Bankaların dış borçlanmada son rotası ‘dayanak varlıklı programlar’

Kredi derecelendirme şirketlerinin Türkiye’nin notunu düşürmesi sendikasyonda maliyetleri yükseltti. Sektör, yeni rota olarak ‘dayanak varlıklı programlar’ oluşturdu.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

ECE CEYHUN

Küresel sermaye akımlarındaki zayıflama, büyük merkez bankalarının hamleleri ve rating kuruluşlarının not indirimleri Türk bankaları için sendikasyon maliyetlerini yükseltti. İç piyasada da en önemli kaynak mevduatta rekabet ‘centilmenlik’ sınırları çerçevesinde yapılsa da, dış kaynakta rota ‘dayanak varlıklar’. Bankacılar, yurtdışı havale akımlarına dayalı DPR seküritizasyon, konut kredilerine dayalı ipotek teminatlı menkul kıymet ve orta vadeli tahvil ihraç programları gibi bir teminata ya da varlığa dayalı ürünlerle dış kaynak çektiklerini anlattı.

LPC verilerine göre Türkiye’nin yıl sonundan önce vadesi dolacak 7 milyar dolarlık sendikasyon kredisi bulunuyor. Bunun 6.4 milyar doları bankalara ait. Bu rakamın 2019 yılında Türk banka ve şirketlerinin borç çevirme rasyolarını yüzde 100’ün üzerine taşıyarak 11 milyar doların üzerine yükseltmesi bekleniyordu. Cuma akşamı gelen Moody’s ve S&P açıklamalarından önce eylül ayı borçlanmalarında maliyetlerin, bankadan bankaya değişmekle beraber 30-50 baz puan LIBOR’un üzerinde artacağı hesaplanıyordu. Türk bankaları ağustos ayı başından beri ikinci yarı için refinasman görüşmelerini de başlatmıştı. Şimdi maliyetlerin biraz daha artması ve borç çevirme rasyolarının makul seviyelerde kalabileceği konuşuluyor.

Ziraat 2 program üzerinde çalışıyor, 3 piyasa bakıyor

Artan maliyetler, içeride mevduat piyasasındaki gelişmeler bankaların kaynak arayışında farklı alternatifl erin masanın üzerine çıkmasına neden olurken, Ziraat Bankası Hazine Yönetimi ve Uluslararası Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Bilgehan Kuru, Türk bankalarının uluslararası para ve sermaye piyasalarına erişiminin, sıklıkla sorgulandığına işaret ederek, “Ancak maliyetlerde bir miktar artış gözlenmekle beraber borcun çevrilmesi konusunda dile getirilen endişelerin çok yerinde olmayan analiz ve değerlendirmelerin bir sonucu olduğu da görüldü” dedi. Yurtdışı tahvil piyasalarında likiditenin görece daralma eğiliminde olmasının, arz ve talebin doğru fiyatlarda buluşmasının önünde engel teşkil ettiğine de değinen Bilgehan Kuru şu açıklamayı yaptı: “Bu durum haklı olarak bankaların bu piyasalardan uzak durmasına neden oluyor. Ancak alternatif finansman kaynaklarında borcun çevrilmesi konusunda bir sorun yaşamıyoruz. Üzerinde çalıştığımız havale akımlarına dayalı seküritizasyon programımız (DPR) ve İpotek Teminatlı Menkul Kıymet programımızın dördüncü çeyrekte tamamlanmasını öngörüyoruz. Çin, Japonya ve Hong Kong’ta; panda, pro-bond ve dim sum piyasalarında yerel paralar cinsinden tahvil ihraçları çalışmalarımızda kayda değer bir yol almış bulunuyoruz” bilgisini verdi.

Programlar arttı, sendikasyonun payı üçte bir azaldı

VakıfBank Genel Müdür Yardımcısı Hasan Ecesoy, 2018 yılının ilk yarısında sendikasyon, seküritizasyon, eurobond, ipotek teminatlı menkul kıymet ihracı gibi işlemler ile yurtdışından toplam 2.5 milyar dolarlık kaynak temin ettiklerini belirtti. Bunun gelişmekte olan ülkelere yönelik küresel sermaye piyasalarında artan endişe ve kredi derecelendirme kuruluşlarının not indirimlerine rağmen yapıldığına da işaret eden Ecesoy, “Gerek Türk bankacılık sektöründe gerekse küresel ölçekte program kapsamındaki borçlanma kalemleri son dönemde daha popüler hale geldi. Örneğin VakıfBank olarak bizim üç ana fonlama programımız var. Nakit havale akımlarına dayalı DPR seküritizasyon programı, konut kredilerine dayalı ipotek teminatlı menkul kıymet programı ve orta vadeli tahvil ihraç programı. Önümüzdeki dönemde, küresel ölçekte gelişmekte olan piyasalara yönelik artan endişelere paralel, ilk iki programın teminatlı olması nedeni ile daha çok kullanılacağını öngörüyoruz. Ayrıca, post-finansman üzerinden sağlanan kaynak, ki şu an 2.1 milyar dolar seviyesinde bir bakiyemiz var, önümüzdeki dönemlerde de yine önemli bir fonlama kalemi olmaya devam edeceğini düşünüyoruz” diye konuştu.

Ecesoy, sendikasyonların yurtdışı fonlama içindeki payının azaldığını da belirterek, "2012'de sendikasyon kredileri bankamızın yurtdışı fonlama kaynaklarının yüzde 45’ini oluştururken bugün geldiğimiz noktada bu oran yüzde 15 seviyesinde. Yurtdışı fonlama kalemlerimizin toplam pasifl er içindeki payı ise yüzde 20 seviyelerinde” bilgisini de verdi.

Bankalar piyasaları yakından takip ediyor

Kasım ayında ikinci sendikasyon kredilerinin yıllık yenilemesinin gerçekleşeceğini söyleyen Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Ebru Dildar Edin, “Sendikasyon kredilerinin bir bölümünün vadesi geçtiğimiz yıllarda açılan iki yıl vadeli dilimlerle uzatılarak yenileme riskleri azaltıldı. İpotek Teminatlı Menkul Kıymet ihraçlarında vadelerin 5 yıl ve üzerinde olması ve de henüz vadesi gelen geri ödeme olmaması sebebi ile yenilenmesi gereken önemli bir rakam bulunmuyor. Bankaların piyasaları oportünisttik olarak yakından takip ettiklerini, yeni ihraçlar için kendilerini hazır tuttuklarını düşünüyoruz. Global piyasalardaki gelişen ülke risk iştahı olumlu yöne döndüğünde yeni ihraçlar görmemiz bizleri şaşırtmayacaktır” dedi.

Edin, geçen yıl yatırımcı iştahının yüksek fiyatların ise tarihi düşük yerlerde olduğunu hatırlatarak “Birçok banka, geçen yıl ve de bu senenin başında, geri ödemelerini göz önünde bulundurarak ihraçlar gerçekleştirdi” diye konuştu. Edin, ayrıca, “Daha önce ulaşma fırsatımızın olmadığı Asyalı yatırımcıların ilgisini çekerken, özellikle Çin merkezli bankalardan ciddi hacimli işlemler görmekteyiz” açıklamasını da yaptı.

"Alternatifleri de değerlendiriyoruz"

İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Gamze Yalçın ise konuyla ilgili olarak, “Coğrafik ve ürün bazlı çeşitlendirme stratejimiz kapsamında yeni ürünler üzerinde çalışmalarımızın yanı sıra sendikasyon kredileri, Eurotahvil ihraçları, seküritizasyon kredileri, dış ticaret bağlantılı finansman işlemleri, ikili anlaşmalar başlıca yurt dışı finansman kaynakları olarak kullanılmaya devam edecek. Kredi derecelendirme kuruluşlarının yakın dönemlerdeki not indirimleri, genel olarak uluslararası piyasalarda yaşanan faiz artışları gibi pek çok unsura rağmen bankacılık sektörü geleneksel yurt dışı borçlanma araçlarından etkin bir şekilde faydalanmaya devam ediyor. İş Bankası olarak, 2017 yılı ile 2018 yılının ilk yarısında sendikasyon, Eurotahvil ihraçları, dış ticaret işlemleri bağlantılı finansman, seküritizasyon kredileri, bankalar ve uluslararası finansal kuruluşlar ile imzalanan ikili anlaşmalar yoluyla 10.5 milyar doları aşan tutarda yabancı para mevduat dışı kaynak sağladık. Önümüzdeki dönemde alternatif enstrümanları da değerlendirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Asya pazarlarına özel ihraçlar gerçekleşebilir

TSKB Genel Müdür Yardımcısı Çiğdem İçel, yılın kalanı için yenilenmesi gereken bir kredileri bulunmadığını belirterek, "Görüşmelerini sürdürdüğümüz kalkınma finansmanı kuruluşları aracılığıyla temin edilecek kredi anlaşmaları dışında piyadada oluşan fırsatları takip etmeye devam edeceğiz. Gelecek dönem için yenilememiz gereken bir kredimiz bulunmuyor” dedi.

Çiğdem İçel, sendikasyon kredilerinin çevrilmesinin sorunsuz bir şekilde yapılacağını ve piyasalardaki gelişmelere bağlı olarak rasyolarda bir miktar dalgalanmalar olabileceğini de değerlendirdi. İçel şöyle devam etti: “Sendikasyon kredilerinin aynı şekilde devam edeceğini düşünüyoruz. Buna ek olarak Eurobond ihraçları ve seküritizasyon kredileri de mümkün görünüyor. Bankaların ek olarak ikili fonlama ve post-finansman kredileri ile de kendilerini fonlamaya devam edeceklerini bekliyoruz. Bununla beraber bankalarımızın kurduğu uzun soluklu ilişkiler ile bu eksende önemli derecede problem görmüyoruz. Uygun piyasa koşulu oluşması halinde sermaye piyasalarında ihraç hareketliliği olacaktır. Sektör özelinde bakıldığında, piyasadaki volatilitenin durulmasıyla birlikte başta Eurobond’lar olmak üzere borçlanmaların yeniden hızlanacağını düşünüyoruz.”

Mayıstan bu yana ihraç yapılmadı

QNB Finansbank Hazine ve Uluslararası Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Köksal Çoban, ilk 6 ayda Türk bankalarının sendikasyon piyasalarından yaptıkları borçlanmaları %100’ün üzerinde oranlarla çevirdiğini aktararak, "Ancak, son üç aylık dönemde piyasalarda yaşanan dalgalanmalar, kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye ülke notlarını ve paralelinde banka notlarını aşağıya çekmesi, Türk bankalarını maliyet tarafında etkiledi. Başlıca Türk bankaları yılın ilk yarısında 367 günlük sendikasyon borçlanmaları için libor+%1.2 ve euribor+% 1.3 yıllık maliyet öderken, bugün piyasaya çıkılan işlemlerde maliyet 30 baz puanlık artış gösterdi. Mayıs ayından beri uluslararası tahvil piyasalarında hiçbir Türk bankası ve şirketi ihraç yapmadı. Önümüzdeki dönemde Türk bankalarının borçlanma iştahı, GSMH’daki büyüme ve piyasadaki kredi talebine göre şekillenecektir” dedi. Köksal Çoban, QNB Finansbank’ın yılın başından bugüne kadar seküritizasyon, proje finansmanlarına dayalı finansman ve ilk defa İtalyan ihracat kredisi firması SACE garantili bir kredi olmak üzere toplamda yaklaşık 220 milyon dolarlık orta vadeli kaynak temin ettiğini de bildirdi.

'Kredimizi, yüzde 135 çevirme rasyosu ile yeniledik'

Ziraat Bankası Hazine Yönetimi ve Uluslararası Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Bilgehan Kuru, Ziraat Bankası’nın kaynak tarafındaki planlarını da anlattı. Kuru, “Ziraat Bankası olarak; Nisan ayında vadesi gelen sendikasyon kredimizi 22 ülkeden 44 bankanın katılımıyla yenilemiş bulunuyoruz. 2013 yılında 700 milyon dolar ile sendikayon kredisini, son 6 yıldır sürdürmekte olduğumuz değişim projesi çerçevesinde geliştirmekte olduğumuz dış ticaretin finansmanı doğrultusunda bu sene 1.5 milyar dolar olarak yüzde 135 çevirme rasyosu ile yeniledik. Diğer yandan yurtdışından uluslararası finans kuruluşları kredileri, repo, postfinansman, ikili kredi ya da para piyasaları gibi alternatif yöntemlerle sağladığımız kaynakların çevrilmesi ve artırarak yenilenmesini sürdürüyoruz. Bu durum Ziraat Bankası dahil tüm Türk bankacılık sektörünün uzun yıllar için yurtdışı finans kuruluşları ile oluşturduğu güçlü güven ilişkisinin sonucudur” açıklamasını yaptı.

Kadın girişimcilere ve KOBİ’lere ‘özel’ kaynaklar da sağladı

Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Ebru Dildar Edin, temmuz sonu itibari ile bankanın yurt dışı piyasalardan sağladığı toplam fonlama miktarının 1.5 milyar dolar olduğunu söyledi. Edin, bu fonlama tutarının kırılımı incelediğinde sendikasyon kredisinin 1.2 milyar dolar ile başı çektiğini kaydetti. Edin şöyle devam etti: “Sırası ile toplamda 200 milyon dolarlık iki MTN ve 87 milyon dolar tutarında bir bilateral işlemlerimiz bulunuyor. MTN işlemlerimizden ilki 125 milyon dolar tutarında ve 1 yıl vadeli olarak, dünyanın en büyük fonlarından birinin bankamıza ve ülkemize olan güvenini gösteren talebi ile ortaya çıkmış ve de gerçekleşmiştir. Diğer bir MTN işlemimiz ise, Dünya Bankası Grubu üyesi IFC (Uluslararası Finans Kurumu) ile kadın girişimcilerin finansmanında kullanılmak üzere 6 yıl vadeli 75 milyon dolar tutarında Gender Bond ihracı oldu. Bu bono aynı zamanda gelişmekte olan ülkeler içerisinden bir özel bankanın gerçekleştirdiği ilk sosyal bono olma özelliğini taşıyor. Bilateral işlemimiz ise, EIB ile geçtiğimiz sene imzaladığımız anlaşma oldu.

VakıfBank’ın yurtdışı fonlama büyüklüğü geçen yılı aştı

VakıfBank Genel Müdür Yardımcısı Hasan Ecesoy, “Yılın ikinci yarısında sendikasyon ve seküritizasyon işlemleri kapsamında yaklaşık 1 milyar dolarlık geri ödeme yapmayı planlıyoruz. İlaveten 2013 yılında ihraç ettiğimiz 5 yıl vadeli 500 milyon dolarlık tahvil ihracımızın geri ödenmesi de yine bu dönemde gerçekleşecek. VakıfBank olarak 3 kalemde toplam yaklaşık 1.5 milyar dolarlık ödememiz söz konusu” dedi. Maliyetler açısından bakıldığında VakıfBank’ın nisan ayındaki sendikasyon kredisinin maliyetinin geçen yılın aynı dönemine göre 15 baz puan aşağıda olduğuna vurgu yapan Ecesoy, “7 yeni bankanın katılımı ile yenileme oranımızı da yüzde 120 seviyesinde gerçekleştirdik. Şimdi önümüzde eylül ayındaki sendikasyon kredisi yenilemesi bulunuyor. Piyasalardaki gelişmelere uygun olarak nisan ayına göre maliyetlerin hem dolar hem euro dilim için 30 baz puan kadar artabileceğini ve söz konusu maliyet artışının makul seviyede kalacağını söyleyebiliriz. Haziran sonu itibarıyla toplam yurtdışı fonlama büyüklüğümüz 13.4 milyar dolar seviyesine ulaştı. Bu rakam, geçen yıl aynı dönemde 11.8 milyar dolar seviyesindeydi” dedi.

İş Bankası Eylül’de iki dilimli sendikasyonunu yenileyecek

İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Gamze Yalçın, piyasalarda volatilitenin yüksek olduğu mayıs ayında vadesi gelen sendikasyon kredilerini yüzde 100’ü aşan bir oranda yenilediklerini anlattı. İşleme Güney Amerika ve Güney Afrika’yı da kapsayacak şekilde farklı ülkelerden çok sayıda bankanın katıldığını kaydeden Yalçın, şu açıklamayı yaptı: “İşlemin maliyeti ise önceki yılın aynı dönemine göre 15 baz puan iyileşme göstererek Libor + %1.30 ve Euribor + %1.20 seviyelerinde gerçekleşti. 2018 yılının Eylül ayında vadesi gelen 352 milyon ABD Doları ve 656 milyon euro tutarındaki sendikasyon kredimizin, kurulmuş olan güçlü ilişkiler sayesinde yenileneceğini değerlendiriyoruz. Ekim ayında ise 750 milyon dolar nominal tutarlı Eurotahvil ihracımızın geri ödemesi gerçekleşecek. Uygun şartlar oluştuğunda, ihraç işlemleri yapılacak. Ek olarak, 2017'de 500 milyon dolarlık kısmı sermaye benzeri olmak üzere toplam 1.75 milyar dolar tutarında 3 adet Eurotahvil ihracı gerçekleştirildi. 2018 yılında gerçekleşecek Eurotahvil itfasının finansmanı söz konusu ihraçlarla hâlihazırda karşılandı.”

Suriyelilerin yoğun yaşadığı bölgelerdeki KOBİ’lere destek

TSKB Genel Müdür Yardımcısı Çiğdem İçel, “İlk 7 ayda toplam fonlama 570 milyon dolara ulaştı. Bunun 350 milyon doları Eurobond ihracı, 220 milyon doları ise sendikasyon kredisi olarak gerçekleşti. Dünya Bankası’ndan Kapsayıcı Finansmana Erişim Projesi kapsamında 400 milyon dolar temin ettik. Ayrıca, Suriyelilerin daha yoğun olarak bulunduğu bölgelerde faaliyet gösteren şirketlerin finansman ihtiyaçları karşılanarak bu bölgelerin ekonomik refahına katkı sağlayacağız” şeklinde konuştu.

Bu konularda ilginizi çekebilir