Azalan petrol fiyatları ve ABD petrol arzı

Serkan ŞAHİN / Thomson Reuters Oil Research and Forecasts Analisti - M. Hakan BERUMENT / Bilkent Üniversitesi

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Kasım 2014’te OPEC üyelerinin olağan toplantısı sonrası üretimi kısmama kararı almasının ardından açıkça ortaya çıktığı üzere başta Suudi Arabistan olmak üzere bazı OPEC üyesi ülkeler üretimleri ile küresel petrol fiyatlarının dengeleyicisi olmayı reddediyorlardı. Brent Blend ve WTI varil fiyatları Brent Blend’in Aralık 2008’de, WTI’ın Şubat 2009’da görmüş olduğu aylık ortalama değerlere kadar düşmemiş olsa da 2009’da WTI ve Brent Blend’in aylık ortalamaların ortalaması sırasıyla 61.65 ve 61.49 ABD Doları/varil iken 2015 ilk 8 ay ortalamaları WTI ve Brent Blend için sırasıyla 51.65 ve 56. ABD Doları/ varil oldu. Ortalama fiyatlarda 2009’dakinden daha kötü bir fiyat performansı olduğunu bu veri bize göstermekte. Ancak bu kötü fiyat performansı için OPEC’i suçlamak ne kadar adil ya da OPEC bu stratejisinde ne kadar haklı? 

WTI’ın son 10 yılda en düşük seviyeye ulaştığı Aralık 2008’de ABD’nin ham petrol üretimi ABD Enerji Bakanlığı Enerji Bilgi Kurumu (Energy Information Administration – EIA) verilerine göre günlük 5.1 milyon varil (mmbd) olmuş. EIA’ın son açıkladığı veri olan Mayıs 2015 ham petrol üretimi ise 9.5 mmbd. Bu da fiyatın son 10 yılda aylık ortalamada dip gördüğü o dönemden yıllık ortalamada en çok dibi gördüğü bu döneme ABD’nin ham petrol üretimini %86 arttırdığı anlamına geliyor. Dünyanın en büyük ham petrol tüketicisi ülke için bu derece hızlı artmış olan üretimin bu seviyeleri görmesi, muhakkak ki başta OPEC ülkeleri olmak üzere çoğu üretici için hesapları alt üst edici bir gelişme. 

ABD’deki üretimin artışında en büyük shale oil ve tight oil başta olmak üzere konvansiyonel olmayan kaynaklardan gelen ham petrol üretimi. ABD’li üreticilerin sondaj ve çatlatma teknolojilerinde ulaştığı teknik bilgi ve tecrübe bu kaynakların çıkarılması ve üretimlerinin belirli bir seviyeye ulaştırılmasında bugünkü tabloyu ortaya çıkardı. ABD’nin yanı sıra Kanada’da da artan konvansiyonel olmayan rezervlerdeki ham petrol üretimi ve Rusya’nın rekor seviyeler ulaşmış ham petrol üretim seviyesi ile piyasanın arz tarafında bir doyum yaşamasına yol açtı. Ocak 2014’te başlayan ve önü alınamayan fiyat düşüşün altındaki esas nedenin de bu arz doymuşluğu olduğunu söylemek yanlış olmaz. 

Alışılagelmiş şekilde fiyat dalgalanmalarına karşı göreve çağrılan OPEC ise bu kaynaklardaki üretim artışına karşı bir tepki olarak üretimlerini kısmama ve fiyatın mevcut üretim dinamikleri ile düşmesine müdahale etmeme kararı aldı. Buradaki asıl amaç ise ABD, Kanada, Rusya, Kuzey Denizi ve Brezilya başta olmak üzere OPEC dışı olan ve yatırım ve üretim maliyetleri yüksek olan kaynakların düşen fiyatlardan etkilenerek arz zincirine dahil olmasını engellemek ancak ABD için planlar beklendiği gibi tutmadı. 

ABD’de planların tutmamasının birinci nedeni ABD’li üreticiler için düşen üretim maliyetleri. Sektör kaynaklarına göre 2014’ten 2015’e kadar üretim maliyetleri en az %30 oranında düşmüş durumda. Özellikle sondaj ve çatlatma sırasındaki sabit maliyetlerin azaltılmış olması operatör firmaların finansal tablolarında beklenenden daha iyi sonuçların oluşmasına ve düşen fiyatlardan daha az etkilenmelerine sebep oldu. İkinci neden ise düşen fiyatların ardından oluşan işten çıkarmaların bir sonucu olarak sadece en verimli ve en tecrübeli saha ekiplerinin operasyonlarda bulunması nedeniyle artan kuyu başına üretim miktarları ve üretimdeki verimlilik. Aynı miktar yatırım ve operasyonel maliyet ile kuyu başına elde edilen ham petrol miktarındaki artış doğal olarak karlılıkları yukarı çekerek NPV artışlarına sebep olarak operasyonel breakeven (bunun Türkçesi var mı?) fiyatların aşağılara çekilmesinde ve düşük fiyatlarda hala karlı operasyonların yapılabilmesinde çok önemli katkı sağladı. 

Üçüncü fakat ilk iki nedenden daha az önemli olmayan neden ise ABD’li operatörlerin ürettikleri ham petrolün satış miktarlarını daha önceden futurse piyasa üzerinden fiyatlanmış değerlerle piyasaya sunmuş olmasıydı. Bu sayede de 2015 spot fiyatlarda reel anlamdaki düşüşleri ABD’li üreticiler birebir hissetmemiş ve bu nedenle de beklenen derecede kârlılıkları zarar görmemiş oldu. Dördüncü neden ise 2014 Ocak’tan beri düşen fiyatların ve 2014’te oluşan yüksek ABD ham petrol üretici endeksinin etkisi ile ABD’li operatörlerin trigger fiyat avantajını kullanarak vergi indirim ve muafiyetlerinden yararlanmış olmaları. Trigger fiyat, ABD’deki ham petrol üreticilerinin bir önceki vergi yılında oluşmuş ham petrol üreticisi fiyat endeksi üzerinden hesaplanmış bir fiyat. Bu fiyatın WTI’ın günlük kapanışların aylık ortalaması eksi 2.5 ABD Doları seviyesinin üstünde olduğu ayları takip eden aylarda “short trigger” sayesinde yeni kuyularda vergi indirim ve muafiyetleri, peşpeşe 5 ay bu seviyenin üstünde olduğu durumlarda 6. ayın başından itibaren ileriye dönük 18 ay boyunca üretimde bulunan ve bulunacak bütün ham petrol kuyuları vergi indirim ve muafiyetlerinden faydalanmakta. Bu da ABD’li üreticilerin düşük fiyatlarda korunması anlamında federal hükümet ve eyaletler bazında desteklendiği bir mekanizma ile rahatlamalarına yol açmakta. 

ABD’li üreticiler için bu olumlu tablonun karşısında olumsuz olarak görünen iki faktör var. Bunlardan ilki operasyonel maliyetlerdeki düşüşün bir kısmının verimlilikten kaynaklanırken bir kısmının düşen endüstriyel aktivite kaynaklı olduğu ve fiyatların artmasına paralel artacak operasyonel aktivite ile bu maliyet düşüşün tekrar yerine koyulacağının beklenmesi. Bu durumda ABD’li üreticiler bugün yaşadıkları ucuz üretimin keyfini uzun süre süremeyebilirler ancak artan fiyatların yardımıyla bu etkiyi hissetmeme ihtimalleri yüksek. Ancak ikinci neden çok daha önemli ve bu da ABD’li üreticiler için 2016 yılında çok zorlu bir dönemi işaret ediyor. En son yayınlanan finansal verilere göre ABD’li üreticiler için faiz ödemeleri varil başına 5-20 ABD Doları’na kadar yükselebiliyor. Bu da bazı şirketler için faiz ödemelerinin operasyonel maliyetlerinin kat kat üzerinde olması demek ki finansmanın maliyeti nedeniyle önümüzdeki günlerde çok zorlanacakları anlamına geliyor. Ellerindeki varlıkları satışa çıkarmalarının mevcut durumda bir çözüm olmayacağını varsayarsak çoğu küçük ve orta ölçekli firma için düşük fiyatların 2016’da da devam etmesi durumunda er ya da geç ifl asın kaçınılmaz olduğu. Zaten aldıkları finansmanın ödemesinde zorlanırlarken yeni bir finansman kaynağı bulamayacakları ortada olduğu için de ifl as etmeseler bile ellerindeki varlıklara yenilerini eklemeleri ve sahip oldukları rezervleri arttırmaları da imkansız gözükmekte. Bu da ABD shale oil ve tight oil pazarındaki büyük oyuncuların küçük şirketleri satın alabileceği bir ortamı karşımıza çıkarıyor ki bu da verimlilik artışları bakımından iyi mi kötü mü, bunun analizini yapmak son derece önemli hale geliyor. * Serkan Şahin Thomson Reuters Oil Research and Forecasts Analisti’dir. Bu yazıdaki görüşleri kendi görüşleridir, Thomson Reuters’i bağlayıcı nitelikte değildir.