28 °C

Bakan Işık'tan TÜBİTAK açıklaması

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Işık, TÜBİTAK'ta mahkemelerin taleplerinin eleman yetersizliği nedeniyle karşılanamadığı iddiaları için, "TÜBİTAK'ın adli bilirkişilik sorumluluğu yok." açıklamasında bulundu.

Bakan Işık'tan TÜBİTAK açıklaması

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu'nun (TÜBİTAK) mahkemelerin talep ettiği inceleme yazılarını, eleman yetersizliği nedeniyle yanıtlayamadığı iddialarına ilişkin, "TÜBİTAK'ın adli bilirkişilik sorumluluğu yok. Yani TÜBİTAK'ın ne kanununda ne mevzuatında, 'bu adli bilirkişilik yapacak' diye bir sorumluluk TÜBİTAK'a yüklenmemiştir" dedi.  

Işık, "Intel Galileo-İcat Kiti Programı"nın tanıtım toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. 

"TÜBİTAK'ın adli bilirkişilik sorumluluğu yok" 

Bakan Işık, bir gazetecinin, TÜBİTAK'ın mahkemelerin talep ettiği inceleme yazılarını, eleman yetersizliği nedeniyle yanıtlayamadığı iddialarına ilişkin sorusunu şöyle yanıtladı: 

 "TÜBİTAK'ın adli bilirkişilik sorumluluğu yok. Yani TÜBİTAK'ın ne kanununda ne mevzuatında, 'bu adli bilirkişilik yapacak' diye bir sorumluluk TÜBİTAK'a yüklenmemiştir. Sizler de çok iyi biliyorsunuz ki TÜBİTAK, özellikle bu Balyoz, Ergenekon, Böcek davaları gibi davalarda maalesef mahkemeler tarafından özellikle belirlenen bilirkişilerin verdiği raporlardan dolayı ciddi yıprandı, çok tartışıldı. Delil eklendi, şu oldu, bu oldu… Ben de Bakanlık görevini devraldığım zaman bu konularda gerçekten kamuoyunda TÜBİTAK'ın güvenilirliğine zarar verdiğini düşündüğümüz o paralel yapıyla ilgisi olduğunu düşündüğümüz 8 kişiyi...  Bunlar oraya bilerek gelmişler... Yani 8 kişi var ve tamamı bu yapıyla ilgili ve bilerek gelmişler. Başka kimseyi de barındırmamışlar. Onun için nasıl rapor isteniyorsa öyle rapor da yazılmış. Bu insanların iş hukuku çerçevesinde TÜBİTAK ile ilişiğini kestik." 

Işık, orada yeni insanların istihdam edildiğini, fakat bu insanların böyle tek bir sorumluluğu olmadığını belirterek, şöyle devam etti: 

"Sadece gelecek, mahkemeler tarafından görevlendirilen veya verilen işlere bakacaklar diye bir sorumluluk yok. Bunlar proje personeli. Kendi projeleri var. Bu projelerde çalışacak ama aynı zamanda da bu konularda mahkemelerin istedikleri desteği sağlayacak. Takdir edersiniz ki her mahkemeden gelen her Harddisk'i istenen zamanda bu insanların yetiştirme şansı da yok. Bazı mahkemeler de şöyle bir şey yapıyorlar, hem gönderiyor hem de diyor ki 'sen bunu 1 ay içinde sonuçlandırmadın'. Sanki sorumluymuş ve sorumluluğunu yerine getirmemiş gibi  mahkeme, uyarı yazısı gönderiyor. Orada çalışan insanlarda bir endişe de oluşabiliyor, 'Sorumluluğum olmadığı halde, bir cezai yaptırımla karşı karşıya kalabilirim' endişesi oluşuyor." 

TÜBİTAK'ın, "bu konuyu adli bilirkişilere siz gönderebilirsiniz ve adli bilirkişiler bu konuda değerlendirme yapabilir. Bizim bunu sizin istediğiniz sürede cevap vererek yetiştirme şansımız yok" diyebileceğini aktaran Işık, şunları kaydetti: 

"Yazının içeriği budur. Bu da yanlış değildir ama buna rağmen şu ana kadar TÜBİTAK, özellikle pek çok mahkemenin bu konudaki taleplerine imkanları ölçüsünde cevap verdi. O gayretin de içerisindeyiz. Ona yönelik belki eleman takviyesini de süreç içerisinde yapıyoruz. Yapmak da durumundayız ama bir de şunu takdir etmenizi beklerim, bu işlerde alınan elemanın, bugün alındı yarın rapor verecek düzeyde bir bilgi birikimine ulaşmasını da bekleyemeyiz. Bunların yetişmesi için belirli bir süre gerekiyor. O sürede, bir boyacı küpüne daldırıp çıkaramıyorsunuz. Mutlaka bir eğitim süreci gerekiyor, mutlaka bir tecrübeyi kazanması gerekiyor. TÜBİTAK'ın o mahkemeye gönderdiği yazı bu söylediğim konularla ilgili. Bizim açımızdan anormal bir yazı değil." 

Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) bilişim projelerinin başına ilahiyat formasyonlu birinin geldiğine yönelik soruya Işık, temel mantık kuralı olarak eksik bilginin yanlış sayıldığını belirterek, "Bir cümlelik bilgiyle cevap verirsem yanlış cevap veririm. Acaba bu arkadaşın başka formasyonu var mı? Başka birikimi, deneyimi var mı? Sadece kişi ilahiyatçı diye çarmıha germek insafla bağdaşmaz. Onu oraya atayan yöneticinin mutlaka belli şeyleri aradığını düşünmemiz gerekiyor" diye yanıtladı.
  
"Doların değer kazanması bir yerde istikrara kavuşacak" 

Kurdaki yükselişin sanayicileri nasıl etkilediğine ilişkin soruya ise Işık, dolar kurundaki artışın sadece Türkiye'deki sanayiciyi etkilemediğini belirterek, "Dolar şu anda avro ve diğer para birimlerine göre ciddi değer kazandı. Bu bütün dünyadaki sanayiciyi de Türkiye'deki sanayiciyi de etkiliyor. Bunlar Türkiye'nin kendi içinden kaynaklanan problemler değil. Birkaç ay içerisinde avrodaki değer kaybı neredeyse yüzde 30'ları geçti. Bu global bir problem. Bu problemle bu dalga boyunun mümkün olan en düşük seviyede tutulması için volatilitenin minimize edilmesi için gereken çalışmalar yapılıyor" diye konuştu.  

Sanayici için istikrarın önemli olduğunu, Türkiye'de siyasi istikrarın sağlam ve devam ettiğini dile getiren Bakan Işık, şöyle devam etti: 

"Önümüzde seçim var ama kimse seçime yönelik endişe taşımıyor. İkincisi ekonomik istikrarda da Türkiye'nin makro dengeleri çok sağlam. Bu dengeler sağlam olduğu için kimse Türkiye'de kriz beklentisi içinde değil. Dolardaki yükselişin ekonomide kalıcı bir etki bırakmayacağına yönelik kanaatimiz güçlü. Türkiye'nin döviz cinsinden kamu borcu çok az. İkincisi hane halkının borcu döviz cinsinden değil. Daha önce hane halkının döviz cinsinden borçlanma imkanı vardı, yasayla değiştirerek bunu engelledik. Hane halkının borcunun döviz cinsinden olmaması ekonomide kalıcı hasar bırakmama noktasında önemli bir avantaj. Dövizin yükselmesi herkesi etkiler, bu oynaklık herkesi etkiler." 

Türkiye'de döviz borcu olan şirketlerin gelirinin de döviz cinsinden olduğuna işaret eden Işık, volatilite çok yüksek olmadıkça, belirli yerde istikrar kazandıktan sonra döviz kurunun, sanayici ve Türk sanayicisi üzerinde etkisinin çok olacağını düşünmediğini belirtti. 

Işık, "Sadece bizim başımızdaki problem değil bütün sanayicilerin, üreticilerin başındaki temel bir problem, avro/dolar paritesi bir yerde istikrara ulaşacak. Doların değer kazanması bir yerde istikrara kavuşacak. Fed de faiz artırımıyla kararını hafta içinde verecek. Bütün bunlardan sonra belki sükunet, istikrar oluşmuş olur" dedi. 

Kaynak: AA

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap