11 °C

“Nice nasırlı eller açacak bu perdeyi”

Eski adı "Darülbedayi" olan İstanbul Şehir Tiyatroları’nın kuruluşunun 100. yılı, Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda düzenlenen galayla kutlandı

“Nice nasırlı eller açacak bu perdeyi”

nermin_sayin-028.jpg

Ülkemizin en eski sanat kurumlarından Şehir Tiyatroları, nâm-ı diğer Dârülbedayi (Güzellikler Evi), 100. yaşını ustalarından genç nesline tüm sanatçılarının el ele verdiği, müzik dolu bir geceyle kutladı. Âdeta "100 yılın emeğine selam olsun," dedi bütün salon hep bir ağızdan... İşte “Gitmiş kadar olasınız diye”, gecenin notları...

IŞIKTAN KELEBEKLER: “Nice nasırlı eller açacak bu perdeyi / O parlak ışıklar dolduracak sahneyi / Söylenecek her sözde bilgelerin nefesi / Yüzyıl... yüzyıl... yüzyıl daha... Dârülbedayi.” Şehir Tiyatroları’nın (ŞT) 100. yıl şarkısının nakaratı böyle. Engin Alkan’ın sözlerini yazıp Selim Atakan’ın bestelediği şarkı, Harbiye Muhsin Ertuğrul’dan kutlamanın yapılacağı Cemal Reşit Rey’e (CRR) kadar konuklara eşlik etti. Etrafımızda ışıktan kelebekler uçuşurken düşünmeden edemedim: Tiyatrocu dediğin ışığı sever, bu ışıktan kelebekler, 100 yılın emekçileri olmasın? Muhsin, Behzat, Bedia ve diğerleri... 
FUAYEDE: Nitekim, eski “Şehir Tiyatrosu” kapısından girerek geldiğimiz fuayede de onlar vardı. Kimi eski bir oyunun fotoğrafından gülümsüyordu; kimi dekor parçalarıyla kendini eski bir seyircisine hatırlatıyordu. Yani 100 yılı soluya soluya girdik “100. Yılın Şarkıları” gecesi için salona. 
“BEN BİR OYUNCUYUM”: Erhan Yazıcıoğlu ve Arda Aydın’ın birlikte tasarladığı, Arda Aydın’ın yönettiği gecenin müzik direktörlüğünü Selim Atakan üstlenmişti. Perde açıldığında sahnede Hakan Elbir yönetimindeki ŞT Orkestrası ve CRR Orkestrası bir araydı. Alev Baymur’un tasarladığı mapping görüntülerde ŞT’nin albüm sayfaları çevrilirken 100. yıl şarkısını dinleyerek başladık törene. Hemen arkasından Genel Sanat Yönetmeni Erhan Yazıcıoğlu, Kamrân Yüce’nin çok sevilen “Ben oyuncuyum eski Yunan’dan beri” şiiriyle açılışı yaptı... 
İLK ŞARKI “LÜKÜS HAYAT”TAN: Müzikallerinden bir resmigeçitti bizi bekleyen bütün gece boyunca... Ve ilk şarkı, tabii ki tiyatro tarihimizin en çok yorumlanan oyunu “Lüküs Hayat”tan geldi. Ayşegül İşsever, Senem Oluz'un koreografi siyle kendisine eşlik eden dansçılarla birlikte “İhtiras”ı seslendirdi. 
SHAKESPEARE’SİZ OLUR MU: Shakespeare’siz kutlama olur mu, olmaz tabii!  ŞT tarihinin efsaneleşmiş oyunlarından “Bir Ata Krallığım”dan “Mezarcının Türküsü”nü Engin Alkan’dan dinledik. Bu arada, tüm şarkılar canlı yorumlanırken, arkadaki dev ekranda şarkıya uygun görsel tasarımlar da kullanıldı... Dolunaylı mezarlık görüntüsü, bu şarkıya da pek yakışmıştı doğrusu. 
“KADIN DENİZ GİBİDİR”: ŞT’nin genç kuşağından Pelin Budak’ın hoş bir yorumla seslendirdiği “Kadın Deniz Gibidir”i dinlerken, Gülriz Sururi salondayken bunun hiç de kolay bir iş olmadığını düşündüm doğrusu. 
CİHAN ÜNAL, TEVYE OLURSA: Gecenin en yükseldiği anlardan biri; konuk şef Önder Bali’nin bageti eline aldığı; Cihan Ünal’ın da son derece şık bir kıyafet içinde “Damdaki Kemancı”nın Sütçü Tevye’sinin “Ah Bir Zengin Olsam”ını seslendirdiği anlardı. Ünal’ın dansı tüm seyircilerin aklına Cüneyt Gökçer’i getirdi. Zaten gecenin en hoş yönlerinden biri buydu. Sadece ŞT ile sınırlı kalmadı, âdeta tiyatronun 100 senesini kutladı ekip. 
GENÇ KUŞAK: Arka arkaya iki genç oyuncuyu dinledik Cihan Ünal’dan sonra. Çiğdem Gürel’den “Sivilizasyon”u, “Çürük Temel”le dikkatleri üzerine çeken Dolunay Pircioğlu’dan da “Elveda”yı. 
VARLIER, “ALL THAT JAZZ”İ UÇURDU: Ayça Varlıer, son yıllarda sadece iyi bir aktris değil, iyi bir şarkıcı olduğunu da kanıtlamıştı zaten hepimize ama, “All That Jazz”e getirdiği yorum, onu ivedilikle yeni bir müzikalde izlememiz gerektiğini hatırlattı seyircilere. 
ALKIŞ AVCISI NAŞİT ÖZCAN: Kutlama müzik ağırlıklıydı, fakat az da olsa unutulmaz oyunlardan bölümler de seyrettik. Bu müzik molalarından birinde Naşit Özcan sahnedeydi. Ülkemizin en eski tiyatrocu ailelerinden birinin temsilcisi olan Özcan, bir çorabı elinde, öbürü çıkmak üzere olan Çehov’un “aktör eskisi”ne getirdiği yorumla gecenin en yoğun alkışlarından birini kapıp gitti. 
BURAK KUT DA KONUKTU: Burak Kut da geceyi şenlendirdi. Kut’tan önce “Batı Yakasının Hikâyesi”nin “Maria”sını dinledik akıllı uslu bir şekilde. Ardından sıra “Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım”a geldi. “Sana Muhtacım” tangosunu söylerken tam Vicdani’nin Hitler’in Paris’e girdiği gece girdiği gerdeğe geldi ki sıra, sahneyi “Naziler” bastı... Fakat atmosfere kapılmış olacaklar ki Kut’u halay başı yapıp hepimizi bir güzel coşturdular. 
EVITA’YLA ROMANTİZM, HAKAN AYSEV’LE NEŞE: Aslı Omağ, sahnelendiğinde gerçek bir tiyatro olayına dönüşen “Evita”yı “Bir Başka Bavul, Bir Başka Odada” şarkısıyla hatırlatırken, sahneyi saran sonbahar görüntüsü, salonda romantizm havası estirdi. Bereket, hemen arkasından sahneye “Şen Dul"dan “Danilo’nun Aryası”nı seslendiren Hakan Aysev geldi de hüznü dağıttı. 
“KARIN KISKANMIYOR”: “Hisseli Harikalar Kumpanyası”na gelmişti sıra ve tabii müzikalle özdeşleşen Erol Evgin’e. Evgin, müzikalin en sevilen şarkılarını bir potpori tadında seslendirdikten sonra, Bedia Muvahhit’i de andı. Muvahhit’in “Hisseli Harikalar Kumpanyası”nı seyretmeye defalarca geldiğini söyleyen Evgin, aktrisin kendisine “Sen benim ahirzaman aşkımsın. Fakat bir şeye bozuluyorum, karın kıskanmıyor” dediğini de anlattı. Muvahhit, Adile Naşit, Turgut Boralı ve diğerleri sanki notalara takılıp geçtiler bir an sahneden. 
ŞARKILARA MOLA: Şarkı molalarından biri de Cihan Ünal’la verdik o gece. Ünal, Turhan Ofl azoğlu’nun “IV. Murad”ından ve Shakespeare’in “Atinalı Timon”undan iki tiradla seyircileri coşturdu. 
KARACAOĞLU VE İSTANBUL: Bazı sanatçıları sahnede görmeyi özlediğimizi de hatırlattı gece, mesela Toron Karacaoğlu’nu. Aktörü “İstanbul Hatırası” müzikalinin “İstanbul” şarkısında doyasıya alkışladık. 
HAMLET”E SELAM: Bütün aktörlerin rüyalarını süsleyen “Hamlet” de katıldı ŞT’nin 100. yıl gecesine... Geçen sezon tiyatronun efsane rolünü oynayan Arda Aydın’dan dinledik tiradlarını, sisli bir gece fonunda.
MÜZİĞE DEVAM: Ayça Varlıer bu kez “Kölen Olmuşum Senin”le çıktığı sahneyi, İngilizce iki şarkı için Emre Altuğ’a bıraktı. Altuğ da “The Imposible Dream” ve “Empty Chairs Empty Tables”ı seslendirdi tiyatroseverler için. 
SAKIN GEÇ KALMA ERKEN GEL: ŞT’nin son yıllardaki en başarılı müzikallerinden “İstanbul Efendisi”nin koreografi siyle gülme krizine sokan şarkısı “Sakın Geç Kalma Erken Gel”i, “Herkes solo söylerken biz niye koro söylüyoruz” diyen Tuğrul Arsever, “Şark Dişçisi”nin “Figüran”ına bağlıyıverdi bir anda. 
►AKTÖR DEDİĞİN NEDİR Kİ: Tiyatromuzun Tomas Fasulyacıyan’ları da ekranda buluştu o gece. Münir Özkul ve Savaş Dinçel, “Zaten aktör dediğin nedir ki...” tiradını âdeta bir düetle söylediler... 
VE FİNAL: Geceye tüm emeği geçenler, Bülent Tekakpınar ve Begüm Günceler’in seslendirdiği “100. Yıl Şarkısı”na geçilmeden önce yeniden sahnedeydiler. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, teşekkür plaketini Erhan Yazıcoğlu’na sundu ve başladı şarkı. Aynı zamanda konfeti yağmuru da... Salon da söylüyordu artık aynı şarkıyı: “100 yıl, 100 daha... Dârülbedayi...”

Dunya.com

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.