18 °C

”Arazide Merkez Bankası yok, ben varım”

Erdoğan, reel faizin düşmesi gerektiğini vurgulayarak, "Merkez Bankası'na müdahale yetkim yok. Ama halka hesabı ben veriyorum" diye konuştu.

”Arazide Merkez Bankası yok, ben varım”

İSTANBUL - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Reel faiz düşecek, düşmeli. Benim Merkez Bankasına müdahale etme yetkim yok. Ama arazide Merkez Bankası yok, ben varım. Halkın karşısında ben varım. Birisi faizden mutazarrır olduğu zaman gidip Merkez Bankası'nın yetkililerini bulmuyor beni buluyor. Hakaret ise bana hakaret ediyor, onlara hakaret etmiyor. Ben de düşüncelerimi sizlerle paylaşıyorum" dedi.

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği'nce Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen 4. İstanbul Moda Hazır Giyim konferansı'nın açılışında konuşan Başbakan Erdoğan, "paradan 6 sıfırı atacağız" dediklerinde "'enflasyon patlar" denildiğini, ancak patlamadığını, tam aksine gerilediğini ve bugün yüzde 4,3 seviyesinde olduğunu söyledi.

Enflasyonun Türkiye'de 3 haneli rakamları gördüğünü, ama bugünkü noktalara geldiğini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Ama hala bir şeyleri kabullenemiyorlar. Hala enflasyon ile faizi ters orantılı olarak görme gayreti içinde olanlar var. Sebep netice ilişkisini görmek istemeyenler var. 'Faizi yükseltirseniz enflasyon düşer' Hayır, tam aksine faiz ile enflasyon doğru orantılıdır. Ben de bunu iddia ediyorum. Yaşadıklarımla iddia ediyorum. Eğer reel faizi daha düşük seviyelere indireceksek, bizim faizle enflasyonu at başı götürmemiz lazım. Bunu başarırsak o zaman göreceksiniz ki reel faiz çok daha düşük seviyeye inecek. Eğer bugün reel faiz Amerika ve Japonya'da 0,25, İsrail'de 2,3 ise bende niye 7, 8, 9 olsun? Biz de düşüreceğiz. Düşecek, düşmeli.

Merkez'e hakaret etmiyor bana hakaret ediyor

Benim Merkez Bankasına müdahale etme yetkim yok. Ama arazide Merkez Bankası yok, ben varım. Halkın karşısında ben varım. Birisi faizden mutazarrır (zarar görmüş) olduğu zaman gidip Merkez Bankası'nın yetkililerini bulmuyor, beni buluyor. Hakaret ise bana hakaret ediyor, onlara hakaret etmiyor. Ben de düşüncelerimi sizlerle paylaşıyorum. 'İş dünyasının içinde sizsiniz, bankaya kredi için giden sizsiniz. Yeri geldiği zaman kredi vermeme noktasında da ne çileler çekildiği küresel finans krizi döneminde gördük."

Başbakan Erdoğan, bu dönemde kendilerinin takındığı tavrın da görüldüğünü ve "gün olacak, o zaman da kapınızda siz bulamadığınız zaman girişimciyi, kapı kapı tekrar dolaşmaya başlayacaksınız" dediklerini hatırlatarak, şöyle konuştu:

"İşte bu bakımdan bizler bu ülkede parayı satarak zengin olan finans sektörüne uyarımızı yapmamız lazım. Biz emeği, ürünü satarak zengin olanlarla veya imkan sahibi olanlarla finans sektörünün dayanışmasını çok önemsiyoruz. Bunu adilane yapmak durumundayız. Adilane yapılırsa bu ülke hep birlikte kalkınır. İstikrarı bozmadan ekonominin dengelerini sarsmadan istikrarla Türkiye'yi büyütmeye devam etmek durumundayız. Bu olur mu, olur. İşte geldik devletin borçlanma faizi yüzde 63'tü, şu anda yüzde 7. Bakın nereden nereye geldik."

Üzümü millet olarak hep beraber yiyelim

TOBB VE TÜSİAD ile görüştüklerini ve kendilerine, "Bunu hallet" denildiğini aktaran Erdoğan, "Tamam biz halle hazırız ama bakın bunu biz Meclise şu anda sevk etmiş haldeyiz. Bir madde bizim 2-3 saatimizi alırsa 1500 maddelik bu yasa çıkar mı? Çıkmaz. 500 maddelik Borçlar Kanunu çıkar mı? Çıkmaz" dediklerini belirtti.

Bunun üzerine iş adamlarının muhalefetle görüştüğünü, ilk turda netice alamadıklarını, ikinci tur, tekrar bir tur derken en sonunda yaptıkları bir hamleyle bir haftada çıktığını anlatan Erdoğan, "Bununla neyi anlatmak istiyorum? Bu işi elbirliği yaptığımızda, dayanışma içinde olduğumuzda ne kadar kolay olabileceğini. Bundan benim çıkarım, kazancım yok. Hatta şunu söylüyorum, paye onların olsun, yeter ki şu üzümü millet olarak hep beraber yiyelim ama dert bağcıyı dövmek olursa bu işi çözemezsiniz. Sıkıntı burada. Bizim bağcıyı dövme dönemini hep birlikte kapatmamız lazım. Batıda bunu göremezsiniz, Amerika'da göremezsiniz. Bizde bu anlayış henüz gelişmedi. Temenni ediyorum ki bu da gelişir" diye konuştu.

Yoksullukla mücadelede insanlar tembelleştirilmemeli

Başbakan Erdoğan, bir vaat yarışı olduğunu ve vaat yarışıyla bir yere varmanın mümkün olmadığını ifade ederek, şunları söyledi.

"İnsanlar ayda bir kere sokağa çıkıp bankaya uğrayacaklar paralarını alıp geçinecekler. Dünyada böyle bir şey var mı? Herkese 600 lira dağıtacaksın ve her şey gayet yolunda gidecek. Acaba kim çalışır? Böyle bir şey var mı? Biz bunu özürlümüz için yapıyoruz. Biz özürlüye bakana asgari ücret veriyoruz. Biz üniversite öğrencisine 340 lira, master öğrencisine 480 lira, doktora öğrencisine 720 lira, her ay veriyoruz.

Bizim ilke kararımız şudur; hiçbir üniversite öğrencisi müracaat ettiğinde geri döndürülemez. Ya burs alır ya kredi alır ama boş dönmez. Neden? Çünkü biz demokratik laik sosyal hukuk devletiyiz. Sosyal devlet olmanın gereği budur. Öyle bir dönemin içine girdik ki, bu dönemde yoksullukla mücadele başka bir şey. Yoksullukla mücadelenin, bunun yanında sosyal desteğin bunların birbirinden farklı şeyler olduğunu ortaya koymamız lazım.

Çünkü biz bu mücadeleyi verirken insanları tembelliğe sevk edemeyiz. Bunlar bizim yoksullukla mücadele, sosyal devlet politikalarımızla yarışmak adına, işte tembelliğe iten veyahut balık tutmayı değil de balık dağıtmayı öneren mantık. Biz bu mantıkla hiçbir zaman iç içe olamayız. Biz balık tutmayı öğreteceğiz. Bunu başaracağız. Bu olmazsa istediğiniz fabrikayı açın, istediğiniz yatırımı yapın çalışacak eleman bulamazsınız. Biz yoksulları finanse etme üzerine değil, yoksulluğu azaltma üzerine bir strateji uyguluyoruz."