"Sermaye akımları güçlenirse, kur 2014 yılında 1.80 TL de olabilir"

Faizde olası bir adımı enflasyonun seyrine bağlayan Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, 2014’te para politikalarındaki belirlilikle sermaye akımlarının hızlanması halinde kurun 1.80 TL’ye düşebileceği öngörüsünde bulundu.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Ece CEYHUN

Gülsüm CAN

DENİZLİ - Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, 2014’e ilişkin olası senaryoları üzerine sinyal vermeye başladı. Başçı, 2014 yılında başta Fed olmak üzere para politikalarının daha ‘belirli’ olacağı ve sermaye akımlarının hızlanacağı bir senaryo altında kurun 1.80 TL’ye gerileyebileceği öngörüsünde bulundu. Bu yıl sonu için 1.92 TL’lik kur tahminin arkasında durmaya devam eden Başçı, piyasalara bir kere daha ‘enflasyon için faizi kıpırdatırım, döviz kuru için değiştirmem’ sinyalini verdi. Başçı, "Faizde indirim de, artırım da beklemeyin enflasyon düşene kadar sağlam duracağız" dedi. Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, DÜNYA Gazetesi, Denizli Sanayi Odası ve Denizli Ticaret Odası’nın davetlisi olarak geldiği Denizli’de Para Politikaları konulu bir konferans verdi. Erdem Başçı, Reel Efektif Döviz Kuru Endeksi’nin şu anda aşırı değersiz olarak niteledikleri bir noktada durduğunu ve kur ile faizin esas itibariyle piyasada değer bulduğunu anlattı. Başçı, piyasada verilen reaksiyonu ‘aşırı’ olarak niteleyerek serbest kur rejimi altında kurdaki değer kaybının normal karşılanması gerektiğini vurguladı. Başçı, "Kur, bu piyasa şartlarında geri döner. Gelecek sene kurun 1.80 TL olma ihtimali var. Sermaye akımları tekrar güçlenirse para politikasındaki belirlilikle birlikte böyle bir şey ile karşı karşıya kalabiliriz. Seneye sermaye akımları güçlenirse TL 1.8 seviyesine gidebilir; bu olmazsa orta noktalara gelir ki, o da 1.92  seviyesidir. TCMB’nin kura ilişkin görüşünü bir yön duygusu oluşması için paylaşıyoruz. Kurda bir düzeltme mümkün ve bu gerçekçi olur diye düşünüyoruz" dedi. Başçı konuşmasında Fed’in verdiği mesajları da değerlendirirken ne kadar mesaj verdiğinden çok ne kadar ‘net’ mesaj verdiğinin önemli olduğunu belirterek Fed’in FOMC tutanaklarında yer alan üyelerin gelecek dönem için yaptıkları faiz tahminlerini aktardı. Başçı, Fed üyelerinin uzun vadeli tahminlerinin yüzde 4 faiz dediğini ama kısa vadeli tahminlere bakıldığında örneğin 2015 Haziran ayı için tahminlerin yüzde 1 civarında, 2016 için ise tahminlerin yüzde 2 ve altını gösterdiğine vurgu yaptı.

Belirsizlik büyük ölçüde azaldı
Piyasalarda 22 Mayıs’taki Fed’in ‘makas değişiminden beri oynaklığın çok arttığını ama Lehman krizi döneminde bu oynaklığın çok daha yüksek olduğunu da hatırlatan Erdem Başçı, "Finans piyasaları beklentiyi satın alır, mayıs ve haziranda beklentiler satın alındı ve fiyatlanmaya çalışıldı. Şu anda artık bunun ilave bir haber değeri yok. Fiilen başlasa ve ABD Merkez Bankasi almıyorum dese artık bunun piyasaya hiç bir etkisi olmaz. Büyük ölçüde belirsizlik azaldı diye düşünmek lazım" açıklamasında bulundu.

Zihin haritasında yanlış ilişkiler kuruldu
Piyasada varlık fiyatlarının yeniden değerlendiği bir dönemde Amerika faizleri ile Türk faizleri arasında oluşan bağı da kırmak istediklerini söyleyen Başçı, şöyle konuştu: "Burada enteresan bir şey oldu. Amerika’dan sinyal gelince bizim 10 yıllık tahvillerimizin Amerikan 10 yıllık tahvillerine olan bağlantısı arttı, ilişkisi kuvvetlendi. Amerikan faizinde 0.1 puanlık faiz artışı oluyor bizde ondan daha fazla 0.15 puan artıyor. Öyle bir noktaya geldi ki 2 kat artıyor. Orada 0.1 artıyor burada 0.2 artıyor. Ama Amerikan faizi 0.1 artarsa bizimkinin 0,1 veya daha az artması lazım. Nitekim 22 Mayıs’tan önce bizim yurtdışı faizlere hassasiyetimiz sıfıra yakınmış. Birden hassas hale gelmiş. Bu durum, Brezilya, Hindistan ve Endonezya’da bizde var. Bu şuradan kaynaklanıyor. Oradan böyle bir haber geldiğinde döviz kurlarında bir miktar değer kaybı oluyor. Merkez Bankası döviz
kurlarındaki artışı yumuşatacak diye kısa vadeli faizleri artıracak beklentisi oluşuyor o zaman uzun vadeli faizlerde artıyor. Kur ile faiz arasında piyasa zihin haritasında yanlış bir ilişki kurdu. Bizim bunu kırmamız lazım." 27 Ağustos’taki açıklamasının ardından uzun vadeli faizlerin Amerikan faizlerine olan hassasiyetinin çok düştüğünü de belirten Başçı, "Tekrar 0.5 seviyelerine kadar indi. Biz, Amerikan 10 yıllıklarındaki değişime göre TL faizler çok daha az oynar hale geldi" ifadelerini kullandı.

MB, kur yükseldi diye faiz artırmaz
Başçı, "MB orta ve uzun vadeli enflasyona karşı tedbir alır. 24 ay sonrası enflasyon için tedbir alır. Faizleri buna göre belirler. Döviz kuru yükseldi diye faizleri artırmaz" vurgusunu yaparken "Kısa vadeli faizlerin kontrolü para politikasındadır. Onu enflasyon görünümüne göre biz ayarlarız. Enflasyon görünümünde ancak bir tehlike görürsek yukarı doğru ayarlarız. Eğer görmezsek sabit tutarız veya aşağı doğru ayarlarız. Kontrol tamamen bizde. Uzun vadeli faizler piyasada belirlenir, kur piyasada belirlenir" dedi. Başçı, soru-cevap bölümünde ise faiz konusunda ‘ellerini bağladıkları’ yönündeki yorumlara da dokunarak "Enflasyon görünümünü tehdit ederse, 24 ay sonrası için etki edeceğini düşünürsek faizde tepki veririz. Elimiz kolumuz bağlı değil" diye konuştu. Merkez Bankası’nın verdiği mesajı takdir edenlerin yeniden piyasaya giriş yapmaya başladığını da aktaran Başçı, "10 yıl vadeli tahvillerde de 5 yıl vadelilerde 2 yıl vadelilerde
inanılmaz bir şekilde var. İşlem hacmi arttı. Deme ki bu mesajı alan yancı ve yatırımcı giriyor. Gün gün değişmekle beraber tahvil piyasasına yabancı girişi var. O zaman döviz neden o kadar çok düşmedi Başkan diye sorabilirsiniz. Çünkü firmalarımız halen döviz alıyorlar. Yabancı giriyor, kurumlarımız alıyor açık pozisyonları var bir an evvel kapatmak istiyorlar. Şu anda resim böyle" diye konuştu. Sadece Türkiye’de değil, tüm gelişmekte olan ülkelerin döviz kurlarında oynaklığın arttığının da altını çizen Başçı, " Bundan sonra Fed’in kademeli olarak belirliliği artacak diye düşünüyoruz. İşler sakinleşecek ve rayına girecek diye bekliyoruz. Şu anda bizim baz senaryomuz ve esas görüşümüz
bu yönde. Serbest kur rejimindeyiz. Burada gelişmeler herhangi bir özel sektör firmalarımızın tedirgin olmasını gerektirecek noktada değil. Şu ana kadarda olmadı bundan sonrada olmayacak" şeklinde konuştu.

Bu konularda ilginizi çekebilir