24 °C

"Erdoğan, diktatörlük yolunda"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Recep Tayyip Erdoğan, demokrasiyi yavaş yavaş askıya alıp diktatörlüğe doğru giden bir yola doğru kaymaya başlamıştır" dedi

"Erdoğan, diktatörlük yolunda"

AFYONKARAHİSAR - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisince Afyonkarahisar'daki Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, MHP Başkanlık divanı üyeleri, milletvekilleri, Merkez Yönetim Kurulu üyeleriyle birlikte 30 Mart 2014 Pazar günü yapılacak olan mahalli idareler seçimleri için Türkiye'yi ilçe ilçe il il gezdiklerini ifade etti. 

Bugün de Afyonkarahisar'da olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Bahçeli, "Bu, ucu görünmeyen kalabalık, bu coşku, bu heyecan şimdiden Afyon için bir işaret veriyor. Milliyetçi Hareket Partisi'nin, Afyon'da bu şekilde kucaklanması, Milliyetçi Hareket Partisi'nin gurur duyduğu olayların başında geliyor. Tekrar hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum" diye konuştu. 

Bahçeli, 30 Mart Pazar günü milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde, mahalli idareler seçimlerinin gerçekleştirileceğini anımsatarak, bu seçimlerin Türkiye için çok önem arz ettiğine dikkati çekerek, şöyle konuştu:

"Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı sosyal ve ekonomik sorunların yoğunlaştığı bir ortamda, Türkiye'nin yine iç ve dış tehditlerle karşılaştığı bir dönemde, milletimizin sosyal dokusunun zedelendiği üniter ve milli devlet anlayışımızın sarsıldığı, toprak bütünlüğümüzün bölünmenin eşiğine getirildiği bir süreçte Türkiye, 3 önemli siyasi olayla karşı karşıya bulunmaktadır. Bunların ilki 30 Mart mahalli idare seçimlerdir. Bu seçimlere 25 siyasi partimiz katılmaktadır. 1394 seçim çevresinde seçimler gerçekleştirilecektir. Bu seçimler, demokrasimizin vazgeçilmez unsurları kabul edilen siyasi partilerimizin demokratik haklarını kullanma ve demokratik bir yerleşim içinde bulunma arzusu ile Türkiye'nin siyasi kültürüne de çok yüksek bir katkı sağlayacaktır. Demokrasimizin vazgeçilmez unsurları kabul ettiğimiz siyasi partilerimize ve onların değerli adaylarına Milliyetçi Hareket Partisi olarak başarılar diliyoruz."

"Türk siyasi hayatında güzide bir yeri bulunan ilkeli, dürüst, siyaset anlayışı ile köklü ve gelenekli bir siyasi kurum olan MHP, davamızın yetiştirdiği değerli arkadaşlarımızla bu hakkını kullanıyor ve bu yarışa katılıyor" diyen Bahçeli, bu seçimlerin MHP için çok önemli görüldüğünü bildirdi. 

Bazı yerlerde özellikle de Türkiye'nin gelişmiş illerinde ve büyük şehirlerinde, hep bu iki siyasi partiden bahsedildiğini dile getiren Bahçeli, "Şimdi Afyon'dan herkese sesleniyorum. Ne AKP ne CHP ille de MHP diyoruz" dedi. 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kendilerine yanıt verdiğini ve "Sen bir yavru muhalefetsin, ne zaman iktidar olacaksın da bunları yaptıracaksın?" diye sorduğunu aktaran Bahçeli, şöyle devam etti:

"Sen nasıl iktidar oldun, iç ve dış odakların desteği ile... Biz Milliyetçi Hareketiz, iç ve dış odaklı bağımlı bir iktidar olamayız. Ama inanıyorum ki bu aziz millet bu gidişata bir yerde 'dur' diyecek, 'artık yeter' diyecek ve Milliyetçi Hareket'e koşacak. O zaman Milliyetçi Hareket Partisi'nin iktidarında, zaten şimdi bir panik halindesin, korkulu yaşıyorsun her gün de saldırıyorsun. Şimdi kalkmış Milliyetçi Hareket Partisi'ne hakaretlerini sürdürüyor. Milliyetçi Hareket Partisi'nden niye korkuyorsun? Yeri geldiği zaman Meclis'te ağlıyorsunuz. Ülkücü'yü istismar ediyorsunuz, bu kadar ağlama olunca o zaman söyledim şimdi var mıdır bilmiyorum ama Afyon'da veya başka yerde 50 NC kamyonlar vardı size biraz mendil göndereyim diye söyledim. Bu nedir, neyin istismarıdır. Başörtüsünü istismar ediyorsun, gözyaşını istismar ediyorsun, analar ağlamasın diye istismar ediyorsun fakat her yerde inandığın ve verilen görevi yerine getirmeyi de sinsi sinsi yerine getiriyorsun. Özellikle de Adalet ve Kalkınma Partisi'ne oy vermiş kardeşlerimiz size sesleniyorum, biraz araştırın, biraz düşünün, biraz sağ ile sol ile görüşün, Türkiye nereye gidiyor? Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'yi nereye götürüyor. Bunu tespit etmek önce size düşer çünkü sizin iradenizle Recep Tayyip Erdoğan, tek başına iktidar olmuştur."

Kuvvetler ayrılığının birinci maddesinin yasama, ikincisinin yürütme ve üçüncüsünün de yargı olduğunu belirten Bahçeli, millet iradesi ile yasamada sayısal çoğunluğun Başbakan Erdoğan'da olduğunu, dolayısıyla yürütmenin de tek başına hükümet kurma yetkisinin de Erdoğan'a geçtiğini söyleyerek, şu ifadelere yer verdi:

"Böylelikle kuvvetler ayrılığının hem yasama hem yürütmesinde varsın. Bu sana bir güç verdi. İktidar oldun. Devleti yönetme yetkisi sende oldu. İstediğin yasayı Meclis'ten çıkartıyor, istediğin yasa değişikliğini Meclis'te yapıyorsun. Sonra da bazı kurumlara el attın. O kurumları ele geçirmeye çalıştın özellikle de bazı sivil toplum kuruluşlarında ya dayanışma içinde oldu ya da bazılarını talimatınla kurdurttun. Sivil toplum kuruluşları aracılığıyla da sosyal müesseselerde etkili olmaya çalıştın. Ama senin gözün iki tane yerdeydi, birisi kuvvetler ayrılığının üçüncüsü olan yargı, diğeri de basın ve medya idi. Çünkü basın ve medya da demokratik toplumlarda dördüncü kuvvet olarak algılanmaktadır."

"MHP haklı çıktı"

Bahçeli, 2010 yılında TBMM'de hiç kimse ile istişare edilmeden birkaç danışmanın, birkaç hükümet yetkilisinin bilgisi ile 28 maddelik bir anayasa değişikliğinin komisyona getirildiğini aktaran Bahçeli, şunları bildirdi: 

"Oradan sonra da Genel Kurul'a indi ve Genel Kurul'da 330'u aşkın bir rakamla bu halk oylamasına sunulmak üzere, kamuoyu oylamasına sunuldu. Kamuoyu oylamasında, Milliyetçi Hareket Partisi 'hayır' oyu kullandı. İçinizden de bazı çevreler 'Neden 'hayır' oyu kullanıyoruz, bu anayasa değişikliğinde ne var?', bazıları liberal sosyal demokrat ve aydın vesaire olanlar da 'Bu anayasa değişikliği bize yetmez ama şimdilik 'evet' diyelim' demiş oldu. Sonuç ne oldu MHP haklı çıktı. Çünkü neden, burada iki tane gizli gündem maddesi vardı. Bu iki tane milletimizin önüne kurulmuş, tuzak vardı. Bunlardan bir tanesi Anayasa Mahkemesinin yapısı ve üyelik sayısının arttırılması, bu başarıldı. Çünkü buna ihtiyaçları vardı, her zaman faaliyetlerinin üstüne bir zırh geçirmek istiyorlardı, onu da Anayasa Mahkemesinin birkaç defa kapatılmasının korkusu ile böyle bir şeye muhatap olmamak için bu yapıyı değiştirdiler. Arkasından Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesine dışarıdan kontrollü bir şekilde egemen olmaya başladı. İkinci gizli gündem ise HSYK idi. Bu HSKY'daki yeniden düzenlemelerle yargı yani 3. kuvvet kuşatıldı. Daha sonraki gelişmeler doğrultusunda da bu siyasallaştırıldı. En son Meclis'te çıkan yasayla da bugün AKP'leştirilmiş durumdadır."

"Bir 'Alo Fatih' modası çıktı"

"İşte 3 kuvvetler ayrılığında egemen olan Recep Tayyip Erdoğan kafasında bir de basın ve medya vardı" diyen Bahçeli, şöyle konuştu: 

"Basın ve medyanın bazı unsurları iktidarla barışık iş birlikçi olmakla kendilerinin daha iyi hizmette bulunacağına inanırlar, artık hangi çıkar peşinde koşuyorlarsa onu da elde ederek varlıklarını sürdürürler. Bu Recep Tayyip Erdoğan'ı çok etkilemiştir. 'Madem bu basın böyledir, öyleyse kendi basınımı da kurdurtturayım, basın ve medyada kendi yapım söz konusu olsun' diyerek yandaş basını oluşturduğu gibi yanaşma basını kontrol altına aldı. Daha sonra basın üzerinde etkisini artırırken bazı kavramlar da ortaya çıktı. Vakti ne kadar boştur bilemiyorum ama televizyonların hepsini yakından takip ediyor. Bakmış ki televizyondan bir tanesinde 1-2 dakika MHP'nin bir değerlendirmesini dinlemiş. Hemen açıyor, 'Alo' diyor. Arkasından bakın vatandaşa ne kadar tesir etmiş, Fatih'i de vatandaş tamamlıyor, bir 'Alo Fatih' modası çıktı. Karşısında ise bir cevap. Azarlama, kınama talimatları aldıktan sonra bir kibar söz, 'emrin olur efendim.' Böylelikle de uzaktan kumandalı bir basını da etki altına almış oldu. Şimdi hep beraber düşünelim. Yasama sende, yürütme sende, yargı sana hizmet eder hale geldi, basın ve medyada sabahtan akşama kadar 'RTE dizisi' ile evi meşgul, kamuoyunu meşgul ediyor, toplumu meşgul ediyor. Böyle bir durumda bu kadar kuvvet güç alanını genişletme açısından Recep Tayyip Erdoğan'ı çılgına çevirmiştir. Böyle bir güç çılgınlığı her şeyi 'ben ben' dedirtmeye başlamıştır. O zaman demokrasiyi yavaş yavaş askıya alıp diktatörlüğe doğru giden bir yola doğru kaymaya başlamıştır. Recep Tayyip Erdoğan, bu güçle şımarmıştır, şaşırmıştır, Türkiye'yi artık tek adam olan ben yönetebilirim, bunun içinde zaman zaman başkanlık sistemini getirmek başka yönlere katılmak suretiyle de diktatörlüğe heves etmiştir. Bunun sonucunda işte Türkiye bugünkü felakete gelir hale gelmiştir."

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.