Sistem bu yükü taşıyamaz, maliyetlerine yansıtır

Munzam karşılıklardaki artışa ilişkin tartışmalara katılan Vakıfbank Genel Müdürü, sektörün karlılığında yüzde 15-20 düşüş bekliyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

İSTANBUL - Merkez Bankası'nın munzam karşılıkları artırmasına ilişkin soruları yanıtlayan Vakıfbank Genel Müdürü Süleyman Kalkan, yapılan hareketin maliyetleri önemli ölçüde etkileyeceğini ve bankacılık sisteminin bu yükü taşıyamayarak mutlaka maliyetlerine yansıtacağını belirtti. Kalkan, bunun karlılıklarda yüzde 15 ile 20 azalmaya sebep olabileceğini söyledi.

Sendikasyon kredisi imza töreninin ardından soruları yanıtlayan Kalkan, munzam karşılıklarda yapılan artışa ilişkin soru üzerine, zorunlu karşılıklardaki artışın sektör açısından gerçekten sürpriz, radikal bir artışın söz konusu olduğunu ve sistemden 15 Nisan'a kadar 19 milyar liralık bir paranın çekilmesinin söz konusu olduğunu anlattı.

Bunun önemli bir rakam olduğunu çünkü, geçtiğimiz yılın son aylarından bugüne kadar çekilen rakamın 21 milyar lira civarında olduğunu, şimdi neredeyse bir o kadar daha paranın çekilmiş olacağını belirten Kalkan, "Yani son derece sert bir hareket olarak düşünebiliriz" dedi.

Kalkan, "Vadelere göre farklılaştırılmış olması politikasını son derece doğru bir politika olarak görüyoruz, değerlendiriyoruz. Ancak bankacılık sektörünün temel problemi olan vade uyumsuzluğunu gidermeye tek başına bu yetmiyor. Özellikle bir yıl ve üzerindeki mevduatın ya da kaynakların zorunlu karşılık oranının daha radikal bir şekilde düzenlenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Burada şu anda mesela yüzde 5 olarak düzenlenmiş durumda 1 yıl ve üzerindeki mevduatın zorunlu karşılık oranı. Bunun sıfır olarak düzenlenmesi en azından mümkün olabilir. Hatta bunu mümkünse stopajla da desteklemek gerekebilir diye düşünüyorum" diye konuştu.

Tahvil ihraçlarındaki oran 'ceza' gibi

Mevduat sahiplerinin 1 yıla yönlendirilmesi için fiyatın cazip olması gerektiğini, aksi takdirde mevduatın buraya kanalize edilmesinin mümkün olmayacağını vurgulayan Kalkan, bu politikayı esas itibariyle desteklediklerini ama biraz daha güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, şöyle devam etti:

"Ama orada şu var; mevduat dışı kaynaklarda yüzde 13'e çıkarılmış durumda. Nedir bu kaynaklar? Türk bankacılık sisteminde son dönemde önemli ölçüde tahvil ihraçları söz konusu oldu. Bunlar yüzde 13'lük bir zorunlu karşılığa tabi tutuluyor. Oysa biz bunları daha çok 5 yıl ve uzun vadeli kaynaklar olarak görüyoruz. Bunu niye yapıyoruz? Pasif tarafının çeşitlendirilmesi mevduata olan bağımlılığın azaltılması için yapıyoruz ve 5 yılın üzerinde kaynak temin ediyoruz. Burada bir anlamda tahvil ihraçlarında sanki cezalandırılıyormuşuz gibi yüzde 13'lük bir oran var. Bunun muhakkak makul bir seviyeye çekilmesi lazım. Bunların teşvik edilmesi lazım, oranlarının düşürülmesi gerekir diye düşünüyoruz. 1 yıl ve üzeri yüzde 5, ama 5 yılın üzerinde bir kaynak temin ediyorsunuz orada yüzde 13. Arada çok önemli bir fark var. Bunun muhakkak giderilmesi gerekir diye düşünüyorum."

Artış, fiyatlara yansır

Munzam karşılıkların artırılmasının maliyetleri önemli ölçüde etkileyeceğini dile getiren Kalkan, bankacılık sistemindeki yoğun rekabet ve bir ölçüde de dönem sonuna yaklaşılıyor olması nedeniyle fiyatlara yansıtmakta bir miktar gecikmenin söz konusu olabileceğini ama bankacılık sisteminin her halükarda bu kadar yükü üzerinde taşıyamayacağını ve mutlaka maliyetlerine yansıtacağını ifade etti.

Kalkan, munzam karşılıkların artırılmasının karlara yansımasına ilişkin öngörüsü hakkındaki bir soruya ise, "Biz yüzde 15 ile 20 arasında sektör karlılığında bir azalmaya sebep olabilir diye düşünüyoruz" dedi.

Bir gazetecinin, "Faiz artışları en erken nisanda mı?" sorusu üzerine Kalkan, "'Muhtemeldir, belki ondan önce de başlayanlar olabilecektir. Çünkü getirilen yük çok önemli ama fiilen etkisi 15 Nisan'da olacağı için muhtemelen nisan ayının başından itibaren de bunlar görülecektir diye düşünüyorum" dedi.

Kalkan, "Ne kadarlık bir faiz artışı olabileceği, bir hesaplamalarının olup olmadığı" yönündeki soru üzerine de "Onu şu an için söylemek zor. Bankalar arasında çok yoğun bir rekabet var. O rekabet nedeniyledir ki şu ana kadarki yüklerin hiçbirini yansıtamadık zaten. Kasımdan bu yana yapılmakta olan tüm zorunlu karşılıkların yükleri fiilen bankaların üzerinde kalmış oldu ve fiyatlara büyük ölçüde yansıtılamadı ama artık bundan sonra zannediyorum o mümkün olamayacak ve yine de rekabet şartlarına bağlı olarak bir miktar faiz artışları olacak" karşılığını verdi.

Kalkan, faizlere ilişkin tahmini hakkındaki soruya da "Bir şey söylemeyeyim şimdi, çünkü o tamamıyla rekabet şartlarına bağlı. Bir de burada tabii 'ilk önce kim başlatacak?' sorusu önemli. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde bunun etkilerini hep birlikte göreceğiz diye düşünüyorum ama muhakkak faiz artışı olacaktır, özellikle kredi tarafında..." yanıtını verdi.

Tüketici kredilerinde de faiz artar

Bir soru üzerine, tüketici kredilerinde de bunun geçerli olduğunu belirten Kalkan şunları kaydetti:

"Orada zaten çok küçük bir kıpırdanma yılbaşından sonraki dönemde oldu fakat yapılan bu hareketlerin şöyle bir etkisi oluyor; zorunlu karşılıkların bankaların üzerinde maliyetlerini artıracağı ve giderek faizlerin artırılacağı korkusuyla tüketici kredi almaya yöneliyor. Özellikle birinci ve ikinci aylardaki kredi talebindeki artışın gerisinde de bu var diye düşünüyoruz. 'Nasıl olsa faizler artacak o zaman ben ihtiyacımı bir an önce bu düşük faizlerden gidereyim' düşüncesi var. O nedenle de buraya yönelmiş durumdalar. O da bir miktar bu kredi genişlemesini hızlandırıyor, tetikliyor."

Vakıfbank'ın ilk 3 ayda kredilerdeki durumuna ilişkin bir soru üzerine Kalkan, sektörde olduğu gibi talebin bulunduğunu, bunları karşılamaya çalıştıklarını söyledi.

Kalkan, munzam karşılıkların artışının kredileri yavaşlatmada etkisinin olup olmayacağı, başka önlemlerin de gelip gelmeyebileceği yönündeki soru üzerine, "Biraz faiz artışlarına da bağlı bu... Faiz artışları başladığı zaman o ölçüde yüksek olacağını düşünmüyorum. Onunla birlikte bir miktar hız kesebilir" dedi.

Süleyman Kalkan, bir soru üzerine, munzam karşılıklar için faiz verilmesi gerektiği görüşünde olduklarını belirterek, "Sonuçta buraya çok önemli bir kaynak aktarıyoruz. 'Hiç faiz vermiyorum' değil de bugün itibariyle sıfır olarak söylenmesi bile daha doğru olur diye düşünüyoruz. Bugün oran sıfırdır, yarın oran 3'tür, 5'tir. Ama 'hiç faiz vermiyoruz'... Bunu bir daha gözden geçirmesi gerekir diye düşünüyoruz" şeklinde konuştu.

Taşınma 3 aşamada gerçekleşecek

Banka genel merkezinin İstanbul'a taşınmasına ilişkin bir soru üzerine de Kalkan, taşınmanın 3 yıllık, 3 aşamalı bir plan olacağını, ilk bölümünün bu sene içinde gerçekleştirileceğini belirterek, nisan, mayıs ayları içinde temel bankacılıkla ilgili birimlerin önemli bir bölümünün taşınmış olacağını, hazine, krediler, bireysel krediler, yatırım bankacılığı gibi temel, pazarın içinde olmasını gerekli gördükleri birimleri öncelikli olarak getireceklerini söyledi.

Kalkan, "Özel bankacılık da dahil. Dolayısıyla bütün kredi birimleri, proje kredileri dahil İstanbul'a gelmiş olacak. Ankara'da şimdilik destek hizmetleri, insan kaynakları, operasyon birimleri kalıyor ama önümüzdeki dönemlerde onların İstanbul'a taşınması konusunda da çalışmalarımız olacak. Dolayısıyla ilk partiyi nisan, mayıs aylarında getirmiş olacağız" dedi.

Taşınmanın maliyetine ilişkin bir soru üzerine de Kalkan, "Banka bilançosunu etkileyecek ölçüde bir şey görünmüyor şu aşamada. Ama bankanın İstanbul'a taşındıktan sonra banka bilançosuna pozitif anlamda çok büyük katkılarının olacağını düşünüyoruz. Pazarın içinde olması, İstanbul'da olması pek çok şeyi değiştirecek diye düşünüyoruz. Banka tarihinde gerçekten önemli bir karar bu. Bizim bankada da çok uzun süredir konuşulan bir hayalin gerçek olması bu taşınma işi. Önemli bir karardı" karşılığını verdi.

Vakıfbank Genel Müdürü Kalkan, banka personelinin İstanbul'a taşınmasıyla ilgili bir soru üzerine de, ilk etapta getirecekleri birimlerle konuştuklarını, belli mutabakatları sağladıklarını belirterek, "Bu açıdan çok büyük bir problem görünmüyor. Çoğunluk gelecek" dedi.

Etiketler