16 °C
Atılım MURAT
Atılım MURAT AYKIRI FİNANS amurat@etu.edu.tr

Fırtına öncesi sessizlik

 

 

Ağustos ayı sakin geçiyor. Buna rağmen dikkat çeken haberler de geliyor. Son günlerin en önemli haberleri, Alman medyasındaydı.

Dünyanın en büyük danışmanlık şirketlerinden Price Waterhouse Coopers'in(PWC) Frankfurt ofisi, geçtiğimiz günlerde çarpıcı bir rapor yayımladı. Bu raporu, İngilizce yayın yapan medya organları es geçti. İnceleme, Alman basınında geniş şekilde yer buldu. PWC, Avrupa bankacılık sektörünün "takipteki krediler" toplamının 1.1 trilyon euro olduğunu belirtiyor. Bu araştırmayı, fikir edinmek açısından önemli buluyorum. Öte yandan; bazı rakamlar soru işaretleri yaratıyor. Alman bankalarının riski 200 milyar euroya yakın görünürken, Fransız bankacılık sektörünün nasıl 90 milyar euroluk bir riski olduğuna anlam veremedim. Fransızlar, rakamı düşük göstermiş olabilirler.

İspanya ile ilgili rakamlarda da problem var. İspanya ve İrlanda bankalarının takipteki alacakları çok yakın gözüküyor. İspanya'nın nüfusu ve milli geliri, İrlanda'nınkiler ile kıyaslanırsa, bu rakamlar gerçek olamaz. İspanyol bankaları da muhtemelen gerçek rakamları gizliyor. Zaten piyasa oyuncuları bu nedenle İspanya'ya güvenmiyor. İspanya hükümetinin yapabilecekleri sınırlı. Kendi bankacılık sektörüne destek olmaya çalışırsa, işin içinden çıkamaz. İflas edebilir. Almanya'nın ve diğer ülkelerin, İspanya kaynaklı bu risklerin farkında olduklarını düşünüyorum.
Bankaların İtalya risklerinin anormal bir seviyede olması ilginç geldi. Avrupa bankalarının toplam İspanya riskleri, toplam İtalya riskleri kadar yüksek değil. Arada beş kat fark var. İtalya’nın gözden çıkartılamayacağı, kendi haline bırakılamayacağı bir kez daha belgelenmiş oluyor. Bu ülkenin temerrüde düşmesine izin verilemez. En azından benim yorumum bu şekilde.
Bu rapora göre, Avrupa bankacılık sektörünün genel olarak müthiş bir sermaye açığı var. İspanya ve İtalya'yı konuşmaktan dolayı bu konu arka planda kalıyor. Hatta hiç konuşulmuyor. Euro bölgesi bankacılık sektörü bitik bir halde. Sermaye ihtiyacı büyük olan finans kurumlarına borç verenler(tahvil sahipleri), büyük zararlara hazırlıklı olmalı. Çünkü özel sektörün zararları üstlenmesi, kaçınılmaz bir son gibi gözüküyor.

Bu hafta Der Spiegel'de de ilginç bir makale vardı. Makalede, Avrupa Merkez Bankası'nın(AMB) İtalya ve İspanya tahvil faizlerine bir "tavan" koyabileceği yazıyordu. Kısaca; faizlerin belli seviyelerin üzerine çıkması engellenecek. AMB, bu seviyelerin üzerinde sınırsız tahvil alımı yapacak. Aslında çok önemli bir politika seçeneği olabilir. Ancak AMB'nin bu politikayı kısa donemde uygulayabilmesi zor. Politik açıdan büyük sıkıntılar çıkabilir. AMB, buna benzer nükleer opsiyonları hemen kullanamayabilir.

Faiz tavanı olmasa da, bir müdahale gerekiyor. AMB'nin elinde sınırsız bir kaynak var. İstediği kadar para basabilir. Fed'in karşısında nasıl bir tane spekülatör kalmadıysa, AMB kararlı şekilde piyasaya girerse ortalıkta bir tane tahvil spekülatörü kalmaz. Tabii başta Almanya olmak üzere, bazı ülkelerin çıkartabileceği sorunları da unutmamak gerekiyor.
Euro bölgesindeki işler daha da kötüleşecek. Açıklamalarla, haberlerle işi götürmeye çalışıyorlar. Piyasalarda tatil havası hakim olduğu için, sorunlu ülkelerin faizlerinde düşüşler yaşanıyor. Eylül daha zor geçebilir. Bu günler, "fırtına öncesi sessizlik" dönemi olabilir.