30 °C

Zorunlu maceracılar

Gerçek bir hikâyeye dayanan “Hazine Avcıları” filmi, sevilen oyunculardan oluşan bir kadroyu buluşturuyor.

Zorunlu maceracılar

Senenin en merakla beklenen filmlerinden biri olan “Hazine Avcıları” (The Monuments Men), sinemalarımızda bugün vizyona giriyor. Oyunculuk ve yapımcılık kariyerine yönetmenliği de ekleyen George Clooney’nin çektiği film, II. Dünya Savaşı’nın bambaşka bir yüzünü, Naziler karşısında savunmasız kalan sanat eserlerini kurtarmayı hedefl eyen bir grubun öyküsünü anlatıyor.

Gerçek bir hikâyeden beyazperdeye uyarlanan “Hazine Avcıları” nda, bir grup tarihçi ve sanat uzmanın bir araya gelmesiyle oluşan ekip, Naziler tarafından ele geçirilen ve her an yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan önemli sanat eserlerini kurtarmaya çalışıyor. Filmin kadrosu da oldukça iddialı: George Clooney, Matt Damon, Bill Murray, John Goodman, Jean Dujardin, Bob Balaban, Hugh Bonneville ve Cate Blanchett, önemli roller için kamera karşısına geçiyorlar.

Clooney’nin senaryosunu Grant Heslov ile birlikte kaleme aldığı film, Robert M. Edsel-Bret Witter imzalı kitaptan yola çıkılarak çekildi. Tarihteki en muhteşem hazine avı hikâyelerinden birine odaklanan yapıt, dramatik öğeler de barındıran aksiyon dozu yüksek bir film. "Hazine Avcıları" müze yöneticileri, mimarlar ve sanat tarihçileri gibi alanlardan gelmiş askerlikle hiç alâkâsı olmayan yedi sanat âşığı insanın Nazi hırsızlardan dünyaya mal olmuş sanatsal başyapıtları kurtarma ve asıl sahiplerine iletme hikâyelerini anlatıyor. Bin yıllık kültürel birikiminin yok edilmesini durdurabilmek için, Hazine Avcıları zamana karşı bir yarışın içinde olduklarını anlayınca, insanoğlunun ortak mirasını korumak için canlarını tehlikeye atmaktan çekinmiyorlar.

Nazilere direnişin farklı öyküleri

II. Dünya Savaşı, sinemanın en sevdiği konulardan biri. Bugüne kadar çekilen onlarca filmle hikâyenin anlatılmayan yönü kalmadı, diye düşünsek de, “Hazine Avcıları” kıyımı sanat eserleri açısından ele alarak bu yargımızı yıkıyor. Hikâyenin dehşet dolu yüzünü bambaşka açılardan ele alan diğer filmleri de hatırlayalım mı?

● Büyük Diktatör (1940): Nazilerin ve Hitler’in belki de ilk kez komedi unsuruyla buluştuğu film “Great Dictator”du. Film, Charlie Chaplin’in unutulmaz oyunuyla kültleşti.

● Hayat Güzeldir (1997): Roberto Benigni’ye dünya çapında ün kazandıran “La Vita e Bella”, bir babanın, küçük oğlu için savaşı bir oyuna çevirmesini anlatıyordu.

● Rüyaların Kızı (1998) Penelope Cruz’un başrolünde oynadığı “Rüyaların Kızı”, Franko ile Hitler arasındaki işbirliğinin göstergesi olarak, Berlin’e davet edilen bir grup oyuncunun trajikomik öyküsüydü.

● Hayat Treni (1998): Mihaileanu “Train de Vie”de, küçük bir Yahudi köyünün Nazilerden kurtulmak için bir trenle Filistin’e gitmek üzere çıktığı çılgın yolculuğu, neredeyse komedi tadında anlatıyordu.

● Kalpazanlar (2007): Oscar da kazanan filmde, Naziler’e sahte para hazırlamak üzere toplama kampında “işe alınan” Yahudi bir kalpazan vardı.

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.