Nobel’e aday olmadan katma değerli ürün üretilebilir mi?

Nazmi KARYAĞDI / Gelir İdaresi E.Strateji Geliştirme D.Bşk./E. Baş Hesap Uzmanı

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Geride bıraktığımız seçim döneminde siyasi partilerin açıkladığı seçim beyannamelerini incelendiğimizde “10 yıl içinde kimya, fizik, tıp, ekonomi alanlarında Nobel adayları çıkartmak ve an az bir Nobel ödülü almak” gibi bir hedef bulunmadığını görüyoruz. Sanırım böyle bir hedef olsaydı bu durum hem bilim adamları açısından hem de milletimiz açısından gurur verici olurdu.

Ancak sadece gurur değil bundan da ötesi böyle bir ödüle aday olabilmek günümüzde herkesin ağzında adeta bir sakız olan “katma değerli ürünler üretmek” şeklindeki hedefin gerçekleşmesinde önemli bir adım olurdu.
Çünkü katma değerli ürün üretebilmenin yolu katma değeri olan fikir üretmekten geçiyor. Bu ise açık fikirli (yabancıların tabiriyle open mind) olarak tanımladığı kişilerin yetişmiş olmasından geçiyor. Hatırlanacağı üzere tarihimizde Gazi Mustafa Kemal Atatürk bunu “aklı hür, fikri hür, vicdanı hür nesiller” şeklinde tanımlamıştı.
Sanırım aklı ve fikri hür olabilmenin yolu da yandaşlık ya da karşıtlık konumunda kendimizi ve fikrimizi konumlandırmadan, açık fikirlilik ve açık yüreklilikle gerçeğin peşinden gitmek ve onu ortaya koymak olmalı. 
Kapıkule’nin, Habur’un ya da Gürpınar’ın dışına çıkamayan iktisadi düşüncelerin, teorilerin ve politikaların, bilimsel, teknolojik, tarımsal buluşların doğal olarak katma değerinin yüksek nitelikte olmasını beklemek hayalcilik olsa gerektir.

Bu nedenle de aile içi eğitimden başlayıp ilk ve orta eğitimle devam eden ve nihayetinde de yüksek öğrenimle somut ürüne dönüşen “açık fikirlilik” olgusu bize göre katma değerli ürünü de kalkınmayı da büyümeyi de getirecektir. Aksi takdirde yaptığımız şey kendi mahallemizde bizim gibi düşünenlerin duygularını okşayıcı hamaset yapıp onların alkışını almaktan öteye gidemiyor. 

Nitekim Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi “Eğitimin en genel anlamdaki hedefi, çocuğun özgür bir topluma tam olarak ve sorumluluk duygusuyla katılma becerisini ve fırsatlarını en üst düzeye taşımaktır.. Eğitim, çocuk dostu, ilham verici ve çocuğu motive edici olmalıdır” diyerek konuyu net bir şekilde özetlemiştir.

Üniversitelerimizde artık girişimciliğin bir ders olarak okutulduğu ülkemizde bu konunun öğrenilmesi veya öğretilmesi zorunlu bir obje olmaktan çıkartılarak, yaratıcılığın, yenilikçiliğin (inovasyonun), açık fikirliliğin ulusal bir zihniyet haline dönüştürülmesine yönelik adımlara ihtiyaç bulunuyor. Bunu sağlamada elbette ki en büyük görev bilim insanlarımıza, akademisyenlerimize, öğretmenlerimize, ebeveynlerimize ve her kademede yöneticiliğe aday olanlara düşüyor.

Kendimize bir benzer bulup, model olarak almak için Kore’ye, Çin’e, Hindistan’a, İspanya’ya, Finlandiya’ya, Malezya’ya bakmak yerine, tıpkı Cumhuriyet’in ilk yıllarında olduğu gibi kendi “öz” başarı hikâyemizi yazmaya odaklanmamız gerekiyor.
---
(Türkiye sevdalısı, büyük bilim insanı Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu’nun aziz hatırasına)