20 °C

Bağımsız denetimde neler yanlış gidiyor?

Bağımsız denetimde neler yanlış gidiyor?

Ahmet ARSLAN / CPA, MBA, Denetçi, SM Mali Müşavir

“Meslek mensupları bağımsız denetim yaparken, müşteriye verebileceği başka hizmetler varsa bunu yapmasında fayda var. Çünkü, ortada rekabetçi bir pazar ekonomisi var...” 

Bu ifade Türkiye’de denetim standartlarını belirlemek ve denetimi gözetmekle görevli Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’nun (KGK) Başkanı'na ait (ASMMMO Bülteni, Sayı 207, sayfa 9).
Oysa gerek uluslararası denetim standartları gerekse KGK’nin yayımladığı Bağımsız Denetim Yönetmeliği denetimin daha fazla güvence sağlayabilmesi için, bağımsız denetim hizmeti verilen şirkete denetçinin başka hizmetler vermesini açık bir şekilde yasaklamaktadır. Bağımsız denetimin niteliği konusunda anlayış noksanlığını ifade eden söz konusu açıklama aslında aşağıda belirtilen bağımsız denetime ilişkin diğer yanlışlıklara da ışık tutması açısından anlamlıdır.

Bağımsız denetçi sayısı denetlenecek şirket sayısından halihazırda oldukça fazladır 

2014 mali yılı itibarıyla yasal olarak bağımsız denetim kapsamında olan şirket sayısının 1.000 civarında olduğu düşünülmektedir. Oysa bağımsız denetim ruhsatı verilen denetçi sayısı 10 bin 494’tür. Bu durum 6102 sayılı Kanun'un ilk halinde tamamı bağımsız denetime tabi tutulan şirketlerin daha sonra Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenmesi ve Bakanlar Kurulu'nca yapılan düzenlemeye göre getirilen ölçütlere uyan şirket sayısının nispeten düşük kalmasından ve aşağıda belirtileceği üzere nispeten kolay uyum eğitimi sonucunda çok sayıda kişiye bağımsız denetim yetkisi verilmesinden kaynaklanmaktadır. 

KGK’nın yapılanması yeterince profesyonel değildir

Kurul üyeleri dahil olmak üzere kurum yöneticilerin diğer kamu kurumlarından alınan ve yeterli sertifikasyona sahip olmayan bürokratlar yerine tamamı ya da büyük bir bölümünün CPA gibi uluslararası itibari bulunan lisanslara veya en azından SMMM, YMM gibi mali müşavirlik unvanlarına sahip meslek mensup mensuplarından oluşması gerekmektedir. 

Denetim standartları çeviri yoluyla benimsetilmeye çalışılmaktadır

Diğer ülkelerin denetim standartlarının birebir Türkçeye çevrilip yayımlanmasından ibaret olan denetim standartları SMMM, YMM gibi meslek mensupları da dahil olmak üzere ilgililerin anlayabileceği nitelikte değildir. Bağımsız denetçilere verilen denetçi kimliğinde denetçi kelimesinin sanki ayrıca bir bağımlı denetçi varmış gibi “Independent Auditor” olarak çevrilmiş olması birebir çevirinin açık bir örneğidir. Oysa ABD gibi ülkelerde auditor meslek olarak bağımsız denetçiyi, CPA ise denetçinin mesleki unvanını, lisansını ifade etmektedir. 

Denetim standartları ile ilgili kavramların uygulama alanı bulması ancak bağımsız denetim kültürü ve uygulamasının yaygınlaştırılmasıyla mümkündür. 

Öte yandan bağımsız denetim kavramının alındığı ABD gibi ülkelerde bağımsız denetim standartları denetçi gibi meslek mensuplarından oluşan ve kar amacı gütmeyen mesleki kuruluş (AICPA) tarafından belirlenmekte ve yayımlanmaktadır. Söz konusu standartların meslek mensupları tarafından düzenlediğinden kavranması ve uygulanması da daha kolay olmaktadır. 

KGK'nın anlaştığı üniversiteler tarafından verilen mesleki uyum eğitimi yeterince efektif değil

KGK’nın anlaşmalı olduğu üniversiteler tarafından verilen uyum eğitimine adaylarca ders başına 1.000 TL olmak üzere toplam 4 bin TL civarında eğitim ücreti ödenmesi, eğitimin yaklaşık 1-2 haftalık sürede tamamlanması ve adaylara önceden verilen sorular arasından test sınavı yapılarak sertifika verilmesi söz konusu uygulamanın ticarileşmesi ve yeterli eğitim alınmadan denetim ruhsatının verilmesi sonucunu doğurmaktadır.

Sonuç

Ülkemizde bağımsız denetimin amacına uygun şekilde işlemesi için başta KGK’nın yapısı olmak üzere ruhsatlandırma, standart belirleme, denetimin gözetimi ve denetime tabi tutulacak şirket süreçlerinin yeniden düzenlenmesinde ihtiyaç bulunmaktadır.