Küresel borsalarda satış baskısı
Wall Street'teki rekor serisinin sona ermesinin ardından Asya borsalarında satışlar sürüyor. ABD ve Avrupa vadeli endekslerinde ise düşüşler sınırlı kalırken, yükselen tahvil faizleri ve petrol fiyatları yatırımcıların risk iştahını baskılıyor.
Küresel borsalar 8 Ekim Perşembe gününe yüksek faizler, artan enerji maliyetleri ve teknoloji yatırımlarının finansmanına ilişkin endişelerle başladı. ABD'de önceki seansın kayıplarının ardından vadeli endekslerde sınırlı düşüşler görülürken, Avrupa vadelileri de zayıf bir açılışa işaret ediyor. Asya'da ise açık piyasalarda satışların sürdüğü ve Japonya'nın Nikkei 225 endeksinin 70 bin puanın altında kaldığı görülüyor.
ABD vadelilerinde sınırlı kayıp
ABD borsalarında 7 Ekim'de rekor yükselişlerin yerini satışlar almasının ardından yeni güne ilişkin vadeli işlemler temkinli bir görünüm sergiliyor. Erişilebilen 8 Ekim sabahı fiyatlamasında Dow Jones Sanayi Endeksi vadeli kontratları yüzde 0,13 düşüşle 51 bin 381 puandan, S&P 500 vadeli kontratları ise yüzde 0,05 kayıpla 7 bin 848,75 puandan işlem gördü.
Vadeli piyasadaki sınırlı gerileme, önceki gün yaşanan satışların ardından yatırımcıların yeni bir yön belirlemekte zorlandığını gösteriyor. Ancak vadeli kontratların ABD'nin nakit piyasa açılışındaki hareketi kesin biçimde yansıtmadığı unutulmamalı. Piyasaların yönü, gün içinde açıklanacak ekonomik veriler ve tahvil faizlerindeki değişime bağlı olarak farklılaşabilir.
Avrupa vadelilerinde de satış baskısı

Avrupa borsalarında da yeni seans öncesinde zayıf bir görünüm hâkim. Almanya'nın DAX endeksine bağlı vadeli kontratlar yüzde 0,06 düşüşle 25 bin 210 puandan işlem görürken, İngiltere'nin FTSE 100 vadeli kontratları yüzde 0,05 kayıpla 10 bin 495,80 puana geriledi. Euro Stoxx 50 vadeli kontratları ise yüzde 0,02 düşüşle 6 bin 190 puan seviyesinde bulunuyor.
Vadeli piyasadaki fiyatlama, Avrupa'da önceki gün yaşanan sert satışların ardından yeni seansa daha sınırlı kayıplarla başlanabileceğine işaret ediyor. Bununla birlikte kıta genelinde enerji maliyetleri, kamu borçları ve tahvil getirilerindeki yükseliş yatırımcıların gündeminde kalmayı sürdürüyor. Özellikle Fransa'nın mali görünümüne ilişkin endişeler, Avrupa tahvil piyasalarındaki hareketleri önemli hale getiriyor.
Asya'da Nikkei 70 bin puanın altında
Asya borsalarında ise ABD ve Avrupa vadeli piyasalarına kıyasla daha belirgin bir satış baskısı görülüyor. Japonya'nın Nikkei 225 endeksi sabah işlemlerinde 69 bin 300–69 bin 700 puan bandında hareket ederken, 70 bin puanın altında kalmayı sürdürüyor. Güney Kore'de Kospi endeksinde de kayıplar yaşanıyor. Hong Kong'un Hang Seng endeksi ise 24 bin puan çevresinde dalgalanıyor.
Bölgedeki hareket bütün piyasalara aynı ölçüde yansımıyor. Çin ana kara borsaları, Ulusal Gün tatilinin ardından yeniden işlemlere açılırken Şanghay Bileşik Endeksi sabahın bazı bölümlerinde yükseliş gösterdi. Bu görünüm, küresel faiz ve enerji maliyetlerine ilişkin endişelerin Asya genelinde etkili olmasına rağmen ülkelerin kendi ekonomik beklentilerinin de fiyatlamada belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.
Tahvil faizleri hisse piyasalarını zorluyor

Küresel borsalardaki baskının temel nedenlerinden biri, ABD tahvil getirilerinin uzun yıllardır görülmeyen seviyelere yükselmesi. ABD'nin 10 yıllık Hazine tahvili getirisi 7 Ekim'de yüzde 5,36'nın üzerine çıkarak 2002'den bu yana en yüksek düzeyini gördü. Ancak gerçekleştirilen 10 yıllık tahvil ihalesine gelen güçlü talebin ardından getiri yüzde 5,28 çevresine geriledi.
Yüksek tahvil getirileri, yatırımcıların hisse senetlerinden bekledikleri getiriyi yeniden değerlendirmelerine yol açıyor. Devlet tahvillerinin daha yüksek faiz sunması özellikle değerlemeleri gelecekteki kazanç beklentilerine dayanan teknoloji şirketleri üzerinde baskı oluştururken, borçlanma maliyetlerinin artması diğer sektörleri de etkiliyor. Böylece yatırımcıların endişesi yalnızca faizlerin bugün bulunduğu seviyeden değil, yüksek faiz ortamının ne kadar süreceğinden kaynaklanıyor.
Yapay zekâ yatırımlarında borçlanma endişesi
Yapay zekâ yatırımlarının giderek daha fazla borçla finanse edilmesi de piyasalarda yeni bir risk başlığı oluşturuyor. SpaceX'in yaklaşık 40 milyar dolarlık finansman planı ile Broadcom ve diğer büyük teknoloji şirketlerinin kaynak arayışları, veri merkezi ve işlemci yatırımlarının finansman maliyetlerini gündeme taşıdı.
Bu gelişme özellikle tahvil faizlerinin yükseldiği bir dönemde önem kazanıyor. Şirketler gelecekte elde edecekleri gelire güvenerek milyarlarca dolarlık yatırımlar planlarken, yatırımcılar bu harcamaların ne kadar sürede kazanca dönüşeceğini sorguluyor. Yüksek faizlerin sürmesi halinde borçla finanse edilen projelerin maliyeti artabileceğinden, teknoloji hisselerindeki fiyatlamalar da daha hassas hale gelebilir.
Petrol fiyatları enflasyon riskini artırıyor

Küresel piyasalardaki ikinci önemli baskı unsuru petrol fiyatları olmaya devam ediyor. Brent petrolün varil fiyatı 8 Ekim sabahındaki işlemlerde yeniden 101 doların üzerine çıkarken, Orta Doğu'daki çatışmaların enerji arzı üzerindeki etkisine ilişkin endişeler sürüyor.
Petrol fiyatlarının yüksek kalması, üretim ve taşımacılık maliyetleri üzerinden enflasyonu artırabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Bu durum merkez bankalarının faizleri düşürmesini zorlaştırabileceği gibi bazı ülkelerde ilave faiz artırımlarını da gündemde tutabilir. Piyasaların aynı anda hem yüksek enerji fiyatlarını hem de artan tahvil getirilerini izlemesi, hisse senetlerindeki toparlanma girişimlerinin güç kazanmasını zorlaştırıyor.
Fed'in yeni mesajları bekleniyor
ABD Merkez Bankasının 7 Ekim'de yayımlanan eylül toplantısı tutanakları, para politikasında temkinli duruşun sürdüğünü gösterdi. Tutanaklarda enflasyon riskleri nedeniyle yıl sonuna kadar yeni bir faiz artırımının uygun olabileceği yönündeki değerlendirmeler dikkat çekti. Bununla birlikte yeni artışın ne zaman yapılacağı konusunda kesin bir karar bulunmuyor.
Piyasalar bugün Fed Guvernörü Christopher Waller'ın İstanbul'da yapacağı ekonomik görünüm konuşmasını ve ABD'de açıklanacak haftalık işsizlik maaşı başvurularını izleyecek. Türkiye saatiyle 11.30 ve 15.30'daki bu iki gelişme, dolar ile tahvil getirilerinin yönünü etkileyebilecek. Özellikle istihdam piyasasının zayıfladığına işaret eden bir sonuç, faiz artırımı beklentilerini sınırlayarak hisse senetlerindeki baskıyı hafifletebilir.
Borsa İstanbul açılışında hangi riskler izlenecek?

ABD ve Avrupa vadeli piyasalarındaki sınırlı kayıplara karşılık Asya borsalarında daha belirgin satışların görülmesi, Borsa İstanbul'un açılışı öncesinde küresel risk iştahının zayıf olduğuna işaret ediyor. Ancak uluslararası borsalardaki düşüşün Türkiye piyasasına aynı oranda yansıması beklenmek zorunda değil. Yurt içi faiz beklentileri, döviz kuru, şirketlere özgü gelişmeler ve yerli yatırımcıların işlemleri de fiyatlamada belirleyici olacak.
Türkiye açısından iki temel risk öne çıkıyor. ABD tahvil getirilerindeki yükseliş gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarını etkileyebilirken, petrolün yüksek seyri enerji ithalatı ve enflasyon beklentileri üzerinde baskı oluşturabilir. Bu nedenle Borsa İstanbul'da küresel piyasa hareketleriyle birlikte yurt içi ekonomik gelişmelerin de izlenmesi gerekiyor.