25 °C

Anadolu’nun sahipsiz değerleri: Yöresel ürünler

Anadolu’nun sahipsiz değerleri: Yöresel ürünler

Ali ÇANDIR / Antalya Ticaret Borsası Başkanı

Dünyada birçok ürün üretildiği bölgenin adıyla bilinir, o yörenin adıyla tanınır ve pazarlanır. Yöresel ürünler; bir üretim süreci sonunda, ekonomikbir faaliyet sonucu ortaya çıkan ekonomik değerlerdir. Ancak ünlerini ve niteliklerini; o yöreye özgü doğal koşullardan ya da o yörede o ürünü üretenlerin çok uzun süreler boyunca geliştirdikleri bilgi, beceri, yöntem ve tekniklerden alırlar. Yöresel ürünleri, sadece ekonomik değerler olarak tanımlarsak, haksızlık etmiş oluruz. Çünkü işin içinde bölgede yaşayan ve üreten insanların gelenek, görenekleri, kültürleri de vardır.

Hatta çoğu zaman ürüne bölgesel özelliklerini veren temel etkenler gelenek ve kültür gibi olgulardır. Bu nedenle kaliteli bir yöresel ürüne fiyat biçmeye kalktığınızda ne yaparsanız yapın, bir eksiklik hissedersiniz. Muhakkak verebildiğiniz fiyattan daha değerlidir.

Yöresel ürün tanımı kapsamına, tarımsal ürünlerle beraber, eli işi ürünleri ile aynı zamanda sanayi ürünü de denebilecek bazı atölye ürünleri de girer. Burada temel kıstas, o ürünün dünyanın başka yerlerinde üretilen veya yetiştirilen benzerlerinden, önce kalite, sonra da sunum anlamında, hangi “üstün” farklılıkları taşıdığıdır.

Pazarlama işinde en önemli konuların başında, satmaya çalıştığınız ürünün potansiyel müşteri tarafından daha önceden tanınıyor olması gelir. Yöresel ürünler hiç bir özel lansman yapılmadan yıllar, 10 yıllar hatta yüzyıllar içinde isim yaparlar; nam salarlar ve bilinirlikleri böylece artar. İşte tam bu noktada, işin kolayına ve ucuzuna kaçan, yetersiz tekniklerle üretilmiş, niteliksiz taklitler devreye girer ve yüzyılların birikimi olan değerlerin “isim” avantajını kullanmaya çalışır. Bu taklitler, özgün değerler olarak korunması gereken yöresel ürünlerin, kamuoyu nezdindeki saygınlığını ve tanınırlığını zedeler, üreticisine zarar verir. Bu nedenle birçok ülke, topraklarında üretilen yöresel ürünlerin korunmasına yönelik tedbirler almıştır. Coğrafi İşaret Tescili ve Menşe Adı Koruması bu önlemler arasında en etkili ve yaygın olanıdır.

Coğrafi işaretler, yöresel ürünler için tıpkı telif hakkı veya sınai haklar gibi yasal koruma sağlar. Taklit ürünlerin, yöresel ürün isimlerini haksızca kullanmasını önler. Ülkemizde bu sistem, 27 Haziran 1995 tarihinde yürürlüğe giren 555 Sayılı Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkında KHK uyarınca ve ancak ihbar müessesesi yoluyla çalışıyor. Coğrafi işaret tescili almış özel veya tüzel kişilik, taklit ürünleri ihbar ederse, hatırı sayılır para cezaları ve men etme gibi yaptırımlar söz konusu. Coğrafi işaret vermeye, Türk Patent Enstitüsü yetkili. Türkiye’de bugüne kadar 67’si tarım ürünü, toplam 117 ürün coğrafi işaret tescili aldı.Ancak bazı ülkelerde bu sayı, binlerle ifade edilir. Örneğin Fransa’da gerçekleştirilen 21 milyar Euro’luk gıda endüstrisi ihracatının yüzde 30’unu coğrafi işaret sahibi ürünler oluşturur.

Görüldüğü gibi yöresel ürün dediğiniz zaman, hem emsallerinden farklı ekonomik değerler taşıyan, hem de kültürel anlamda yöre insanını anlatan ürünlerden söz etmiş oluyorsunuz. Hukuki işaret tescili bir yana, Anadolumuz, yöresel ürünler itibarıyla dünyada eşi benzeri olmayan bir zenginliğe sahiptir. Hangi ile giderseniz gidin, hatta kimi yerlerde beldeler düzeyinde, mutlaka özgün bazı ürünlerle karşılaşırsınız.

Örneğin, Kaşar Peynirini Kars’ta tatmanız gerekir. Telkari dendiğinde Malatyalı ustaların birikimi ve becerisini görmeniz şartr. Manda kaymağı deseniz; Afyonkarahisar’da ekmek kadayıfının üstünde yemelisiniz denir. Bütün bu ürünler o bölgenin paha biçilmez değerleridir aslında.

Buna rağmen maalesef piyasalarda hak ettikleri değeri bulamıyorlar. Binbir emekle üretilen ve yüzlerce yıllık birikim ve teknikle üretilen Kars kaşarını 8-9 Liraya satmak zorunda kalıyor üreticimiz. Ama rocquefort peynirinin ikinci elden taklidini bile bu kadar ucuza almanıza imkân yok. Bunları düşününce ve baklavamıza, lokumumuza sırf orijinal üretim bölgesine olan coğrafi yakınlıklarına güvenip, tescil almaya kalkan Yunan girişimciler olduğunu hatırlayınca insan hayıflanıyor.

Yöresel ürünlerimiz, hem kültürel hem ekonomik anlamda değer taşıyan varlıklarımız. Yöresel ürünlerimize sahip çıkmalıyız. İsim haklarını almalı, dünya pazarlarında hak ettikleri yeri kazanmalarını sağlamalı, taklit edilmelerini önlemeli ve her şeyden önemlisi, iç piyasada da tüketilmelerini, kullanılmalarını sağlamak zorundayız. Üretmek tamam; ama kendimiz tüketmiyorsak, sahiplenmememizi de yadırgamamak lazım. Bunlar bizim; bu toprakların değerleri.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap