“Yüksek enflasyon kimyamızı bozuyor, hepimiz kaybediyoruz”

Süleyman Sönmez, TÜRKONFED’in Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda ikinci kez başkan olarak seçildi. En zengin yüzde 10 ile en yoksul yüzde 10 arasında 55 kat fark olduğunu belirten Sönmez, “Gelir adaletsizliği alarm veriyor. Yüksek enflasyon ülke ekonomisinin kimyasını bozuyor. Bizi düşük gelir seviyesine, teknolojiye ve rekabetçiliğe hapsediyor” dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

TÜRKONFED’in 15. Olağan Genel Kurul Toplantısı, “Cumhuriyetin İkinci Yüzyılında Ana Rota Eğitim” teması ile düzenlendi. Genel Kurul’da Süleyman Sönmez, güven tazeleyerek ikinci kez TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanlığına seçildi.

Genel Kurul Toplantısı’nda tüzük değişikliği de yapılarak, TÜRKONFED’in açık isminin “Türk İş Dünyası Konfederasyonu” olarak değiştirilmesine oy birliğiyle karar verildi. Konfederasyonun kısa adı olan “TÜRKONFED” markası ise aynı şekilde kullanılmaya devam edilecek. Genel Kurulda bir konuşma yapan Sönmez, eşitsizliğin, bölgesel dağılımda ve bölgelerin kendi içinde de kendini gösterdiğini söyledi.

Sönmez, “En zengin bölgenin en zengin yüzde 10’u ile en yoksul bölgenin en yoksul yüzde 10’u arasında 55 kat fark var. Zengin bölgeler daha zengin, yoksul bölgeler daha yoksul oluyor. Bu fark da toplumsal yapıyı tahrip ediyor, ülke olarak birlik duygusunu zedeliyor. Bu nedenle daha adaletli paylaşımı sağlamalıyız” dedi.

“Öncelik enflasyonun düşürülmesi olmalı”

Gelir dağılımında bozulmaya yol açan faktörlerin başında yüksek enflasyon ve refah üretmeyen büyümenin geldiğini ifade eden Sönmez, “Türkiye yüksek enflasyonun istisna değil kural olduğu bir ülke. Enflasyonist ortamda nasıl iş yapmak gerektiğini mecburen öğrendik. Ama yüksek enflasyon ülke ekonomisinin kimyasını bozuyor.

Bizi düşük gelir seviyesine, teknolojiye ve rekabetçiliğe hapsediyor. Sonuçta ülke kaybediyor, hepimiz kaybediyoruz. Bu nedenle en büyük öncelik enflasyonun düşürülmesi olmalıdır. Bu da her şeyden önce doğru politikalar ve liyakatli kadrolar gerektirir. Bu koşulları sağlamış durumdayız. Umudumuz, Merkez Bankasının öngörüleri doğrultusunda enflasyonun kontrol altına alınmasıdır” diye konuştu.

“Dünyadaki değişimi fırsata çevirebiliriz”

Üretim yapısında dönüşüm sağlanması için ekonomi dışında da yapılması gerekenler olduğunu vurgulayan Sönmez, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında ana rotalarını eğitim olarak belirlediklerini ve ve bu doğrultuda çalışmalar gerçekleştireceklerini kaydetti.

İki kutuplu dünyanın yerini çok kutuplu dünyaya bıraktığını belirten Sönmez, “Türkiye iki kutuplu bir dünyada köprü rolü oynamıştı. Şimdi sahnede Brezilya, Hindistan, Rusya, Çin, Orta Doğu Ülkeleri gibi birçok güçlü aktör var.

Güç dengelerindeki değişimin yanı sıra iklim krizinden göç dalgaları ve toplumsal hareketlere uzanan çok sayıda risk ve tehditle de mücadele etmek gerekiyor. Aslında bu süreçte Türkiye’nin önünde önemli fırsatlar var. Küresel sistemdeki değişimi fırsata çevirip, yeni bir kalkınma hamlesi başlatabiliriz” şeklinde konuştu.

Turan: TL’nin değerine istikrar getirmek gerekiyor

Genel Kurula katılan TÜSİAD Başkanı Orhan Turan, dünya ekonomisinde büyümenin düştüğü ve ticaretin yavaşladığı bir atmosferde makroekonomide öngörülebilirlik sağlamak ve TL’nin değerine istikrar getirmek gerektiğini söyledi. Turan, Enflasyonla mücadeleyi güçlendirmek önceliğimiz.

Merkez Bankası’nın, yüksek enflasyonun kontrol altına alınması için başlattığı parasal sıkılaştırma sürecinin devam etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Dış ticaret açığının iyileşme eğilimine girmesini de ekonomide dengelenme sürecinin bir göstergesi olarak görüyoruz” dedi.

7 maddelik yol haritası

1-Makro iktisadi istikrar oluşturulmalıdır.

2-Yatırım ortamı iyileştirilmelidir.

3- İş dünyasının, özellikle de KOBİ’lerin yeşil ve dijital dönüşümleri desteklenmelidir.

4-Hukuk devleti güçlendirilmeli, yargı bağımsızlığı güvence altına alınmalıdır.

5-Uluslararası normlara ve sözleşmelere uygun hareket edilmelidir.

6-Eğitim sistemi, çağın gerektirdiği becerilere ve yetkinliklere uygun hale getirilmelidir.

7-Her türlü eşitsizlikle mücadele edilmelidir.