Cari açığa karşı hummalı savaş

Çağlayan, ithalatın azaltılabilmesi için bir dizi çalışmaya start verdiklerini açıkladı.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Volkan ÖZSOY

İSTANBUL - Türkiye, ekonomi için en büyük tehlike olarak gösterilen 'cari açık' ve buna bağlı 'dış ticaret açığı' ile savaş için düğmeye bastı.

Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından hayata geçirilen ve geçirilecek olan projelerle, ithalatı yüksek olan sektörler mercek altına alınırken, en fazla ithalat yapılan yabancı firmalar tespit edilecek, bunların Türkiye'de üretime geçmeleri için 'teşvik' çalışmaları yapılacak.

Söz konusu projeler kapsamında ayrıca sektörler bazında ortak satın alma yöntemi uygulanacak, basın her 3 ayda bir ithalattaki gelişmeler konusunda detaylı olarak bilgilendirilecek. Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan tarafından, dün İstanbul Conrad Otel'de 'ithalatın değerlendirilmesine ilişkin' bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Bakan Çağlayan, aralık ayında 18-20 milyar dolar civarında bir ithalatın gerçekleşeceğini ve 2010 yılı ithalatının yüzde 30'luk artışla 183 milyar dolar düzeyinde olacağını tahmin ettiklerini bildirdi.

Çağlayan, bu varsayımla dış ticaret açığının da 70 milyar dolar düzeyinde olacağını, ihracatın ithalatı karşılama oranının ise, yüzde 62,5 oranında gerçekleşmesini öngördüklerini dile getirdi.

'Merkez Bankası gerçeği yeni görüyor'

Çağlayan, 2010 yılında 107,5 milyar dolar olarak hedeflenen, sonrasında Orta Vadeli Program'da 111,7 milyar dolar olarak revize edilen ihracatın 11 aylık TÜİK verilerine Aralık ayı TİM verileri de eklendiğinde, geçtiğimiz yıla göre yüzde 11,3 oranında artarak 113,7 milyar dolar seviyesine yükseldiğini, bu ay sonunda açıklanacak olan TÜİK verilerine göre bu rakamın 114 milyar doların üzerine çıkmasını beklediklerini bildiren Çağlayan, "Yeterli mi, tabii ki değil. Daha fazla ihracat yapmak istiyoruz" dedi.

Kesinleşen 11 aylık 2010 yılı verilerine göre, en çok ithalat yapılan ilk 10 ülkenin sırasıyla Rusya, Almanya, Çin, ABD, İtalya, Fransa, İran, İspanya, İngiltere ve Ukrayna olduğunu belirten Çağlayan, ilk 10 ülkenin 164,9 milyar dolarlık 11 aylık toplam ithalat içindeki payının 95,5 milyar dolarla yüzde 58 olduğunu belirterek, 'ara malı' kalemi içinde en fazla yeri tutan enerji ithalatının 11 ayda 34 milyar dolara ulaştığını bildirdi.

Konuşmasında Merkez Bankası'nın gerçeği yeni görmeye başladığını savunan Çağlayan, 2010 yılında TL'nin reel olarak değer kazanmamış olması halinde geçen yıl 8 milyar dolar civarında daha az ithalat yapılmış olacağını belirterek, önümüzdeki dönem fiyat istikrarı yerine 'finansal istikrarın' önem arz edeceğini, bundan dolayı cari açığın, fiyat istikrarından daha kritik bir olgu haline geleceğini vurguladı.

İthalat yapılan şirketlere yatırım teşviği verilecek

Dış ticaret açığı konusunda ellerindeki bir diğer enstrümanın yatırım teşvikleri olduğunu belirten Çağlayan, yabancı doğrudan yatırımlar konusunda DTM olarak farklı bir yaklaşımı hayata geçirdiklerini, yatırım ve ara malı ithalatını azaltma noktasında kritik olduğu düşünülen firmaların tespit edilerek, yurt dışı ticaret müşavirlikleri ve Başbakanlık Yatırım Destek ve Kalkınma Ajansı ile ortaklaşa bu firmaların Türkiye'de yatırım yapmalarını temin etmeye yönelik çalışmalar gerçekleştirileceğini kaydetti.

Çağlayan, cari açık konusunda bir diğer önlemlerinin de 'sektörel ortak satın alma hareketi' olduğunu, aynı malı aynı ülkeden hatta aynı yurt dışı tedarikçilerden temin eden yerli firmaları bir masa etrafında topladıklarını, dış ticaret açığı noktasında kritik olduğunu düşündükleri her bir ürün için ithalatçıların ortak satın almalarına imkan tanıyacak bir platform oluşturduklarını anlattı.

DTM olarak döviz kazandırıcı hizmet sektörüne de çok büyük önem verdiklerini, bu çerçevede lojistik, sağlık, yazılım, sinema, turizm ve dizi film sektörlerine yönelik çalışmaların son aşamaya geldiğini bildiren Çağlayan, düşük kurun ise ithalatı patlattığını, özellikle otomotiv ve makine sektöründe bunun çok ciddi şekilde yaşandığını ifade etti.

İthalatı yüksek sektörler mercek altına alınıyor

Ülke ihracatında öne çıkan sektörleri girdi tedarik perspektifinden derinlemesine mercek altına aldıklarını, demir-çelik ve demir dışı metaller incelemesini tamamladıklarını, otomotivde son aşamaya geldiklerini, makine sektörü incelemesine ise halen devam ettiklerini anlatan Çağlayan, ara malı ithalatında daha düşük maliyetli, daha etkin bir tedarik zinciri oluşturulmasının ihracatı artırıcı etki yaratacağını, 'Girdi Tedarik Stratejisi' çalışması ile sadece ihracatçıların ihtiyaç duyduğu girdileri daha etkin, daha düşük maliyetli temin etmelerini sağlamayı değil, esasen ara malı ithalatına bağımlı ihracatın bağımlılığının giderilmesini ve bu şekilde cari açığın azaltılmasını amaçladıklarını kaydetti.

Hammadde olarak hurda kullanmak üzere yapılanan demir-çelik sektöründe Türkiye'ye yılda yaklaşık 9 milyar dolarlık hurda ithal edildiğini, Türkiye'nin, dünyada demir-çelik hurda yeterlilik oranı en düşük, ithalata bağımlılık oranı en yüksek ülke konumunda bulunduğunu dile getiren Bakan Çağlayan, "Bu alanda maliyetleri azaltacak şekilde ortak depolama merkezi gibi bir yatırım suretiyle, uzun vadeli tedarik güvenliğinin temini yanında yaklaşık yüzde 10'luk aracı paylarının devre dışı kalması sağlanacak, bu suretle nihai ürün maliyetlerinde yüzde 7'lik net bir düşüş temin edilebilecektir" diye konuştu.

GSYH yüzde 1 artınca ithalat yüzde 1.84 yükseliyor

İhracata Dönük Üretim Stratejisi Değerlendirme Kurulu'nun 25 Şubat'ta gerçekleştirilecek 4. toplantısında yapılacak değerlendirmeler sonrasında, kimya, tekstil ve tarım sektörlerinin girdi tedarik stratejisi çerçevesinde incelemeye alınacağını bildiren Çağlayan, diğer değişkenler sabit kabul edilirse, Türkiye'nin GSYH'si yüzde 1 arttığında, ithalatının yüzde 1,84 yükseldiğini kaydetti.

Zafer Çağlayan, bakanlığına bağlı DTM'ce yapılan bir modelleme çalışmasında reel efektif döviz kurundaki yüzde 1'lik bir artışın, yani TL'deki değerlenmenin, toplam ithalatı yüzde 0,43 civarında artırdığının tespit edildiğini, aynı çalışmada, reel kurdaki değişmelerin, ihracattan daha fazla ithalatı etkilediğinin ortaya konduğunu belirterek, "Buna göre 2010 yılında TL reel olarak değer kazanmamış olsaydı, 2010 yılında 8 milyar dolar civarında daha az ithalat yapılacaktı" dedi. İthalat politikalarının izlenmesi ve riske dayalı olarak denetlenmesine ilişkin olarak planlanan yeni bir proje olan 'İzleme ve Riske Dayalı Denetim Sistemi'ne de (İRDS) değinen Çağlayan, sistemi, 2011 yılı içerisinde modifiye ederek genişleteceklerini ve ithalat politikalarını da aynı sistematik yaklaşım içerisinde ele almak üzere bu yılın ilk yarısında hayata geçireceklerini söyledi.

Çağlayan şöyle devam etti: "Bu çerçevede ithalat ve ihracatımızı daha dengeli olacak bir şekilde, ekonomimizin genel büyüme perspektifi açısından yönetmeye devam edeceğiz. İthalatta, elimizdeki yeni enstrümanları ve yasaların verdiği her türlü yetkiyi kullanarak gerekli denetim ve kontrolleri yapmaya ve yerli üreticilerimizi ithalattan kaynaklanabilecek haksız rekabete karşı korumaya devam edeceğiz. Artan ithalat ve ithalattan kaynaklanabilecek haksız rekabetten dolayı sıkıntı yaşayabilecek üreticilerimizi Bakanlığıma bağlı DTM'ye başvurmaya ve haklarını aramaya davet ediyorum."

Bu konularda ilginizi çekebilir