18 °C

Diyarbakır'da çark konutla dönüyor

Son beş yılda Diyarbakır'daki nitelikli konut sayısı yüzde 43 arttı. Artışta yoğun göçün, çekirdek aileye geçişin ve diğer kentlerde yaşayan hemşehrilerin kente yatırım yapmasının etkisi büyük.

Diyarbakır'da çark konutla dönüyor

Handan Sema CEYLAN

DİYARBAKIR - Yoğun göç ve çekirdek ailelerin artması ile konut ihtiyacı derinleşen Diyarbakır'ın ekonomisi canlanan inşaat sektörünün üzerinde yükseliyor.

Kentte son beş yılda nitelikli konut sayısının 30 bini bulduğunun altı çizilirken, göstergeler de kentin adeta bir şantiyeye dönüştüğünü ortaya koyuyor. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası'nın verilerine göre 2008 yılında kentteki konut sayısı 69.866. Kentte 30 bin yeni konutun yapılması ile rakam yüzde 43 artmış durumda. 

Kentte yapılan bir araştırmada 2009'un ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre konut üretiminin yüzde 123.8 arttığına da işaret ediliyor. Kentteki toplam TOKİ konut sayısının ise 8 bin 640'a ulaşacağı belirtiliyor. Bütün bunların yanında Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi 14 mahallede kentsel dönüşüm başlatmış durumda.

Belediye bu mahallelerde toplantılar yaparak, yeni modern binaların yapılması için harekete geçti. Mahalleli yine aynı yere yapılacak konutlarda ikamet edecek. Ayrıca kentin 4 gelişim aksı da belirlendi. Birinci aks, kuzeybatıdaki Kayapınar bölgesi, kuzeydoğu ve güneybatı ikinci ve üçüncü akslar. Dicle nehrinin diğer tarafı ise arazi yapısı nedeniyle dublex ve triblex yapılar için ayrılmış durumda.

Konut üretiminin gelişmesinde diğer faktörlerin ise, inanış nedeniyle birikimlerin faizde değil gayrimenkulda değerlendirmesi, diğer kentlere göç edenlerin memleketlerinde yatırım yapması ve ‘açılım'la birlikte Avrupa'daki hemşerilerin de Diyarbakır'dan konut alması olarak gösteriliyor. Sektörün yatırım hızının 5 yıl daha kesilmemesi bekleniyor.

Konut talebinin artmasının dışında arazi talepleri de dikkat çekiyor.

GAP'ın sulama kanallarının yapılacağı haberlerinin arazi fiyatlarını 20 kat artırdığı kaydediliyor. Gayrimenkuldaki gelişmeler böyleyken, sanayide de gelişmeler sürüyor. Kentte yatırım heyecanını kurduğu 25 milyon euroluk yapı ürünleri ve kimyasalları tesisi ile artıran Karavil Grup'un yanı sıra Boydak Holding'in önümüzdeki ay başlayacağı yatırım da dikkat çekiyor.

Boydak Holding'in Suriye ve Irak'a sevk edeceği baza ve yatakları 12 milyon TL'ye kuracağı bu tesisten gerçekleştireceği belirtiliyor. Boydak'ın yatırımının kent dışından gelecek sanayiciye model olması bekleniyor. Ayrıca bu yatırımla birlikte yan sanayinin gelişeceği ve küçük girişimcilerin de yüzünün güleceği söyleniyor. Türkiye'nin ekilebilir arazileri ortalaması yüzde 25 iken bu oranın yüzde 50'yi bulması da tarımsal sanayiye dikkat çekiyor.

Kentte yatırım yapılabilecek diğer bir alanın ise gıda olduğu belirtiliyor. Kentin Ortadoğu için bir gıda ambarı olduğunun altı çizilerek, Diyarbakır'da makarna fabrikası, hububat ambalajlama tesisleri, bulgur fabrikası kurulabileceğinin altı çiziliyor. Beklenti kentte domino etkisi yaratacak, yan sanayi ile kenti geliştirecek bir yatırımın gelmesi.

OSB'nin altyapısı tamamlanmalı

Birinci kuşak sanayicilerden oluşan kent yatırımcısı bir taraftan sanayi kültürünü oturtmaya çalışırken, bir taraftan da rekabette kendilerine avantaj sağlayacak altyapı çalışmalarının tamamlanmasını bekliyor.

Sanayicinin en önemli sıkıntısı henüz OSB'ye doğalgazın getirilmemiş olması. Bunun yanında yine OSB'nin 3.5 kilometre uzakta olan demiryolu hattına bağlanması ve böylece limanlara ulaşımın kolaylaştırılması bekleniyor. Lojistikte sıkıntı yaratan bir durum ise çevre yollarının tamamlanmamış olması.

Ayrıca OSB'ye girişin de bir cep ile kolaylaştırılması bekleniyor. Kentin potansiyeline rağmen geri kalmışlığını 30 yıldır bölgede yaşanan şiddet ortamına bağlayan sanayiciler, kentte siyaset kadar ekonomi konuşulmasını da istiyor. İşsizlik kentin en önemli sıkıntılarından biri. Kentte her üç kişiden birinin işsiz olduğu belirtiliyor.

Nüfusun yüzde 45.74'ünün 17 ile 40 yaş arasında olması da işsizlikle birlikte sosyal patlama tehlikesini de gündeme getiriyor.

Otel cazip bir yatırım alanı

Ayrıca kentin en cazip yatırım alanlarından biri de otelcilik. Kentte ‘turizm belgeli' otel sayısı toplam 16. Bir tane 5 yıldızlı, üç tane 4 yıldızlı, beş tane de 3 yıldızlı otel bulunuyor. Kentin hem fuar ve kongre merkezi olarak kurgulanması hem de turizmle ilgili gelişmeleri bu alanın cazibesini arttırıyor.

Diyarbakır'ın kendi sanayicileri arasında böyle bir yatırıma imza atmak isteyenler var. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanı Osman Baydemir de kente otel yatırımı yapmak isteyenler için kolaylık sağlayacaklarının altını çiziyor.

Gazeteniz DÜNYA, Anadolu'nun nabzını, üreten kentlerde inceleme yaparak tutmaya devam ediyor. Geçen sene başlayan ve Türkiye'nin 9 kentinde yapılan incelemelerde elini taşın altına koyan sanayicilerle buluşan DÜNYAekibi, Kayseri, Eskişehir, Kahramanmaraş, Konya, Çorum, Sakarya, Mersin, Antalya ve Manisa'da incelemelerde bulunmuştu.

"Üreten Kentler Anlatıyor" yazı dizisinin 10'uncu kenti Dicle'nin topraklarına hayat vererek tarım sektörünü yükselttiği, son dönemde ihracatını yüzde 24 artırarak sanayileşmede de hızlı adım atan Diyarbakır oldu.

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası'nın (DTSO) ev sahipliğinde ve DÜNYAGazetesi Diyarbakır Temsilcisi Mahir Solmaz'ın organizasyonu ile yapılan toplantılarda kentin sanayisini temsil eden isimler ve işadamları ile görüş alışverişinde bulunuldu, kentteki sanayi tesisleri gezildi. Odadaki toplantıya DTSO Başkanı Galip Ensarioğlu ve sanayicilerle birlikte DTSO Genel Sekreteri Mehmet Aslan ile Diyarbakır OSB Başkanı Turgut Alaydın da katıldı.

Diyarbakır'da yabancı yatırım yok, bölge dışından yatırım az

İZLENİM / İbrahim EKİNCİ

Diyarbakır'da sanayinin manzara fotoğrafını en iyi veren yer ildeki OSB. Diyarbakır OSB Müdürü Turgut Alaydın'dan aldığım bilgilere göre Diyarbakır OSB'de hiç ‘yabancı yatırım' yok. Diyarbakırlı veya bölge illerinden olmayan yatırımcı var mı? Var ama sınırlı sayıda; Kütahya Seramik yapı kimyasalları üretiyor. Kiska'nın firması KAP faaliyette, Kayserili Boydak 12 milyon dolarlık yatırımla geliyor. Beroner Pazarlama, Lidea da bölge dışından. Bir de BİM paketleme yatırımı yapıyor.

OSB'nin büyüklüklerine gelince... 246 parselin tamamı 199 firmaya tahsisli. 90 firma üretimde. 30 aktif firma da mevsimsel olarak çalışıyor. 30 firmanın yatırımı devam ediyor. 36 firma proje aşamasında. Sıkıntıda ve üretimi durduran firma sayısı 13. Toplam istihdam 3 bin 500 civarında. İstihdamı faaliyetteki firma sayısına bölündüğünde 29 kişi çıkıyor. Bu rakam firmaların ağırlıkla ‘küçük işletme' olduğunu gösteriyor.

Limak'a ait Ergani Çimento, ilin en büyük yatırımı. Tahmini yatırım değeri 250 milyon euro. (Diyarbakır seyahatimizde aldığımız bir duyumu aktaralım: Bir konsorsiyum bölgeye çimento yatırımı için fizibilite yapıyormuş. Kesinleşmiş değil) Diyarbakır'ın ikinci büyük yatırımını Karavil Group yaptı. Üçüncü büyük yatırımcı Dimer, ağırlıkla mermer sektöründe. Sanayide ilin bir numaralı sektörü ‘taşa toparağa dayalı‘ grupta sınıflandırılan mermer ve çimento. (150 milyon dolarlık ihracatın yarısı mermerden!) İkinci önemli sektör tarıma dayalı endüstriler. Üçüncü büyük sektör tekstil.

Gıdanın birkaç yıl içinde 20 fabrikaya ulaşarak bir numaraya çıkacağı tahmin ediliyor. Yeni projeler var. Özellikle GAP'ın arazi kullanımı açısından getirdiği olanaklar bu yatırımların yolunu açıyor. "Hangi sektörlere yatırım doğru olur?" sorusuna verilen yanıtlar da genellikle ‘gıda' oluyor. Diyarbakır'ın nohutu, mercimeği, buğdayı, Karacadağ‘ın pirinci kaliteli. Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir de aynı konuya değindi: "Buradan çuvallarla gidiyor, paketlenip dönüyor!"

OSB'yle ilgili bir iki not daha verelim: 3 bin 600 dönümlük ilave araziyle büyütülmesi gündemde. DTSO, hükümete çiçekçilik ve seracılık konusunda bir ihtisas OSB kurulması teklifini götürmüş. Konuyu takip ediyor. Danone yer bakmış ama bu yatırımdan ses seda yok. Forum AVM yatırımı şimdilik askıya almış. Et Balık çalışıyor, piyasada ciddi varlığı söz konusu değil.

30 bin konut yapılmış

Konut yatırımları Diyarbakır'da ekonomiyi sürükleyen bir faaliyet haline gelmiş. Son 4 - 5 yılda 30 bine yakın konut üretildiği belirtiliyor. 1 milyon nüfuslu bir kent için rakam büyük görünmese de Diyarbakır için çok önemli. En büyük konut yatırımcısı Çeysa, binlerce konut ve iş merkezleri yapmış. Diyar AŞ‘nin patronu Ali Karakaş da bu konuya dikkat çekti:

"İnşaat aldı başını gidiyor." İlden göç etmişlerden gelen büyük talebe olduğu sbelirtiliyor. Bir analize göre, "Bölgede feodal büyük aile tipi çözülüp çekirdek aile ortaya çıktıkça daire talebi de artıyor."

Hükümetin "GAP'ı bitirme" planı arazileri değerlendirmiş. Arazi satışından gelen paranın bir kısmı konuta gidiyor. Yine tarımda her yıl yaratılan 600-700 milyon liralık gelirin konuta aktığı belirtiliyor. Kuzey Irak, Kürt işadamları için önemli bir yatırım kapısı açmış. Birçok şirket yatırım yapıyor veya planlıyor.

Ensarioğlu: Büyümeyi seyrediyoruz

DTSO Başkanı Galip Ensarioğlu, yeni sivil havaalanı için 250 bin metrekarelik alanın istimlakı için talimat verildiğini söyledi. "10 uçaklık bir apron gerekli. Askeri havaalanı da nakledilmeli" dedi. OSB'nin sorunları üzerinde duran Ensarioğlu bir rakam verdi: "Bütün altyapı sorunları için çok değil, 13 milyon lira gerekli. Erzurum'a 675 milyon lira yatırım yapıldı, GS'ye 600 milyona stadyum yapıldı, biz 13 milyon bulamıyoruz." İlin ciddi, birikmiş sorunları olduğunu anlatan Ensarioğlu şu bilgileri verdi: "30 yıllık şiddet döneminde para ve nitelikli güç gitti, niteliksiz göç alındı. Yatırım gelmedi. Şehir nüfusunun yüzde 70'i son 15 yılda yer değiştirenler. Köklü sanayi aileleri kalmamış. Mevcutlar köyden gelenler. Şimdi ortam daha iyi. Tarımda ikinci ürün alınabilir. Buna dayalı sanayiler ve dericilik olabilir. GAP, pamukla dünyanın merkezi olabilir. Gıdada Ortadoğu'nun merkezi olabiliriz. Madencilik gelişebilir. İşsizlik bize göre yüzde 30'un üzerinde. Emek yoğun sektörler için göreli avantaj var. Türkiye büyüyor Diyarbakır seyrediyor. Şirket kuruluşları Türkiye ortalamasının üzerinde, kapanışlar altında. Herkeste bir gayret olduğunu görüyoruz."

SAĞLIK YATIRIMLARI DİKKAT ÇEKİYOR

- Kalkınma ajanslarına eleştiri var; "Kurum olarak doğru, uygulamaları yanlış" bulunuyor.

- Yoksulluk derin. Meslek kursları ve dershanelere devam edenlere devlet günlük 15 lira harcırah veriyor. Bu bile büyük gelir. Kadınların ilgisi büyük.

- Sağlık yatırımları dikkat çekiyor. Alman ve Family hastaneleri faaliyette. Veni Vidi Holding'in patronu Abdurrahman Açıkgöz'ün hastane yatırımı var. Memorial Grubu da bir sağlık yatırımı gerçekleştirdi. Çavuşoğlu'nun Seyrantepe Hastanesi yatırımı var. Medicalpark yer bakıyor.

- Diyarbakır'da 3 AVM var. Bir yenisi yapılıyor.

- Dicle Üniversitesi'nde öğrenci sayısı az, 12 bin genç eğitim görüyor. Ensarioğlu yeni bir haber verdi; "TOBB ETÜ iki fakülte projesi üzerinde çalışıyor."

- Sanayiciler, yatırımcılar bankalardan çok yakınıyor; "Burada 4 - 5 kat ipotek isteniyor" diyorlar.

- Ulusal market zincirleri faaliyette. Piyasada asıl etkili olanlar Çarmar, Faruk ve Şahmar gibi yerel zincirler.

- Diyarbakır'da çok büyük toprak sahibi aileler var. Bunlar büyük ölçekli tarım veya hayvancılık yapmıyor. Araziler eski usül işlenmeye devam ediyorlar.

- Güvenlik büyük problem. Mermerciler yeni ocak açamadıkları için başka illere kayıyor.

- Çalışanda iş kültürünün zayıflığına dikkat çekiliyor. "Haftalık alma alışkanlığı var, aylık almaya alışmaları zor oluyor" denildi.

@page@

Bedirhanoğlu: Kentte yatırım ortamı var

Güneydoğu Sanayici ve İşadamları Derneği (GÜNSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Şahismail Bedirhanoğlu, kentin yatırım avantajlarını değerlendirerek, "Diyarbakır bundan 5 yıl öncesinin, 10 yıl öncesinin Diyarbakır'ı değil. Diyarbakır artık yatırım yapılacak düzeyde, yatırım ortamı var" diye konuştu.

Bölgenin geri kalmışlığının nedenine de değinen Bedirhanoğlu, "Sorun bölgenin potansiyelinin az olması değil, bu bölgenin çok ciddi potansiyeli var. 1960 yıllardan sonra Devlet Planlama Teşkilatı tarafından bölgesel kalkınma planları uygulanmış. Aslında bölgesel kalkın'ma'ma planları diyorum onlara. Ya yanlış çıkarılmış ya da uygulamada çok ciddi hatalar yapılmış.

1980'li yıllarda, Özal döneminde Türkiye'nin kabuğunu yırttığı dönemde, batı yabancı yatırımcıyla ihracatla tanışırken, bölge çatışmanın içindeydi. Bu nedenle geri kaldı" şeklinde konuştu. Türkiye'nin ortalama ekilebilir tarım arazisi oranının yüzde 25 iken, Diyarbakır'da bu oranın yüzde 50 olduğunu kaydeden Bedirhanoğlu, "Tarımda çok önemli potansiyelimiz var, enerjide de öyle. Tarihi geçmişi ve hinterlandı ile bölgede bir merkez halinde olan Diyarbakır, gelecek dönemde de eğitim ve sağlıkta merkez olma konumunu güçlendirecek.

Sağlık yatırımları hem kamu açısından hem de özel yatırımlar açısından artıyor. Eğitim açısından da 2 vakıf üniversite için çalışma var. Ayrıca odamız, TOBB ETÜ ile birlikte bir iki fakülte açmak için harekete geçti. Şimdiye kadar üzerinde çok durmadığımız bir potansiyelimiz de turizm" ifadelerini kullandı. Bölgeler arası gelişmişlik farklarını ortadan kaldırmak öneri getiren Bedirhanoğlu, şöyle devam etti:

"Bunlardan biri GAP Eylem Planı‘nın Sulama Programı‘nın bitirilerek, tarım alanlarının sulanabilir hale getirilmesi, diğeri ise teşvik politikasının değiştirilmesi.

Teşvik politikası bölgeler arası gelişmişlik farklarını korkarım kaldırmaya yönelik değil, biraz daha derinleşmesine neden olacak durumda. Yabancı yatırımın teşvikle geldiği olmadı. Bugün Boydak'ın yatırımı kente geliyorsa, bunun en büyük nedeni Abdulkadir Karavil Bey'dir. Biz siyaset konuşmayalım diyoruz ama iş gelip buraya dayanıyor. Bu Türkiye'nin temel meselesi. Türkiye'nin iç politikasını, dış politikasını, ekonomik politikasını ve komşularla ilişkini dizayn eden Kürt meselesini bizim bir an önce halletmemiz gerekiyor."

Bedirhanoğlu, ayrıca kentin Ortadoğu'da etkinliğini artırdığına da değinerek, Diyarbakır'ın bir kongre ve fuar merkezi olma yolunda ilerlediğini kaydetti.

Karavil: OSB'ye doğalgaz verilmezse yatırımlar boşa gider

Diyarbakır'daki en yeni yatırıma imza atan ve kentteki sanayiciyi yaptığı 25 milyon euroluk yatırımla cesaretlendiren Karavil Group Yönetim Kurulu Başkanı Abdulkadir Karavil, DTSO'da yapılan toplantıda bu yatırımla 300 kişiye istihdam sağlanacağını ve üretimin yüzde 50'sinin ihraç edileceğini söyledi.

Diyarbakır OSB'de kurulan tesislerinde, "2009 yılında ilk olarak bims ve yapı taşı üretimi ile başladığımız heyecanımızı, deneme üretimini gerçekleştirdiğimiz kalsit , alçı, alçıpan ve yapı kimyasalları entegre tesisimiz ile sürdürüyoruz" dedi. Üretimi Karlis markası ile yapacaklarını ve 23 ilde 80 bayi oluşturacaklarını söyleyen Karavil, Irak, Suriye, Gürcistan, Azerbaycan, Kuzey Kıbrıs ve İsveç ile Avrupa Birliği ülkelerine ihracat yapacaklarını belirtti.

Karavil, "Ortadoğu'ya baktığımız zaman Diyarbakır, Ortadoğu'nun kalbi oluyor. Fizibiliteler yaparken, bazı ihtiyaçları gördük ve Diyarbakır'a yatırım yaptık. Burada işsizimiz de çok. Bir Diyarbakır sevdalısı olarak harekete geçtik ve bu yatırımı yaptık" diyerek, "Bir firmanın ayakta kalması, istihdam, katmadeğer sağlaması ve rekabet edebilmesi için öncelikle altyapı olmalı.

Bir sanayici olarak en büyük sorunumuz bu. Yatırımcı olarak pişman olmak istemiyoruz. Ben yatırıma başlayalı 3 yıl olduğu hale doğalgaz konusunda bir projelendirme yok. Elazığ'da Urfa'da doğalgaz var. Çevre yolumuz yok, OSB'ye 3.5 kilometrelik demiryolu bağlantısı sağlanamadı" ifadelerini kullandı.

Bir yatırımcı olarak elini değil gövdesini taşın altına koyduğunu kaydeden Karavil, "Doğalgaz OSB'ye verilmediği taktirde, bu yatırım boşa gider. Fabrikaların bacasının tüttürülmesi lazım. Ancak öyle insanlar huzur bulur, bölge bir yere gelir, ülke kazanır" dedi. Tesislerini entegre bir yapı ile kurduklarını anlatan Karavil, "İran ve Irak pazarına hakimiz. Bir gün o ülkedeki yatırımcı bu alana yatırım yapmak istese bile kalsiti yani hammaddeyi bizden almak zorunda. Şu süreçte Akdeniz ülkelerinden, İsveç'ten Almanya ve Azerbaycan'dan çok büyük bir talep var" dedi.

 Kalifiye eleman sorununu aşmak için Almanya'dan bir ekip getirdiklerini sözlerine ekleyen Karavil, " 3 aylık bir eğitimle kendi kalifiye elemanımızı yetiştirmiş olacağız" diye konuştu. Lojistik sıkıntılara da değinen Abdulkadir Karavil, "Günlük 150 araç hammadde getiriyor, 150'si de ürünle çıkıyor. Maalesef bu trafiğimiz çevre yolu olmadığı için şehrin içinden geçiyor. Çevre yolunun bitirilmesini istiyoruz. OSB'de 3.5 kilometre uzakta kalan demiryolu ile bağlantı yapılması durumunda ise İskenderun limanına daha kolay ulaşır ve ihracatımızı yaparız" dedi.

Aykut: Bankaların buradaki sanayiciye güvenmesi lazım

Bölgenin en büyük sorununun yatırımcısı açısından güvenlik olduğunu söyleyen MÜSİAD Diyarbakır Şube Başkanı Şehabettin Aykut, "Yatırımcı güvenlik problemi nedeniyle, yatırımını başka bölgelere yapıyor. Bingöl'de demir cevheri çıkınca yol üzerine pek çok petrol istasyonu yatırımı oldu.

Oradaki ocak kapanınca, şimdi o yol üzerinde petrol istasyonu yapan arkadaşlar düşünceli. İmalat sanayi bölgemizde gelişmeye başladı. Fazla da karamsar olmayalım. Girişimcilerin önünü açarsak, imalat sanayi gelişir" şeklinde konuştu.

"Ben yedek parça satıyorum, bijon satıyorum. Malzemeyi Aksaray ve Konya'dan alıyorum. Bu ürünü burada üretebilir miyim diye düşünüyorum; çok zor" diyen Aykut, "Konya'da rahatça yapabilirim. Çünkü sanayi var. Pek çok yan alandan hizmet alarak, üretimi çok rahatlıkla yaparım. Ama Diyarbakır'da sanayi gelişmediği için bu yatırımları yapamıyoruz. Ama karamsar olmamak lazım, sektörlerin önü açılırsa yatırım gelecektir" ifadelerini kullandı. Büyük iş yapmak isteyen sanayicinin krediye ihtiyacı olduğunun altını çizen Aykut, "Bankaya gidiyoruz, banka bunun on katı ipotek istiyor.

Bankanın da buradaki sanayiciye güvenmesi lazım. Önceden ipotek isteneceğine, yatırıma peyder pey destek versin gerekiyorsa oluşan bu yatırımı ipotek alsın" dedi. Sanayi Sitesi Başkanlığı yaptığını da hatırlatan Aykut, "Sitenin yanında otogar var ama hala bir kavşakla birbirine bağlı değiller. Bu kentin sahibi kimdir, bu projelere el atılması lazım. Valilik ile belediyenin sorunların çözülmesi için bir arada çalışması lazım" değerlendirmesini yaptı.

Türk: Mermerde 5 bin kişi çalışıyor

Mermerin Diyarbakır sanayisinin gelişmesinde büyük katkısı olduğunu sektörde istihdam edilen kişi sayısının 5 bin kişiyi bulduğunu kaydeden Dimer Mermer Yönetim Kurulu Başkanı Raif Türk, "OSB ilk kurulduğunda yatırım yaptık. Yol yoktu, elektrik yoktu, çivi çakmak için jenaratör getirdik. O şartlarda yatırım yaptık.

Senelerce kan kusup kızılcık şerbeti içtik, artık sorunlarımızı gündeme getirmekten bıktık" diye konuştu. Mermerde moda kavramının önemli olduğunu anımsatan Türk, şöyle devam etti: "Kendi dağlarımızı etüt edemediğimiz için, burası modası yavaş yavaş geçen bir havza oldu hem de rezerv bakımından sıkıntı yaşamaya başladık. Moda geçtiği için sürekli bir araştırma istiyor. Yeni aramalar yapamadık, yeni dağlara gidemedik. Yapacağımız tek bir şey var bölge dışına çıkmak. Biz de bunu yaptık. 4 yıl önce Adıyaman'a gittik, orada bir çeşit üretmeye başladık.

3-4 senede o taşı moda taş haline getirdik. Sözünü ettiğim pazar Türkiye ve yakın Doğu pazarı değil, dünyada moda haline getirdik bu taşı. Diyarbakır'da araştırma yapılamazsa 5 belki 10 yıl sonra bu fabrikaların kapandığını görürüz."

Blok ve işlenmiş mermer satışı tartışmalarına da değinen Türk, "Dünyanın en büyük mermer pazarı Çin ve Çin diyorki ‘ben işlenmiş mermer almam, aldığım zaman yüzde 20 vergi alırım'. Oraya bu taş mutlaka gidecek, Türkiye'den Avustralya'dan, Kanada'dan ya da İran'dan. Bizim ‘Çin pazarını istemiyoruz' demek gibi bir lüksümüz olamaz. Blok mermer satışlarına karşı çıkmamak lazım. Bu işlenmişe de pazar açıyor. Oradan mermer alanlar kaynağını soruyor ve Türkiye'yi buluyor" diye konuştu.

Mermercilerin lojistikle ilgili sıkıntılarına da değinen Türk, "20 tonun üzerindeki bloklar Karayolları‘nda cezaya tabi tutuluyor. 28 tonluk, 22 tonluk bir gönerimde, 2 ton için sıkıntı yaşıyoruz. Geçen yıl ocaktan fabrikaya, yani 70 kilometrelik yer için bir günde 40 bin lira ceza yedim. Hangi yolu bu kadar bozuyoruz ki bir günde 40 bin liralık ceza yiyoruz. Sorunların çözümüne gelince, yok maalesef.

Biz de artık direnmiyoruz. 6 ocağımız var şu anda bir tanesinde çalıyoruz. Sayın Tarım Bakanımız, referandum öncesinde derneğimizi ziyaret etmişti. O zaman bir de sorunlarımızı sizden dinlemek istiyoruz dedi. Dedim ki biz hiç bir şey istemiyoruz. Yasalar uygulansın bir hukuk devleti olduğumuz anlaşılsın. Ondan sonrası kolay. Var olanı koruyamıyoruz. Çalışma güvencesi sağlanmadığı zaman, güvenlik olmadığı zaman, bir madenci için Ar-Ge imkanları olmadıktan sonra yatırım yapma imkanı yoktur. Şu anda da yatırım ortamı yok" şeklinde konuştu.

Yeni Maden Yasası'nı da değerlendiren Türk, "Belki ufak tefek avantajlar sağlıyor ama onun ötesinde madenciliğin başına gelen en büyük felaket gibi bir şey bu yasa ve yönetmelik" diyerek, "Madencilik Başkanlar Konseyi Başkanlığı yönetmelikle ilgili itirazda bulundu, 100 küsür maddenin iptalini istiyor. Bir yönetmelikle ilgili bu kadar maddenin değişmesi isteniyorsa o yasadan söz edilemez.

15 kişi çalıştırıyorsunuz, 1 mühendis çalıştırmak zorundasınız. 30 kişi çalıştırdınız 2, jeoloji, çevre mühendisi bulundurmanız gerekiyor bir de müzeyi kattılar. Müzelerde zaten arkeolog yok, sıraya giriyorsunuz aylarca ‘sit alanı mı değil mi' diye belirlenmesini bekliyorsunuz. Tamamen umutsuzluğa kapılmamak lazım. Diyarbakır'da tarımın, turizmin gelişmesi için hiç bir engel yok" şeklinde konuştu. Türk, ayrıca mermer alımı yapmak için gelen yabancıların kentin turizmine de katkı sağladığını söyledi.

Durmaz: Sanayi kültürünü birinci kuşak oluşturuyor

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Remzi Durmaz da bölgeyi değerlendirerek, "2000'li yıllardan sonra bölgenin ciddi bir şekilde kalkınması konusunda bir kararlılık oluştu. Bunun olumlu sonuçlarını yavaş yavaş görüyoruz. Genel bir değerlendirme yapmak gerekirse, bu bölgeye 40 teşvik paketi yayınlandı.

Bunlar bölgeye teşvik değil ambargo oldu. Şimdi ise bölgenin siyasal ve ekonomik bütün sosyal boyutları ile entegre edilmesi gerektiğine bir kararlılık var. Uygulamada da bunun olumlu yansımalarını görüyoruz" şeklinde konuştu. "Mademki karalı bir tutum var, gerekli altyapının oluşturulması lazım" diyen Durmaz, şöyle devam etti:

"Bölgenin eksikleri için duyarsızlık olmaması lazım. Bizler de sermaye yapımızı geliştirirsek, finansa daha kolay ulaşabilirsek, bölgenin potansiyeli büyüktür. İnsan kaynağı da var. GAP Eylem Planı‘nın bir an önce bitirilmesi lazım. 30 yıl önce barajları bitirmişiz ama sulama kanallarını yapmamışız. Bugün sulama kanalları yapılıyor.

Toplam 7 depo gölet var. Silvan Barajı sulama kanallarının ihtiyacının yarısını tek başına karşılayabilecek durumda. O daha yeni ihale ediliyor, bu yıl başlanacak. Kalan yarısını Kral Kızı ve Dicle Barajı karşılayacak. Bu ikisinin de tali kanalları ve bazı ana kanalları henüz yapılmış değil. Kral Kızı Barajı‘nın bir özelliği de enerji ihtiyacını karşılaması olacak. Bütün bunlara bağlı olarak gelişecek bir sektör de hayvancılıktır. Büyük tarihi zenginliğimizin turizme kazandırılması mümkün. Ayrıca maden kaynakları açısından da zenginiz."

Öte yandan kentteki sanayicilerin hepsinin birinci kuşak olduğunu anlatan Durmaz, "Hepimiz birinci kuşağız. Sanayici olmaya çalışıyoruz, sanayi kültürü oluşturmaya çalışıyoruz. Bir çoğumuz varoşlarda büyümüş, kendi çabasıyla buralara gelmiş bir insanlarız" diye konuştu.

Pulat: Hayvancılık projesinde yabancıyla biogaz tesisi olacak

DTSO ile birlikte 'GAP Bölgesi'nde Hayvansal Üretimde Dikey Kümelenme Modeli Projesi'ni geliştiren Dicle Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Hüseyin Pulat, "Diyarbakır için bir hayvancılık projesi ile yola çıkmıştık. Ama GAP'ın sulama kanalları ile birlikte bu bütün bölgeyi kapsayan 250 milyon dolarlık bir proje büyüklüğüne ulaşabilir.

Topraktan et-süt ve gıda sanayine giden yolu birleştirmek, küçük işletmeleri belirli bir sistem içinde mega projeye çevirmek istiyoruz. Projemizin hedefi, bölge hayvancılığı için gerekli olan kaba yem ihtiyacını karşılamak, toprak kullanımı ve verimliliğini

artırmak. Hayvansal üretim yapan zorunlu göç mağdurlarının istihdam sorunlarını çözmek istiyoruz. Hayvan hastalıkları ve işletme sorunlarına çözüm üretecek gezici hayvan polikliniği ve danışmanlık hizmeti sunacağız. Enerji üreteceğiz" açıklamasını yaptı.

Kuracakları örnek hayvancılık işletmesini bölge için adeta modern bir eğitim tesisine çevirmek istediklerini anlatan Pulat, 540 başlık bölgenin en modern işletmesini kurmak istediklerini belirtti. "Şu anda önümüzde iki tane bin başlık, bir tane 500 başlık bir tane 160 başlık işletmenin kuruluşu yapıyor, önümüzdeki günlerde hayata geçmiş olacak" diyen Pulat, "Bir de bin başlık tesislere biogaz ünitesi kuracağız.

Bir çekirdek yapı oluşturacağız. Yabancı ortaklarımızla gelecek günlerde bu tesis için adım atmış olacağız" diye konuştu. Pulat, "Ortaklarımızla Agrimed AŞ'yi kuracağız. Bunun altındaki şirketleri diğer illere anlatarak, şirketleşme bazında ana vücudu kurmuş olacağız" diye konuştu.

Akbaş: 7 bin kişi mesleki eğitim aldı

Hem il genel meclisi üyesi olduğun hem de mesleki eğitim üzerine hizmet veren bir dershane işlettiğini anlatan Mesleki Eğitimi Geliştirme Derneği Başkanı Şeyhmus Akbaş, "İş-Kur zaman zaman ihaleye çıkıyor. Biz de onları alıyoruz. Özürlü-yaşlı bakım elemanı yetiştiriyoruz, bilgisayar bakım elemanı kurslarımız var.

Daha önce çocuk gelişimi, satış-pazarlama, kasiyerlik eğitimleri verdik. Farkımız burada eğittiğimiz kişileri işe yerleştiriyor olmamız. Kursiyerlerimizi işverenlerle buluşturuyoruz. Bölgede 7 ile 14 yaş arasında 3 milyon insan yaşıyor, bu işsizlik sorununu ne yapacağız diye soruyorduk, bu kadar insana nasıl bir imkan sağlarız diye düşünüyorduk. 2 yıldır mesleki eğitim veriyoruz" diye konuştu.

Artık mesleki eğitim veren kursların, kursiyerlerin yüzde 20'sine istihdam oluşturma zorunlulukları olduğunu anlatan Akbaş, "Yani 75 kişilik kurs açıyorsak 15 kişisine iş bulmak zorundayız" dedi.

2009 yılında Diyarbakır'da 7 bin kişiye kurs verildiğini anlatan Akbaş, "Bir yerde bu kurslar sosyal patlamayı da engelledi. Kursiyerlerin cebine aylık 330 lira gibi bir para geçiyor. Aslında bu ciddi bir rakam, insanlar bu kurslara yazılmak için, bir meslek edinmek için aynı zamanda motive edilmiş oluyorlar. Günde 15 milyon verilmiş oluyor bu insanlara. Bu 7 bin kişinin eğitim görmesi tam olarak bir rüzgardı. Diyarbakır'ın kırılma noktasıydı" şeklinde konutu. Kurslara gelen insanların aynı zamanda yeteneklerini de keşfettiğini söyleyen Akbaş, "Bizim kurslarımızdan yaklaşık 350 kişi faydalandı.

Bunun 50 kişisi iş buldu çalışıyor. Buradan bildiğiniz gibi başka bölgelere göç var. Diyarbakır'da kurs gören bu insanların, şöyle de bir şansı oldu. Gittikleri yerlerde edindikleri bu sertifikayla daha rahat iş bulup, oralara uyum sağlayabildiler. Buraya geldiklerinde utangaç olan gençlerin, şimdi özgüvenlerinin geldiğini görüyoruz. Bu özel meslek kurslarının desteklenmesi lazım" ifadelerini kullandı. Akbaş, "Diyarbakır'da sağlık sektörü çok hızlı gelişti" diyerek, şunları dile getirdi:

"Üniversitenin hastanesi büyürken, bir taraftan da özel hastanaler arttı. Bizim yetiştirdiğimiz hasta bakım elemanı her hastanaye lazım. Bu insanlar Diyarbakır'a yatırım yaptıklarında, kalifiye hasta bakım elemanı bulmuş olacaklar. İş-Kur'da bu süreçte kentteki ihtiyaçları belirliyor ve ona yönelik kurslar açılıyor. 45 yaş sınırı var kurslarımızda. Kadınlardan kurslarımıza rağbet var."

@page@

Diyarbakır tüm dünyanın tekstil merkezi bile olabilir

Galip Ensarioğlu / Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı

Diyarbakır'ın birikmiş çok ciddi sorunları var. Bu sorunlar gerek son 30 yıldır yaşanan şiddet ortamından dolayı siyasete yönelmemiz ve bu işlerle meşgul olmamız gerekse yaşanan şiddet ortamından kaynaklı yatırımların buraya gelmemesi ve bölgeden nitelikli bir göç yani hem beyin hem sermaye göçünün yaşanması, çevre bölgelerden de kente niteliksiz göç alınması beraberinde bir çok problemi getirmiştir.

Bugün artık Diyarbakır'da şehirli bir nüfus yok. Diyarbakır'ın nüfusunun yüzde 75'i son 30 yılda yer değiştirmiş. Diyarbakır'da sanayici, esnaf ve şehirli bir kesim kalmamış. Ben de dahil olmak üzere pek çok sanayici arkadaşımız son 30 yılda köyden kente göç eden insanlarız. Kentli değiliz, babadan dededen sanayici değiliz. Bizdeki sanayicilerin pek çoğu çiftçi kökenlidir.

Özal değişim dönemini iyi algıladı. Çevre ülkelere bakınca, sanayimizin gelişiminden bunu çok rahat görüyoruz. Özal dünya tarihinde eşine az rastlanır bir teşvik sistemini hayata geçirdi. Bunun sakıncalarını da biliyordu ama sanayici kültürünü oluşturmak için bunu yaptı. Bugün sanayici olan arkadaşlarımızın pek çoğu da o gün Özal'la birlikte başlayan arkadaşlardı.

Tarihsel sürece baktığımızda değişim 30 yılda bir değil her gün var ve dünya tek pazar oldu. Siz her gün bu değişimi takip etmek zorundasınız. Bu taleplere uygun mal üretmek zorundasınız, bu malı üretirken farklılık yaratmak zorundasınız. Çünkü sizin gibi bu üretimi yapan dünyanın pek çok bölgesinde sanayici var. İleriye dönük talepleri çok iyi algılamak zorundasınız. Bütün bunları anlayabilen şirketler, kentler, bölgeler, sektörler ülkeler kalır, anlamayan görmeyen yok olur gider.

1.8 milyon hektar sulanabilir arazi

Örneğin son 10 yılda tekstilciler Uzakdoğu'daki gelişimi göremediler ve battılar. Ama bugün ben tam tersini söylüyorum.

Çin ucuz işçilikten kaynaklanan avantajlarını kaybetmek üzeredir. Avantajlarını kaybetmesinin yanında iç piyasasında da çok büyük taleple karşı karşıya kalacak. Bu yüzden Türkiye tekstilde dünyanın merkezi olabilir, çünkü Türkiye'nin yakaladığı tecrübeyi ve kaliteyi halen kimse yakalayamadı. Türkiye önümüzdeki 5 yıl için bu avantajın geri dönüşünü iyi görmeli.

Bunu görürken de sektörü iyi bir yerde kurgulamalıdır. Tekstilin merkezi GAP bölgesi olmalıdır. Burada 1 milyon 800 bin hektar arazi sulanacak, çok ciddi kaliteli pamuk üretilecek. Hammadde ve işçilik avantajları olacak. Bu dönemde radikal teşvikler uygulamak zorundasınız. GAP bölgesini ve belki de il bazında Diyarbakır'ı bütün dünyanın tekstil merkezi haline dönüştürebilirsiniz. Hem Türkiye'de tekstilin avantajını yakalama hem de buradaki istihdam sorununu çözmek için yeni bir kurguya ihtiyaç var.

Ortadoğu gıdasını buradan temin edecek

Bununla birlikte yine tarım ve hayvancılık önem kazanacak. Bu sektörlere yönelik sanayinin güçlenmesi için adımlar atılmalı. Süt ve süt ürünleri ve dericilik gibi sektörle bağlantılı işlerin gelişmesi için sağlam bir planlama yapılması gerekiyor.

Millet ticaret yaparken biz siyaset yaptık geç kaldık. Tekstilde dünyanın merkezi gıdada Ortadoğu'nun merkezi olabiliriz. Bunların hepsi Türkiye için bir umuttur. Bunu planlayacak akıl, altyapıyı oluşturmalı. Urfa'ya kadar gelen otobanın kısa vadede Habur'a orta vadede Gürbudak'a uzun vadede Karadeniz otoyoluna ve Gürcistan'a bağlantısının yapılması gerek. Türkiye'de artık otoyolların birleştirilmesi gerekir. Demiryolları en geri kaldığımız alanlardan biri. Eğer ticaretin altyapısından söz etmek gerekirse bölgemiz açısından mermer ve maden sektörü gelişen bir sektördür.

Burada da navlun bedelleri ciddi bir maliyet tutmaktadır. Demiryolu taşımacılığın gerek limanlara uzanması gerekse sınır kapılarına kadar ağların geliştirilmesi gereklidir. Uluslararası bir takım anlaşmalarla bu demiryollarının Asya ülkelerine ve Ortadoğu'ya uzanması gerekmektedir. Bölgedeki bütün OSB'lere demiryolu sağlanması gerekir. Bunlar hibelerden, teşviklerden çok daha önemlidir. Enerji ve mazottaki fiyat farkı, diğer bazı teşviklerle absorbe edilebilir.

İşsizlik tahmini yüzde 30

Mesleki eğitim çok önemli, insanlara iş bulabileceği alanlarda eğitim vermek lazım, yoksa bir anlamı yok. Bunun için oda olarak çalışmalar yapıyoruz. KOSGEB'in, kalkınma ajansının ve odamızın ortaklaşa ve ayrı ayrı yaptığı saha çalışmaları var.

Avantajlı alanları belirliyor, sanayicilerimizle birebir gelerek, ihtiyaç analizi yapıyoruz. Resmi işsizlik oranı yüzde 21'dir ama bizim gayri resmi tespitimiz yüzde 30'unun üzerindeyiz. Diyarbakır'ın çevre ilçeleriyle birlikte nüfusu yaklaşık 1.5 milyon, 575 bin kişi yeşil kartlı. Yani kentin 3'te biri yeşil kart kullanıyor. Yani bu hiçbir geliri olmadığını ispat etmiş insanların sayısı. Son 7 yılda Türkiye'nin ihracat artışı yüzde 2.8 Diyarbakır'ınki ise yüzde 24. Ama rakam 750 bin dolar.

Son 3 yılda kurulan şirket sayısı Türkiye ortalamasının üzerinde, şirket kapanışları da altında. Bu gösterge önemli bizim için. Şirketler genelde küçük işletmeler ama demek ki gayret var.

Uluslararası sivil havalimanı olmalı

Sayın Başbakan'a havaalanı ile ilgili bir talep olduğunu ilettiler, kendisi de sağ olsun iyi niyetle havaalanının bitişindeki 250 dönüm arazinin istimlakiyle ilgili talimat verdi. Oraya 25 bin metrekare kapalı alanlı bir modern bina yapı olacak.

Şu andaki bina 4 uçağın yanaşmasını sağlıyor. Diyarbakır'a günde bazen 20 uçak geliyor. Bu yüzden apron yetersiz kalıyor. 10 uçağın yanaşacağı bir apron yapılmasının talimatını vermiş. Ama bizim talebimiz Diyarbakır'ın havaalanının uluslararası sivil bir havalimanına dönüştürülmesi. Buraya kargo uçaklarının gelebilmesi. Şehrin içinde kalan gürültü ve tehlike arz eden mevcut havaalanının da uygun bir yere nakledilmesi.

Diyarbakır: Betimleyemezseniz belirleyemezsiniz de

ANALİZ / Rüştü BOZKURT

Üzerinde çalıştığınız bir olgunun bileşenlerinin ayrıntılarını bilmiyor, bağlamlarını gerektiği kadar gözlemiyor ve bakış açımızı sağlam varsayımlar üzerine oturtamıyorsak; birikimlerimizi değerlendiremez, bilincimizi derinleştiremez, dönüştürücü buluşların sahibi olamaz, dengeli beklentiler yaratamaz ve son çözümlemede "bereket" üretemeyiz. Bir sorunu "betimleme", aynı zamanda "tanımlamayı", gelişmenin yönünü ve hızını "belirlemeyi" beraberinde getirir. Betimlemek belirleyebilmektir. Diyarbakır'da kanaat önderleri ve girişimcilerle yaptığımız ayrıntılı görüşmelerde ulaştığımız sonuçları 5 alt-başlıkta paylaşalım :

1)Siyaset konuştuğumuz kadar ekonomi de konuşmalıyız, 2)Altyapıdaki ivedi sorunları çözüme kavuşturmalıyız, 3)Kamunun sağladığı kolektif destekleri anlatmalı ve işletmeliyiz, 4)Öncelikli yatırım alanlarında "olabilir" olanlar kadar "olmazları" da tartışmalıyız, 5) Yatırımcı cazibesi yaratma konusunda tüm kuruluş ve kurumların doğru enformasyon, etkin koordinasyon ve odaklanmasını sağlamalıyız.

Siyaset kadar ekonomi konuşalım

Osman S.Arolat'la Kıbrıs'ta bir toplantıya katıldık.Toplantının iki siyasetçi konuşmacısı vardı: M.Ali Talat ve Serdar Denktaş… Sıra bana gelinceye kadar hiçbir konuşmacı, Kıbrıs' da maddi ve kültürel

zenginlik üretimiyle ilgili tek söz söylemedi.Çok bildik, çok alışık olduğumuz kavramlarla siyaset dillendirildi.Ben tam tersi, Kıbrıs' da ekonomik gelişmeyi sağlayacak potansiyelleri, girişimciler için fırsat alanlarını anlatarak, söylemin değişmesi gerektiğini anlattım. Dışarıdan bakıldığında Diyarbakır'da da "siyaset konuşmaları" öne çıkmış gibi gözükse de, kanaat önderleri ile bir araya geldiğimizde, yörenin "potansiyelleri", "öncelikli yatırım alanları" ve "girişimci için cazibe yaratma sorunlarının " da en az siyaset kadar kentin gündeminde olduğunu anlıyorsunuz. Tartışmaların yarısını siyaset oluşturursa da , diğer yarasını da kent nüfusunun yapısı, iş ve aş ihtiyacı, istihdamın önemi, refahın yaygınlaştırılması gibi konular oluşturuyor. Kanaat önderleri, merkezi konum, yer altı ve yerüstü zenginlikler kadar "altyapıda ivedi çözüm" bekleyen konuları bir çırpıda masanın üstüne yığıveriyor.

Altyapıda ivedi çözümler

Diyarbakır'ın bir OSB'si var. Orada yatırım yapmış olanların mevcut altyapıdaki eksikliklerle ilgili haklı öfkelerini gözledik. Örneğin, doğalgaz ana hattı 5 kilometre uzaktan geçtiği halde OSB'deki tesisler yararlanamıyor. Böyle bir gecikmenin , ertelemenin varsa savsaklamanın gerekçeleri girişimci bilme hakkına sahip değil mi?.

DiyarbakırOSB'sinde mermer ve yapı elemanları gibi birim ağırlığı fazla ürünlerin üretimi yaygınlaşıyor. OSB'ye araç giriş-çıkışlarını kolaylaştıracak "çevre yolu" yapılmadığı için, girişimcilerin ödediklerini söyledikleri "ek maliyetler" hiç de küçümsenecek gibi değil. OSB'nin "çevre çiti" yapılmadığı için bazı girişimciler de tedirginlik yaratıyor; ivedilikle çözülmesi gereken ölçeği küçük sorunlar bütün bunlar. OSB'ye demiryolu bağlantısı ile ilgili verilen sözler, yaratılan beklentiler de bir türlü yerine gelmediği için girişimci insanların öfkesi giderek kabarıyor.

Destekler, hedef tutturamıyor

Son dönemde Diyarbakır 'da kamunun yarattığı beklentilerden biri de " Hayvancılık İhtisas OSB' sı" idi. Gelişmeler, bizim tartışma olanağı bulduğumuz insanların hepsinde bir "umutsuzluğa" dönüşmüş

durumda. Verilen sözlerle,yaratılan sonuçlar arasında uyumsuzluk, umutsuzluk yaratıyor. KOSGEB destekleri, KGF, Kalkınma Ajansı, GAP projesi, havaalanı konusunda beklentiler ile yapılanlar arasında

da uyum yok. Anladığım kadarıyla "birbirini anlama mesafesi" mesafesi giderek açılıyor. Can Yücel'in şiir tam da bu sorunlarla ilgili durumu betimliyor: "En uzak mesafe/ Ne Afrika'dır/ Ne Çin'dir/ Ne Hindistan / Ne seyyareler/ Ne de yıldızlar geceleri ışıldayan/ En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir / Birbirini anlamayın". Dıyarbakır'da bizim ulaşabildiğimiz insanların analizleri, kamunun kolektif desteklerinin ne olduğu ,nasıl uygulanacağı gerektiği gibi anlatılmamış… Bir ortak dil ve uygulama zemini oluşmamış… Desteklerin anlatılması ve anlaşılması üstüne yapılması gerekenler bir hayli iş var.

Fizibilite mantığı geliştirilmeli

Hayat akıp gidiyor. Hiçbir şey yerinde durmuyor. Diyarbakır'ın ihtiyaçları ve karşılanması da dinamik bir sorun. O nedenle, tarım yatırımları, hayvancılık projeleri, turizm potansiyelleri, mermer ve inşaat malzemeleri yatırımları, strafor üretiminden hazır giyime kadar her alanda "fizibilite anlayışını" hakim kılan, aşırı ve noksan değerlendirmelerden kaçınan bir iş yapma tarzını hayatın derinliklerine taşımamız gerekiyor. "Olabilir" olanları öne çıkarmak, dengesiz beklenti yaratıyor; beklentiler gerçekleşmeyince de öfke büyüyor. O nedenle, "başlangıç noktasına hassas bağlılık" en çok da geri kalmış bölgelerdeki projeler için önem taşıyor. Ağızdan çıkan her sözün "olabilir" olanları kadar "olmazları" da gerekçeleri ile ortaya koymalıyız.

Cazibe alanı yaratma

Bu yazı çerçevesinde söylenmesi gereken bir başta husus yörenin "yatırım cazibe merkezi" haline getirilmesi çabalarının üzerine oturması gereken zeminle ilgili almalı. Bir numaralı sorun "güvenlik". Bu konu el birliği ile aşmalı. Güvenlik sorununu aşmak için de "siyasi irade" olmazsa olmazlardan biri . İkincisi, yörenin olanak ve kısıtlarını nesnel biçimde analiz eden, fırsat ve tehlikeleri "kral çıplak" mantığı ile anlatan bir "netliğe" ihtiyaç var…Bu bir "plan" işi. O plana bizi götürecek olan da "yöre envanterinin" sağlayacağı "net enformasyon", kamu kuruluşları, özel girişim ve STK'lar arasında "etkin koordinasyon" ve öncelikleri belirlenmiş alanlara "odaklanma" olacaktır…

İş yapma tarzlarının zenginlik üretimindeki önemi giderek artıyor. Biz, atadan,anadan gelen algılamalarla geleceği inşa edemeyiz. O nedenle değişen dünya koşullarına uygun iş yapmanın yol ve yordamı üzerine kafa yormalıyız. Hem de çok yormalıyız. Ayrıntı bilginiz yoksa betimleyemezsiniz… Betimleyemediğiniz bir işin gelişmesinin yönü ve hızını belirleyemezsiniz. O zaman gelişmeler "rastlantıların tutsağı" olur ki, böylesi bir sonuç "insan ve sermaye kaynağı israf eder"…Bu çağda her türlü israf ayıptır, günahtır….

 

 

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap