S&P'den Türk bankacılığı için 2026 öngörüsü: Marjlar toparlanıyor, riskler sürüyor

S&P Global Ratings, 2026 yılında Türk bankacılık sektöründe net faiz marjlarındaki toparlanmanın etkisiyle kârlılıkta sınırlı bir iyileşme öngörüyor. Kuruluş, düzenleyici toleransların büyük ölçüde sona ermesine rağmen bankaların güçlü sermaye yapısını koruyacağını belirtirken, makroekonomik dengesizliklerin aktif kalitesi üzerindeki baskıyı sürdürdüğüne dikkat çekti. S&P, TCMB'nin parasal gevşemeyi sürdürerek politika faizini 2026 sonunda yüzde 27-30 aralığına indirmesini, enflasyonun ise aynı dönemde gerilemesini bekliyor.

S&P'den Türk bankacılığı için 2026 öngörüsü: Marjlar toparlanıyor, riskler sürüyor

S&P Global Ratings, 2026 yılında Türk bankacılık sektöründe net faiz marjlarındaki toparlanmanın etkisiyle kârlılıkta sınırlı bir iyileşme öngördü.

Kuruluş, düzenleyici toleransların büyük ölçüde sona ermesine rağmen bankaların güçlü sermaye yapısını korumasını beklerken, süregelen makroekonomik dengesizliklerin aktif kalitesi üzerindeki baskının devam ettiğine dikkat çekti.

S&P raporunda, dış borç çevirme oranlarının yükselmesi ve mevduat dolarizasyonunun mevcut seviyelerde dengelenmesinin sektöre destek veren unsurlar arasında yer aldığı belirtildi. Buna karşılık, para politikasının yönü, iç siyasi gelişmeler ve küresel jeopolitik risklerin bankacılık sektörü görünümü açısından belirsizlik yaratmayı sürdürdüğü ifade edildi.

Politika faizi ve enflasyon beklentisi

Kuruluş, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) parasal gevşeme sürecini sürdürerek politika faizini 2026 yılı sonuna kadar yüzde 27-30 aralığına çekmesini bekliyor.

Bu beklenti; enflasyonun 2026 sonunda yüzde 23-25 bandına gerileyeceği ve 2026 için yüzde 27 oranında artırılan asgari ücretin ardından ek bir ücret düzenlemesine gidilmeyeceği varsayımına dayanıyor. S&P'ye göre bankaların marjlarındaki toparlanma ve kısa vadeli kârlılık artışının hızı, faiz indirimlerinin büyüklüğü ve zamanlamasına bağlı olacak.

Öte yandan raporda, 2026'da enflasyonda düşüş beklenmesine rağmen seviyelerin hâlen yüksek kalacağı ve finansman maliyetlerinin bankalar üzerindeki baskıyı sürdüreceği vurgulandı. Bu görünümün, kredi risklerinin ve karşılık giderlerinin yüksek seyretmesine yol açarak aktif kalitesi üzerindeki baskının devam etmesine neden olacağı öngörüldü.

Kaynak: ForInvest