22 °C

20 milyon lira harcanan: Son Mektup

Hakan SONOK

20 milyon lira harcanan: Son Mektup

Padişah 4. Murad döneminde (1632’de) Hezarfen Ahmet Çelebi’nin Galata Kulesi’nden Üsküdar Doğancılara kadar uçması Türk havacılığının miladıdır…Mustafa Altıoklar’ın yönettiği ”İstanbul Kanatlarımın Altında” (1996; 474 bin seyirci) filminde Ege Aydan Hezarfen Ahmet Çelebi’yi, Haluk Bilginer Evliya Çelebi’yi, Burak Sergen 4. Murad’ı, Zuhal Olcay ise Kösem Sultan’ı canlandırmıştı…

Anadolu’ya çıkan Yunan işgal ordusunun buradan sökülüp atılmasında (26-31 Mart 1921’deki 2. İnönü Savaşı’nda) büyük yararlılıklar gösteren pilot Vecihi Hürkuş (doğumu: 1895 ya da 1896- vefatı: 1969)  , Rusya’da pilotluk eğitimi gördükten sonra Türkiye’de yine Rus öğretmenlerden havacılık dersleri alan ve Dersim’deki isyanın (1937-1938)  bastırılmasına katılan Sabiha Gökçen (doğumu: 1913- vefatı: 2001) gibi Türk savaş pilotlarının öncüleriyse “Son Mektup” filmine konu oldu…

Fuat Uzkınay’ın kısa belgeseli “Çanakkale Muharebeleri” (1916), Turgut Demirağ ve Nusret Eraslan’ın Türk Silahlı Kuvvetleri’nin her türlü desteğini alarak gerçekleştirdikleri “Çanakkale Aslanları” (1964), Tolga Örnek’in belgeseli “Gelibolu” (2005; 677 bin seyirci), Yeşim Sezgin’in “Çanakkale 1915” (2012; 918 bin seyirci),  Sinan Çetin’in “Çanakkale Çocukları” (2012; 200 bin seyirci) ve Serdar Akar ile Kemal Uzun’un “Çanakkale: Yolun Sonu”ndan (2013; 670 bin seyirci) sonraki Türk yapımı Çanakkale Savaşı filmi “Son Mektup”u Özhan Eren yönetti…

Özhan Eren, “120” (2008; 1 milyon 42 bin seyirci) adlı sinema filmini Murat Saraçoğlu ile birlikte yönetmişti ve bu filmin senaryo yazarıydı...3 milyon dolar harcandığı açıklanan ”120” Kültür Bakanlığı’ndan 400 bin lira destek almıştı…

Çanakkale Savaşları’nın 100. Yıldönümü olan 18 Mart 2015’te gösterime sunulacak olan “Son Mektup”a Kültür Bakanlığı 1 milyon 750 bin liralık destek sağladı…Yapımcısı filme 20 milyon lira harcandığını iddia ediyor…

Birinci Dünya Savaşı döneminin dört uçağının aslına uygun olarak imal edildiği ve çekimlerinde kullanıldığı “Son Mektup”ta, Çanakkale Savaşları’nın hava muharebeleri, Osmanlı pilotlarının serüvenleri ve Nusret Mayın Gemisi’nin sadece 26 mayın döşeyerek tarihin akışını değiştirmesi de konu alıyor…

Turhan Seçer’in “Destanlaşan Çanakkkale,  Deniz, Kara, Hava Savaşları; Bütün Yönleriyle Anılar ve Yorumlar” kitabına ve Tuğgeneral emeklisi Hikmet Süer’in “Çanakkale Muharebesinde Türk Pilotu” adlı eserine göre Birinci Dünya Savaşı’nda (1914-1918) tüm cephelerde Osmanlı Almanya’dan temin ettiği 40 kadar uçakla savaştı…Alman destekli Osmanlı Ordusuyla savaşan güçlerin her alanda (savaş gemisi, denizaltı, uçak, top) ezici bir üstünlüğü vardı…Sadece Çanakkale Savaşlarına 60 İngiliz, 15 Fransız uçağı katıldı…7 Mart 1915 Pazar sabahı pilot Cemal Efendi uçağı Ertuğrul ile yaptığı keşif uçuşunda savunma amaçlı olarak denize döşenmiş mayınlarımızı İngiliz ve Fransız ordularınca temizlediğini fark edince 7 Martı 8 Marta bağlayan gece Nusret Mayın gemisi 26 yeni mayın döşeyerek İngiliz-Fransız donanmasının büyük bir yenilgiye uğramasına yol açtı…

“Recep İvedik”in taklitleri aslının yerini tutmuyor

“Recep İvedik”in sadece dördüncü bölümünün Türkiye’de 7 milyon 369 bin seyirci ve Almanya’da 6 milyon 15 bin dolar hasılat elde etmesi üzerine aynı formülü uygulamaya çalışan filmler çevrildi ve gösterime sunuldu…Ancak bu filmlerin seyirci sayıları  beklentilerin çok altında kaldı…“Sabit Kanca” (294 bin seyirci), “Mazlum Kuzey” (93 bin seyirci), “Sabit Kanca 2” (84 bin seyirci) ve “Ali Kundilli” (10 günde 339 bin seyirci) gibi taklit filmler, “Recep İvedik 4”e sadece üç günde 1 milyon 641 bin 474 seyircinin gittiği hatırlandığında taklitlere itibar edilmediğini  bir kez daha gösterdi…Bu arada “Recep İvedik 4”ün yapımcılarından biri olan Şahan Gökbakar’ın filmi Türkiye sinemalarına dağıtan Tiglon Şirketi ile Murat Akdilek’ten 25 milyon lirasını alamadığı iddiasıyla açtığı dava (hukuki süreç) sürüyor…

“Grinin Elli Tonu 2” 2016’da…

Çin sansürünce kesilen, Malezya, Endonezya ve Kenya’da tümden yasaklanan “Grinin Elli Tonu” filminin devamı “Fifty Shades of Grey 2: Fifty Shades Darker” 2016’da aynı baş rol oyuncularıyla gösterime sunulacak…100 milyondan kopyası satılan bir roman üçlemesinin ilk bölümüne dayanan “Grinin Elli Tonu” 40 milyon dolara malolmuş, şu ana kadar elde ettiği 502 milyon dolarlık dünya sinema hasılatının 150 milyonunuysa ABD pazarından elde etmişti…

Fransa’da 3 milyon 480 bin, Türkiye’de 768 bin seyirci toplayan “Grinin Elli Tonu”nun baş erkek karakterinin Dan Bilzerian, Braydon Olson adlı işadamlarından ve çizgi roman “Iron Man”in playboy kahramanı Tony Stark’tan esinlendiği de belirtiliyor…

“Grinin Elli Tonu”nun baş kadın oyuncusu Dakota Johnson’ın oyuncu annesi Melanie Griffith ise kızının sevişme sahnelerine dayanamayacağından filmi kesinlikle seyretmeyeceğini ilan etmiş bulunuyor…

İngilizler “En çok insan öldüren keskin nişancı bizde” diyor

“American Sniper-Keskin Nişancı”daki  bugün hayatta olmayan karakterin savaş bölgelerinde 160 kişiyi öldürdüğü Amerikan Silahlı Kuvvetleri’nce doğrulanmıştı…İngilizler ise Afganistan’da 173 Taliban üyesini öldüren keskin nişancının kendi ordularında görev yapıp emekli olduğunu iddia ediyor…

İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in bile seyretmediği halde Müslümanlara karşı şiddet uygulanmasını teşvik ettiği gerekçesiyle protesto ettiği “American Sniper-Keskin Nişancı” 58 milyon 800 bin dolara maloldu, filmin 472 milyon dolarlık dünya sinema hasılatının 332 milyon doları ABD sinema pazarında elde edildi…

“Doktor Jivago” filmi elli yaşında

Bu yıl ellinci yaşı kutlanacak olan “Doktor Jivago” filmi, beşer OSCAR ile Altın Küre ödülü kazanmış ve 1966 Cannes Festivali’nde büyük ödül Altın Palmiye için yarışmıştı.

“Doktor Jivago” müzikaliyse 27 Mart 2015’te New York Broadway’de ilk gösterimini yapacak…

Yapımcılığını Sophia Loren’in kocası Carlo Ponti’nin,  görüntü yönetmenliğini mesleklerinin en büyük ustalarından Freddie Young ile Nicolas Roeg’in üstlendiği “Doktor Jivago”,  yılın en iyi dram filmi, yönetmeni,  erkek oyuncusu (Ömer Şerif), senaryosu, özgün müziği dallarında  Altın Küre, yılın en iyi senaryosu, görüntü yönetmeni, sanat yönetmeni, giysi tasarımı ve özgün müziği dallarındaysa OSCAR ödülü elde edecekti.

1991’de Sovyetler Birliği’nin yıkılmasında bir edebiyat ve sinema başyapıtının herkesten ve her şeyden büyük payı olmuştu…O eser “Doktor Jivago (Zhivago)”ydu.Yahudi asıllı Rus yazar Boris Pasternak (1890-1960) Sovyetler Birliği dışına kaçırılarak ilk kez 1957’de İtalya’da yayınlanan romanının da etkisiyle 1958’de Nobel edebiyat ödülünü almıştı…Sovyetler Birliği’nde hemen yasaklanan (sakıncalı bulunan) “Doktor Jivago” romanını son 60 yılda kara borsa aracılığıyla okumayan Rus kalmayacaktı.”

“Doktor Jivago” Sovyet Komünist Partisi’nin uygulamalarını yerden yere vurmaktaydı, Komünizme yöneltilmiş en ağır suçlamaları içermekteydi ve Lenin ile Stalin zamanı zulümlerini tüm dünyanın gözlerinin önüne serdiği için de varolmuş en güçlü anti-Komünist metne dönüşmüştü…Üstelik Leo Tolstoy’dan (1828-1910) ve Aleksandr Soljenitsin’den (1918-2008)  sonraki en büyük Rus yazarlarından birinin elinden çıkmış bir edebiyat şaheseriydi…Öte yandan Komünizmi savunan hiçbir edebiyatçı “Doktor Jivago”nun yanına bile yaklaşabilecek bir esere imza atmayı başaramayacaktı.

“Doktor Jivago”nun beyazperde uyarlamasınıysa,  yedi OSCAR ödüllü “The Bridge on the River Kwai-Kwai Köprüsü” (1957’nin filmi Türkiye sinemalarına 1962’de geldi) ve yine yedi OSCAR ödüllü “Lawrence of Arabia-Arabistanlı Lawrence”ın (1962’nin filmi Türkiye’de çok uzun yıllar yasaktı) harika yönetmeni İngiliz David Lean (1908-1991) gerçekleştirecekti…David Lean, “Hazreti İsa”nın öyküsünü konu alan “The Greatest Story Ever Told-En Büyük Hikaye”nin de (1965) yönetmenlerinden biriydi…

Sinema tarihinin gördüğü en büyük kusursuzluk arayıcısı olan David Lean “Doktor Jivago”yu Kanada, İspanya, Meksika ve Finlandiya’daki mekanlarda çekti; filmin son sahnesi İspanya ile Portekiz arasındaki Aldeadavila Barajı’nda çekildiğinden çekimlerde kullanılan ülke sayısı beşe çıkmıştı.

“Doktor Jivago”nun yapım bütçesi 11 milyon dolara ulaşırken Larissa (“Lara”) Antipova rolündeki  Julie Christie’ye 120 bin dolar ödendi…”Lawrence of Arabia-Arabistanlı Lawrence”tan da sekiz bin İngiliz Sterlini alan Ömer Şerif, Doktor Yuri Jivago’yu canlandırdığı “Doktor Jivago”dan da aynı ücreti aldı.
“Doktor Jivago”, Rusya’dan kaçarak dünyanın her tarafına dağılan Rus diasporasının da (milyonlarca insanın) verdiği destekle son elli yılın en popüler sinema filmlerinden birine, tam bir sinema efsanesine dönüşecekti.

“Doktor Jivago”nun 22 Aralık 1965 New York galasını, 26 Nisan 1966’daki Londra galası ve 5 -20 Mayıs 1966 tarihleri arasındaki Cannes Festivali gösterimi takip etti.

Kuzey Amerika (ABD-Kanada) sinema hasılatı  o günün 111 milyon 721 bin 910 dolarına ulaştı; bu paranın bugünkü değeriyse tam olarak 1 milyar 30 milyon 324 bin 300 dolar...Fransa’da 9 milyon 816 bin, İspanya’da 6 milyonu aşkın seyirciye ulaşan “Doktor Jivago”,  İsveç’teyse 1 milyon 800 bin kişiyi sinema salonlarına getirecekti.

Ülker Ailesi’nin başucu filmi: “Doktor Jivago”

Bir milyona yakın çocuğa sinemayı sevdiren ve bunun için  yıllardır olanaklarını seferber eden Ülker Ailesi’nin başucu filmi 47 yıldır “Doktor Jivago…”

28 Aralık 1968’de Türkiye sinemalarına ulaşan “Doktor Jivago”, 1929’da Sovyetler Birliği’nden (Kırım’dan) Türkiye’ye göç eden/göç etmek zorunda kalan ve sonbahar 1944’te (1944 Türkiye’de girişimci patlaması yaşanan bir yıldı ve Yapı Kredi Bankası’nın da temeli o yıl atılmıştı) Ülker Grubu’nun temellerini atan Sabri Ülker’i de (1920-2012) etki alanına almayı başaracaktı; Sabri Bey filmde anlatılanlarla kendi hayatı arasındaki büyük  paralellikleri hemen fark edecek ve bundan çok etkilenecekti…Sabri Ülker, bu muhteşem filme oğlunu (Murat Ülker) ve kızını (Ahsen Ülker Özokur) defalarca götürmek için kıymetli zamanını ayıracaktı…Oğul Murat Ülker için de her zaman en çok beğendiği film 47 yıldır “Doktor Jivago” oldu ve olmaya devam ediyor…

Jennifer Lawrence rakiplerine rol kaptırmıyor

2011’de Lukas adında bir oğlu dünyaya gelen, 2009’da Pulitzer ödülünü kazanan İtalyan asıllı Amerikalı haber/savaş fotoğrafçısı, Lynsey Addario’nun anı kitabı “It’s What I Do: A Photographer’s Life Of Love And War” üç Oscar ödüllü yönetmen Steven Spielberg tarafından beyazperdeye uyarlanacak…Fotoğrafları Time, Newsweek, National Geographic dergileriyle New York Times gazetesinde yayınlanan Addario, Afganistan, Irak,Libya, Kongo, Haiti, Sudan, Türkiye gibi ülkelerde soykırım, tecavüz, çatışma kurbanlarını görüntülemiş ve Kaddafi taraftarlarınca kaçırılarak altı gün boyunca işkenceye tabi tutulmuştu…Warner Bros’un desteklediği filmin yapımcılığını “American Sniper-Keskin Nişancı” adlı filmi hasılat rekorları kıran Andrew Lazar üstlenecek…Filmdeki Lynsey Addario rolüyse Natalie Portman ve Reese Witherspoon gibi rakiplerini eleyen Jennifer Lawrence’ın (15 Ağustos 1990 doğumlu) oldu…
 
“Silver Linings Playbook-Umut Işığım”la (2012) OSCAR ve Altın Küre, “American Hustle-Düzenbaz”la (2013) Altın Küre ve BAFTA (İngiliz Film Akademisi) ödüllerini elde eden,  Jennifer Lawrence “Winter’s Bone-Gerçeğin Parçaları” (2010) filminden haftada üç bin dolar kazanırken, ”The Hunger Games: Catching Fire-Açlık Oyunları: Ateşi Yakalamak”tan (2013) 10 milyon dolar elde edecekti…

Jennifer Lawrence,  “Winter’s Bone-Gerçeğin Parçaları” ve “American Hustle-Düzenbaz”la da OSCAR’a, “Winter’s Bone-Gerçeğin Parçaları”yla Altın Küre’ye, “Silver Linings Playbook-Umut Işığım”la BAFTA (İngiliz Film Akademisi) ödülüne aday gösterilmişti…

Not: “İnce Memed” 60 Yaşında yazımda, Mustafa Kemal Atatürk dönemine tanık olan kuşaktan hayatta kalan son birkaç aydınımızı sıralamaya çalışmıştım…Birkaç eksiklik fark ettim…Liste şöyle olacak:  Muazzez İlmiye Çığ (1914), Halil İnalcık (1916), Vedat Türkali (1919), Memduh Ün (1920), Hıfzı Topuz (1923), Münir Özkul (1925), Fikret Otyam (1926), Haldun Dormen (1928), Ara Güler (1928), Gülriz Sururi (1929), Giovanni Scognamillo (1929)…

 

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap