18 °C

Şirketler tahvil satışına yöneldi

Kısa süre öncesine kadar unutulmaya yüz tutan özel sektörün tahvil ihracı bu yıl 1.5 milyar lirayı aşacak.

Şirketler tahvil satışına yöneldi

Jülide YİĞİTTÜRK GÜRDAMAR

İSTANBUL - Son yıllarda enflasyondaki düşüşe paralel faizlerdeki düşüş trendi ve Merkez Bankası'nın piyasalarda iyimserliği artıran açıklamalarıyla birlikte neredeyse unutulmaya yüz tutan özel sektör tahvil ihraçları yeniden gündeme geldi. Dünyada sermaye piyasalarında hisse senedi piyasası kadar büyük, hatta bazı ülkelerde daha da gelişmiş olan özel sektör tahvil bono piyasası, faizlerin tek haneye düşmesiyle bu yıl şimdiden 1.5 milyar TL düzeyini aştı.

DÜNYA'nın derlediği bilgilere göre 2005 yılında sadece bir şirketin 13 milyon TL'lik, 2006 yılında  iki şirketin toplam 120 milyon TL'lik ihraç gerçekleştirdiği özel sektör tahvil piyasasında, 2007 yılında 3 şirketin 5 işlemde 290 milyon TL, 2008 yılında 4 şirketin 270 milyon TL, 2009 yılında 5 şirketin 8 işlemde 290.4 milyon TL'lik ihracı yapıldı. Bu yıl ise 11 şirketin 19 işlemde 1 milyar 545.5 milyon TL'lik ihracı için düğmeye basıldı. Bugün Boyner Büyük Mağazacılık'ın ihracı gerçekleşecek.

Bu yıla kadar ağırlıklı olarak mali kesim şirketlerinin ve en çok da Koç Tüketici Finansmanı'nın tahvil ihracı yaptığı görülürken bu yıl bankaların ve reel sektörün bazı temsilcilerinin de bu yöntemle finansman sağladığı görüldü. Bu şirketler arasında bugün yapılacak Boyner ihracı haricinde Akfen Holding, Keskinoğlu Tavukçuluk, Merinos Halı, Bimeks'in ihraçları yatrıımcılarla buluştu. Arzum Elektrik Ev Aletleri'nin 20 milyon lira değerinde tahvil ihracının da sırada olduğu biliniyor.

Şirketler için alternatif kaynak Devlet iç borçlanma kağıtlarındaki faizlerin hızla gerilemesi, yeni enstrümanlara olan ihtiyacı artırırken faizler aşağıya gelmeye başlayınca para piyasası faiz oranlarıyla kredi piyasası faiz oranları arasındaki makas açıldı ve şu anki özel sektör tahvil faizleri işletme sermayesi için bu maliyetin katlanılacak seviyeye gelmesi sonucu tahvil arzları için ideal bir dönem oluştu. Şirketler için ise tahvil ihracı sayesinde mevcut fon kaynaklarına alternatif sağlarken, finansal esneklikleri ve bilinirliliği artarken, operasyonel verimlilikte artış yaşanıyor.

2005 yılında uzun bir aradan sonra gerçekleştirilen ilk tahvil ihracının ardından 23 Temmuz 2006 tarihinde T.C. Hazine'sinin ihraç etmiş olduğu borçlanma araçları ile stopaj oranının (%15'den %10'a düşürülerek) eşitlenmesi ve 6 Mart 2007 tarihinde ihraç maliyetleri üzerinde ilave yük teşkil eden Damga Vergisi ve Finansal Faaliyet Harçlarının kaldırılması ile Merkez Bankası‘nın Politika Faiz oranlarını uzun bir aradan sonra tek haneleri rakamlara indirmesi özel sektör firmalarının önünü açtı. SPK ve İMKB'nin yasal mevzuatın sadeleştirilmesi ve ürün çeşitliliğinin artırılmasına yönelik yoğun çalışmaları ile desteklenen bu sürecin ardından 2010 yılında gelinen noktada yılın ilk 8 ayında toplam 1,5 milyar TL'lik özel sektör borçlanma aracı ihracı Sermaye Piyasası Kurul Kaydına alındı. Bu ihraçların büyük çoğunluğu tahsisli satış yöntemi ile alıcısı önceden belirli olan kurumsal yatırımcılara gerçekleştirilen borçlanma aracı ihraçlarından oluşurken 2010 yılındaki toplam 18 ihracın sadece 5 tanesi halka arz yöntemi ile gerçekleşti. İhraçların süreklilik kazanabilmesi ve arz sonrası ikinci el piyasada işlem görerek likiditenin sağlanabilmesi için halka arz yöntemi ile gerçekleşen ihraçların artırılması geretiğine işaret edilirken ağırlıklı olarak portföy yönetim şirketlerinin başı çektiği kurumsal yatırımcılar ve nitelikli bireysel yatırımcılar tarafından artan miktarda talep gördüğü ifade edildi. DÜNYA'ya açıklama yapan Yapı Kredi Bankası yetkilileri, bu sene sonuna kadar şirketler kesiminden 2-3 ihraç daha olabileceğini belirterek, "Yatırım bankaları tarafından ihraç edilen banka bonoları mevduat toplama yetkisi olmayan bu bankalar için mevdauta alternatif olarak fonlama açısından önemli bir yer tutmaktadır. Bankalardan Eurobond ihracının artmasını bekliyoruz" diye konuştular.

Boyner'in tahvil ihracı bugün

Boyner Mağazacılık 19 Ağustos tarihinde İMKB Nitelikli Yatırımcıya İhraç Pazarı'nda gerçekleştireceği 91 günde bir kupon ödemeli, 40 milyon lira tutarında tahvil ihracında yıllık bileşik faiz oranının yüzde 11.28 olarak tespit edildiğini açıkladı.  Boyner'den KAP'a yapılan açıklamaya göre, satış süresi 1 gün, minimum alım tutarı 50,000 lira olan tahviller, satışı takiben İMKB Tahvil ve Bono Kesin Alım Satım Pazarı'nda işlem görmeye başlayacak.  Açıklamada, "Birinci kuponun 3 aylık basit dönemsel faiz oranı ise yüzde 2.70 (91 günlük ek faiz 0.70) olarak hesaplanmıştır" denildi.

Toplam ihracın 2 milyar TL'yi aşmasını bekliyoruz

İş Yatırım Menkul Değerler Kurumsal Finansman Müdür Yardımcısı Başak Selçuk:

Finansal esnekliği artırarak özel sektör firmalarına uzun vadeli teminatsız borçlanabilme imkanı sağlayan borçlanma aracı ihraçları 2010 yılında ivme kazanmıştır. 2005 yılında uzun bir aradan sonra gerçekleştirilen ilk tahvil ihracının ardından 23 Temmuz 2006 tarihinde T.C. Hazine'sinin ihraç etmiş olduğu borçlanma araçları ile stopaj oranının (%15'den %10'a düşürülerek) eşitlenmesi ve 6 Mart 2007 tarihinde ihraç maliyetleri üzerinde ilave yük teşkil eden Damga Vergisi ve Finansal Faaliyet Harçlarının kaldırılması ile Merkez Bankası'nın Politika Faiz oranlarını uzun bir aradan sonra tek haneleri rakamlara indirmesi özel sektör firmalarının önünü açmıştır.

SPK ve İMKB'nin yasal mevzuatın sadeleştirilmesi ve ürün çeşitliliğinin artırılmasına yönelik yoğun çalışmaları ile desteklenen bu sürecin ardından 2010 yılında gelinen noktada yılın ilk 8 ayında toplam 1,5 milyar TL'lik özel sektör borçlanma aracı ihracı Sermaye Piyasası Kurul Kaydına alınmıştır. Bu ihraçların büyük çoğunluğu tahsisli satış yöntemi ile alıcısı önceden belirli olan kurumsal yatırımcılara gerçekleştirilen borçlanma aracı ihraçlarından oluşmaktadır. 2010 yılındaki toplam 18 ihracın sadece 5 tanesi halka arz yöntemi ile gerçekleştirmiş ve özel sektörü bireysel ve kurumsal sermaye piyasası yatırımcısı ile buluşturabilmiştir. İhraçların süreklilik kazanabilmesi ve arz sonrası ikinci el piyasada işlem görerek likiditenin sağlanabilmesi için halka arz yöntemi ile gerçekleşen ihraçların artırılması gerekmektedir. Ağırlıklı olarak portföy yönetim şirketlerinin başı çektiği kurumsal yatırımcılar ve nitelikli bireysel yatırımcılar tarafından artan miktarda talep görmeye başlayan özel sektör tahvilleri piyasasında risk-getiri analizi ve riskin fiyatlandırılabilmesi için gerekli olan derecelendirme sistemi tam oturmamıştır. Yeni ihraçlara örnek teşkil edebilecek göstergeler yeni oluşmaya başlamıştır ve 2. El piyasadaki likidite henüz yeterli seviyede değildir.

Her ne kadar nitelikli yatırımcılara tezgahüstü piyasalarda repo yapabilmek için çalışmalar devam etse de özel sektör tahvillerinin mevcut durumda repo karşılığı teminata verilememesi ve Takasbank ve İMKB'de teminat amaçlı kullanılamaması piyasasının gelişimini sınırlandırmaktadır. Ayrıca finansal şirketlere Devlet Tahvili ve Hazine Bonolarının faiz ödemelerinde ve itfasında %0 olarak uygulanan BSMV'nin özel sektör tahvillerinde %5 olması fiyatlamalara yansımakta ve maliyetleri artırmaktadır. Finansman ve faktoring şirketleri ile kalkınma ve yatırım bankaları tarafından gerçekleştirilen ihraçların ağırlıklı olduğu özel sektör borçlanma araçları piyasasında reel sektörden gelen ihraççı firmalar ile birlikte 2010 yılı toplam ihraç miktarının 2 milyar TL'yi aşmasını beklemekteyiz.

En önemli tehlike, göstergesi kötü olanın borçlanmaya çalışması

Fortis Portföy Yönetimi Sabit Getirili Menkul Kıymetlerden Sorumlu Direktör Cenk Aras:

Geçtiğimiz yıllarda gelişmekte olan piyasalar arasında ülkemizi örneğin Brezilya ya da Rusya ile kıyasladığımızda aramızda en büyük farkın onlarda işleyen ve büyük bir özel sektör tahvil piyasasının olmasına rağmen bizde böyle piyasanın bulunmaması idi. Bunun nedenlerine baktığımızda karşımıza iki büyük etken çıkıyordu, birincisi devletin borçlanma ihtiyacının büyüklüğü karşısında özel sektöre yer kalmaması, ikincisi ise özel sektör aleyhine olan bir takım vergisel düzenlemeler idi. Son iki yıldır yaşadığımız faiz ve enflasyondaki düşüş, faizin oransal olarak daha hızlı düşmesinin bir sonucu olan reel faizdeki ciddi düşüş ve üzerine Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde vergi mevzuatında yapılan değişiklikler, artık ülkemizde de bu piyasanın gelişmesi için uygun ortamı sağladı. Bu ortamdan ilk faydalanmak isteyen yatırım bankaları ve faktoring şirketleri oldu. Piyasanın ilk alıcıları nispeten likidite ihtiyacı daha az olan emeklilik fonları ve özel portföy yönetimi yapan portföy yönetimi şirketleriydi. İhraç miktarlarının genelde 30 ila 50 milyon lira arasında olması likiditenin gelişememesi önünde en büyük etken. Piyasa bu ürünlere alışıp sevmeye başladıkça ve özel sektör şirketleri devlet iç borçlanma senetlerinin giderek azalan getirilerine alternatif olabilecek tatminkar getiriler sunubildikleri ölçüde gelişmeye devam edecektir. Piyasanın önündeki en büyük tehlike ise, herhangibir bankadan borçlanma olanağı olmayan, finansal göstergeleri oldukça kötü olan bir takım şirketlerin bu piyasada borçlanmaya çalışması ve olası iflasların bu piyasaya olan güveni zedelemesi olacaktır.

  

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.