Piyasa neden ters köşeye yattı?

MB'nin faiz indirim kararı piyasalarda eleştiri konusu oldu.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

İSTANBUL - Merkez Bankası Para Politikası Kurulu'nun geçen hafta perşembe günü aldığı faiz indirimi kararı piyasalarda "fena halde" eleştiri konusu oldu. Piyasaların beklentisi faiz oranlarının bu toplantıda değişmeyeceği, belki çeyrek puanlık bir artışın bile "sürpriz sayılmayacağı" yönündeydi.

Zira, yapılan yorumlarda dile getirildiği üzere, Başkan Durmuş Yılmaz son günlerde bizzat bu konuya vurgu yapıyordu. Daha iki gün önce Viyana'da katıldığı uluslararası bir toplantıda "faiz indirimlerinin cari açığı artırdığını" bir kez daha vurgulamıştı. Yılmaz, aynı şekilde daha önce çeşitli kereler "cari açığın" ciddi bir tehdit olduğuna vurgu yapmış, aralık ayının son haftasında 2011 yılı para ve kur politikasını açıklarken da kredilerdeki artış ile cari açık arasında doğrusal bir ilişki tespit ettiklerini bildirmişti.

Esasen konu son bir ayı aşkın bir süredir ekonominin tartışma gündemindeydi. Ama son güne kadar ortalık biraz sakinleşmiş görünüyordu. Neticede piyasalar, Merkez Bankası'nın biraz "karmaşık" da olsa ne demek istediğini anlamışlardı:  Merkez, TL'yi aşırı değerli kılan reel faiz oranlarını aşağı çekerek sıcak para girişini engellemek istiyordu.

Ancak bu karar kredi maliyetlerini de aşağı çekiyordu ve bu ise istenen bir durum değildi. Merkez Bankası, zaten kredi hacminin hızlı büyümesinden duyduğu rahatsızlığı açıkça dile de getiriyordu. Dolayısıyla kredi maliyetini artırmak için faiz indirimiyle birlikte aynı anda munzam karşılık oranlarını da artırıyordu…

Uygulama dönemi henüz kesin yargı belirtecek kadar uzun olmamakla birlikte, piyasalar Merkez Bankası'nın dünyada eşine benzerine pek rastlanmayan bu politikayla belirli ölçülerde sonuç aldığına tanık oldu.

TL son 1.5 ayda yüzde 15 oranında değer yitirdi. Sıcak para kaynaklı hisse hareketleri de geriledi ve İMKB'de de yüzde 15 değer kaybı yaşandı. Yine söz konusu dönemde 6 milyar doların üzerinde bir sıcak para çıkışı oldu. Kredi cephesinde ise, muhtemelen "şimdilik" kaydıyla önemli bir etki gözlenmedi. Zira, bankalar maliyet artışına karşılık olmak üzere mevduat faizinde indirime giderek bu manevrayı savuşturmuş oldular.

Bu gelişmelerle birlikte Merkez Bankası'ndan gelen son açıklamaları piyasalar, "artık faiz indirimi olmayacak" şeklinde okudu.

Zira, Başkan Yılmaz, yeni bir faiz kararı öncesi zorunlu karşılıklardaki artışın etkilerini gözleyeceklerini açıklamış, son toplantının hemen öncesinde de "faizlerin düşürülmesinin cari açığı artırdığı"nı söylemişti. Dolayısıyla da geçtiğimiz hafta içinde PPK kararı öncesi medyada yapılan hemen tüm yorumlarda faiz indirimi beklenmemesi gerektiği vurgulanıyordu.

Eleştiriler itham boyutuna vardı

Piyasalar da bu beklentiyi satın aldılar. Ancak açıklanan faiz indirim kararı gerçekten de özellikle bankacılık cephesinde bir "şok" etkisi yarattı. Politika faizi olarak da adlandırılan haftalık repo faizinin yüzde 6.5'ten yüzde 6.25'e indirilmesi kararını eleştiren köşe yazılarının ortak başlığı, "Merkez Bankası'nın (piyasayı) ters köşeye yatırdığı" idi. Yorumlar spekülasyon boyutuna vardı;

* Merkez Bankası'nın bu kararı bir tutarsızlıktı…

* Karar kafa karışıklığı yarattı…

* Merkez piyasaları yanlış yönlendirdi…

* Başkanı ile PPK üyelerinin farklı düşünüyorlardı…

Kimi yorumculara göre ortada ciddi bir "iletişim sorunu" vardı. Kimi yorumcular, Merkez Bankası'nın "prestijini kaybettiğini" ve "kurumsal itibarının sorgulanacağını" yazdılar, söylediler. Kimi eleştiriler ise çok daha ağırdı: "Faiz indirimi cari açığı artırıyor" dedikten hemen sonra faiz indirimi yaptığına göre Merkez Bankası'nın korktuğu şey cari açık değil, asıl olarak kısa vadeye park etmiş sıcak paranın seçim öncesinde kaçarak piyasalarda istikrarsızlık yaratmasıydı. Bu da Merkez Bankası'nın bir yeni görev daha edindiğini gösteriyordu: "Seçim döneminde piyasalarda istikrarı koruma görevi"…

Merkez Bankası'nın faiz stratejisine dışarıdan da yorumlar geldi. Son karar öncesinde konuyu değerlendiren Financial Times gazetesi, "İç talebin hızlı arttığı bir dönemde faizleri düşürmenin çok ciddi bir strateji hatası" olduğunu savundu. Ciddi politika hatası riski arttıkça liranın zayıflayabileceğine dikkat çeken gazete, "Merkez Bankası'nın siyasi bağımsızlık itibarını riske soktuğu" ve "seçimler öncesi faiz indiriminin piyasalarda popülist eylem olarak yorumlanabileceği" yorumlarına yer verdi. Faiz artırımı kararı ardından bu kez munzam karşılıklarla ilgili herhangi bir karar açıklanmadı. Merkez Bankası, yapılan eleştiriler ve yorumlarla ilgili de herhangi bir açıklama yapmadı.

Piyasa, iletişimi doğru okuyamadı

PPK'nın kararı ile ortaya çıkan yorum karmaşasına ışık tutmak üzere arkadaşımız Ece Ceyhun Merkez Bankası cephesinin nabzını yokladı ve bankada geçmişte üst düzeyde görev yapmış uzmanların görüşlerine başvurdu. Satır başlarıyla ortaya çıkan tespitler şöyle:

* MB, artık bir politika bileşeni olarak çok yönlü bir para politikası uyguluyor; bunun iletişimi de henüz oturmadı.

* Merkez Bankası'nın politika metinlerinde bir belirsizlik yok. Bileşen bir mesaj var. Bunun mix bir politika uygulaması olduğunu unutmamak gerekiyor.

* Piyasalar Başkan'ın sorulara yanıtında tek bir cümleye odaklandı. Oysa Başkan, atılacak adımların ya da olası gelişmelerin çift taraflı etkilerine dikkat çekti.

* Merkez Bankası faizi düşürüyor, likiditeyi kısıyor. Net etkinin ne olacağı konusunda kafalar karışıyor. Yeni politikanın nasıl uygulandığını ve uygulanacağını da piyasa bir süre sonra daha iyi anlayacak.

* Piyasa bir süre sonra açıklamaları daha net kavrayabilecek. 

* Halen piyasalarda kısa vadeli faizlerde ve swaplarda oynaklık var. Kısa vadeli sermaye sakınacak. Bu da Merkez Bankası'nın sıcak parayla savaşında elde etmek istediği bir kazanımdı.

 

Bu konularda ilginizi çekebilir