“Rekabetin yeni adı fiyat değil, güven oldu”

ABD’nin uyguladığı tarifeler yüzünden Türkiye’nin ana ihraç pazarlarında Çin hakimiyetinin artmaya başladığını söyleyen DEİK Başkanı Nail Olpak, küresel ticaretteki dönüşümün yeni risklerin yanı sıra fırsatları da beraberinde getirdiğini söyledi. Olpak, yeni rekabet unsurunun ‘güven’ olacağını bildirdi.

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
“Rekabetin yeni adı fiyat değil, güven oldu”

Nurdoğan A. ERGÜN

Çin, ABD pazarında kay­bettiği 350 milyar dola­rı, agresif pazarlamaya geçerek Türkiye’nin ana ihracat pazarlarında telafi etmeye baş­ladı. Dış Ekonomik İlişkiler Ku­rulu (DEİK) tarafından hazırla­nan “ABD’nin Uyguladığı Tarife Sonrası Çin Dış Ticaretinin Ana­lizi” raporu da bu tabloyu orta­ya koyuyor. Raporda, Çin’in ABD pazarındaki gerilemeye karşı­lık alternatif pazarlardaki ağır­lığını hızla artırdığı görülüyor. 2024-2025 döneminde Çin’in Afrika’ya ihracatı yüzde 25,9, Or­ta Doğu’ya ihracatı yüzde 9,7 ve AB’ye ihracatı yüzde 8,63 arttı.

Afrika’da Nijerya, Orta Doğu’da Birleşik Arap Emirlikleri ve AB içerisinde Almanya, Çin açısın­dan öne çıkan pazarlar oldu. Ra­pora göre, ABD’nin 2025 yılında uygulamaya koyduğu ek güm­rük tarifeleri sonrasında Çin’in ABD’ye ihracatı, 2024 yılındaki yüzde 14,68 seviyesinden 2025 yılında yüzde 11,14’e geriledi. Ra­porun sonuçlarını değerlendiren DEİK Başkanı Nail Olpak, küre­sel ticarette korumacılık politi­kalarının yalnızca iki ülke arasın­daki ticareti etkilemediğini söy­ledi.

Olpak, “Bir pazara erişim zorlaştığında küresel ticaret or­tadan kalkmıyor, kendisine yeni yollar, yeni ülkeler ve yeni ortak­lıklar buluyor. Çin örneğinde de bunu görüyoruz. ABD pazarında­ki gerileme Çin’i ASEAN’dan Af­rika’ya, Orta Doğu’dan Avrupa’ya kadar çok daha geniş bir coğraf­yada yeni ticaret kanalları oluş­turmaya yöneltiyor. Dolayısıy­la mesele yalnızca ABD-Çin arasındaki bir tarife tartış­ması değil, küresel ticaret rotalarının yeniden şekil­lenmesi meselesi” dedi.

Çin’in ihracat coğrafya­sındaki değişimin Türkiye açı­sından yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Olpak, “Bu­rada Türkiye açısından dikkat etmemiz gereken önemli bir ke­sişim alanı var. Çin’in ABD pa­zarındaki kaybını telafi etmek amacıyla daha güçlü biçimde yö­neldiği Afrika, Orta Doğu ve Av­rupa, aynı zamanda Türk iş dün­yasının da geleneksel olarak güçlü olduğu veya daha fazla bü­yümek istediği coğrafyalar.

Bu nedenle Çin’in ihracatındaki coğ­rafi çeşitlenmeyi yakından izle­mek durumundayız. Ancak bu­nu yalnızca ‘Çin geliyor, rekabet artıyor’ şeklinde okumayı doğru bulmuyorum. Küresel ticaret ye­niden yapılanırken Türkiye’nin üretim kapasitesi, coğrafi konu­mu, lojistik avantajları, Avrupa ile entegrasyonu ve farklı coğraf­yalarda geliştirdiği güçlü iş iliş­kileri bize önemli avantajlar sağ­lıyor. Önemli olan bu avantajları doğru stratejiyle ticarete ve yatı­rıma dönüştürebilmek” dedi.

Afrika’da öngörülebilir iş ortağı olma potansiyeli

Raporda Türkiye açısından da­ha yakından takip edilmesi gere­ken alanların başında Afrika ve Orta Doğu geliyor. Özellikle Mı­sır pazarında Çin’in ihracatının 2025 yılında 19,97 milyar dolara ulaşmasına karşılık Türkiye’nin ihracatının 4,07 milyar dolar se­viyesinde kalması, iki ülke ara­sındaki rekabet farkının Çin le­hine genişlediğine işaret ediyor. Bu gelişmenin Türk ihracatçı­ları açısından artan bir reka­bet baskısı yarattığı değerlen­diriliyor. Afrika ve Orta Doğu pazarında yalnızca fiyat odaklı bir rekabet stratejisinin yeter­siz kalacağını vurgulayan DE­İK Başkanı Nail Olpak, yükselen yeni trendin “güvenilir tedarik­çilik” olduğunun altını çizdi. Ol­pak, şunları söyledi: “Afrika’da ticaretimizin yanı sıra müteah­hitlikten yatırıma, lojistikten sanayi iş birliklerine kadar çok boyutlu bir birikimimiz var.

Bi­zim rekabet modelimiz yalnız­ca fiyat üzerinden değil, kalite, güven, sürdürülebilir ortaklık ve karşılıklı kazanım ilkesiy­le ilerlemeli. Önümüzdeki dönemde fiyat rekabetinin yanında ciddi bir ‘güven re­kabeti’ yaşanacak. Türki­ye’nin öngörülebilir iş orta­ğı olma kapasitesi, bu yeni denklemde en büyük avan­tajımız olacak.” Öte yandan uluslararası ticaretin sadece mal satarak gerçekleştirile­meyeceğini belirten Olpak, “Ya­tırım olmadan dış ticaret ta­mamlanmaz, bizim yatırım çek­memiz lazım. Türkiye küresel ticaret denkleminin merkezin­de olmalı” dedi.

Finlandiya koltuğu 19 Ekim’e kadar boş

DEİK Türkiye-Finlandiya İş Konseyi Başkanlığı görevini yü­rüten Emre Tezmen’in fon so­ruşturması kapsamında tutuk­lanmasıyla birlikte, başkanlık koltuğunun boşaldığını söyle­yen DEİK Başkanı Nail Olpak, yeni başkanın 19 Ekim’de belli olacağını açıkladı. Burada ‘ak­redite başkan’ uygulamasına gi­debileceklerini kaydeden Olpak, farklı gerekçelerle görevden ay­rılan iş konseyi başkanlıkların­da bu yönteme gittiklerini ve başkanın Yönetim Kurulu’nda belirlendiğini kaydetti.

“Kur’un artması orta vadede bile çözüm değil”

İhracatçıların ana şikayet konularından biri olan ‘düşük kur-yüksek TL’ konusuna da de­ğinen Nail Olpak, “Kurun yük­selmesi ilk planda mümkün de­ğil. İthalatı ihracatından fazla bir ülke olarak, orta vadede bi­le kur artışı çözüm değil. Ayrıca mal sattığınız müşteri ‘sizin ül­kenizde develüasyon oldu’ diye­rek düşük fiyat talep edecek” yo­rumunu yaptı.

“Transit ücretle yetinmeyip dönüş trenlerini doldurmalıyız”

Nail Olpak, Çin’in Kuşak Yol Projesi kapsamındaki Orta Koridor’un Türkiye için sadece transit gelir kaynağı olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Asya ile Avrupa arasındaki lojistik süresini 30-45 günden bir haftaya düşürmeyi hedefleyen projenin Türkiye’nin rekabet gücü üzerindeki risklerine dikkat çeken Olpak, “Sadece trenden alacağımız ücrete sevinmeyelim. Çin malları bir haftada Avrupa’ya geldiği zaman en önemli avantajımız olan lojistik üstünlüğümüzün bundan zarar görmesi riskini iyi düşünmemiz lazım. Bunu durduramayacağımıza göre, sadece bu koridorlardan geçecek tren ücretleriyle yetinmeyip, Avrupa’ya mal götüren trenlerin geri dönüşte içini bizim doldurmamıza odaklanmamız lazım” diye konuştu. 

“İş insanlarımız cesur değil, gözü kara”

Türkiye ihracatçısının yaşadığı sorunların sadece içerden kaynaklı olmadığını söyleyen Nail Olpak, “Sorunun önce verilerini net ortaya koyup fotoğrafı doğru çekersek, iş insanı çözümü de kendisi üretiyor. İş insanımız cesur değil, gözü kara. Bizde kalite var, üretim var, bilgi birikimi var ama para yok. Finansman hala en çok zorlandığımız nokta” dedi. 

“Kur’un artması orta vadede bile çözüm değil”

İhracatçıların ana şikayet konularından biri olan ‘düşük kur-yüksek TL’ konusuna da değinen Nail Olpak, “Kurun yükselmesi ilk planda mümkün değil. İthalatı ihracatından fazla bir ülke olarak, orta vadede bile kur artışı çözüm değil. Ayrıca mal sattığınız müşteri ‘sizin ülkenizde develüasyon oldu’ diyerek düşük fiyat talep edecek” yorumunu yaptı.  

Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL