Yapay zekâ Türkiye iş gücü piyasasını nasıl değiştirebilir?
Yapay zekânın hızla yaygınlaşması, Türkiye’de iş gücü piyasasını dönüştürürken yapay zekâ becerilerine sahip uzmanlara olan talep arzın üzerinde bulunuyor. Bu açığın kapanması için Türkiye’nin 2026–2030 Yapay Zekâ Eylem Planı kapsamında okuryazarlık, eğitim ve düzenleme çalışmaları öne çıkıyor. Yandex Türkiye ve ODTÜ iş birliğiyle başlatılan yapay zekâ yüksek lisans programı gibi sektör-akademi ortaklıkları da, teorik bilgiyi uygulamalı deneyimle birleştirerek işe hazır uzmanlar yetiştirmeyi ve Türkiye’nin yerli yapay zekâ ekosistemini güçlendirmeyi hedefliyor.
Recep ERÇİN
İş gücü piyasası, yapay zekânın hızlı yükselişiyle tarihinin en önemli dönüşümlerinden birinden geçiyor. Teknik uzmanlığı, pratik deneyimi ve uyum sağlama becerisini bir araya getiren yeni bir yetkinlik seti ortaya çıkıyor. Hem iş dünyası hem de akademi bu değişime yanıt olarak evriliyor ve ileriye dönük en etkili yol iş birliğinden geçiyor. Böylece gerçek sektör deneyimi üniversitelere taşınabiliyor ve güçlü teorik bilgi iş hayatına entegre edilebiliyor.
Yapay zekâ artık geleceğe ait bir kavram değil; günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası hâline geldi, kariyer dünyasında da giderek daha belirleyici bir rol üstleniyor. Ülkeler ulusal yapay zekâ yetkinliklerini geliştirmek için yarışırken, toplumu yapay zekâ çağına hazırlamak stratejik bir öncelik hâline geliyor. Türkiye'de bu hedef, vatandaşlara yapay zekâ ekonomisinin gerektirdiği becerileri kazandırmayı, yapay zekâ teknolojilerinin sorumlu kullanımına duyulan güveni artırmayı ve gerçekten yerli yapay zekâ çözümleri geliştirmeyi amaçlayan 2026–2030 Yapay Zekâ Eylem Planı'nda kendini gösteriyor.
Bu stratejinin başarıyla uygulanması, yapay zekâ ekonomisi için yeni nesil uzmanları ve liderleri yetiştirebilecek yapay zekâ yüksek lisans programları da dâhil olmak üzere ileri düzey akademik eğitim olanaklarının yaygınlaştırılmasına bağlı olacak.
Türkiye'de yapay zekâ kullanımının yükselişi
Yapay zekâ kullanımının bu denli yaygınlaşması iş gücü piyasasını yeniden şekillendiriyor. Sektörler yapısal değişimlerden geçiyor ve çalışanların yalnızca yapay zekâ araçlarını ve metodolojilerini iş akışlarına entegre etmelerini değil, aynı zamanda mesleki beceri setlerini geliştirmelerini de gerektiriyor. PwC 2026 Küresel Yapay Zekâ İşleri Barometresi araştırmasına göre, makine öğrenimi gibi kapsamlı eğitim ve özel uzmanlık gerektiren yapay zekâ isteyen işler, genel iş piyasasının büyüme hızının (%9) yaklaşık sekiz katı hızla (%69) büyüdü. Yapay zekâ işlerinin sayısı da 2024'e kıyasla neredeyse iki katına çıktı.
Yapay zekâ becerilerine sahip çalışan eksikliği özellikle belirli sektörlerde daha çok hissediliyor. Türkiye'deki büyük finans kuruluşları; veri bilimcileri, yapay zekâ mühendisleri ve dijital bankacılık uzmanlarını bünyelerine katabilmek için yoğun rekabet içinde. Teknoloji sektöründeki maaşların, özellikle yeni nesil teknolojiler alanında çalışan profesyoneller için 2025 yılına kadar %15–20 oranında artması öngörülüyor.
Türkiye'deki kuruluşların neredeyse yarısı yapay zekâ eğitimi sunmasına rağmen, kurumsal stratejileriyle uyumlu olgun programlara sahip olanların oranı yalnızca %13 seviyesinde. Benzer şekilde, şirketlerin kurum içi gelişime güçlü bir şekilde yöneldiği görülüyor. Şirketlerin %82'si mevcut çalışanlarının yetkinliklerini geliştirmeye öncelik verirken, yalnızca %23'ü yeni yetenekleri işe almayı tercih ediyor.
Temel sorun: Talep arzı aşıyor
Bu büyümeye rağmen, nitelikli yapay zekâ uzmanı arzı talebe ayak uydurmakta zorlanıyor. Bu dengesizliğe çeşitli yapısal zorluklar neden oluyor.
Pek çok mezun; makine öğrenimi, gerçek dünya sistemlerinin devreye alınması, veri mühendisliği ve yapay zekâ altyapısı gibi temel alanlarda uygulamalı deneyimden yoksun. Dünya Bankası Grubu da Türkiye iş gücünün yapay zekâ çağına hazırlanabilmesi için programlama dilleri, mühendislik becerileri, proje yönetimi araçları ve veri analizi teknikleri gibi yetkinliklerin önem taşıdığını belirtiyor. Bu yetkinliklerin geliştirilmesi yıllar alan karmaşık beceriler olduğundan, yetenek havuzu talepteki artışa yeterince hızlı uyum sağlayamıyor. Sonuç olarak, mezun sayısı artsa da işe hazır yapay zekâ mühendislerinin sayısı sınırlı kalıyor.
DÜNYA Gazetesi Yazarı fütürist ve ekonomist Ufuk Tarhan da, "Bu program, gençlerin T-İnsanlaşmasına; teknik uzmanlıklarını ekonomi, tasarım odaklı düşünme, takım oyunu, kürasyon ve sürekli öğrenme becerileriyle tamamlamalarına güçlü bir zemin sunuyor. Çünkü yaklaşan dönemde ülkelerin teknoloji gücünü yalnız modeller ve makineler değil; farklı disiplinleri birleştirebilen, yapay zekâyı üretime aktarabilen ve insan sorumluluğunu sistemin merkezinde tutabilen bu yeni kuşak belirleyecek. Buradan yetişecek her yetkin T-İnsan, Türkiye'nin fiziksel yapay zekâ, otonom sistemlerini, teknoloji ihracatını ve yüksek katma değerli üretim kapasitesini büyütecek bir çarpan etkisi yaratacak” tespitini yaptı.
İkincisi, eğitim sisteminde daha geniş kapsamlı bir yetkinlik açığı bulunuyor. Üniversiteler yapay zekâ, veri bilimi ve makine öğrenimi alanlarında programlar sunsa da bu programlar çoğunlukla teorik ağırlıklı oluyor. Öğrenciler, sektörün ihtiyaç duyduğu uygulamalı ve proje temelli deneyime sahip olmadan mezun oluyor; bu da akademik eğitim ile iş gücü piyasasının ihtiyaçları arasında bir uyumsuzluk yaratıyor.
Açığı kapatmaya yönelik kamu çalışmaları
Türkiye'nin 2026–2030 Yapay Zekâ Eylem Planı'nın "Fark Et" başlıklı ilk ayağı, toplumda yapay zekâya ilişkin geniş kapsamlı bir farkındalık oluşturmayı ve toplumun yapay zekânın hızla yaygınlaşmasına hazır olmasını sağlamayı amaçlıyor. Bu çabanın merkezinde, iki yıl içinde 81 ilin tamamında düzenlenecek atölye çalışmaları ve eğitim programları aracılığıyla beş milyon vatandaşa ulaşmayı hedefleyen Ulusal Yapay Zekâ Okuryazarlığı Programı'nın hayata geçirilmesi yer alıyor. Girişim, yalnızca dijital becerileri geliştirmeyi değil, aynı zamanda yapay zekâ teknolojilerinin sunduğu fırsatlar ve beraberinde getirdiği olası riskler konusunda farkındalık oluşturmayı da amaçlıyor.
Hükûmet, geniş kapsamlı kamu eğitim çalışmalarının yanı sıra kullanıcı haklarını koruyan ve yatırım ile inovasyon için daha öngörülebilir bir ortam oluşturan bir düzenleyici çerçeve oluşturmayı planlıyor. Türkiye, yapay zekâ okuryazarlığını açık yönetişim kurallarıyla birleştirerek yapay zekâ teknolojilerine yönelik toplumsal güveni artırmayı ve bu teknolojilerin toplum ile ekonomi genelinde sorumlu ve yaygın şekilde kullanılmasının temellerini atmayı hedefliyor.
Açığı kapatmak: Sektör-akademi iş birliği
Yetenek açığını gidermenin en etkili yollarından biri, akademi ile sektör arasındaki iş birliğini güçlendirmektir. Müfredatın gerçek dünya ihtiyaçlarıyla uyumlu hâle getirilmesi sayesinde bu tür iş birlikleri, ilk günden katkı sunmaya hazır mezunlar yetiştirebilir.
Bunun dikkat çekici örneklerinden biri, Yandex Türkiye ile Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) arasındaki iş birliği. İki kurum, 2025 yılında sektör ve akademi tarafından ortaklaşa geliştirilen Türkiye’nin ilk yapay zekâ yüksek lisans programını hayata geçirdi. Bu öncü girişim, iş hayatına hazır yeni nesil yapay zekâ uzmanları yetiştirmeyi ve Türkiye’nin küresel yapay zekâ ekosistemindeki konumunu güçlendirmeyi amaçlıyor. Daha da önemlisi, tamamen yerli olarak veya güçlü yerel iş ortaklarıyla birlikte Türkiye’de geliştirilen, günlük hayatta kullanılabilecek rekabetçi yapay zekâ çözümlerinin ortaya çıkmasına katkı sağlamayı amaçlıyor.
ODTÜ Yapay Zekâ Mühendisliği Yüksek Lisans Programı Koordinatörü ve deneyimli bir yapay zekâ araştırmacısı olan Doç. Dr. Şeyda Ertekin, şunları söyledi:
“ODTÜ'de yapay zekâ eğitimini, öğrencileri yeni nesil yapay zekâ teknolojilerini geliştirmeye, değerlendirmeye ve bu alana liderlik etmeye hazırlayan bir araç olarak görüyoruz. Bilgisayar Mühendisliği Bölümü bünyesinde yürütülen Yapay Zekâ Mühendisliği Yüksek Lisans Programımız, ODTÜ'nün Bilgisayar Bilimleri ve Mühendisliği alanındaki son derece güçlü teorik temelleri ve köklü araştırma kültürü üzerine inşa edilmiştir. Program; makine öğrenimi, büyük dil modelleri, bilgisayarlı görü ve veri analitiği gibi alanlarda kapsamlı bir eğitimi, ileri düzey hesaplama yöntemleri ve disiplinler arası araştırma olanaklarıyla bir araya getiriyor.”
Ufuk Tarhan da, “ODTÜ’lü bir ekonomist, iş fütüristi, teknolojist ve stratejist olarak bu programı, gençlerin sürdürülebilir kariyerler kurması ve Türkiye’nin yeni üretim düzeninde güçlü bir konum edinmesi açısından çok önemli buluyorum. Yapay zekâ ekranlardan fabrikalara, robotlara, lojistik ağlarına ve enerji sistemlerine taşınıyor; Physical AI (fiziksel yapay zekâ), agentic economy (ajan ekonomisi) ve yeni sanayi devrimi aynı dönüşüm hattında ilerliyor. Yandex’in ölçek, veri ve saha deneyimi ODTÜ’nün bilimsel derinliği ve mühendislik gücüyle birleştiğinde; algoritma geliştiren, gerçek sorunları çalışan sistemlere dönüştüren ve endüstriyel otomasyonu ileri taşıyan bir kuşak yetişebilir” ifadelerini kullandı.
Teori ile pratiği buluşturan program
Program, makine öğrenimi uzmanı, yapay zekâ geliştiricisi veya araştırmacı olmayı hedefleyen öğrenciler için tasarlandı. Müfredat, ODTÜ'nün yapay zekâ ve makine öğrenimi alanındaki güçlü teorik birikimini – büyük dil modelleri (LLM'ler) gibi yükselen teknolojileri de kapsayacak şekilde – Yandex Türkiye tarafından sunulan makine öğrenimi mühendisliği ve MLOps gibi uygulama odaklı uzmanlık dersleriyle bir araya getiriyor. Ertekin açıklamasının devamında, “ODTÜ'nün sektörle yakın bağları, güçlü mühendislik ekosistemi ve Türkiye'nin teknoloji ve inovasyon ortamının merkezindeki konumu, yapay zekâ araştırmalarını pratik endüstriyel çözümlere dönüştürmek için son derece cazip bir ortam sunuyor. Mezunlarımızın yalnızca yüksek nitelikli yapay zekâ mühendisleri ve araştırmacıları olmakla kalmayıp Türkiye'de sorumlu, rekabetçi ve yerel ihtiyaçlarla uygun yapay zekâ teknolojilerini şekillendirecek ve alanın küresel gelişimine katkı sunacak etkili profesyoneller hâline gelmesini bekliyoruz” dedi.
Yapay zekâ eğitiminin ve iş dünyasının geleceği
Yapay zekâ sektörleri değiştirmeye devam ettikçe ve daha fazla yerelleştikçe, uygulamalı ve sektörün ihtiyaçlarına uygun eğitimin önemi daha da artacak. Geleneksel akademik modeller artık tek başına yeterli değil. Gelecek, teoriyi uygulamalı deneyimle birleştiren hibrit yaklaşımlarda yatıyor.
Sektör ortaklarıyla birlikte geliştirilen yapay zekâ odaklı yüksek lisans programları, ileriye doğru atılmış önemli bir adım anlamına geliyor. Bu programlar yalnızca yetenek açığının giderilmesine yardımcı olmakla kalmıyor, aynı zamanda eğitim sistemlerinin teknolojik dönüşüme ve ulusal yapay zekâ altyapıları ile teknolojilerinin giderek artan rolüne nasıl yanıt verdiğini de gösteriyor.
Türkiye'de iş gücü piyasasını dönüştürmeye başlayan bu programlar; daha donanımlı, değişime daha kolay uyum sağlayabilen ve ulusal teknolojilerin giderek vazgeçilmez hâle geldiği yapay zekâ odaklı bir dünyada liderlik etmeye hazır iş gücünün yetiştirilmesini sağlıyor.
Emeklilikte rota değişti 2026'nın en avantajlı ülkelerinde yeni birinci varAktüel
İkinci el otomobil almadan önce bunları kontrol edin: e-Devlet'te araçla ilgili hangi bilgiler var?Otomotiv
Türkiye'nin Uzak Doğu ihracatı hızlandı: Sekiz ayda 5,7 milyar dolar aşıldıEkonomi