9 °C

“İnsan kaynakları enfes bir iş….”

İnsan kaynakları, çalışan ve geleceği, Uluslararası Koçluk Federasyonu ve fütürizm konularıyla ilgilenen Ebru Pilav, “Çalışan ve Aile Destek Programı”nı yürütüyor; ekibiyle birlikte daha mutlu çalışanlar ve güçlü kurumlar yaratmak için uğraşıyor.

“İnsan kaynakları enfes bir iş….”

Bu hafta konuğum Ebru Pilav. İnsan kaynakları konusunda ciddi bir deneyimi var. Bugün de kendini insanlığa adamış durumda. Özellikle içinden geçtiğimiz bol travmalı günlerde bu sayfaya davet ettim Ebru Hanım’ı. Bana “Çalışan ve Aile Destek Programı” konusunda bilgi verdi. Ahilerin deyimiyle “el vermek lâzım” diyor. İnsan denilen varlığın karmaşıklığından başladık, aile yapısına kadar devam ettik. Paylaşmasak olmazdı. 

- Okuyucuların anlaması için tam olarak ne yaptığınızı kısaca anlatır mısınız ? 

İnsan kaynakları uzmanlık alanım. Şu an LEAP’te şirket yöneticisi olarak görev yapıyorum. Çalışanın hayat kalitesi ve çalışan geleceği ile ilgili çalışmalar yapıyoruz. 

- Birden fazla iş yaptığınızı duyuyorum. Biraz daha açar mısınız? 

20 yıl insan kaynakları profesyoneli olarak görev yaparken, var oluş amacımı keşfetmemle yaşamımda bir ekosistemi kurmaya adım attım. Bu sistemimin içinde “İnsan kaynakları, Çalışan ve Geleceği, Uluslararası Koçluk Federasyonu ve Fütürizm” yer almakta. İnsan Kaynakları mesleğimde her günüme mutlu başlayarak binlerce gence ve insana dokundum. Enfes bir iş bence insan kaynakları! Bunun yanına uluslararası tecrübeler, farklı kültürler ve de koçluk da eklendi. Gelecekteki insanı araştırırken de dünyada önemli bir destek programı ve yan haklar standartı olan LEAP ile tanıştım. Şu an da bu ekosistemimin her noktasını kapsayan “Çalışan ve Aile Destek Programı” konusunda ekibimizle daha mutlu çalışanlar ve güçlü kurumlar yaratmaya çalışıyoruz. 

- Nedir “Çalışan ve Aile Destek Programı?” 

“Çalışan ve Aile Destek Programı”; çalışanların yaşam kalitesini ve verimliliğini artırmaya yönelik geniş kapsamlı, 7 gün 24 saat bireysel danışmanlık hizmeti sunan bir program. Çalışanların iş ve özel hayatta karşılaştıkları sorunları anlamak ve üstesinden gelmek için hizmet veren “Çalışan ve Aile Destek Programı”, yarattığı performans artışı ile kurumlara katma değer sağlar. Bunun yanında kişinin ve ailesinin de sırdaşıdır. En temel hizmetimiz olan psikolojik danışmanlık hizmetiyle çalışanlar, duygusal ve zihinsel konularda rahatça ve gizlilik ilkesi kapsamında destek alıyor. Bu konuda 30 yıllık birikimimizi çalışanlara aktarıyoruz. Bu hizmet yanında; tıbbi, mali, yasal mevzuat, uyku, evlilik, aile, çocuk-ergen, anne-bebek, eğitim, wellness, concierge danışmanlıkları ile bütünleşik bir modeli yönetiyoruz. Söz konusu destek; çalışanların dertlerini azaltıp yaşam kalitesini yükseltirken kurumlara da çözüm ortaklığı sunar. Aslında bir nevi “yeniden umut” inşa ediyoruz… 

- Ailenizin hayattaki seçimlerinize etkisi oldu mu? 

Anne ve babam ben küçükken ayrılmayı tercih etmişler. Bu ayrılışın hayat seçimlerime etkisi olabilir. Ebeveynlerimin yanında, doğru ve hayattan tat almasını bilen arkadaş seçimlerim de huzurlu ve değer bilen ilişkiler kurmama yardımcı oldu. Özetle, sevdiğim insanlarla kenetlenmiş, özerk büyütülmüş, aile fertlerinin her zaman güvenip yanımda olduğu bir aile hayatım oldu.

- Bu işi yapmaya ne zaman karar verdiniz ? 

Bu işi yapmaya üniversite 1. sınıfta karar verdim. Anlattığım gibi, çocukken hep bir duygu vardı ama farkındalığın oluşması 18. yaşıma denk geliyor. Anlamının bulunması ise 30’lu yaşlarıma rastlar.

“KİŞİSEL DESTEĞE KONU OLAN GİZLİ KALMALI…” 

- Peki, yaptığınız iş dünden bugüne ne kadar değişti ? 

1917 yılında ilk olarak çalışanların kişisel problemlerinin iş performanslarına etkisi olduğunun tespitinin ardından, 1940’lı yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nde işyerindeki problemlerin uyuşturucu ve alkolle olan ilişkisi araştırılmaya başlanmıştır. 1970’lerde programa ilgi oluşmaya başlamış ve 1976 yılında pilot projeler başlatılmıştır. 1980’li yılların başlamasıyla birlikte özel sektör firmalarında da benimsenmeye başlanan program yan haklar kapsamında giderek daha çok çalışan tarafından kullanılmaya başlamıştır. SHRM’nin istatistiklerine göre, 1985 yılında ABD’deki çalışanlarının yüzde 31’i “Çalışan ve Aile Destek Programı”nı kullanırken, bu sayı 2004 yılında yüzde 75’i bulmuştur. Bugün de ABD’de “Fortune 500” listesinde yer alan şirketlerin yüzde 90’ı ve İngiltere’nin önde gelen 25 şirketinde yüzde 92 oranında kullanılmakta. Gelişmiş ülkelerde bir standart olarak yan haklara giren bu hizmet Türkiye’de ise bir standart olma yolunda hızlıca ilerlemekte. Programın çalışanlar tarafından kabul görmesindeki ve hızlı ilerlemesindeki en önemli etmenin kişisel desteğe konu olan problemlerin gizli kalması olduğu gerçeğini de unutmamak gerekir.

- Başka hangi mesleği tercih ederdiniz ya da ne yapmak istediniz ?

Profesyonel bir müzik enstrümanı çalan ses sanatçısı olmak isterdim. Bir tecrübe sonrası; bir okul açıp gelecek nesillere alanında en iyi sanatçıların hem profesyonel hayatlarını hem de özel hayatlarından öğrenme platformunu yaratmak isterdim. Geçmiş kuşaklarda usta çırağına sanat eserini yıllarca anlatır, eseri ile gurur duyar ve o çırağa “el verir”di... Yeni dünya düzeninde ise durum farklı. Beni doyuma ulaştıran hayatın verdiğini geri vermek ve “el vermek”… 

“OĞLUM ‘TAM BANA GÖRE’ DİYECEĞİ İŞİ YAPSIN…” 

- İleride oğlunuz bu işi yapsın ister misiniz ? 

İstek ve yetenek birlikte oluşur. İsteği varsa elbette. Oğlum ortaokulda ve matematik ilgi alanı. Eğer hayatına bu işi yaparak devam etmeyi seçerse neden olmasın. Fakat kendisini rahat hissedeceği ve “Bu iş tam bana göre” dediği bir iş yapar, dilerim.

“MUTSUZLUĞU ELE ALIP MUTLULUĞA ÇEVİRMEYE ÇALIŞIYORUZ”

- Şu an yaşadığımız travmalarla ilgili neler yapıyorsunuz ? 

İşimizin önemli kısımlarından biri de kriz yönetimi ve travma sonrası stres yönetimiyle ilgili. Özellikle son zamanlarda terör ve maruz kaldığımız darbe girişimi bir tehdit olarak kendisini caddelerde, meydanlarda, ulaşım araçlarında ve havaalanında olduğu gibi çalışanların iş ortamlarına kadar hissettiriyor. Çalışanlar, rutin yaşamlarının bir parçası olarak kullandıkları yollar ve ulaşım araçlarından başlayarak sokakta kendilerini tedirgin hisseder, yakınları için endişelenir hale gelirler. Yoğun kaygının mutsuzluk kaynağı olmanın ötesinde konsantrasyonu azaltması, üretkenliği azaltması gibi çalışan verimliliği üzerinde önemli etkileri olur. Bizler bu mutsuzluğu mutluluğa çevirerek milletimize destek oluyoruz.

ULUSLARARASI TECRÜBELERİ YEREL TECRÜBEMİZLE BİRLEŞTİRECEĞİZ 

- Bu işte eğitimin, ilişkilerin ve tecrübenin payı size göre yüzde kaçtır ? 

Bence eşit derecede hepsi. Çünkü insan denen varlık karmaşık. Duyguları, şuuraltı, ego ve kişilik yapıları çok farklı. Bizim mesleğimizde hem uzman olmanın hem kurulan sağlıklı ilişkilerin, hem de tecrübenin yeri oldukça önemlidir. İnsanlar güvenen varlıklar olarak doğarlar. Toplumsallaşma sürecinde ise bu güveni kaybedebilirler. İnsan güvendiği an açılır. Bizim mesleğimizde de kimi insan eğitime, kimisi tecrübe veya ilişki yönetimine güveniyor. Bire bir sadece iki kişi arasında kalan bir bağ kuruluyor. 

- Yaptığınız işte küresel olarak öne çıkmış isimler veya kurumlar var mı? 

“Çalışan ve Aile Destek Programı” konusunda küresel anlamda geniş çalışan kitlelerine yayılan öne çıkmış firmalardan bazıları; Morneau Shepell, ComPsych, Magellan… Haziran 2016 tarihi itibariyle Morneau Shepell global firmasının Türkiye’deki iş ortağı olduk. Bundan sonra bu işbirliğiyle daha da güçlenip uluslararası tecrübeleri yerel tecrübemiz ile birleştiriyor olacağız.

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.