayan fertleri 'zaman yoksulu' olarak tanımlıyor. Bu hanelerin, gelir-tüketim düzeyleri, bu açığı piyasadan satın aldıkları mal ve hizmetlerle karşılayabilecek kadar resmi yoksulluk sınırının üzerinde olmayanları 'gizli yoksul' olarak sınıflıyor.

 

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.