19 °C

Mali müşavirlikte “olgu, kural ve ilkelerle” yürümenin yol haritası!

YAHYA ARIKAN - İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Başkanı

Mali müşavirlikte “olgu, kural ve ilkelerle” yürümenin yol haritası!

Mali müşavirlik mesleğinde temel sorunların aşılması için sihirli tek bir formül yok. Araştırıp öğrenme, düşünüp çözümleme, sonuca bağlamak için genel fotoğraf görülmeli “olgu, kural ve ilkeler” bütünüyle hareket edilmeli. 

Meslekte bugün sorunların aşılması adına, analitik bir yöntemle “25 yıl önce neredeydik, bugün neredeyiz, yarın nereye gideceğiz” üzerinden gitmek ise en doğru yöntemlerden biri olabilir. 

Dün neredeydik? 

Muhasebe mesleği, meslektaşlarımın bildiği gibi, gelir ve kurumlar vergisinde 50’li ve 60’lı yıllardaki yapılan değişiklikle daha çok önem kazanmaya başladı. Bu süreç 80’li yıllara kadar devam etti. 1984 yılına kadar, adeta mart ayından mart ayına yapılan bir meslek icra edildi. Müşteriler bir poşet içersinde faturaları getirir, meslektaşlarım da mart ayı sonuna kadar bunları tamamlardı. Hatta öyle müşteriler vardı ki, son anda faturaların yazılmasını ve beyannamelerin düzenlenmesini isterdi. Mart ayı bittiğinde de 11 ay mali tatile çıkılırdı. Ama ne zamanki 1984’te Katma Değer Vergisi çıktı, düzenli olarak muhasebe tutulmaya başlandı. 

1990 yılı ise; odalarımız ve TÜRMOB’un kurulmasıyla mesleğimizde önemli bir dönemeç oldu. Çünkü o yıla kadar, meslektaşımızla ilgili temel görüntü kâtip imajıydı. Eğitimler öne çıkınca, yıllar süren büyük mücadeleyle kötü imaj silinebildi. Tek Düzen Uygulama Tebliği ise meslekte yeni bir kilometre taşı oldu. Muhasebe camiası hiçbir yerden destek almadan, ülke çapında düzenlenen eğitimlerden yararlanarak tek düzen muhasebe sistemini hayata geçirdi. Ardından enfl asyon muhasebesi uygulaması geldi. Özveriyle üretilen yazılım sayesinde milyonlarca lira meslektaşın cebinde kalırken, süreç de başarıyla tamamlandı. Meslekte diğer bir önemli eşik de e-beyan sistemine geçiş. Çünkü çok kısa bir sürede bütün beyanname ve bildirimler elektronik ortamda verilmeye başlandı. Elle defter yazma döneminden, muhasebede ortak dilin kullanıldığı, her türlü bildirilerin internet üzerinden gönderilebildiği bir çizgiye gelindi. 

Yarınlara bakmanın farkı! 

Bu ana tabloya karşın, mesleğimizde gerçek ve doğru tavır ise “yarınlara bakmak” olmalı. “Nasıl bir yarın bizi bekliyor?” sorusu önemli. 

Bugün; yeni Ticaret Kanunu’nun getirdiği kurumsal yönetim ilkelerine uyum için atılacak adımlar, “kurumsallaşma, Türkiye Finansal Raporlama Standartları’nı uygulama, Bağımsız Denetim” benzeri konular mesleğimizin yarınlarının yeni kilometre taşlarını oluşturuyor. Artık çok net bir şekilde görülüyor ki; e-fatura ve e-defter uygulamasına geçişten sonra, gelecekte mesleğimiz, defter tutmanın yanı sıra,“finansal tabloları düzenleyenler, bunları denetleyenler ve danışmanlık yapanlar” çizgisinde şekillenecek. Finansal raporlamada, denetimde ve çeşitli danışmanlık alanlarında “uzmanlaşma” ise kaçınılmaz bir şekilde ajandamızı oluşturmaya aday. 

Kurumsallaşma zorunluluğu e-Devlet ve örgütlülük 

Görüyoruz ki kurumsal firmalar, bugün bu saydıklarımızın hepsini yapabiliyor. Meslektaşımızın da bu gözlükle bakması şart. Ancak, meslektaşımız bugünkü duruşunu devam ettirirse özlenilen hedefe uyum göstermekte ciddi şekilde zorlanabilir. Bu nedenle eğitim mesleki yarınlar için hep temel önceliğimiz olmalı. Meslekte kaliteyi yakalamak da buradan geçer. Bugün dünyada ve ülkemizde “e-devlet” ifadesiyle radikal bir değişim yaşanıyor. Bu sürecin güdümleyici gücü ise hiç kuşkusuz örgütlü yapılardır. Görüyoruz ki, meslek odalarının örgütlü gücü yok edilmek isteniyor. Kimi çevrelerde “‘oda’lara üye olma zorunluluğunun kaldırılması”, “bir oda yerine birden fazla Oda olması”, “birden fazla birlik olması” dillendiriliyor. Bugün herkesin sorumluluğu, örgütlülüğün yok edilmesine karşı durmaktır. Aynı şekilde vesayetten kurtulmuş çağdaş ve demokratik bir meslek yasasına ise her zamankinden daha büyük bir ihtiyaç vardır. 

KGK’nın mesleğe getirdiği gölge 

Tıpkı; Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’nun (KGK) yapılanması ve mesleğe yaklaşımlarında olduğu gibi. Oysa bugün; “Hazine ile mükellef arasında köprü oluşturan, işletmelerin gelişmesinde yol gösterici bir misyon üstlenen, işletmelerin uluslararası mecrada rekabetine ivme katan, her zaman büyük bir özveriyle çalışan” mali müşavirlerin geleceğine meslektaştan ziyade, tüm ekonomi aktörleri de sahip çıkmalı. 

Sahip çıkmalı çünkü ekonomide bir makas değişmesi tehlikesi vardır. KGK, varoluş sebebi “gözetim yapmak”tan ziyade, adeta kendini meslek örgütü yerine koymaya devam ediyor. Mali müşavirlerin denetçilikle ilgili neredeyse bütün yetkilerini tırpanlayarak, özellikle de gençlerin geleceğini tutsak eden bir anlayışla çalışıyor. 

Bu yaklaşımın ülkemize de zarar verdiği ortada. KGK’nın bu tavrıyla; ülkemizde kayıtlı, şeff af, hesap verebilir işletme yapıları oluşturulamaz, gerçek finansal tabloların üretilmesi sağlanamaz. 

Oysa biliyoruz ki yolsuzluğun ilacı denetim. Güvenlik ve yargı dışında, “tüm işletmeler, tüm şirketler, tüm yerel yönetimler, tüm siyasi partilerde ve vakıfl ar denetime tabi tutulmalı.” Artık KGK; çok hızlı bir şekilde asli görevi “denetimin gözetimini yapma” çizgisine çekilmeli, meslek mensuplarının önündeki engelleri kaldırmalı. 

Tüm bu vurgulananlar özelinde; “ortak dili oluşturma, örgütlülüğü pekiştirme, yarınları şekillendirecek görüşlerin ortaya konulması” zorunluluğu açık. Çünkü; haksız rekabetin önüne geçilebilmesi için öncelikle “haklı rekabet ortamları” nın yaratılması gerekir. Bu anlamda yayınlanan iki meslek kararına dört elle sahip çıkılmalı. İnanıyorum ki; 1 Ocak 2015 tarihinden itibaren zorunlu uygulanacak “tahsilatların bankadan geçmesi” ve “zamana endeksli ücret tarifesi” mesleğin sorunlarının aşılmasına önemli katkı sağlayacak. 

Tabii ki esas formülün ise; tüm burada yazılan “olgu, kural ve ilkeler” le bir bütün olduğu unutulmadan.

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.