24 °C

Devlet destekleri verimlilik çalışmalarına endekslenebilir

Milli Prodüktivite Merkezi Başkanı Deryal, işletmelerin verimliliğe yönlendirilmesi konusunda çalışma yürüttüklerini söyledi.

Devlet destekleri verimlilik çalışmalarına endekslenebilir

Özüm ÖRS

ANKARA- "Türkiye'de az ya da çok her kesimde verimsizlik var" diyen Milli Prodüktivite Merkezi (MPM) Başkanı Mustafa Deryal, verimliliğin ciddi bir eğitim gerektirdiğini söyledi. Deryal, işletmelerin verimliliğe yönlendirilmesi konusunda çalışma yürüttüklerini belirterek, "Belki devletimizin sunduğu birtakım imkanların verimlilik çalışmalarına endekslenmesi söz konusu olabilir" dedi.

Ankara Temsilcimiz Ferit B. Parlak ve arkadaşımız Özüm Örs, Ankara Sohbetleri'ne konuk olan MPM Başkanı Mustafa Deryal ile MPM'nin İller Düzeyinde Verimliliği Artırma Projeleri, Kasım ayında gerçekleştirilecek 16'ıncı Dünya Verimlilik Kongresi ve Avrupa Verimlilik Konferansı' ve kurum kanun çalışmaları gibi güncel konularla ilgili görüştü. 

Başkanlığınız döneminde MPM'nin öncelikleri ne olacak?

MPM, Türkiye'nin tüm sosyal kesimlerinin dahil olduğu ve kucaklandığı bir kurum. Kurumun mevcut halini iyi analiz edip, geleceğe yönelik bir çalışma başlattık. Bu çalışma yürüyordu ama bu dönemde hızlandırdık. Kurumumuz maalesef yaptırımı olan bir kurum değil. Hem ekonomik sahada, üretimde hem de sosyal yaşantıda olmazsa olmaz bir kavram olarak değerlendiriyoruz verimliliği. Bununla ilgili, yaptığımız çalışmalara baktığımız zaman, gerçekten, hizmet verdiğimiz, ki bunlar ağırlıklı eğitim, danışmanlık ve araştırma çalışmaları oluyor. Diyoruz ki, senin şu fazlalıkların, şu noksanlıkların var, bunları şu şekilde geliştirirsen şu noktaya ulaşırsın ve bunu reçetelendiriyoruz. Bunun bir taraftan uygulanma şartlarına bir taraftan da uygulandıktan sonra yarattığı katma değeri incelememiz gerekiyor ki ancak bizim somut verimiz bu olabilecektir.

MPM tarafından verilen bir verimlilik belgesi zorunlu olmalı mı?

O konuyla ilgili çalışmamız var. Belki devletimizin sunduğu birtakım imkânların verimlilik çalışmalarına endekslenmesi söz konusu olabilir. Örneğin, KOSGEB bir destek veriyorsa, vereceği kurumun 'verimlilikle ilgili bir eğitimi, danışmanlığı, çalışması olmuş mudur, bu konularda bir mesafe almış mıdır' kriteri konabilir. Mesela, akreditasyon kurumu böyle bir çalışma yapabilir. Patent Enstitüsü böyle bir şey yapabilir. Bunların hepsi de Sanayi Bakanlığı'nın ilgili kuruluşları. Bu çerçevede de bir çalışmamız var. Önümüzdeki günlerde bu kuruluşlarımızın başkanlarıyla bir araya geleceğiz. Bunları nasıl uygulanabilir hale getirebiliriz diye. Biz maalesef yeniliklere hemen adapte olamıyoruz, yenilikleri biraz zor kabul ediyoruz, bu belgelerle bunu çabuklaştırabiliriz. Şu da var yenilikleri kabul ettiğimizde de hızlı bir şekilde adapte olma yeteneğimiz var. Bu da avantajımız. Bir de ekonomik sınırların kalktığı günümüz ortamında bu yenilikleri kabul etmeme gibi bir lüksümüz kalmadı. Hem kıt olan kaynaklarımızın daha etkin şekilde kullanımının sağlanılması açısından hem de rekabet gücümüzün daha fazla artıp dünya arenasında daha fazla söz sahibi olmamız bakımından verimliliği olmazsa olmaz bir kavram olarak görüyoruz.

İller düzeyinde verimliliği artırma amaçlı bir proje yürütülüyor. Ulaşılan somut sonuçlar hakkında bilgi verir misiniz?

1998 yılında Gaziantep ve Denizli illerinde başlatıp, giderek yaygılaştırdığımız, kısaca VAP olarak isimlendirdiğimiz Verimliliği Artırma Projelerini aralıksız sürdürüyoruz. Projenin uygulandığı illerimizin sayısı 50'yi geçti. Bu projenin en temel özelliği; yerel düzeyde farklı kesimlerle oluşturulan işbirlikleri ile MPM'nin verimlilik artırma amaçlı hizmetlerini ülke düzeyinde daha hızlı ve etkili bir biçimde yaygınlaştırmak. Böylelikle toplumun farklı kesimlerinde verimlilik bilgi ve bilincinin oluşmasına ve yaygınlaşmasına katkı sağlanırken, kamu ve özel sektör işletmelerinin verimlilik sorunları teşhis edilerek çözüm yolları da geliştiriliyor. Merkezimiz bu projelerle hizmeti ihtiyacı olanların ayağına götürüyor.

Yıllardır tarımda, turizmde verimsiz olduğumuz söylenir. Bu tip potansiyel barındıran alanları seçip çalışma planlıyor musunuz?

Bizim her kesimde verimsizliğimiz var. Birinde çok az, birinde orta, birinde çok fazla var, ama her kesimde verimsizliğimiz var. Bu verimlilik bilinci ve verimlilik olgusu hemen birden gelişmez. Bu bir eğitim gerektirir, bu bir araştırmayı, danışmanlığı gerektiriyor. Bugün gelişmiş ülkeler düzeyinde üniversite sanayi işbirliğini gerçekleştirdiğimiz söylenemez. Dolayısıyla bizim üniversiteden mezun olan gençlerimiz maalesef hemen sanayiye ayak uyduran, oranın bütün işlerini kucaklayan bir durumda değil. İnsanlar üniversitelerde yetişiyor ama, girdiği iş kolunda tabiri caizse bir çıraklık dönemi geçiriyor. O zaman bu insanlarımızdan hemen verimi beklemek maalesef mümkün değil. Bizim üniversitelerimizde üniversite sanayi işbirliği gerçekleştirilmiş olsa, bu biraz daha üst düzeylere çıkarılabilmiş olsa, en azından oradan mezun olan insanımız bir adaptasyon sürecini, o hakimiyet sürecini daha kısaltmış olur. Bizim de üniversitelerle işbirliğimiz var. Bazı üniversitelerde verimlilik toplulukları kurmak çalışıyoruz, bir kısmında kurduk, bir kısmında kurma çalışmalarına devam ediyoruz. En azından oradaki gençlerimizi verimlilik bilincini oluşturarak piyasaya dahil etmek.

Kasım ayında bir kongre var, '16'ıncı Dünya Verimlilik Kongresi ve Avrupa Verimlilik Konferansı'.  Ne kazandıracak bu kongreler Türkiye'ye?

MPM olarak Avrupa Verimlilik Merkezleri Yönetim Kurulundayız ve Başkan Vekilliğini yürütüyoruz. Verimlilik kongremizde bir çok aday ülke vardı, Çin ve Hindistan'da adaydı. Ama oylama neticesinde Türkiye'de yapılması kararlaştırılmıştır. Bu tip kongreler tabii ki, yapıldığı o ülkenin tanınırlığını artırıyor. Bu kongreden çıkan sonuçların yayımlanması ve Türkiye'den bunların dile getiriyor olması da hem dünyanın bu anlamdaki gerek ekonomisine, gerek sosyal hayatına yön vermesi bakımından ciddi bir mesele teşkil edecektir, diye düşünüyorum. Yapacağımız kongreye, 150'ye yakın tebliğ gelmiştir. Bu da yapacağımız kongreye ilginin ne kadar iyi olduğunun bir göstergesi. Bu sorumluluk bilinci içinde, bu kongreyi de en iyi şekilde yapma gayretini devam ettiriyoruz.

Kanun çalışması devam ediyor mu?

Bizim kanunumuz 1965 yılında çıkmış, sonrasında maalesef yenilenememiş. Dünyada her şey değişiyor, şartlar, zeminler anayasalar, kanunlar değişiyor. Bizim de kuruluş kanunumuzdan bir takım doğan boşluklarımız var. Bunları doldurmakla ilgili bir taslak çalışması hazırladık, bakanlığımıza da verdik. En azından ismimizin şu anda değişmesini arzu ediyoruz. Verimlilik artık bütün toplumların kabul ettiği ve anlayabileceği bir kavram, dolayısıyla 'Türkiye Verimlilik Merkezi' gibi bir isim haline getirmeyi düşünüyoruz. Birinci önceliğimiz bu. Ayrıca, bu gelişen şartlar içinde MPM'nin belki biraz daha alması gereken fonksiyonlar, yapısal değişiklikler var.

Ayrıntılardaki Mustafa Deryal

Ferit B. Parlak

İhtiyaçların arttığı ve çeşitlendiği, buna karşılık kaynakların azalma trendine girdiği günümüzde elindeki kaynakları verimli kullanmayı öğrenenler dünyaya yön verecekler.

 * * *

Türkiye bugüne kadar verimlilik ilkesini benimseseydi:

Milyonlarca hektarlık sulanabilir arazisiyle, dünyanın sebze, meyve ve hububat ihtiyacını karşılayıp, bunları ayrıca sanayide de işleyebilir, milyonlarca kişiye bu yolla istihdam sağlayabilirdi.

Tarihe belge niteliği taşıyan binlerce tarihi eserini ve ören yerini kullanarak dünyanın turizm devi haline gelebilir, milyonlarca kişiye bu yolla istihdam sağlayabilirdi.

3 denizini, nehirlerini ve göllerini kullanarak taşımacılık, balıkçılık ve kıyı turizminde çok daha etkin rol alabilir, milyonlarca kişiye bu yolla istihdam sağlayabilirdi.

Oksijen deposu yaylaları, dağları, ormanları; jeotermali; sahip olduğu bitki varlığı ile sağlık, spor, kış gibi alternatif turizmi geliştirebilir ve bu yolla milyonlarca kişiye istihdam sağlayabilirdi.

Bor, altın, petrol, mermer gibi yer altında sakladığı madenlerini gün ışığına çıkarıp, işleyebilir, milyonlarca kişiye bu yolla istihdam sağlayabilirdi.

Ürettiği ürün ve hizmetlerin kalitesini yükseltirken, pazarını genişletir, çevreyi ve doğal dengeyi korur, çalışanlara en iyi yaşam ve çalışma koşullarını da sağlamış olurdu.

 * * *

Su bulamayan İsrail, sulama teknolojisinde; güneşi bulamayan Hollanda, seracılık gibi ışığı tasarruflu kullanan teknolojilerde; petrolü, doğalgazı bulamayan Avrupa ülkeleri yenilenebilir enerji teknolojilerinde ileri gitmiş ve verimliliğe yoğunlaşmış.

Türkiye'nin teknoloji geliştirememesinin ve verimliliği hiçe saymasının nedeni, her şeye doğal sahipliği midir/zorunluluk hissetmemesi midir acaba!?

 

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.