Brexit müzakereleri çıkmaza girdi

AB'nin Brexit taslak metninde yer alan Kuzey İrlanda ile ilgili düzenlemeler Birleşik Krallık'ın kırmızı çizgilerini zorluyor. May, metin için "Hiçbir başbakan buna onay veremez" yorumunda bulunurken, 22-23 Mart'taki Brüksel zirvesinden uzlaşı çıkma ihtimali azalıyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık arasında yürütülen ayrılık (Brexit) müzakerelerinde "Kuzey İrlanda" krizi yaşanıyor. Brexit satrancında AB'nin Kuzey İrlanda'nın durumunu bir kez daha masaya getirmesi İngiltere'nin sert tepkisine neden oldu.

Meselenin tüm boyutlarıyla anlaşılabilmesi için 118 sayfalık AB Komisyonu'nun Brexit taslak metninde yer alan ifadelere daha yakından bakılmasında fayda var. Özellikle Kuzey İrlanda ve Gümrük Birliği konularında taslakta yer alan ifadeler AB ve İngiltere taraflarındaki görüşlerin birbirlerinden ne kadar uzak olduğunu bir kez daha ortaya koyar nitelikte.

'Kırmızı çizgi' taslak metinde

İngiltere Başbakanı Theresa May'in daha önce Kuzey İrlanda konusunun müzakerelerde "kırmızın çizgiler" arasında yer aldığını belirtmesine rağmen Avrupa Birliği, İngiltere'nin "kabul edilemez" olarak nitelediği maddelere söz konusu taslak metinde yer verdi.

AB hukukçularının kaleme aldığı taslak metinde İrlanda kısmına sayfalarca yer ayrıldı. Metinde AB üyesi İrlanda ile Birleşik Krallığın parçası olan Kuzey İrlanda arasında somut sınır uygulanamaması için söz konusu bölgenin birliğin ortak mevzuat alanı içerisinde yer almayı sürdürmesi gerektiği kaydediliyor.

Meselenin özünü açıklaması açısından "Uzlaşılmış bir alternatif olamaması durumunda, Kuzey İrlanda, AB Gümrük Birliği içerisinde yer alır ve ürünlerde AB mevzuatları geçerli olur." ifadesi önem arz ediyor.

Kuzey İrlanda ve İrlanda arasında bir iç sınır uygulanmasının kabul edilmeyeceği belirtilen metinde, Kuzey İrlanda'nın tarım, çevre, gümrük, rekabet ve elektrik piyasaları gibi konularda AB kurallarına uymaya devam etmesi gerektiği ve yasal uzlaşmazlıkların Avrupa Adalet Divanı'nın görev alanına gireceği kaydedildi. Burada bir kez daha söz konusu Kuzey İrlanda'nın AB'den ayrılma kararı almış Birleşik Krallığın bir parçası olduğunu belirtmekte yarar var.

Taslak metinde Kuzey İrlanda ile İngiltere arasında limanlarda ve hava alanlarında kontrollerin olması ancak bunun bir "sınır" olarak ifade edilmemesi dikkati çekiyor.

May: Hiçbir başbakan buna onay veremez

Brüksel'in Kuzey İrlanda'da AB hukukunun ve gümrüklerinin geçerli olmasını talep eden teklifinin ardından İngiltere Başbakanı Theresa May Çarşamba günü İngiliz parlamentosunda yaptığı konuşmada metni sert şekilde eleştirdi. AB Komisyonu'nun Brexit taslağının "kabul edilemez" ve "anayasal bütünlüğe" aykırı olduğunu belirten May "Hiçbir Birleşik Krallık Başbakanı buna onay veremez." ifadesini kullandı.

Burada asıl mesele Brüksel'in AB'den ayrılmak yönünde oy vermiş olan Birleşik Krallığın birlikten çıkışına onay verirken, Birleşik Krallığın bir parçası olan Kuzey İrlanda'yı Gümrük Birliği dahil olmak üzere AB mevzuatına tabii tutmak istemesi. Birleşik Krallık Başbakanı May'in "hiçbir Başbakan buna onay veremez" ifadesi de bu "bağımsızlığa müdahale" vurgusunu içeriyor.

AB'nin bu hamlesinin nedeni ne?

AB, Kuzey İrlanda'ya yönelik bu yaklaşımıyla Londra'yı sıkıştırmak, müzakerelerde kendi elini kuvvetlendirmek ve süreci hızlandırmak istiyor. AB yetkililerinin açıkladıkları yasal metnin İngiltere’deki hükümet tarafından kabul edilmesinin mümkün olmadığının farkında oldukları düşünülüyor.

AB tarafının Brexit müzakerelerinde bu kadar sert bir ayrılık anlaşması taslağı hazırlamasının nedenine ilişkin net bir açıklama yapılmamakla beraber, İngiltere'nin Brexit kararından ötürü "cezalandırılması" anlamını taşıdığı görüşü bulunuyor.

Bir başka yaklaşım ise İngiltere'nin kesinlikle kabul etmeyeceği bir anlaşma metni ile farklı konularda AB'nin "taviz" talep etmesi olasılığı. Bu çerçevede, vatandaşlık hakları, mali taahhütler veya Avrupa Adalet Divanı'nın durumu gibi bazı konularda AB tarafının İngiltere'den daha "fedakar" bir tutum bekleyebileceği düşünülüyor.

İngiltere'nin henüz Kuzey İrlanda konusunda net bir öneride bulunmamış olması AB tarafının sert bir teklifle karşı tarafı daha "hızlı" hareket etmeye zorlamayı da amaçlamış olabileceği ifade ediliyor.

İmkansız kabul edilen bir teklifin İngiltere'yi ayrılık kararından vazgeçirebilecek "ikinci bir referandum" sürecine de sürükleyebileceği görüşü bulunuyor. Ayrıca bu teklif İngiltere'yi AB'nin Gümrük Birliği'nde veya Tek Pazarı içerisinde kalmaya "zorlayabileceği" düşünülüyor.

Avrupa Birliği'nin Kuzey İrlanda adımında aslında Birleşik Krallığın sadece bir parçasını değil, tamamının Gümrük Birliği içerisinde tutma isteği olduğunu söylemek mümkün.

Brüksel, Birleşik Krallığın iç siyasetini yakından takip ederken, olası tüm senaryoları masaya yatırmış durumda. Ortada bir gerçek var ki Birleşik Krallık'ta AB'den çıkılırken ortak pazardan da çıkılması yönünde ortaya konan siyasi irade uluslararası finans kuruluşlarını ve iş dünyasını da endişelendiriyor.

Her ne kadar iş dünyası 2016 yılının haziran ayında ortaya konan AB'den çıkılması yönündeki referandum kararına saygı duysa da, iktidardaki Muhafazakar Parti'nin ortak pazardan da çıkılması gerektiği yönündeki tutumunun belirsizlikleri artırdığını düşünüyor.

Brüksel zirvesinde uzlaşı ihtimali azaldı

AB liderlerinin 22-23 Mart tarihlerinde Brüksel'de gerçekleştirecekleri zirvede ele alacakları konular arasında yer alan Brexit müzakereleri hakkında İngiltere ayrılık sonrası dönemde geçiş dönemi konusunda uzlaşı sağlanmasını bekliyordu. Ancak, son durum AB üyesi 27 ülkenin bu metne tam desteklerini açıklayacakları bir restleşme beklentisi doğurdu.

Bu konularda ilginizi çekebilir