"İmzalar getirilirse tüzüğe uygun olarak gereği yapılır"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Tezcan, "Olağanüstü kurultay süreci parti tüzüğümüzde belirtilen çerçevede yürüyor, partinin iç işidir. Toplayan arkadaşlarımız, topladıkları imzayı getirirlerse tüzüğe uygun olarak gereği yapılır." dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı.

Toplantı sürerken açıklama yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, bugünün Erzurum Kongresi'nin toplanışının 99. yıl dönümü olduğunu hatırlattı.

Erzurum ve ardından gerçekleştirilen Sivas Kongresi'nin, Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıkmasıyla başlayan Milli Mücadele sürecinin önemli dönüm noktalarından olduğunu belirten Tezcan, 99 yıl önce milli iradeyi hakim kılma konusunda yakılan ateşin, egemenliğin saraydan alınıp, milletin iradesini temsil eden Meclise verilmesiyle sonuçlandığını dile getirdi.

Aradan geçen süre içerisinde, milli iradeye yönelik birçok saldırının gerçekleştiğini ancak bugün en sistematik saldırının yapıldığı günlerden geçildiğini ifade eden Tezcan, TBMM'nin etkisiz kılındığı, yok edilmeye çalışıldığı bir dönem yaşandığını öne sürdü.

Buna karşı TBMM üyeleri olarak milletin iradesini savunma kararlılığıyla mücadeleye devam edeceklerini belirten Tezcan, kararnamelerle bir saray rejiminin kurulduğunu, hukukun, Anayasa'nın, kuvvetler ayrılığının olmadığını savundu.

Tezcan, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu hakkındaki kararını eleştirerek, kararın siyasetin talimatı altında verildiğini, hiçbir hukukçunun böyle bir kararın altına imza atmayacağını vurguladı.

"Demokrasi ve hukuku savunacağız"

Yeniden milletvekili seçilen Berberoğlu'nun Anayasa'ya göre yeniden dokunulmazlık kazandığını belirten Tezcan, 16. Ceza Dairesinin kararının yasama organının iradesine de ipotek koyduğunu söyledi.

CHP Parti Meclisi Üyesi Eren Erdem'in de aynı durumu yaşadığını, yargı eliyle rehin alınmaların yaşandığı bir dönemden geçildiğini iddia eden Tezcan, demokrasi ve hukuku kararlı bir şekilde savunacaklarının altını çizdi.

Tezcan, her şeye rağmen yargı organları içerisinde hukukun üstünlüğüne inanan cesaretli yargıçların tamamen tükendiğini düşünmediklerini, Berberoğlu'nun itirazını değerlendirecek 17. Ceza Dairesinden bu hukuk ayıbını gidermesini beklediklerini dile getirdi.

"Türkiye çağdaş dünyayla ilişki kuramaz"

Terörle mücadele kapsamında TBMM'ye sunulan yasa teklifinin Türkiye'yi sürekli olağanüstü hal (OHAL) rejimi altında yaşamaya mahkum edeceğini ileri süren Tezcan, adaletsizliği ve hukuksuzluğu yerleştiren bu yasa teklifinin Anayasa'ya aykırı olduğunu söyledi.

Bu teklifin, TBMM'de derhal reddedilmesi gerektiğini ifade eden Tezcan, Anayasa'da "Toplu suçlarda 4 günden fazla gözaltına alma işlemi uygulanamaz" denilmesine rağmen düzenlemenin bu süreyi 12 güne kadar çıkardığına dikkati çekti.

Bu sürenin, bireysel suçlarda ise 6 güne kadar çıkarıldığına işaret eden Tezcan, "Bu düzenlemeyi içeren bir düzenin adı hukuk düzeni olamaz. Türkiye bununla çağdaş dünyayla, dünyanın ileri gelişmiş ülkeleriyle, demokratik ülkeleriyle sağlıklı bir ilişki kuramaz." diye konuştu.

Aynı düzenlemeyle, "kamuda çalışanların sorgusuz sualsiz ihraç edilmesi" hükmünün kanuna konulacağını anlatan Tezcan, OHAL yetkilerinin tamamının alınıp kanuna konulduğunu, işten çıkarılanların mahkeme kararıyla dönseler dahi tazminat alamayacaklarını ifade etti.

"Deli Dumrul yaratma teklifi"

Düzenlemeyle valilere "şehir kapatma" yetkisinin getirildiğini ileri süren Tezcan, "Türkiye'nin 81 ilinde, 81 vali değil, 81 Deli Dumrul yaratma teklifidir bu. 'İstediğim şehre giriş yasak, istediğim şehirden çıkış yasak.' Valilik değil, Deli Dumrul yaratma düzeni. Böyle bir şey olur mu? Hukuk var. Hangi kararla, neye dayanarak bunu yapacaksın?" dedi.

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na şirketlere gelecek 3 yıl içerisinde el koyma ve kayyum atama yetkisinin getirildiğini anımsatan Tezcan, Türkiye'nin bu şekilde sermaye güvenliğini sağlayabilmesinin, yabancı sermayenin gelmesinin mümkün olmadığını söyledi.

Bülent Tezcan, düzenlemeyle Türkiye'deki sermayenin içeride tutulamayacağını ileri sürerek, "Ondan sonra iş adamlarına çıkıp diyeceksin ki 'Buradan sermayeyi dışarı kaçırmak vatana ihanettir. Eğer vatana ihaneti arıyorsanız, Türkiye'de hukukun olmadığı bir düzen yaratanlara bakacaksınız. İhanet sizin yaptığınız. Bu vatan bunu hak etmiyor. Bu vatanda yaşayan bu millet bunu hak etmiyor. Çadır devletinden daha geri bir noktaya Türkiye Cumhuriyeti devletini taşıyan bir düzenlemeyle karşı karşıyayız." diye konuştu.

Bunun piyasa güvenliğine, normalleşmeye aykırı bir durum olduğunu belirten Tezcan, "OHAL'i kaldırdık, normalleşeceğiz yalanına hiç kimse inanmasın. Bu, sürekli OHAL rejimi düzeni yaratmaktır. Bu normalleşme değil anormalliği yerleştirme düzenidir." ifadesini kullandı.

"Bedelli askerlik meselesine yaklaşımımız net"

OHAL ilan edilmeden önce 2 lira 90 kuruş olan doların şimdi 4 lira 90 kuruşa, 3 lira 20 kuruş olan avronun 5 lira 8 kuruşa, 7,64 olan tüketici enflasyonunun ise 15,39'a çıktığını dile getiren Tezcan, ekonomide bütün olumsuzlukları yaratan bu düzenin kalıcı hale getirilmeye çalışıldığını savundu.

Tezcan, "iş cinayetlerinin" sürdüğünü ifade ederek, Yatağan Termik Santrali'nde çöken bant nedeniyle 2 işçinin hayatını kaybettiğini hatırlattı. Tezcan, sürekli Meclis Araştırma Önergesi verip iş cinayetlerine önlem alınmasını istemelerine rağmen, Türkiye'de her gün 5 işçinin hayatını kaybettiğini belirtti.

Bedelli askerlik konusuna da değinen Tezcan, şu değerlendirmede bulundu:

"Bedelli askerlik meselesine yaklaşımımız çok nettir. Eşitsizlik ve ayrımları ortadan kaldıracak ve soruna geçici önlemlerle değil kesin çözümlerle yaklaşacak bir tutumu alma zamanı gelmiş de geçiyor. Bedelli askerlik teklifine destek vereceğiz ancak düzeltilmesi gereken hususlar var. 21 güne indirmişler temel eğitim süresini, bunun bir anlamı yoktur. Madem bedelli askerlik getirdiniz bu temel eğitimin de kalkması gerekir. Bedel ödeyerek eğer askerlik yaptırıyorsanız, 21 gün kışlaya sokmanın bir anlamı yoktur. Kimse kendini ve milleti aldatmaya kalkmasın, bunun bir anlamı yoktur."

"Şehit ve gazi aileleri ile yoksul asker ailelerine verilmeli"

Bir başka önemli noktanın ise bedelli askerlikten elde edilecek gelirlerin harcama usulü olduğunu belirten Tezcan, "Buradan elde edilecek gelir birincisi, yoksul asker ailelerine ve o askerlere ödenmelidir. İkincisi şehit yakınları ve gazilere harcanmalıdır. Daha önceki bedelli uygulamasında toplanan para ile Savunma Sanayi Müsteşarlığına makam otomobili alınmıştı, ayıptır. Bu nedenle gelirlerin şehit ve gazi aileleri ile yoksul asker ailelerine ayrılması sağlanmalıdır." dedi.

"Bedelli askerlik şartlarını taşıdığı halde parası olmayan ne olacak?" sorusunu yönelten CHP Genel Başkan Yardımcısı Tezcan, şöyle devam etti:

"Şunu mu diyeceğiz, 'Parası olana tezkere, parası olmayan askere.' Bu doğru bir yaklaşım değildir. Parası olmayanların da bedel ödemeden bu haktan yararlanmaları gerekir. Soruna köklü bir çözüm bulmak zorundayız. Bu nedenle daha önce ifade etmiştik, askerlik süresinin kısaltılması, belli dönemlerde kamuya hizmet ederek ya da yaz döneminde öğrencilerin askerlik yapmasını sağlayacak yöntemlerle soruna köklü çözümler bulmak durumundayız. Öyle olursa bu askerlik meselesi siyasi rant aracı olmaktan da çıkarılmış olur."

"Tartışmalar anlamsız"

Tezcan, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

"CHP'de olağanüstü kurultay için toplanan imzaların" sorulduğu Bülent Tezcan, şunları kaydetti:

"Olağanüstü kurultay süreci parti tüzüğümüzde belirtilen çerçevede yürüyor, partinin iç işidir. Toplayan arkadaşlarımız, topladıkları imzayı getirirlerse tüzüğe uygun olarak gereği yapılır, yapılacaktır ancak delegeye baskı iddialarının gerçekle hiçbir ilgisi yoktur, doğru değildir. Bu iddiaları ifade etmenin partiye yararı da yoktur. Tam tersine zararı vardır. Zaten mevcut ortamda baskı iddiasını haklı kılacak bir tablo da yoktur çünkü Sayın Genel Başkanımız bir açıklama yaptırmıştır. '604 imza toplanmışsa sayıları yarıştırmanın alemi yok, teslim edin, derhal kurultayı toplayacağız' denmiştir. Bu çağrının yapıldığı yerde, 'Delegelere baskı yapılıyor' demenin bir anlamı yoktur. Yeterli sayı bulunmadan da 'Buyurun getirin, kurultayı toplayacağız’ demiştir genel merkez. Bu nedenle bu tartışmalar anlamsız. Onu bırakalım, kendi içinde, kendi mecrasında yürüsün, Türkiye'nin esaslı ve ciddi meseleleri var, oraya bakacağız."

Bu konularda ilginizi çekebilir