10 °C

Öcalan'ın mesajı: Silahları bırakın

Diyarbakır'daki Nevruz kutlamasında Öcalan'ın 5 sayfalık mesajı BDP'li Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan Türkçe ve Kürtçe okudu. Öcalan örgüte silah bırakma çağrısı yaptı.

Öcalan'ın mesajı: Silahları bırakın

 

DİYARBAKIR - PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan, örgüte silahları bırakma çağrısı yaptı. Öcalan'dan "Yeni bir süreç başlıyor" mesajı geldi.  

Abdullah Öcalan’ın beklenen tarihi mesajı Diyarbakır’daki Nevroz kutlamasında  ilk olarak Pervin Buldan tarafından Kürtçe okundu. Öcalan, "Mezopotamya ve Anadolu topraklarında, en kadim halklardan biri olan Kürt halkına selam" dedi. 
 
Fırat ve Dicle nehirlerinin Türkiye’nin batısındaki nehirleri ile buluşmasına işaret eden Öcalan, "Ağrı ve Cudi dağları, Erciyes ve Kaçkar dağlarının kardeşleridir" dedi. Batı emperyalizminin, bu son yüzyılda Ortadoğu toplumları arasında, suni sınırlar oluşturduğunu ve bölge halkları birbirine boğazlatmak istediğini kaydeden Öcalan, "bugün haykırışının bir aşama kaydettiğini gördüğünü" söyledi. 
 
Öcalan mesajında, bu savaşın herhangi bir toplum ve kültüre karşı olmadığını, adaletsizliğe, gericiliğe ve sömürüye karşı olduğunu belirterek, "Yeni bir Türkiye için, yeni bir Ortadoğu için, yeni bir gelecek için uyanıyoruz" dedi. Öcalan, mesajında, "Yeni bir süreç başlıyor" ifadelerini kullandı. 
 
Silah bırakıp çekilin
 
Terör örgütü PKK’nın lideri Abdullah Öcalan’ın tarihi mesajının Türkçe'sini Sırrı Süreyya Önder okudu. "Öcalan bu toplumda tam bir demokrasiyi, onurlu bir barışı yeşertecek bir mektubu kaleme aldı" diyerek başlayan Önder, şöyle devam etti: 
"Öcalan diyor ki; ‘Mazlumların, özgürlük ve nevruzu kutlu olsun. Selam olsun bu uyanış ve diriliş günü olan nevruzu kutlayanlara selam olsun. Selam olsun yeni bir dönemin miladı ve gün ışığı olan nevruzu coşku ve demokrasi ile kutlayan halklara. Selam olsun demokrasi rehber edinen bu büyük yolun bütün yolculara. Nevruz ateşi ile yüreği tutuşan yüz binler artık barış diyor kardeşlik diyor çözüm istiyor. Bizim kavgamız hiçbir ırka mezhebe karşı olmamıştır bizim kavgamız ezilmişliği haksızlığa, geri kalmışlığı baskılara karşı olmuştur, bundan sora da böyle olacaktır. Bugün artık yeni bir Türkiye’ye yeni Ortadoğu’ya ve geleceğe uyanıyoruz. Bugün yeni bir dönem başlıyor. Silahlı direniş döneminden demokratik sürece kapı açılıyor. Siyasi, demokratik yanı ağır basan bir süreç başlıyor. Biz onlarca yılımızı bu halk için feda ettik büyük bedeller ödedik helal olsun. Bu fedakarlıkların hiçbirin boşa gitmedi. Kürtler kimliğini yeniden kazandı kutlu olsun. Artık silahlar sussun fikirler konuşsun noktasına geldik. Yok sayan inkar eden dışlayan yapı yerle bir oldu. Akan kan insandan, bu coğrafyanın ta bağrından akıyor. Ben bu çağrıma kulak veren milyonların şahitliğinde diyorum ki; artık yeni bir dönem başlıyor, silah değil siyaset öne çıkıyor. Silahlı unsurlarımızın sınır ötesine çekilmesi aşamasına gelinmiştir. Bu davaya inanan herkesin sürecin hassasiyetini sonuna kadar gözeteceğine inanıyorum. Bu bir son değil yeni bir başlangıçtır. Bu farklı bir mücadeleyi başlatmaktır."
 
Silahlar sussun, siyaset konuşsun
 
Öcalan, silahlı direniş sürecinden, demokratik siyaset sürecine kapı açıldığını belirterek, siyasi, sosyal ve ekonomik yanı ağır basan bir döneme girildiğini ifade etti. Öcalan, "Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun noktasına geldik. Yok sayan, inkar eden, dışlayan modernist paradigma yerle bir oldu. Akan kan Türküne, Kürdüne, Lazına, Çerkezine bakmadan insandan, bu coğrafyanın bağrından akıyor" dedi. 
BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Diyarbakır’da Nevruz kutlamalarının yapıldığı alanda terör örgütü PKK’nın lideri Abdullah Öcalan’ın tarihi mesajını Türkçe okudu. Önder, sözlerine, "Güneşi içinizi ısıtsın diye size Kürt halkının güneşinin selamını getirdim. Öcalan, bu savaş dönemini sonlandıracak, bu toplumda tam bir demokrasiyi onurlu bir barılı yeşertecek bir mektup kaleme aldı. Şimdi sizlerle, bütün Türkiye ve dünyayla bu mektubu paylaşacağım" diyerek başladı. 
PKK’ya silah bırakma çağrısında bulunarak "Silahlı direniş sürecinden, demokratik siyaset sürecine kapı açılıyor" diyen Öcalan’ın mektubunda şöyle devam etti: 
"Selam olsun bu uyanış, canlanış ve diriliş günü olan Nevruzu en geniş katılım ve ittifakla kutlayan Ortadoğu ve Orta Asya Halklarına… Selam olsun yeni bir dönemin miladı ve gün ışığı olan Nevruzu büyük bir coşkuyla ve demokratik bir hoşgörüyle kutlayan kardeş halklara… Selam olsun demokratik hakları özgürlük ve eşitliği rehber edinen bu büyük yolun yolcularına…Zağros ve Toros Dağ eteklerinden, Fırat ve Dicle Nehir vadilerine; kutsal Mezopotamya ve Anadolu topraklarından tarım, köy ve şehir uygarlıklarına analık eden halkların en eskilerinden olan Kürtler sizlere selam olsun..." 
 
Milyonlar çözüm istiyor
 
Binlerce yıllık bu büyük medeniyeti farklı ırklarla, dinlerle, mezheplerle kardeşçe ve dostça birlikte yaşayan, birlikte inşa eden Kürtler için Dicle ile Fırat, Sakarya ve Meriç’in kardeşidir. Ağrı ve Cudi Dağı, Kaçkar ve Erciyes’in dostudur. Halay ve Delilo, Horon ve Zeybek’le hısım-akrabadır. Bu büyük medeniyet bu kardeş topluluklar, siyasi baskılarla harici müdahalelerle grupsal çıkarlarla birbirlerine düşürülmeye çalışılmış hakkı, hukuku, eşitliği ve özgürlüğü esas almayan düzenler inşa edilmeye çalışılmıştır. Son iki yüz yıllık fetih savaşları batılı emperyalist müdahaleler baskıcı ve inkarcı anlayışlar, Arabi, Türki, Farisi, Kürdi toplulukları ulus devletçiklere, sanal sınırlara suni problemlere gark etmeye çalışmıştır. 
Sömürü rejimleri, baskıcı ve inkarcı anlayışlar artık miadını doldurmuştur. Ortadoğu ve Orta Asya halkları artık uyanıyor. Kendine ve aslına dönüyor. Birbirlerine karşı kışkırtıcı ve köreltici savaşlara ve çatışmalara dur diyor. Nevruzu ateşiyle yüreği tutuşan, meydanları hınca hınç dolduran yüz binler, milyonlar artık barış diyor, kardeşlik diyor, çözüm istiyor." 
 
Siyaset kapısı açılıyor
 
Öcalan, yeni bir dönem vurgusu yaparak, siyasi, sosyal ve ekonomik yanı ağır basan bir sürecin başladığını belirtti. Öcalan mektubuna şöyle devam etti: 
"İçinde doğduğumuz çaresizliğe, bilgisizliğe, köleliğe karşı bireysel isyanımla başlayan bu mücadele her türlü dayatmaya karşı bir bilinci, bir anlayışı, bir ruhu oluşturmayı amaçlıyordu. Bugün görüyorum ki, bu haykırış bir noktaya ulaşmıştır. Bizim kavgamız hiçbir ırka, dine, mezhebe veya gruba karşı olmamıştır, olamaz. Bizim kavgamız ezilmişliğe, bilgisizliğe, haksızlığa, geri bırakılmışlığa her türlü baskı ve ezilmeye karşı olmuştur. Bugün artık yeni bir Türkiye’ye, yeni bir Ortadoğu’ya ve yeni bir geleceğe uyanıyoruz. Çağrımı bağrına basan gençler, mesajımı yüreğine katan yüce kadınlar, söylemlerimi baş-göz üstüne diyerek kabul eden dostlar, sesime kulak kesilen insanlar; Bugün yeni bir dönem başlıyor. Silahlı direniş sürecinden, demokratik siyaset sürecine kapı açılıyor. Siyasi, sosyal ve ekonomik yanı ağır basan bir süreç başlıyor; demokratik hakları, özgürlükleri, eşitliği esas alan bir anlayış gelişiyor. Biz, onlarca yılımızı bu halk için feda ettik, büyük bedeller ödedik. Bu fedakarlıkların, bu mücadelelerin hiçbiri boşa gitmedi. Kürtler özbenliğini, aslını ve kimliğini yeniden kazandı. ‘Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun’ noktasına geldik. Yok sayan, inkar eden, dışlayan modernist paradigma yerle bir oldu. Akan kan Türküne, Kürdüne, Lazına, Çerkezine bakmadan insandan, bu coğrafyanın bağrından akıyor. Ben, bu çağrıma kulak veren milyonların şahitliğinde diyorum ki; artık yeni bir dönem başlıyor, silah değil, siyaset öne çıkıyor. Artık silahlı unsurlarımızın sınır ötesine çekilmesi aşamasına gelinmiştir." 
 
Sürecin hassasiyetine dikkat çeken Öcalan, "Yüreğini bana açan, bu davaya inanan herkesin sürecin hassasiyetlerini sonuna kadar gözeteceğine inanıyorum" dedi. Öcalan, bunun bir son olmadığını, yeni bir başlangıç olduğunun altını çizerek, "Bu mücadeleyi bırakma değil, daha farklı bir mücadeleyi başlatmadır. Etnik ve tek uluslu coğrafyalar oluşturmak, bizim aslımızı ve özümüzü inkar eden modernitenin hedeflediği insanlık dışı bir imalattır. 
Kürdistan ve Anadolu tarihine yaraşır şekilde tüm halkların ve Kültürlerin eşit, özgür ve demokratik ülkesinin oluşması için herkese büyük sorumluluk düşüyor. Bu Newroz münasebetiyle en az Kürtler kadar Ermenileri, Türkmenleri, Asurları, Arapları ve diğer halk topluluklarını da yakılan ateşten kaynaklı özgürlük ve eşitlik ışıklarını, kendi öz eşitlik ve özgürlük ışıkları olarak görmeye ve yaşamaya çağırıyorum. Saygı değer Türkiye halkı; bugün kadim Anadolu’yu Türkiye olarak yaşayan Türk halkı bilmeli ki Kürtlerle bin yıla yakın İslam bayrağı altındaki ortak yaşamları kardeşlik ve dayanışma hukukuna dayanmaktadır" ifadelerini kullandı. 
 
Kurtuluş savaşını birlikte kazandık
 
"Gerçek anlamında, bu kardeşlik hukukunda fetih, inkar, ret, zorla asimilasyon ve imha yoktur, olmamalıdır" diyen Öcalan’ın mektubu şöyle: 
"Kapitalist moderniteye dayalı son yüzyılın baskı, imha ve asimilasyon politikaları; halkı bağlamayan dar bir seçkinci iktidar elitinin, tüm tarihi ve de kardeşlik hukukunu inkar eden çabalarını ifade etmektedir. Günümüzde artık tarihe ve kardeşlik hukukuna ters düştüğü iyice açığa çıkan bu zulüm cenderesinden ortaklaşa çıkış yapmak için hepimizin Ortadoğu’nun temel iki stratejik gücü olarak kendi öz kültür ve uygarlıklarına uygun şekilde demokratik modernitemizi inşa etmeye çağırıyorum. Zaman ihtilafın, çatışmanın, birbirlerini horlamanın değil, ittifakın, birlikteliğin, kucaklaşma ve helalleşmenin zamanıdır. Çanakkale’de omuz omuza şehit düşen Türkler ve Kürtler; Kurtuluş Savaşı’nı birlikte yapmışlar, 1920 Meclisi’ni birlikte açmışlardır. Ortak geçmişimizin önümüze koyduğu gerçek; ortak geleceğimizi de birlikte kurmamız gerektiğidir. TBMM’nin kuruluşundaki ruh, bugün de yeni dönemi aydınlatmaktadır. Tüm ezilen halkları, sınıf ve kültür temsilcilerini; en eski sömürge ve ezilen sınıf olan kadınları, ezilen mezhepleri, tarikatları ve diğer kültürel varlık sahiplerini, işçi sınıfının temsilcilerini ve sistemden dışlanan herkesi çıkışın yeni seçeneği olan demokratik modernite sisteminde yer tutmaya, zihniyet ve formunu kazanmaya çağırıyorum. 
Ortadoğu ve Orta Asya kendi öz tarihine uygun, bir çağdaş modernite ve demokratik düzen aramaktadır. Herkesin özgürce ve kardeşçe bir arada yaşayacağı yeni bir model arayışı, ekmek ve su kadar nesnel bir ihtiyaç haline gelmiştir. Bu modele yine Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasının, ondaki kültür ve zamanın öncülük etmesi, onu inşa etmesi kaçınılmazdır. 
 
Misak-ı Milli benzetmesi
[PAGE]
Misak-ı Milli benzetmesi
 
Tıpkı yakın tarihte Misak-i Milli çerçevesinde Türklerin ve Kürtlerin öncülüğünde gerçekleşen Milli Kurtuluş Savaşı’nın daha güncel, karmaşık ve derinleşmiş bir türevini yaşıyoruz. Son doksan yılın tüm hata, eksiklik ve yanlışlıklarına rağmen bir kez daha yanımıza, mağdur edilmiş, büyük felaketlere uğramış halkları, sınıfları ve kültürleri de alarak bir model inşa etmeye çalışıyoruz. Tüm bu kesimleri; eşitlikçi, özgür ve demokratik ifade tarzının örgütlenmesini gerçekleştirmeye çağırıyorum. Misak-i Milli’ye aykırı olarak parçalanmış ve bugün Suriye ve Irak Arap Cumhuriyeti’nde ağır sorunlar ve çatışmalar içinde yaşamaya mahkum edilen Kürtleri, Türkmenleri, Asurileri ve Arapları birleşik bir ‘Milli Dayanışma ve Barış Konferansı’ temelinde kendi gerçeklerini tartışmaya, bilinçlenmeye ve kararlaşmaya çağırıyorum. Bu toprakların tarihselliğinde önemli bir yer tutan ‘biz’ kavramının genişliği ve kapsayıcılığı dar, seçkinci iktidar elitleri eliyle ‘tek’e indirgenmiştir. ‘biz’ kavramına eski ruhunu ve pratiğini vermenin zamanıdır. Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz. Ayrıştırmak isteyenlere karşı birleşeceğiz. Zamanın ruhunu okuyamayanlar, tarihin çöp sepetine giderler. Suyun akışına direnenler, uçuruma sürüklenirler. Bölge halkları yeni şafakların doğuşuna şahitlik etmektedir. Savaşlardan, çatışmalardan, bölünmelerden yorgun düşen Ortadoğu halkları artık kökleri üzerinden yeniden doğmak, omuz omuza ağaya kalkmak istiyor. 
 
Bu nevruz hepimize yeni bir müjdedir. Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed’in mesajlarındaki hakikatler, bugün yeni müjdelerle hayata geçiyor, insanoğlu kaybettiklerini geri kazanmaya çalışıyor. Batının çağdaş uygarlık değerlerini toptan inkar etmiyoruz. 
 
Ondaki aydınlanmacı, eşit, özgür ve demokratik değerleri alıyor kendi varlık değerlerimizle, evrensel yaşam forumlarımızla sentezleyerek yaşamlaştırıyoruz. Yeni mücadelenin zemini fikir, ideoloji ve demokratik siyasettir, büyük bir demokratik hamle başlatmaktır. Selam olsun bu sürece güç verenlere, demokratik-barış çözümünü destekleyenlere Selam olsun halkların kardeşliği, eşitliği ve demokratik özgürlüğü için sorumluluk üstlenenlere. Yaşasın Nevruz, yaşasın halkların kardeşliği. İmralı Cezaevi 21 Mart 2013."

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.