26 °C

"Gözümüz devamlı yakıt göstergesinde"

İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, sermayeyi en optimal şekilde kullanmaya çalıştıklarını aktardı.

Gözümüz devamlı yakıt göstergesinde

Ece CEYHUN

İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, gelinen noktada bankacılığın ‘sermaye kısıtları’ ile yapıldığını belirtti. “Gözümüz devamlı yakıt göstergesinde” diyen Bali, “Son yıllarda habire gaz-fren-debriyaj dengesinde gidiyoruz” tespitinde bulundu. Arşimet’in ‘bana bir dayanak noktası verin dünyayı yerinden oynatayım’ sözüne atıfta bulunan Adnan Bali, “Şu anda bankanın öyle bir iştahı ve iş yapma gücü var ki… Bize sermaye versinler, sektörü yerinden oynatalım” dedi.

İş Bankası’nın Londra’daki sendikasyon imza töreninin ardından soruları yanıtlayan Adnan Bali, “İş Bankası, şu anda arzu ettiği kadar iş yapmaya, arzu ettiği pazar payına erişmeye muktedir. Ama 'yeni bankacılık' sermaye kısıtları ile yapılıyor. Gaz-fren-debriyaj dengesinde gidiyoruz. Gözümüzü devamlı yakıt göstergesinde tutuyoruz” diye konuştu.

Eski paradigmada bankacılık sektörünün çalışma biçimini “Yakıt sorununun olmadığı, sermaye yeterlilik rasyolarının yüksek, havanın güneşli, yolların geniş, yolcuyu rahatsız etmeden, olabilecek en kısa zamanda olmak istenilen yere varmayı hedefleyen bir bankacılık sektörü vardı” ifadeleriyle tarif eden Bali şöyle devam etti: “Şimdi aynı yakıtla en fazla mesafeyi almaya çalışıyoruz. Artık yakıt kullanımını optimize etmeye çalışıyoruz. Bu da aracın hızını artırmayı kısıtlıyor. Yakıt desteği olsa basar gideriz. daha çok kredi verelim, daha çok iş yapalım daha çok istihdam ve katma değer yaratalım.”

Kârlar, öz kaynağa öz kaynak krediye

‘Yakıtın kaynağı ne’ diye sorduğumuzda ise Adnan Bali şu ifadeleri kullandı: “Bankacılıkta sermaye 2 yolla birikir. Ya patron gelecek cazip bulacak ve sermaye koyacak ya da senin işinin yarattığı değerler öz kaynağını büyütecek. Onun içinde yakıtı, öz kaynağı besleyecek performanslardan şikayet etmemek lazım. Bizim karımız, Türkiye’nin karınadır. Çünkü biz bu karları buharlaştırmıyoruz. Biz karlarımızı öz kaynaklarımıza ekleyip tekrar kredi kapasitesi yaratıyoruz.”

Bankacılık sektöründe 2015 yılında öz kaynak kârlılıklarının dibe vurduğunu ve sektörün yeni kredi verme kapasitesi yaratamadığını hatırlatan Bali, “O dönemde her verdiğimiz kredi sermayeden yiyordu. Bugün öz kaynak karlılıklarımız yüzde 14-15’lere geldi. Bankacılık sistemi, BDDK’dan Basel’e bir sürü kuralla regüle ediliyor. Bu kurallara uymazlık edemezsiniz” dedi.

Sözlerine “Büyüyen bir ekonomide oyun sıfır toplamlı değildir” ifadeleriyle devam eden Bali, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bizim mevduat faizimiz, kredi faizimizden yukarda olursa devam edebilir miyiz? Aynı durum bizden kaynak kullananlar için de geçerlidir. İşiniz, bankadan aldığınız bir kaynağın maliyetinden daha yüksek bir getiri elde edemiyorsa zaten o krediyi kullanmamalısınız. Böyle bir durumda işi şuraya indirgiyoruz. ‘Oyun sıfır toplamlı, sen kazanırsan, ben kaybediyorum’ demek midir? Oyun büyüyorsa herkes kazanabilir. Mesela geçen sene ISO-500’ün öz kaynak karlılığı bankacılık sektörünün üzerine çıktı. Bu hiç şikayetçi olunmayacak mükemmel bir şeydir. Demek ki benden kaynak kullananlar doğru işler yapmış. Kimse kimsenin kazancını kıskanmamalı. Ben sanayici değilim ki sanayicinin karlarına göz dikeyim.”

"Tarihi kârlarımızı faizin düştüğü dönemde yazdık"

Bankacılık sektörünün tarihi karlarını TCMB ve Fed faizlerinin düştüğü dönemde elde ettiğinin altını çizen Bali, “Bankacılık sektöründe pasifin (mevduatın) vadesi 45 gündür. Bugün faiz yükseldiyse biz 45 gün sonra tüm mevduatı yeniden fiyatlamış oluyoruz. Kredide vade yapısı daha uzundur. Sabit faizli krediye zaten yansıtamazsınız. Bizi faizin seviyesinden ziyade aradaki marjlar ilgilendiriyor. Faizler yukarı gittiğinde marj daralır, karlar düşer zaten… Nitekim şu anda da net faiz marjı daralmaya başladı. Yılın ikinci yarısında aynı kârlılıkları görmek mümkün olmayacak” açıklamasını yaptı. Bali, Türkiye’de faizlerin düşmesi için hem enflasyon tarafında hem de kur tarafındaki gelişmelere bakmak gerektiğini de söyledi.

"Yanlış hareket likidite krizine kadar gider"

Bir ekonomi çok ısındığında da ‘sıkı para politikasının’ uygulanabildiğini bugün uygulanan ‘sıkı para politikasının’ ise döviz ve enflasyon kaygılarının olduğunu da aktaran Bali “Gelin deneysel olarak düşünelim. Hem Merkez Bankası hem de biz faiz düşürmeye başladık. Biz kredi faizlerini düşürebiliriz. Ama mevduat faizini düşürme imkanına sahip değiliz. Yüzde 140’a gelmiş kredi/mevduat rasyosunda mevduat faizini düşüremediğinizde fonlama yapısı bozulur mu? Bozulur… Likidite krizine kadar gider. Diyelim ki gözümüzü kararttık indirdik. Mevzuat var. Tutturmanız gereken rasyolar kurallar var. Bir bankanın likiditesi bozuldu mu otorite ona müdahale eder” ifadelerini kullandı. Bankacılık sektöründe ‘karlılıkla’ ilgili olarak tartışması gereken noktanın ‘fahiş karlılık var mı yok mu?’ olması gerektiğini de söyleyen Bali, gelinen noktada da böyle bir durumdan bahsedilemeyeceğini net faiz marjının yüzde 3.5-4 olduğunu söyledi.

30’uncu yıl madalyasını aldı

İş Bankası 1924 yılında, Büyük Taarruz'un başlangıç yıldönümü olan 26 Ağustos günü kurulmuş, Banka her yıl 26 Ağustos günü kuruluş yıl dönümünü yıllardan beri aynı ritüelle kutluyor. Yönetim Kurulu Ankara’daki İş Bankalılarla 26 Ağustos günü Anıtkabir’e giderek törenle çelenk koyuyor. Ardından Ulus’taki tarihi binasında bir yönetim kurulu toplantısı yapılıyor. Akşam ise İstanbul’da Çamlıca’daki tesislerinde Bankada 30 hizmet senesini dolduranlara madalyaları takdim ediliyor. Bu yılki kuruluş yıl dönümünün Bali için önemi ayrı. 30’uncu yılını tamamlayan Bali, “Madalyamı aldım” dedi.

'Erbil'de frene bastık'

Son dönemde artan jeopolitik riskler ve Kuzey Irak’ta yaşanan gelişmeler üzerine İş Bankası’nın Erbil şubesini de sorduğumuz Adnan Bali, söz konusu bölgede İşid’in saldırısının ardından ortamın bir anda değiştiğini belirtti.

Erbil şubesinin o döneme kadar çok verimli hem iki ülke arasındaki ticareti hem de bölgenin iç ticaretini ve yatırımlarını finanse eden bir yapıya ulaştığını aktaran Bali, “İşid sonrası frene bastık. Temkinli duruşumuzu da hala koruyoruz. İş Bankası, fırsat karları için bir yerde şube açmaz, faaliyet göstermez. Biz çeyrek dönem karlarına bakmayız. Biz sadece kâr değil itibar da biriktirerek karşılıklı iş yapma güvenirliliği elde ediyoruz” dedi.

'KGF kredilerini afaki rakamlarla tartışmam'

Hükümetin, ekonomik canlanmayı sağlamak için aldığı kararları ‘çok başarılı ve tam teknokratça’ sözleriyle değerlendiren İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali’ye, KGF kredilerinin amacına uygun kullanılmadığı yorumlarını hatırlattığımızda ise “Özel kesimin yatırımlarının büyüdüğünü, büyümeye ihracatın net katkı sağladığını ve tahsili gecikmiş alacak oranının yüzde 3.4’te kaldığını gördükten sonra KGF kredilerinin nereye gittiğini afaki rakamlarla tartışmam” vurgusunu yaptı.

KGF’nin yola çıkış sebebi olan büyümenin sağlandığını, batık kredi oranının zıplamadığını da kaydeden Bali, “Mali disiplinin yarattığı alanı zaten bu konjonktürler için saklıyorsunuz. İlk defa da bu alan kullanılmış değil. 2008 krizi nedeniyle çift hane daralma yaşanan dönemde de kullandık. Avrupa kriz sırasında hibe verdi, toksik atıkları satın alarak kamuya mal etti. Biz ise, kamuya mal etmeden problemli bir firmada çarkın dönmesini sağladık” şeklinde konuştu.

KGF kredilerinin geri ödemelerinde bir sorun olup olmadığını sorguladığımızda ise Bali, bu defa, ödemesiz dönemler nedeniyle, net resmin asıl 2018 ortasından itibaren görüleceğini de anlattı.

Bali, “Bu kredilerde kısmi kefalet olabilir ama bu sizin riskinizi ortadan tamamen kaldırmıyor. Bu nedenle biz küçük ve orta büyüklükteki işletmeleri her zaman nasıl kredilendirirsek, KGF kredilerinde de öyle yaptık. Bunun için de bütün birimler imece usulü karınca gibi çalıştı. Nitekim yüzde 18.5 ile bu konuda en çok kredi kullandıran banka olduk. Kullandırdığımız bu kredilerin de yüzde 86-87’si yeni kredi” dedi.

'Bu dönemin müşteri hafızasında yeri olacak'

İş Bankası olarak 15 Temmuz sonrası dönemde çok proaktif davrandıkları daha KGF yokken esnafa dönük bir kredi kampanyası yaptıklarını belirten Bali, “İş Bankası kendi karını maksimize etmeyi değil, Türkiye’nin optimalini arar. Bu fedakarlıkların da insanların hafızasında yeri olacak. Müşteri de en rekabetçi olanı değil, en taahhütkarı aramaya başlıyor. Bu iş modelinde bir çeyrekte çok para kazanamayabilirsiniz… 2001 sonrasında Anadolu’da bir müşterimizi ziyarete gittik. İş Bankası’nı anlatıyorum… Müşterimiz, ‘Müdür bey kendinizi yormayın’ dedi. Çekmecesinden 3 faks çıkarttı. 3 kredi faizi gösterdi. Bir banka yüzde 800, bir başka banka yüzde 1.000 bizim teklifimiz ise yüzde 180. Müşterimiz dedi ki; ‘Dikkatinizi çekerim müdürüm sizinki de yüzde 200 ya da yüzde 300 değil. Sizinkinin bir hesabı var. Onlar da yüzde 780 ya da yüzde 980 diye iyiydi. O dönemi müşteri hafızasında biriktirdi. Bu dönemin de müşteri nezdinde uzun dönemli tercihleri olur” değerlendirmesini yaptı.

'Biz işimizin kıstaslarına bakarız'

Adnan Bali’ye CHP’nin yönetim kurulundaki temsili de soruldu. Bali, “Siyasi etkiye açık olmak için illa sizin yönetim kurulunuzda veya ortaklık yapınızda temsilen bile olsa bir politik partinin olması şart değil. Sermayesi itibarıyla bakıldığında hiç böyle bir yapısı olmayan, ama politik etkiye de açık olan kurumlar, kuruluşlar olabilir. Bu kurumun genel müdürü olarak çok açık, çok net şunu söyleyebilirim; politik etkiye açık olmayan, siyasi etkiye ne olursa olsun en uzak kurum İş Bankası’dır. İşimizin kıstasları neyse ona bakarız. Aynı müşterinin onayladığımız kredisi var, onaylamadığımız kredisi var. Bu müşterinin kim olduğunun bizim için bir önemi yok. Onun bizim önümüze getirdiği işin teknik tutarlılığı ve fizibilitesi var mı, bankacılık etiği açısından da herhangi bir yerinde bir sıkıntı var mı ona bakarız. Bunlar tamamsa bitmiştir bizim için. Kredi dosyasında isimleri kapatabilirsiniz. Kararımız hep aynı olur” cevabını verdi.

46. sendikasyonuna imza attı

İlk sendikasyon kredisini 1986 yılında alan İş Bankası’nın, 46. sendikasyon kredisinin imza töreni geçtiğimiz günlerde Londra’da yapıldı. İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, törende yaptığı konuşmada, “Katılımcı bankaların da değerli desteğiyle, yeni sendikasyonumuzda yüzde 100’ün üzerinde bir yenileme oranı gerçekleştirmekten mutluluk duyuyoruz. Krediye olan yoğun ilgi, yatırımcıların Türkiye ekonomisine ve bankacılık sektörüne duydukları güveni gösteriyor. En önemlisi de bu kredi, muhabir bankaların Bankamıza olan güveninin bir kanıtı niteliğindedir” dedi. İş Bankası’nın 352 milyon dolar ve 656 milyon euro olmak üzere iki dilimden oluşan sendikasyon kredisi, geçen yıla ait 1.1 milyar dolar tutarındaki kredinin yenilemesi. Geçen yılki sendikasyon kredisine 16 ülkeden 29 banka katılırken yeni sendikasyon kredisine, 18 farklı ülkeden 33 banka katılım sağladı.

Bali, “Bu yeni işlem ile İş Bankası 2017 yılında 22 ülkeden 53 farklı bankanın katılımıyla toplam 2.5 milyar dolar sendikasyon kredisi sağlamış ve 2016 yılında alınan sendikasyon kredilerini yüzde 104 oranında yenilemiş oldu. Yatırımcıların Türkiye ekonomisine ve bankacılık sektörüne duydukları güvenin başka bir göstergesini daha sizlerle paylaşmak istiyorum. Türk bankaları Eylül 2017 itibarıyla, 19 adet sendikasyon kredisi işlemi kapsamında 14 milyar dolar kredi aldı ve bir önceki yıla göre yüzde 100’ün üzerinde bir yenileme oranı sağladı. İş Bankası Türkiye’nin en büyük özel bankası konumunu 2017 yılında da koruyor. 2017 yılının ilk yarısında bankanın aktif büyüklüğü 340 milyar TL’ye ulaştı. İş Bankası, toplam kredi ve toplam mevduat bakımından da özel bankalar arasında birinci sırada yer alıyor. Bu sonuçlar, İş Bankası’nın kuruluşundan bu yana Türk sanayisini ve ticaretini desteklemeyi temel misyon olarak benimsemesinden kaynaklanıyor. Bilindiği gibi İş Bankası’nı farklılaştıran unsurlardan biri de aktif kalitesi ve sermaye yeterliliği açısından güçlü konumudur. 2017 yılının ilk yarısı itibarıyla Türkiye İş Bankası sektörün üzerinde bir performans göstererek sermaye yeterlilik rasyosunu yüzde 16,5, tahsili gecikmiş alacaklar rasyosunu ise yüzde 2.4 olarak gerçekleştirdi. Bu durum kârlılığı da olumlu etkiledi, İş Bankası 2017 yılının ilk yarısı itibarıyla, 2016 yılının aynı dönemine kıyasla yüzde 26,2 oranında artışla 2.9 milyar TL net kâr elde etti” ifadelerini kullandı.

18 Eylül 2017 tarihinde imzalanan kredi anlaşmasının koordinatörlük görevini Standard Chartered Bank, aracılık görevini ise Mizuho Bank üstlendi. Dış ticaretin finansmanında kullanılacak sendikasyon kredisinin en yüksek tutarla katılan bankalara olan getirisi ABD Doları diliminde Libor + yüzde 1,35, Euro diliminde ise Euribor + yüzde 1,25 düzeyinde gerçekleşti.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap