12 °C

'O patronlara ruhsatı kim verdi?'

Partisinin Antalya kampında konuşan CHP lideri Kılıçdaroğlu, "Sözüm havuz medyaya. Hedefe ülkeyi yönetenlere değil patronları koymuşlar. Patron kötü hadi anlıyorum. İyi de o ruhsatı kim verdi. İktidar koltuğunda oturanlar" dedi

'O patronlara ruhsatı kim verdi?'

ANTALYA - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Antalya kampında konuştu.

Antalya'da CHP eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile kahvaltıda bir araya gelen Kılıçdaroğlu, ardından partisinin Antalya kampında CHP'lilere seslendi. 

Hükümete yönelik eleştirilerde bulunan Kılıçdaroğlu'nun diğer hedefi ise 'havuz medya'ydı. Ülke yönetimini sorun üretmekle suçlayan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

Devleti atıl ile yönetecek olan kadrolara teslim edeceğiz. Bir sözüm de havuz medyasına. Son günlerden bu medya grubunun manşetleri farklı. Hedefe ülkeyi yönetenlere değil patronları koymuşlar. Onları çok iyi anlıyorum, iktidarı korumaları gerektiğini de anlıyorum. Şimdide hedefe kimi koymuşlar, patronları koymuşlar. Patron kötü hadi anlıyorum. İyi de o ruhsatı kim verdi. İktidar koltuğunda oturanlardır. Havuz medyası ne yaparsa yapsın, onların iktidarı koruma gibi bir görevi olduğunu kimse unutmasın.

Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

Sendikacılığı öldürdün, sendikadan medet umuyorsun.  Taşeron sistemini getiren kim. Bu ülkenin gündemine getiren, yaygınlaştıran kim. İktidar değil mi. Taşeronda çalışan işçi kardeşlerime şunu söylüyorum: Sizi haklarınızı sadece ve sadece CHP koruyor.

En son Anayasa Mahkemesi’nin kararı çıktı. Biz gittik mahkemeye. Şimdi senin oyunu bekliyorum. Ben hamlemi yaptım senin yolunu açtım. Dolayısıyla şimdi güç birliği yapma zamanıdır.

Akıl ile yönetilir dedim, akılla yönetilirse büyür gelişir. Akılla yönetmenin bir başka aralığı daha vardır. Siyasi sorumluluk. Bir bakan çıkıp ben maden ocağını kapatıyorum, 50 kişi araya giriyor ben açmak zorunda kalıyorum der, bunu da kazanın olduğu maden ocağının önünde söylerle siyasi olarak o bakanın yapacağı tek bir şey vardı. İstifa etmek.

Kendine saygı duyuyorsan. Ailene saygı duyuyorsan, topluma saygı duyuyorsan o işçilere ve ailelerine saygı duyuyorsan çekileceksin. Akılla yönetilen bir ülkede siyasi ahlak kuralları olur.  

"Bir işçinin alın terini vahşi kapitalizme nasıl teslim edebilirsiniz?"

Akılla yönetilen bir ülkede çalışanların hakları vardı. O haklar sadece bizim ülkemize özgü de değildir. Bütün demokrasilerde işçilerin hangi hakları varsa bizim ülkede de o hakların olması lazım. İster yeraltında çalışsın ister denizde çalışma kuralları vardır. 1995… 1995’te imzalanan uluslararası maden sözleşmesi var. Yer altında çalışan maden işçileri için iş güvenliği ve sözleşme var. 2014’teyiz bu sözleşme TBMM’den geçmedi, geçmiyor.

Çalışma koşulları Türkiye’de felaket. Bir işçinin alın terini vahşi kapitalizme nasıl teslim edebilirsiniz. Yeraltında, asansörlerde ölümler. Vahşi kapitalizmde emeğin sömürülmesi var. Çağdaş Türkiye, onurlu Türkiye diyoruz. Emeğin ve alın terinin onuru korumayan bir ülkede hangi onurdan bahsediyorsunuz.

Soma’daki işçinin anlatımı yürek burkucuydu. Vardiya bile yeraltında değişiyor. Hiçbir ara yok. Böyle bir düzen ortaçağda bile yok. 21 yüzyılda yaşıyoruz. Sokaktaki vatandaş bunu görmezden geliyor. O zaman bize görev düşüyor.  Bu siyaset ülkeyi bölüyor ve buna hep beraber karşı duracağız ve durmak zorundayız.

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.