Ticaret savaşında yeni perde aralanabilir

Çin yuanındaki zayıflama, dolara karşı yıl başından bu yana yüzde 4,3'ü aştı. Bu durum yuanın küresel arenada ticaret üstünlüğünü elde etmesini sağlarken ABD'nin bu durumdan rahatsız olduğu ve ticaret savaşında yeni bir perdeyi aralayabileceği üzerinde duruluyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Ticaret savaşı endişeleri ile son dönemde dolar karşısında hızla değer kaybeden Çin yuanı, "likidite şokunun tetiklenebileceği" endişelerini beraberinde getirirken, Çin Merkez Bankası'ndan müdahale beklentileri arttı.

Çin'in haksız ticaret kazancı sağladığı gerekçesiyle ABD'nin bazı ürünlere gümrük vergisi artırımı uygulaması ile fitili çekilen ticaret savaşına ilişkin gelişmeler, tüm dünya piyasalarının odağına yerleşti.

ABD'nin Çin başta olmak üzere Avrupa Birliği (AB) ve birkaç ülkeyi daha ilgilendiren ürünlerde gümrük tarifelerini yükseltmesi, küresel ekonomide korumacılık eğiliminin artacağına dair endişeleri artırırken, bu gelişmelerin dünya ticaretinde dengeleri değiştireceği belirtiliyor.

Söz konusu gelişmeler karşısında küresel piyasalarda volatilite arttı, en büyük etki ise Çin piyasalarında görüldü. Çin'de Şanghay bileşik endeksi yıl başından bu yana yüzde 15'e yakın değer kaybetti, yuandaki zayıflama derinleşti.

Bu yıla 3.314 puan seviyelerinden başlayan Şanghay bileşik endeksi, temmuz ayında ticaret gerilimine ilişkin ABD ile Çin yetkililerinden gelen açıklamalar sonrasında iki yılın en düşük seviyesi olan 2.691 puana kadar geriledi. Dolar/yuan paritesi ise 6,8112 ile 28 Haziran 2017'den bu yana en yüksek seviyeyi görürken, dolar karşısında yuandaki yıllık değer kaybı yüzde 4,3'ü aştı.

Ekonomistler, Çin yuanındaki zayıflama karşısında ülke merkez bankasının ekonomiyi desteklemek amacıyla her an adım atabileceğini belirtirken, diğer taraftan dolar karşısında yuanın ticaret üstünlüğü elde etmesinin ABD tarafını daha da rahatsız edebileceği, ticaret savaşlarına ilişkin yeni gelişmelerin yaşanabileceğini ifade ediyor.

Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi Çin'de hem döviz hem de hisse senedi tarafında görülen bu kayıpların derinleşmesi halinde "finansal panik" havasının görülebileceğini aktaran ekonomistler, yuandaki zayıflığın likidite şokunu tetikleyebileceği konusunda uyarıyor.

"Korumacılık eğilimi, küresel ekonomiye henüz gölge düşürmedi"

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Oxford Economics Küresel Makroekonomik Araştırmalar Direktörü Ben May, dünya ekonomisindeki büyümenin şimdiye kadar küresel tehlikelere karşı esneklik gösterdiğini ifade etti.

Devam eden korumacılık eğiliminin, küresel ticaret ve ekonomiye henüz gölge düşürmediğini vurgulayan May, "Ticaret savaşları ve sıkılaşan likidite koşullarına ilişkin endişelere rağmen, 2018 ve 2019'a ilişkin küresel ekonomik büyüme tahminlerimizi değiştirmedik. Biz küresel ekonomik büyümenin 2018'de yüzde 3,1 ve 2019'da yüzde 2,9 düzeyinde gerçekleşeceği beklentimizi koruyoruz." dedi.

May, dolardaki son güçlenmenin, büyük ölçüde ABD'ye kıyasla dünyanın geri kalanındaki zayıf büyümeden kaynaklandığını belirterek, şunları kaydetti:

"Biz bu trendin tersine dönmesini bekliyoruz. ABD ekonomisi 2018'de yüzde 3'e yaklaşan büyüme oranıyla, son 13 yılın en güçlü performansını kaydedebilir ancak ticaret riski yükseliyor. Bu da ülkenin ekonomik büyümesine önemli ölçüde zarar verebilir. Çin tarafına bakıldığında ise ülke ekonomisi bu yılın başında ticaret gerilimine esneklik gösterdi. Biz ticaret gerilimindeki artışa karşın, 2018 için Çin büyümesine yönelik tahminimizi yüzde 6,3'ten yüzde 6,4'e yükselttik. Küresel ticaret savaşları giderek hız kazanıyor ve kilit bir risk olmayı sürdürüyor, ancak dünya ekonomisinde bir durgunluğa yol açması olası görünmemektedir. Bununla birlikte, dolardaki güçlenmenin küresel ekonomideki zayıflığa katkı sağlamasına ilişkin riskler büyüyor."

Ticaret savaşı endişeleri sonrasında Çin yuanında baskının arttığına işaret en May, dolardaki güçlenmenin devamının küresel likiditede azalma, faaliyetlerde zayıflama ve risk hassasiyeti oluşturma gibi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

May, Çin yuanındaki son zayıflamanın likidite şokunu tetikleyeceğine dair oldukça endişeli olduklarını da aktararak, "Politika yapıcıların aşağı yönlü baskıların devam etmesi durumunda en kısa sürede müdahale edeceğini düşünüyoruz. Küresel likiditedeki sıkılaşma, korumacılıktan kaynaklanan tehlikeleri artırabilir ama finansal koşulların sıkı olmaması ve diğer likidite önlemlerinin kırmızı alarm vermemesi nedeniyle henüz korkulacak seviyede değil." diye konuştu.

Bu konularda ilginizi çekebilir