'Yatırımcılara güven veren bir bankacılık sektörüne sahibiz'

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu Başkanı Akben, Türkiye'nin uluslararası yatırımcılara güven veren bir bankacılık sektörüne sahip olduğunu söyledi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) Başkanı Mehmet Ali Akben, Türkiye'nin uluslararası yatırımcılara güven veren bir bankacılık sektörüne sahip olduğunu belirterek, "Dünya ekonomilerinde yaşanan dalgalanmaların bankacılık sektörümüze olan etkileri sınırlı düzeyde kalmaktadır." dedi.

Akben, BDDK'nın 2017 yılı bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda sunum yaptı.

İstikrar ve güven kaybının finansal kurumların ülke ekonomisine olan katkılarının zayıflamasına yol açabildiğini dile getiren Akben, "Bu gerçekten hareketle, kurumumuz finansal istikrarı ve yatırımcı güvenini azami düzeyde tutmak için dinamik ve proaktif bir anlayışla çalışmalarını sürdürmektedir." diye konuştu.

Türkiye'de sermaye piyasasanın geliştiğini anlatan Akben, bunun yanı sıra Türkiye'de finansal sistemin toplam aktiflerinde en önemli payın hala bankalara ait olduğunun altını çizdi.

BDDK'nın düzenleme ve denetim yaklaşımlarının kalitesinin uluslararası alanda da teyit edildiğini anlatan Akben, şunları söyledi:

"Basel Bankacılık Komitesinin oluşturduğu Düzenleme Tutarlılığı Değerlendirme Programı (RCAP) gözden geçirme sürecinde ülkemiz çok sayıda G-20 ülkesinden de daha iyi performans göstererek, 'tam uyumlu' olarak kabul edilmiştir. Öte yandan, Dünya Bankası ve IMF tarafından yürütülen 2016 Mali Sektör Değerlendirme Programı'nda (FSAP) ülkemiz yine büyük bir başarı sağlayarak, birçok ilkede tam uyumlu olarak değerlendirilmiştir. Bu durum göstermiştir ki uluslararası değerlendirmelerde açık ve anlaşılır süreçler izlenmesi halinde, ülkemiz bankacılık sektörünün güçlü olduğu rahatlıkla görülmektedir. Maalesef ülke kredi notu veren derecelendirme kuruluşları aynı etik yaklaşımı sergileyememekte ve ekonomik temellerle uyumlu olmayan değerlendirmeler yapmaktadırlar."

"15 Temmuz girişimi örnek bir stres testidir"

Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişiminin finansal sistemin sağlamlığı ve ekonomik temellerin güçlü olduğu gerçeğini değiştirmediğinin altını çizen Akben, girişimin ardından alınan tedbirler ve vatandaşların sağduyulu desteği sayesinde bankalara hücum gözlenmediğini kaydetti.

"15 Temmuz girişimini, Türk bankacılık sektörü açısından uluslararası finans ders kitaplarına örnek vaka olarak geçebilecek bir stres testi olarak görmekteyiz." diyen Akben, anılan dayanaklılık sınamasının başarıyla aşıldığını ifade etti.

Bankacılık sektörünün, darbe girişiminin yaratabileceği güven kaybını telafi etmek amacıyla konut kredileri faiz oranlarında indirim yaptığını hatırlatan Akben, "Sektörde bazen gözlemlenebilen mevduat yarışının fon maliyetlerini daha da yukarı çekmemesi için bankaları takip etmekteyiz. Büyük tutarlı mevduat sahiplerinin de duyarlı davranmasını ve bu tür kısa vadeli yarışlara itibar etmeyerek sektörde ve ülkemizde istikrara katkı yapmalarını beklemekteyiz." ifadelerini kullandı.

"Küresel dalgalanmanın sektöre etkisi sınırlı"

Türkiye'nin uluslararası yatırımcılara güven veren bir bankacılık sektörüne sahip bulunduğunun altını çizen Akben, "Dünya ekonomilerinde yaşanan dalgalanmaların bankacılık sektörümüze olan etkileri sınırlı düzeyde kalmaktadır. Sektörün karlılığı devam etmekte, yurt dışı borçlanmalarında sorun yaşanmamaktadır." değerlendirmesinde bulundu.

Akben, Türkiye'nin küresel düzeydeki güçlü konumunu iyileştirmesi için finansal derinleşmenin artması ve reel kesimin daha uygun koşullarda fonlanması gerektiğine dikkati çekerek, bu açıdan bakıldığında yurt içi tasarruflar ile finansal katılımın ve erişimin artırılmasının elzem olduğunu kaydetti.

"Katılım bankacılığına büyük önem veriyoruz"

Küresel İslami finans konusuna da değinen Akben, sadece 9 ülkede yoğunlaşan söz konusu piyasada Türkiye'nin yüzde 2,9'luk pay ile 7'ncilik konumunu yukarı çıkarmayı hedeflediklerini belirtti. Akben, "Yaklaşık 3 trilyon dolara çıkması beklenen söz konusu pazarda, daha etkin olmamız halinde, fon maliyetlerimiz aşağıya inebilir ve tasarruf açığımız doğrudan yatırımlarla ve daha uygun koşullarda karşılanabilir. Bu nedenle, ülkemizde katılım bankacılığının geliştirilmesine büyük önem vermekteyiz." dedi.

Türkiye'deki finans sektörüne olan ilginin sürdüğünü anlatan Akben, bu yıl bir özel sermayeli bankaya ve bir katılım bankasına kuruluş izni verildiğini bildirdi. Akben, ayrıca, varlık yönetimi ve elektronik ve ödeme sistemleri alanlarında toplam 18 kuruluşa faaliyet izni verildiğini kaydetti.

Akben, BDDK'ya genel bütçeden ödenek tahsisi yapılmadığını, giderlerin finansal kuruluşlardan elde edilen katılım paylarından karşılandığını belirterek, kurumun bütçe büyüklüğü 2017 yılı için 385 milyon lira olarak öngörüldüğünü sözlerine ekledi.

Bu konularda ilginizi çekebilir