12 °C

”Halk oylamasında hayır demenin özgürlüğü yoktu”

Kılıçdaroğlu, "Referandumda evet demenin özgürlüğü vardı ama hayır demenin pek yoktu" dedi.

”Halk oylamasında hayır demenin özgürlüğü yoktu”

BRÜKSEL - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'de 12 Eylül'de yapılan halk oylamasında "evet" deme özgürlüğü olduğunu, fakat "hayır" deme özgürlüğünün pek olmadığını savundu.

Düşünce kuruluşu Avrupa Politika Merkezi'nde konuşan Kılıçdaroğlu, anayasa paketi konusunda üniversitelerin konuşamadığını ileri sürerek, şunları kaydetti:

"(Halk oylamasında) 'evet' demenin özgürlüğü vardı ama 'hayır' demenin pek yoktu. Antalya'da 2 kadın 'hayır' dedikleri için bir geceyi nezarette geçirdiler. Gaziantep'te bir genç 'hayır' tişörtü giydiği için gözaltına alındı. Buna benzer çok örnek verebiliriz. Bütün bilbordlarda 'evet' vardı, bütün afişler 'evet' idi. Bütün gazetelerde tam sayfa 'evet' ilanları vardı. Acaba Avrupalı dostlarımız niçin gazetelerde 'hayır' ilanı çıkmadı diye sordular mı?

Saydamlık demokrasilerde çok önemlidir. 'Evet' kampanyasının maliyetini kim biliyor ? 'Hayır' kampanyasının, bizim kampanyamızın maliyeti belli: 2 milyon 600 bin lira. Ama AK Parti'nin kampanyasının maliyetini açıklaması lazım."

Kılıçdaroğlu, "Bazı köşe yazarları referandum öncesi zorunlu izin alıyorsa, bunlara zorunlu izin veriliyorsa, kimse bana (halk oylaması özgür ortamda yapıldı) demesin. Hükümeti hiçbir işadamı eleştiremez. Çünkü 'biz tarafsızız' diyen işadamlarını bile Sayın Başbakan eleştirirken, 'tarafsız olan bertaraf olur' dedi. Yani 'tarafsız olan yok olur'. Bunu bir ülkenin başbakanı söylüyor. Reform yaptığı söylenen bir başbakan söylüyor" şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu, kabul edilen anayasa değişikliğiyle ilgili "Aynı maddeleri kendi ülkenizde uygulayabilirseniz biz de bunu kabul edeceğiz. Eminim hiçbir AB üyesi böyle bir yargı bağımsızlığını asla kabul etmez" dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, aşırı dinci akımlar konusundaki bir soru üzerine, şu ifadeleri kullandı:

"Aşırı dinci akımlar konusunda Batı'da oluşan bir kuşku var. Biz inançların özgürce yerine getirildiği, dinin siyasallaşmadığı bir ortamda CHP'nin bu konuda güvence olduğu kanısındayız. İnançlar siyasallaştığı zaman doğal olarak radikal akımlar çıkabiliyor. Tarih de bunu böyle gösteriyor. Ama insanların inançlarını özgürce yerine getirebildikleri bir ortamda Türkiye'de aşıdı dinci akımların yer bulmayacağı kanısındayız."

Ermenistan

Kılıçdaroğlu, Ermenistan'la ilişkiler konusunda görüşlerinin sorulması üzerine, şunları kaydetti:

 "Biz bütün komşularımızla barış içinde yaşamak isteriz. Türkiye'nin geleneğinde Mustafa Kemal'den gelen 'yurtta barış dünyada barış' sözü var.

Ermenistan'la da çok iyi ilişkiler kurmak isteriz. İki tarafın arşivleri açılsın, biz açtık. Tarihçiler biraraya gelip bu konuyu araştırsın, orada da tereddüt yok. Geçmişte ciddi dramatik olayların yaşandığını biz de biliyoruz ama onları kin ve intikam üzerine kurgulamamalıyız.

Geleceğe, çocuklarımıza güzel bir dünya bırakmak zorundayız. Geçmişin acılarını geleceğe taşımak hiçbir topluma yarar getirmez. Geçmişteki acıları tümüyle unutalım mı ? Hayır, ama objektif yazmamız, doğruları yazmamız lazım. Arşivleri açalım, tartışalım. Doğrular yansısın. Hiçbir tereddütümüz yok ama geçmişte yaşanmış acılar bugün bizlerin biraraya gelip dostça söylemler geliştirmemize engel olmamalı. Geçmişin hataları gelecek kuşaklara fatura edilmemeli. Herşey insan sevgisi üzerine kurgulanmalı."

Kıbrıs

Kılıçdaroğlu, Kıbrıs sorunu konusundaki bir soruya da "Biz AB'nin (KKTC'ye) verdiği sözün arkasında durmasını bekliyoruz. Çözüm için gerekli katkı Türk tarafınca yapılmıştır. Annan Planı'na 'evet' denmiştir. Üstelik uluslararası kuruluşların da isteği doğrultusunda bu gerçekleşmiştir. BM'nin hazırladığı bir plandır. Ama kabul etmeyenlerin ödüllendirilmesi gibi bir sonuç ortaya çıkmıştır. Bu açıdan biz, AB'nin daha duyarlı davranmasını bekliyoruz" cevabını verdi.

"AB ile eşgüdümlü dış politika"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, hükümetin dış politikasını değerlendirirken, şu ifadeleri kullandı:

"AK Parti hükümeti, Türkiye'nin içinde bulunduğu bölgede, 'öncü ve arabulucu' bir rol üstlenme iddiasında bulunurken, Avrupa Birliği sürecinin gerektirdiği demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan haklarına saygı gibi evrensel değerleri bölge ülkelerine yayma konusunda irade ortaya koymamaktadır.

Oysa CHP, Avrupa Birliği üyeliğine aday olan Türkiye'nin başta İran ve İsrail olmak üzere komşu ülkelere yönelik politikasında, Avrupa Birliği ile eşgüdüm içerisinde olmayı çok önemli görmektedir."

Kılıçdaroğlu, daha sonra Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu'nun Avrupa Parlamentosu (AP) kanadı üyeleriyle basına kapalı toplantı yaptı.

 

Dunya.com

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.